Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
OLDUM
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder

.............................. Şiir sunumunu buradan izleyebilirsiniz.
.............................. youtube paylaşımını buradan izleyebilirsiniz.

OLDUM

Bir selam gelmedi gonca gülümden
Artık gam yükünü çekemez oldum
Nasıl kurtulurum ben bu zulümden
Ahirim ne olur bilemez oldum

Gönül kıblesinde bir huri gördüm
Elin tutup yüzüm yüzüne sürdüm
Hicran ateşiyle kefenim ördüm
Vuslatın hazzını tadamaz oldum

Aklımın çektiği nedir gönlümden
Baş tacı ettiğim yedi ömrümden
Diken idim ayrı kaldım gülümden
Hilkâtin sırrını çözemez oldum

Çağlayan gönülde kor olur hasret
İstersen kavuşmak vazgeçme sabret
Gönüller ıraksa boşadır gayret
Dese de arifler uyamaz oldum

Yürekte yangını kül eden misin
Gönüle sevdayı zül eden misin
Aşığı maşuğa kul eden misin
Bu çıkmazda yolum bulamaz oldum

Cümle gülizarı benimdir sanma
Bîvefa canana kapılıp yanma
Baharın dalları yeşerdi amma
Goncalar gül oldu konamaz oldum

Ömür kısa derler sakın inanma
Günün kıymetin bil gafil davranma
Bencileyin sahte müjgâna kanma
Geç kaldım bahara açamaz oldum

Cefasız sevdaya sevda mı denir
Sevdanın bedeli şevkle ödenir
Melanî toprağa bir gün belenir
Alın yazıma şerh düşemez oldum


Tahsin MELAN / 24.11.11_Frankfurt

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder

.............................. Şiir sunumunu buradan izleyebilirsiniz.

*** Dinle Şarkımız Olsun... ***

UMUTSUZ AŞK

Ne olursun bir daha anma sakın adımı
Kırdın gönül kapımı kolumu kanadımı
Şarkılar hepten sustu seni söylemez oldu
Bir nefeslik esinti sildi senle yâdımı

Gel deme ne olur istesem de gelemem
Gül deme ne olur sen ağlarken gülemem
Çıkmaz bir sokak bu umutsuzca aşkımız
Öl deme ne olur sen yaşarken ölemem

Anıları toplayıp verdiğim eskiciye
Sormuşsun kimden aldın neden satmıştır diye
Unut sen de sil beni gönlünün bahçesinden
Gözlerinde bir damla kalsın sana hediye

Gel deme ne olur istesem de gelemem
Gül deme ne olur sen ağlarken gülemem
Çıkmaz bir sokak bu umutsuzca aşkımız
Öl deme ne olur sen yaşarken ölemem

Tahsin MELAN 04.12.11

İzinsiz alınmaması(!) rica olunur.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder

.............................. Şiir sunumunu buradan izleyebilirsiniz.
.............................. youtube paylaşımını buradan izleyebilirsiniz.

POSTACI

Mektup yazmayı unutan ve özleyenlere...

Zarfın tutkalını ya da pulu yapıştırmak için yaladığınızda her ne kadar yüzünüzü hafifçe buruşturmuş olsanız da dilinizde kalan o tadı hiç özlemiyor musunuz? Adresi yazıp son olarak da arkasına kendi adresimizi yazıp postaya teslim ettiğimizde sanki bir parçamızın yola çıktığı hissini nasıl da unutur olduk? Yazdıklarımızın sevdiklerimize ulaştığında onların mutluluklarını görebilmek, hissedebilmek için neleri feda etmezdik ki? Maalesef zaman ve gelişim öylesine acımasız ki pek çok değer yargılarımızın dumura uğramaya başladığı bu dönemde artık bu güzel paylaşımlardaki duyguları da yaşayamaz olduk. Hele ki genç kuşak bu zevki hiç mi hiç yaşayamadı, yaşayamayacak. Onlar maalesef ancak ellerindeki telefon denen oyuncakla cırt cırt cırt mesajlaşmayı biliyor. Bir de onların deyimiyle “çetleşme” olayını. Üstelik iki satır yazmayı bile beceremeden. Hem de dili, Türkçeyi, sözcükleri adeta ırzına geçercesine katlederek.

