Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türk Okçulu?u
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 21 Ksm 2007
Bildiriler: 99
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkler’de yay yapymy önemli bir i? ve sanatty. Efsanevi anlatymlarda bunun için avcy da?lara dü?erek yedi geyik tekesi yakalar ve bunlaryn boynuzundan yay hazyrlarlar. Boynuz, a?aç ve sinirden olu?an Türk yayy, bunlaryn balyk tutkaly ile yapy?tyrylmasy ile meydana gelirdi. Kalmuk destany Dzangar’da “kahramanyn aty? yayy” ve Ba?kurtlar’da “kemik ve kurt siniriyle kaplanmy? yay” demek olan “edrene” sözcü?ünün kökeni, Do?u Türkleri’nin folklor materyallerinin incelenmesinden ortaya çykmaktadyr.



Sir-Derya kyyylarynda derlenen Kazakça “Adile Sultan” destanynda edrene, Ba?kurtça ve Kalmukça’da oldu?u gibi, do?rudan do?ruya yay anlamyna kullanylmy?tyr ki yay kavramyny ifade eden arkaik bir sözcük oldu?u dü?ünülür. Orta Asya Kyrgyz-Kazaklary eski kahramanlaryn “edrene” denilen bir tür yay kullandyklaryny yalnyz destanlaryndan bilirler, Yrti? havzasyndaki Kazak-Kyrgyzlar ise “edrene”nin Ba?kurt icady olan yay oldu?unu söylerler.Kompozit (mürekkep) Türk yaylarynyn yapymynda efsane ve destanlarda belirtildi?ine göre, dört çe?it organik madde kullanylmy?tyr: a?aç, boynuz, sinir ve tutkal. Yakut Türkleri’nin Er-Sogotoh destanynda, Er-Sogotoh’un kemikten yapylmy? yayyny alty ki?i çekemez, oklary çekice benzer ve a?açtan yapylmy? balykçy kulübeleri kadar büyüktür. Altay Türk masallaryndan “Kara-Atly Han” (Karattuu Kan) adly masalda; ki bu masal türeyi? destanyna paralel bir temaya sahiptir, çocuk kendine “yay” yapmak için yedi da?y dola?yr ve yedi geyik tekesinin boynuzlaryny toplar. Boynuzlary yan yana getirir, yapy?tyryr ve bunlardan da çok büyük ve çok kuvvetli bir yay yapar. Yay kiri?siz olmazdy. Ama bu öyle bir yaydy ki, her kiri? de buna uymazdy. Büyük denizin ta öbür ucunda, “yaan” adly canavar bir hayvan ya?army?. O?lan onu öldürür, derisini yüzerek yayyna kiri? yapar, Eski Türkçe’de “ya?an”, fil demektir. Bu arada tekenin erken dönemden itibaren Türkler’de totem hayvany oldu?unu dü?ünürsek, onun, yapymynda kullanylan yay da ayny ölçüde totemik bir de?er ta?yr ve kutsaldyr. Köktürk döneminde kemik yaylar çok geli?tirilmi?ti. O kadar ki Çinliler bu görkemli yaylarda tek boynuzlu efsanevî bir hayvan olan “kilen” boynuzu ve oklarda kartal kemiklerinin kullanyldy?yny sanmakta idiler. Öte yandan, boynuzlary ok yayy yapylmasynda kullanylan düz boynuzlu sy?yrlar hakkynda, Co-gyn?-lu çok önemli açyklamalarda bulunuyor: Co-gyn?-lu’ya göre, Cüe-duan (boynuz ucu) adly bir hayvan vardyr. Bu hayvan, anlatylanlara göre, görünü?te gergedan’a benzermi?. Ço?u kez ileri sürülmü?tür ki, Çin gergedany, ren geyi?inden do?an gerçekle bir ilgisi bulunmayan hayalen yaratylmy? efsanevî ve fantastik bir hayvandyr. Kuzey topluluklary hakkyndaki haberlerde ren geyiklerine ait hemen hemen hiç bir bilgi yoktur, halbuki bazy kuzey kavimlerinin kesinlikle ren geyi?ine sahip olmalary gerekti?i kabul edilmesi gerekir. Belki Cüe-duan hayvany ile ren geyikleri kastedilmi?tir, belki de sy?yrlaryn yukarydaki metinde sözü edilen düz boynuzlary, Cüe-duan hayvanynynki ile aynydyrlar. Sonuç olarak barbarlaryn ok ve yaylary efsanevi ve kutsal hayvanlaryn boynuz ve kemiklerinden yapylmaktaydy. Tüm Avrasya bozkyryny kapsayan synyrlar içinde, genel çerçeveye katylan atly göçebe halklar, ok ve yayyn yapyly?ynda kullandyklary teknolojik farklylyklar ya da uygulamada kullany?laryndaki ayrylyklar, alt kimliklerinin esoterik kayna?y noktasyna ula?my?tyr. Ok ve yayyn yapymynda kullanylan malzeme ve yapyly? bilgisi okült (gizli) bir ?ekilde, ustadan çyra?a aktarylarak, yapycysyna ve ailesine sosyal hayatta seçkin bir yer kazandyrdy?y görülür. Yine Dede Korkut hikayelerinde Eksek -koca’nyn o?lu olup, “Okçu” namyyla anylan birinden söz edilmektedir. Onun adynyn, Salur-Kazan ile ilk baky?ta sanyldy?yndan daha syky bir an’aneyle birbirine ba?ly bulundu?u kuvvetle söz konusu olabilir: Korkud’a dayandyrylan XVI. yüzyyl “Atalar sözü”nde erkekli?in ideal bir ?ekli olarak Salur Kazan ile birlikte onun “okçu”su, yani Barthold’un açyklamasyna göre, “okçusu ve ona ok yapan” Kuzan adly birinden söz edilmektedir. Destanlarda altyn, gümü?, demir, bakyr, kamy?, kayyn a?acyndan yapylmy? oklarla kar?yla?maktayyz. Yay da sy?yr sinirinden, kurt sinirinden ve kemikten yapylmaktadyr. Tek ba?yna i? göremeyen okun tamamlayycy parçasy yaydyr. Bunun yapymy ise, oktan daha zordur. Çok eski silah kitaplarynda yaylar, et-kemik-kan ve sinirden olu?an insana benzetilir ve bundan ötürü de kutsal sayylyrdy. Gerçekten de yaylar, a?aç – tutkal sinir ve kemikten yapylyr .

