Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
TÜRKÇEDE ÇOĞUL, ERİL VE DİŞİL KAVRAMLARI
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
TÜRKÇEDE ÇOĞUL, ERİL VE DİŞİL KAVRAMLARI

"Merhabalar,

Çoğul eki olarak bilip kullandığımız ler, ler, lar, lar kafamı taktığım hususlardandır.
Dilimize Arapça'dan ve Farsça'dan çok sayıda kelime girmiş ve neredeyse Türkçe'leşmiştir.
Ancak; orijinalinde çoğulu da olan birçok Arapça ya da Farsça kelime, sonlarına ler, lar eklenerek çoğul yapılmaktadır.

Örneğin :
Memur - Memurlar,
Şey - Şeyler,
Eşya - Eşyalar...

Aslında Türkçe olmayan memur kelimesinin orijinal çoğulunun memurin olduğunu, hatta devlet görevlisi anlamına kullanılan bu kelimenin, yani memur kelimesinin erkek görevliyi kastettiğini, bir bayan görevli belirtilmek isteniyorsa ona da memure denildiğini sanıyorum.

Şey ve eşya kelimeleri ise zaten biri tekil, diğeri çoğulu diye biliyorum. Bunlara bir de ler, lar takınca yanlış yapmıyor muyuz?

Sevgili Tahsin MELAN bir yorum getirirseniz çok memnun olacağım.

Selam ve sevgilerimle. / İ. Barlıoğlu"

***

İsmet Bey, bu güzel konuyu gündeme getirmeniz çok iyi oldu. Bunu ara sıra özel iletilerden de yanıtlamaya çalıştım. Burada yapılan açıklamayla sanırım pek çok kişinin soru işaretlerini kaldırabileceğiz.

Beklentilerinize açıklama yapmadan önce sizlerle paylaşmak istediğim Atatürk'le ilgili anılardan kısa bir alıntı var, onu ekleyeceğim. Bu kısacık anıyı (anekdot demek istemiyorum) aktardığımda sanırım sorularınızın yanıtını Atamızdan almış olacaksınız.

"Atatürk 1922'de yaptığı bir konuşmada "muallime" yerine "muallim hanımlar" diye hitap etmiş, arkasından da dilimizdeki "dişilik eklerini" kullanmak zorunda olmadığımızı ifade etmiştir. Bu anı, Atatürk'ün çok önceleri, Arapça kurallardan arınmış sade Türkçeden yana olduğunu göstermektedir."

Bu sözlerden sonra başka söze hacet var mı dersiniz?

Aslında bu sonuç dilimizin dünya dilleri içerisinde kuralları en sağlam ve güzel bir dil olmasının bir göstergesidir. Düşünebiliyor musunuz erkek ve dişi sözcükler, sözcüklere erkeklik ve dişilik kavramı veren ekler veya çekimler! Arapçada verdiğiniz örneklerde olduğu gibi. Bu aynen Almancada da var. Sözcüklerin "tekil ve çoğulu" yine aynı şekilde "erkeklik ve dişilik" kavramları farklı ek ve yöntemlerle yapılıyor. Dolayısıyla birçok kural ve karışıklık ortaya çıkıyor. Ondan sonra da açıklanamayan nedenlerden dolayı kural dışı diye geçiştirmeler. Oysa dilimizin güzelliğine bakın. Sözcüklerimizde kesinlikle eril (erkeklik) ve dişil (dişilik) kavram söz konusu değil. Arapçadan alınmış olan sözcükler de artık bizim olması nedeniyle bizim kurallarımıza boyun eğmiştir. Dil bu kuralı kendisi yerleştirmiştir. "Memur" dediğimizde bir ayrım söz konusu değildir. "memur bey" veya "memur hanım" demek yeterlidir. Kâtip / kâtibe yerine kullandığımız "sekreter" yine her ikisi için de geçerlidir. Yine aynı şekilde "müdür" (Ar. müdir - müdire) sözcüğünü de örnekleyebiliriz. Sözcüklerin Türkçeleşmiş halinde seslerindeki dönüşüm ve dile uyum kendini göstermektedir. Fakat ilginçtir ki çok yaygın olmamakla beraber bu sözcüğe dişil kavramı veren ekin hâlâ kullanımını sürdürdüğü görülmektedir: "müdüre hanım" Bu örnekleri çoğaltmak ve konuyu uzatmak olasıdır, ama sanırım şimdilik bu kadarı yeterli olacaktır.

Çoğul eklerinde de durum aynıdır. Onların sözcükleri eğip büküp yeniden şekillendirmeleri değişik kurallara bağlanıyor. Elbette yine kural dışı yazımlar söz konusu oluyor. Verdiğiniz "şey / eşya" örneğinde olduğu gibi. Yine bir örnek: "libas / elbise" Bugün artık "giysi" anlamındaki "libas" sözcüğünü hemen hemen hiç kimse kullanmıyor. Oysa bu sözcüğün çoğulu olan "elbise"yi" tekil kavram taşır gibi kullanıyoruz ve Arapçada çoğul kavramı taşıyan bu sözcüğe bizim çoğul ekimizi (-ler) ikinci defa çoğul yapmak üzere yüklüyoruz (elbise-ler : "libas"lar-lar). Tıpkı "tadil / tadilat" sözcüklerinde olduğu gibi. "Tadilat" zaten çoğuldur (-at eki Arapçada çoğul ekidir) ama biz bunu "Evde bazı tadilatlar yapacağız." örneğinde olduğu gibi tekil kavram olarak algılıyor, dolayısıyla çoğul ekimizi ekliyoruz. Mantık bu. Dolayısıyla artık Arapça çoğulunu da düşünerek iki defa üst üste çoğul yapılmış diyemeyiz. Demememiz lazım. Çünkü artık bu sözcük bizde tekil kavram taşıyarak yaşamaktadır. Arapça değil, Türkçedir, Türkçeleşmiştir.

Yukarıda da belirttiğim gibi Arapçadaki bu durum pek çok yabancı dil ailelerinde görülmektedir. Oysa dilimizde onların uğraşıp sonuçlandırmaya çalıştıkları karışık kurallarına inat sadece tek bir ek vardır: "-ler" (-lar)

Yıllarca yabancılara (gerek üniversitelerde gerekse özel okul ve kurslarda) Türkçe öğrettim. Bu konu gündeme geldiğinde hayranlıklarını gizleyemeyen yabancıları görmenin zevkini ve dilimizin kurallarında görülen tutarlılığın ve sadeliğin haklı gururunu yaşadım. "Türkçede çoğul yapmak için tek kural vardır. O da -ler(-lar) ekini sözcüklerin sonuna eklemenizden ibarettir." dediğimde inanın ağızları açık kalıyor, büyük bir şaşkınlık yaşıyorlardı.

Sahip olduğumuz güzelliklerin içinde boğulacağımıza onların kıymetini bilip süzülerek yüzelim derim. Dünyanın hiçbir dilinde dilimizdeki kadar tutarlı kurallar yoktur. Kural dışı (istisna) diye adlandırılacak uygulamalar hemen hemen hiç yok denecek kadar azdır. Diğer dillerle karşılaştırdığımızda "hiç yoktur" bile desek yalan olmaz.

Bu güzelliğe, bu değere sahip çıkıp saygı duyulması dileklerimle.

Tahsin MELAN

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
TÜRKÇEDE ÇOĞUL, ERİL VE DİŞİL KAVRAMLARI
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2