Duygular ancak paylaşıldıkça güzel ve anlamlı oluyor. Ya yüz yüze konuşarak ya da yazıya dökerek. Yazıya dökmek deyince, bir tuşa basmakla yok edilebilen sanal ortamı kastetmiyorum. Elimizde varlığını, kokusunu, şeklini görüp hissedebileceğimiz ve kalıcı olabilecek yazışmalardan, daha doğrusu mektuplardan söz ediyorum. Onları aldığımızda daha açmaya bile fırsatımız yokken duyduğumuz o haz nasıl bir duygu ki hiçbir maddî değerle ölçülemez. Okursun, bir daha okursun. Sanki doyumsuz bir tutku olmuştur. Kağıt kokusunu dünyanın en güzel güllerinin kokusuna değişmezsiniz. Oysa alt tarafı odunumsu bir kokudur, ama onu güzel ve doyumsuz yapan mektup vasfında olması ve içinden yansıyan duygulardır.

Hele bir asker ya da gurbetçi iseniz. Hele ki eşinizden yeni ayrılmışsanız ve sevdası burnunuzda buram buram tütüyorsa… Amma ve lakin öylesine bir görgü, saygı ve edep vardır ki mektubu dinleyen ahaliye karşı, böylesine erdem dolu duygular nedeniyle sevgilisinin adını bile yazamaz garibim. Sadece son satırında, selam faslında gizlidir, inceden inceye bir dokunuş. “… anamın, babamın kardan ak pamuktan yumuşak ellerinden hasretle incitmeden öperim…” diye başlar ve sıralar ev ahalisine selam ve sevgi duygularını. Ama eşinin adını yazmaz. Ve “… mektubu okuyan ve huzurda dinleyenlerin hepsine…” diyerek satır arasına gizler sevdasına selamını. Ağzı var dili yok gelin ise başı öne eğik utanarak almıştır bu ince mesajı. Yetmese de yetmiştir ona bu selam. Bütün mektup boyunca beklediği satırlar, sözcükler işte budur. Sonrasında bilir ki zaten mektup kendisine verilecektir. Onu koynunda saklayacak, arada bir çıkarıp okuyamasa bile erimin eli değmiş diye elleri arasında incitmeden okşayacak ve yine öpüp koynuna basacaktır hasretle. Hele bir de zarfın ucu yanıksa işte siz o zaman görün sevdanın ateşini. Okumaya bile gerek yoktur buram buram sevda ve hasretlik kokan o mektubu. Ucu yanıktır. Bu demektir ki “Söze ne hacet. İşte benim yüreğim de böylesine senin sevdanla yanıktır, bunu bil ve unutma!”

Bunlar yazmakla bitmez. Kısaca “mektup” der geçeriz, oysa bir sanattır mektuplaşmak. Sevdiklerinize ummadıkları bir mutluluk yaşatmak istiyorsanız iki satır mektup yazıp postalayınız. Bırakın "e-posta ile yazıyorum zaten" demeyi. Pulu, zarfı, postacıyı özel bir mektup getirirken görmenin güzelliği inanın bir başka hoştur. Gönülden yansıyan sözcüklerin kaleme dökülmesi, postacının size verilen değerin yansıması olarak getirdiği o zarfı almak veya aldırmak nasıl bir güzellik bilir misiniz? Bilirsiniz, bilmesine bilirsiniz, ama unutur oldunuz. Teknoloji canavarı bu güzel paylaşımları sildi süpürdü. Yenildik mi? Belki evet, ama hiç olmazsa arada bir bunu yaşamak gerekmez mi? İnsanların menfaat ilişkisine kilitlendiği günümüzde gelin gönüllerimizce sevgimizi, hasretimizi, dertlerimizi ucu yanık olsa da olmasa da satırlarla paylaşalım ve mektupları sevdiğimizce kitaplığımızda ya da bohçalarımızda saklayalım. Özlem duyduğumuzda yeniden okumanın zevkini yaşayalım.