Bu yaylaryn yapymy bir yyl almakta, iyisi iki yüzyyl kullanylabilmekte idi. Bu konuda ustaly?a ula?mak bir ömür alyrdy. Bu üstün kaliteli silaha, uzun ve yorucu idmanlarla edinilen aty? yetkinli?ini de eklersek varylan göz kama?tyrycy sonuçlara ?a?mamak gerekir. Ok ile yay kullanymy çok erken dönemlerde, sadece av silahy olarak kullanyldy?y, ancak çe?itli sava?lar nedeniyle toplumlarda geli?tirilerek kullanyldy?y, köken ve do?u? efsaneleriyle ulusalla?tyrylmaya çaly?yldy?y görülmektedir. Kurumsal av ve
bu avda uygulanan okçuluk taktik ve tekniklerinin zaman içinde, sava? e?itimi ve takti?i uygulamasy ?ekline dönü?erek, okçuluk faaliyetinin oda?ynda yer aldy?y temel nitelik haline gelmi?tir.



`Sonuna dek gerilmi? bir yay, tüm evreni içine alyr, i?te bunun için yayy do?ru biçimde germeyi ö?renmek çok önemlidir.'

Yayyn do?ru gerilebilmesi için vücudun gergin olmamasyny ö?ütler Zen okçulary. Bir bebe?in parma?y tutmasy gibi kuvvetli ama yumu?ak. Bir bebek gibi amaçsyz. Böyle oldu?unda okun byrakyly?y da gerilimsiz ve titremesiz olacaktyr. Hedefi dü?ünmeden yayy germek ö?ütlenir; yayy germeyi ok atmak için bir araç gibi görmemek ö?ütlenir. `Do?ru yolda amaç güdülmez. Hedefi vuraca?ym diye ne kadar çabalarsanyz o kadar ba?arysyz olursunuz, amaçtan o kadar uzakla?yrsynyz. Bir ?eyi ba?arma tutkunuz yolunuza çykmy? bir engeldir.'

Yayy bütün evreni içine alacak kadar gerebilmek, evrenle bütünle?menin bir yolu olmaly. O?uz destanyndaki O?uz sözcü?ü ok'tan gelir, ok ve o?ulun ayny anlama geldi?ini söyler Macar bilim adamy Laszlo Torday evren, ok ve yayla anlatylmaz my? Ulu? Türk bir gece rüyasynda altyn bir yay ve üç gümü? ok görür. Yay, do?udan batyya do?ru uzanyyordur. Oklar gece tarafyndan uçuyordur.

Tüfek icat oldu, Osmanly'da okçuluk sava?taki önemini kaybetti, ama içine sarayy, padi?ahlary alan törensel bir spor haline geldi. Kendi ahlaky, adaby ve büyüsü olu?tu. Sabyr, liyakat, e?itlik ve erdem için bir yol haline geldi okçuluk. Padi?ah bile istese, oku eline alyp bir aty? yapamazdy. Kabza almak, yani ok meydanlarynda ok atabilme hakkyna sahip olmak için, uzun süren bir e?itim ve terbiyeden geçmek gerekirdi. Kabzayy veren, okçularyn piri, ?eyhi ya da menzil sahibi bir kemanke? olmalyydy.

Acemi okçunun, hakiki yayyyy eline alabilmek ve ok atabilmek için önce eline kepaze almasy gerekirdi. Yeni ba?layanlar kepade ya da kepaze denilen yumu?ak bir yayy günde 50 kezden ba?layyp 500'e kadar çekip byrakyrdy. Bykmadan, usanmadan ve sabyrla. Sonraki aylarda, yine ucu lastik toplarla kapatylmy? oklar kullanylarak talim aty?lary yapylyrdy. Otuz gün boyunca, sabah 150 defa, ak?am 150 defa. Vücut ve zihin yayy germeye ve oku sarsmadan atmaya iyice aly?ana de?in. Çünkü okta, kuvvet kullanarak en ileri atmaktan çok hedefi vurmak önemlidir. ?ahitler huzurunda diz çökerek ?eyhin önüne gelen kemanke?, yayy ve ?eyhin elini öper. ?eyh de kabzayy onun sol eline byrakyr ve kula?yna kemanke?lik syrryny fysyldardy.

Sultanlar ve vezirlerin kabza törenleri biraz daha farkly olmakla birlikte, onlar da di?er acemiler gibi idmanlara devam etmek, meydanda 900 gez'den (1 gez: 80 santimetre) daha a?yry mesafeye oklaryny fyrlatmak zorundaydylar. Onlar da kabza almak için bir üstat seçerdi. Bir kemanke? için en büyük hedef, ba?ka okçularyn menzillerini geçip kendi adyna bir menzil ta?y diktirmekti. Tabii menzilden fazla sapmadan. Okun ni?an ta?yndan dü?ebilece?i uzaklyk 30 gezdi (17. yüzyyldan sonra 40 gez).

Kemanke? her aty?ta `Ya Hak!' diye ba?yryrdy. Bu sesi duyan havacylar, yani oku havada izleyip konaca?y yere ko?anlar böylelikle aty?yn yapyldy?yny anlarlardy. Ok ni?an ta?yna yakyn dü?mü?se, bu havacylar ucuna ta? ba?ly bir tülbenti havaya atyp tülbent ederlerdi. Menzil alynmy?sa yani eski bir menzil geçilmi? ise kavuklaryny havaya atarlar yani destar bozarlardy. Ve sonra ça?rylan ayak ?ahitleri (aty?yn yapyldy?y ta?yn ba?ynda bekleyenler), `Oku yolunca atty, saryk bozuldu?unu gördük' der, hava ?ahitleri `Oku buraya dü?tü, kondu?unu gördük' derlerdi. Kabul edilince de `Pehlivan, söz yok, atmy?syn' denirdi.