Sevgisiz, sevgi dolu mektupsuz kalmamanız dileklerimle.

“Kestane kebap, acele cevap.”

Tahsin Melan


POSTACI

Sıra dağlar aşıp gurbete düştüm
Yıllar var ki bunu düşte görmüştüm
Hayra yoranlara şaşıp gülmüştüm
Sıladan bir mektup yok mu postacı

Gurbetin kahrıyla sevdam inlesin
Gelen yok giden yok derdim dinlesin
Üç beş satır getir gönlüm eylesin
Sıladan bir mektup yok mu postacı

Eşime dostuma hasret kalmışım
Yavuklum adına nağme salmışım
Gerçeği unutup düşe dalmışım
Sıladan bir mektup yok mu postacı

Bilirim dereler çağlayıp akar
Kuzular meleşip yaylağa çıkar
Başaklar sararıp harmana bakar
Sıladan bir mektup yok mu postacı

Ayrılık şerbetin bilmeden içtim
Özüm bende ama sözümden geçtim
Yazım böyle imiş kendim mi seçtim
Sıladan bir mektup yok mu postacı

Yazan kalem değil yürek bilesin
Bir kez dinle n'olur halin söylesin
Mazrufa bakanlar zarfı neylesin
Sıladan bir mektup yok mu postacı

Yüreğe saplanmış hasretin oku
Alıp götürüyor bir ses bir koku
Ucunu yaktığım mektubu oku
Sılaya bir mektup götür postacı

Ömür gelip geçti gurbet ellerde
Melanî sözleri gezer dillerde
Artık uçmaz oldu suna göllerde
Sılaya son mektup götür postacı

Tahsin Melan / Melanî 15.12.2011

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder

.............................. Şiir sunumunu buradan izleyebilirsiniz.
.............................. youtube paylaşımını buradan izleyebilirsiniz.


GÜZEL

Buhurun yayıldı gönül odamda
İşvene tutuldum meftunum güzel
Hercai misali açtın sevdamda
Kararan dünyamda mehtabım güzel

Ne zaman düştüysem tutanım oldun
Dermanım bitse de fermanım oldun
Canıma can suyu katanım oldun
İnayetin inkâr edemem güzel

Dağları delerim Mecnun misali
Ömrüme kazınan Leylî timsali
Bulunmaz bendeki sevda emsali
Sensiz bu bedende fazlayım güzel

Onca maral girdi yılgın ömrüme
Vazgeçilmezimdin çılgın gönlüme
Bin bir soru soran suskun gözlüme
Üzgünüm bir cevap veremem güzel

Manidar sözlerle yürek dağlama
Bir çürüğüm varsa sev say sağlama
Bir köşeye sinip küsüp ağlama
Sana sencileyin muhtacım güzel

Bahara ermeden ömrüm güz oldu
Gönlüm gülistandı gülleri soldu
Kırılan bu yürek kahırla doldu
Sev desen de gayrı sevemem güzel

Ruhumda açtığın onulmaz yara
Bir tebessümünle dönüştü nâra
Biçare sevdanla düşsem de dara
Onurumu kırma affetmem güzel

Melanî aşkına bir destan düzem
Sırlarım aşina kalmadı gizem
Kırıldı kalemim çare yok yazam
Bundan böyle adın anamam güzel

Tahsin Melan / Melanî 21.12.2011

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder


PKK'li teröristlerce hain bir pusuda öldürülen 24 vatan evladına...

İSYAN

Gencecik fidandı büküp kırdılar
Dalları kavruldu yaprak isyanda
Ömrün baharında çekip vurdular
Ona makber olan toprak isyanda

Babam donup kaldı anam ağladı
Kurşun bana değdi onu dağladı
Bir yavuklum vardı kara bağladı
Al kanımı gören bayrak isyanda

Derdi nedir itin anlayamadım
İçimdeki kini saklayamadım
Kahpenin dölünü haklayamadım
Vakitsiz vuruldum yürek isyanda

Yirmi dört gitse de koca ulus var
Boşa kaçma köpek dar gelir dağlar
O tepeler size olacak mezar
Size çukur kazan kürek isyanda

Tahsin MELAN 20.10.11

Alıntı:
Hakkari'nin Çukurca ilçesinde teröristler bir çok koldan saldırı düzenledi. Sabaha kadar devam eden çatışmalarda 24 asker şehit oldu. 18 asker de yaralandı. Bölücü hainler asker sivil ayırmaksızın saldırdı. ( 19 Ekim 2011 Gazeteler)

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder

.............................. Şiir sunumunu buradan izleyebilirsiniz...............................
.............................. youtube paylaşımını buradan izleyebilirsiniz.

YUNUS'A SESLENİŞ

Gönül kırdı yobazlar dinimiz yaralandı
Tamam olmayınca din muhabbet aralandı
Üç beş densiz yüzünden inancım karalandı
Yetiş Emre'm ne olur bu kul yoluna bakar

Sencileyin pir gezsem âlemi baştan başa
Ömür dediğin ne ki gelmişiz bunca yaşa
Bir bostan kıyısında başımı koysam taşa
Sıgaya çeken Molla Kasım olsa ne çıkar

Emrem duymazsın beni çıkmışsın en tepeye
Sedam ermez bilirim çıktığın mertebeye
Şeyhim olsan el versen şu garip talebeye
Kim bilir bir nefesle Hakk'ım beni de yakar

Tapduk'un kapısında yıllar var ki bekledin
Odun bile toplarken doğruları derledin
Gurbet başa düşünce günü güne ekledin
Yaydığın onca çerağ daim gönülde akar

Yaradandan ötürü sevin beşeri dedin
Buldun sarı çiçeği sorgu sual eyledin
Bana şah damarımdan daha yakın yerdeydin
On beş yerde mezarın olsa da sözün yaşar

Nefse hükmetme sırrı senden yansıdı derviş
Bıraktığın yadigâr Hakk'ı böylesi seviş
Deyişinle nur saldın açtı bin bir meneviş
Yansır deryadil ilmin gönülden gönle taşar

Yürüdün yâne yâne gâh estin gâhı tozdun
Pek çok münafık gördün düzenlerini bozdun
Mü'minlere sığınak yobazlara balyozdun
Aşkın tecellisini sende görenler şaşar

Dört kitabı bir tuttun hoş ettin melekleri
İstemedin cenneti hurileri köşkleri
Aşıklara örneksin tek sen oldun meşkleri
Var mıdır senden yüce Hak yolunda bir eş'ar

Bir pınar ki çağlayıp sâlimâne akansın
Yaktığın dizelerle Hak aşkını yayansın
Melanî fakirine saklı değil ayansın
O kendini bilendir sanma haddini aşar

Tahsin MELAN_06.01.2012

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
KARA SEVDAM ANKARA’M
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder

.............................. Şiir sunumunu buradan izleyebilirsiniz...............................
.............................. youtube paylaşımını buradan izleyebilirsiniz.

KARA SEVDAM ANKARA’M
“Sevda Kokulu Bir Ankara Masalı”


Ankara’m
Kara sevdam
Dinmeyen gönül yaram.
Hasretliğim sana
Ve sende yaşanmışlıklara.