Kemanke?lik
Osmanly Ymparatorlu?unda okçuluk Orta Asya Türkleri'nden gelerek, Arap geleneklerinin de hafif bezemeleri ile geli?mistir. Osmanly kemanke?lik sporu yüzyyllardyr adyny çok bilmedi?imiz büyük kemanke?lerin (Bosna'ly ?üca, Havandelen Solak Bali, Tozkoparan Yskender vs...) yaratylmasyny sa?lamy?tyr. Bu sporcularyn kimilerinin menzil aty?lary 1275 gez (800-850 metre) mesafeler ile kyrylmasy güç rekorlara imza atmy?lardyr. Osmanly kemanke?leri pir olarak Sahabe'den Ebu Vakkas'y sayarlar.
Kemanke?lik sporunun araçlary olan ok ve yay için ise;

Okun boyu "gez" olarak ölçülür.Bir gez yakla?yk olarak 65 - 70 cm. civaryndadyr , çe?itli ah?ap malzemelerden (çam a?açlarynyn kuzey rüzgary alan kysymlaryndan) veya bambu kamy?yndan yapylyr ,

Ok ucuna "demren" ya da "temren" ady verilir, kemik veya demirden yapylyr,

Okun son kysymy olan tüy kysmyna ise "yelek" ady verilir, genelde ku?u, kartal tüyleri kullanylyr, ucunda temren'i olan oklara i?levine göre gerekti?inde yelek takylmaz.

Yay: Osmanly yayy ise son derece i?levsel, ayny zamanda kysa, kullanymy kolay ve "pek", yani oldukça sert yaylardyr.

Yay ipine Tirke? veyahut Çile ady da verilir. Tirke?, genelde koyun ba?yrsa?yndan olabilece?i gibi ibri?imden de imal edilir.

Yaylar genelde filmlerde görüldü?ü gibi sürekli olarak gergin durumda de?illerdir.Normal durumda tirke? ve yay gerilimsiz ve gev?ek bir ?ekilde durur, kullanylaca?y zaman ise yay kurulur.

Yay terse do?ru kurulmaktadyr ve oldukça güç gerektiren bir i?tir (Harbiye Askeri Müze'de yay örnekleri ve kurulumun nasyl yapyldy?yna dair çizimler mevcuttur). Kaynaklar bazy kemanke?lerin ve gücü ile nam salmy? pehlivanlaryn "pek" yaylary tek kollary ile kurabildiklerinden övgü ile bahseder.

"Hz. Muhammed hadislerinde sava? ve silah konusuna da de?inmi?tir. Bir hadisinde "Evladynyza suda yüzmeyi ve ni?an almayy ö?retiniz" diyerek, çocuk ya?ta bir spor olarak hazyrlanmayy i?aret ederken, gelecekteki bir sava? için; "Her kim dü?manla kar?yla?yr da, ölünceye veya zafer kazanyncaya kadar sabyr ve sebat ederse, kabir azabyndan emin olur" demi?tir. Yine bir hadisinde "Ok atmak bo? yere geçirilen zamanlaryn en hayyrlysydyr" ö?üdü ile ok talimini ö?ütlemi?, bir di?erinde ise "Her kim ni?ancylykta usta olur da, onu terkederse Allahyn nimetlerinden bir nimeti terk ve kaybetmi? olur" diyerek ok atmayy Allahyn insanlara verdi?i kutsal nimetlerden biri olarak de?erlendirmi?tir."

_________________
O?uzsoylu, Kayyboylu Türkmenim.
Kullanıcı kimliğini gösterOğuzsoylu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Re: Türk Okçulu?u
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 05 Şub 2009
Bildiriler: 2
Alıntıyla Cevap Gönder
Oğuzsoylu demiş ki:

Sir-Derya kıyılarında derlenen Kazakça “Adile Sultan” destanında edrene, Başkurtça ve Kalmukça’da olduğu gibi,

Burada verilen bilgilerin kaynaklarını gosterebilir misiniz acaba?
Kullanıcı kimliğini gösterBashqort tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Okçuluğu
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2