Buluşmak
Sevdalarla
Ankara’da, yüreklerde buluşmak.
İlk akla gelen mekân
Ulus’ta heykel dibi.
Yürek çırpıntısıyla göz gözü ararken
Saniyelerin saat, saatlerin asırlaştığı an.
Sanki donmuştur zaman.
Ve bir “acaba” kaygısı
Nasıl da yürek dağlar.
Tüm bedenin
Kalp atışlarına sorgusuz teslimiyeti.
Parke taşlarıyla bakılan
Adım adım papatya falı.
Gelecek, gelmeyecek…
Ve nihayet beklenen o an.
Uzak bakışlarda tebessüm.
Sonra ürkeksi dudaklardan
Kendince dökülen üç-beş söz:
“Meraba, n’aber?” … falan.

İlk durak, birkaç adımlık Akman.
Siz daha nefes almadan
Anında dikilir tepenize papyonlu garson.
“Hoş geldiniz, ne arzu ederdiniz?”
Kız henüz söylemiştir ki
Delikanlı diklenir, sahiplenir.
Zevkler bir dercesine
“Bana da ondan.”
Aslında garson bu duruma alışık.
Mevsimince bellidir gelecek olan.
Ya dondurma ya boza.
Avuçlarda terleyen bir kaşık
Ve o hararete dayanamayan
Bir kâse dondurma.
Ya da hiçbir zaman dibini göremeyeceğin
Dudaklarda kaysaklaşan, bir bardak boza.
Ve eşliğinde
Bir ömre sayfa açan
Masum, mahcup ve davetkâr
O kaçamak bakışlar.

Çağırır fısıldarcasına
Çeker kendine seni
Fıçısıyla Sakarya.
Kızılay’dan yorulursan Kuğulu’ya?
Varsa hâlâ dermanın
İşte orda, yokuşuyla Çankaya.
Bir uçta Çiftlik, bir uçta Papazın Bağı.
Kokoreçten mantıya.
Her köşen sevda durağı.
Mekân dediğin ne ki?
Yitik umutların ana kucağı
Ankara’m
Kış güneşim, yaz yağmurum.
Sevda çisentilerimin ebem kuşağı.
Sen doğdun ya ömrüme
Mehtap solmuş, güneş batmış kime ne?

Düşer yollara kumrular.
Yan yana olsa da bedenler
Arada,
İkrarın sükûtunca mesafe var.
Eller, ah o eller!
Sınırları aşamayan ürkek, biçare eller.
Nasıl da fazlalıktır bedene
Yürüdükçe, büyüdükçe büyürler.
Bir ak güvercin masumiyeti
Ve serçe yürek çırpıntısıyla
Tutuşmaya hazır ve coşkulu.
Daha dünden razı terlemeye.
Yürekler buram buram tutkulu.
Ve gün sevdaya gebelikte umutlu.

Yürümek var ya yürümek…
Senin caddelerinde
Seninle, sevdiğimle, yan yana
Bulutlara uçarcasına yürümek.
Yağmur çiselerken
Ulus’tan Sıhhiye’ye
Onca kalabalığın tenhalığında
Kendinden geçercesine
İki bedende tek yürek yürümek.
Aldırış etmeden
Uzayan yola, yağmura
Ve sırılsıklam ıslanmışlığa.
Gençlik Parkı’ndan yansıyan
Davetkâr ışık oyunlarına.
Ve Lunapark Aile Gazinosu’ndan yayılan
Derinsi Şükran Ay nağmelerine.
“Sevemedim kara gözlüm
Seni doyunca.
Ayırmasın mevlâm bizi
Ömür boyunca.”

Yürümek var ya yürümek…
Şarkının gölgesine sığınarak
Suskunluğun en manidarıyla
Ve gittikçe ufuklaşan sözlerden
Medet umarak Yürümek.
Yürümek var ya yürümek…
Bir avuç sevdada ölüp ölüp dirilmek.
Önünden geçtiğin Dil Tarih’in
Siyah beyaz fotoğraf tadında
Ihlamur kokulu göz kırpmalarına
Kanmadan yürümek.
Ya da gâvur güneşine inat
Muhabbet gölgesinde, sevdanın cilvesiyle
Kaldırımdaki çukurları hiçe sayarak
Farkındalığına varmadan yürümek.
Yollar uzasın diye
Küçük adımlara sığınarak büyümek.
Ve her adımda artan cesaretle
Sevda ufkunda esarete yürümek.

Mümkün mü hayır demek?
Zafer Pasajı’nda bir molaya.
Ve sahaf kokularına karışan
Her telden yansımaya.
Bazen Mahur Beste’siyle
Müjganla ağlaşan Ahmet Kaya,
Bazen de Ümit Besen’den
Bir davet gelir Tahta Masa’ya.
Dinlenceler eşliğinde
Çeker Sizi kendine, köşede bir çay ocağı.
Her ne kadar olsa da salaş
Kuytusunda dost sıcağı.
Neler feda edilmez ki?
Kıtır kıtır susamlı bir simitle
Ayak üstü sevda eşliğinde içilen
Yürek sıcaklığınca
Bir bardak tomurcuk çaya.

Sen ve sevdalarım.
Hasretliğim
Kasvetli bulutlarına gizlediğim
Hülyalarım.
Sisli günlerimde tek sığınağım
Sevda limanım
Ankara’m.
Dinmeyen gönül yaram.
Duy sesimi, duy ki
Açılmasın senle aram.

Sen varken güzeldi
Dopdoluydu Ankara.
Şimdi ıssız.
Şimdi sensiz ve bensiz.
Biz yoksak gayrısından bana ne?
Geç bunları geç
Şimdi ikimiz de maziyiz.
Gerisi hep bahane.
Rüyalar siyah beyaz
Buz rengi kış gecelerince.
Ankara, o Ankara değil artık şüphesiz.
Gitsem ne, gitmesem ne?
Yüreğim görmez gözle gördüğümü.
Onca kalabalıkta yalnız ve kimsesiz
Bir başıma.
Sessizliğim oldu sensizliğim.
Hadi çöz çözebilirsen bu kör düğümü.
Ankara bensiz, ben sensiz.

Sen ey masalsı sevdaların gizemli başkenti!
Bir şarkımsın benim
Henüz bestelenmemiş.
Güftesi benden
Bestesi senden.
Büyüsüne kurban olduğum.
Anla artık iki gözüm!
Gönlüm değdi gönlüne.
Kara sevdam
Ankara’m.
Dinmeyen gönül yaram.
Unutmadım, unutamam.
Sen de beni unutma!
Anılarla,
An karam!

Tahsin MELAN / Frankfurt - 12.11.12

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 08 Eyl 2005
Bildiriler: 2333
Şehir: Almanya
Alıntıyla Cevap Gönder
GÜZEL

Buhurun yayıldı gönül odamda
İşvene tutuldum meftunum güzel
Hercai misali açtın sevdamda
Kararan dünyamda mehtabım güzel
.............

Abi, ben şiir yazmayı bırakacağım, çünkü kıskandım bu şiirini.
Ellerine ve gönlüne sağlık.

Selam ve saygılar

_________________
Sev ki sevilesin!
Kullanıcı kimliğini gösterKederli tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Şair üstadım, senden bunları duymak benm için onurdur. Teveccühüne layık olabilmek isterim.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 08 Eyl 2005
Bildiriler: 2333
Şehir: Almanya
Alıntıyla Cevap Gönder
NE SANDIN…..

Baktım hoş yazıyorsun, pek kıvrak kıtaların.
Kulsun, korkma Melani; göz çekmez hataların.
Sanma Kederli çakmaz, dedem de yazdı, keza;
Mektebin Hak yolunda, ustan da ataların!

Kederli/Almanya, 13.04.2013

_________________
Sev ki sevilesin!
Kullanıcı kimliğini gösterKederli tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
T. Melan şiirleri
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
5. sayfa (Toplam 5 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2