Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Kahvalty
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
KAHVALTI
Kalvalty, hafifsenecek bir konuya benzemiyor. Bugünkü kahvaltylara bakty?ynyzda i?in ciddiyeti pek anla?ylmyyor ama ?öyle çok fazla de?il, 30 yyl kyrk yyl öncesinde bile kahvalty ne kadar önemliydi.
Hacy Kadyn Ana, ku?luk vakti kalkmy? olmaly tandyry yakmak için. Çaly çyrpyyla alevlendirmi? tezekleri. Sonra tandyr haryny iyice alynca, oklavasyyla ba?lamy? hamur açmaya. Bir tarafa öbek öbek tandyr ekmeklerini dizmi?, di?er tarafta ?ebitler dizilmi? ki uzun uzun. Hacy Kadyn Ana’nyn bir de marifeti var. Sabah döller uyanynca sycak sycak yesinler diye, ?ebitlerin arasyna kyyma koymu?, bazylaryna da peynir.
Torunlar uyandyklary zaman burunlaryna güzel bir koku geliyor. Belki de bu koku onlary uyandyryyor olmaly. Do?ruca sekiye ko?uyorlar. Sekide yetmi?ini çoktan geçmi? Türkmen anasy, usta bir sanatkar gibi el eme?i ekmeklerini dizmi?. Bu öyle bir el ki, torunlary için, çocuklary için her gün bir ba?ka maharet sergiliyor.
Birkaç gün sonra tandyr ekme?i ve ?ebitler bitince, bu sefer bazlama açacak, belki bir süre sonra da? gibi yufka yy?acak tandyryn ba?ynda. Kimi gün gözleme yapacak, kimi gün de bi?i pi?irecek. Siz hiç böyle bir sofraya oturmanyn keyfini kaçyryr mysynyz?
Gelinler de uyandy, herifler kalkmadan bu güzel ekmek kokusunun yanyna bir ?eyler yapmak gerek deyip kollary syvyyorlar. Herkesten önce kalkyp ekme?i pi?iren Hacy Kadyn Ana, kendisinden sonra kalkan gelinlerine ma?rur bir baky? fyrlatyyor. Bizim gelinli?imizde böyle miydi ya… Gelinler, büyük anneden sonra kalkacaklar, salyna salyna tandyryn ba?yna gelecekler, olacak i? mi?
Horanta kalabalyk hemen evin önündeki bahçede asmanyn altyna sofra kuruluyor. Kocaman bir sini ki etrafyna on – on be? ki?i sy?yyor. Büyük gelin di?erlerinden daha ?ahbaz, hemen türlü türlü peynir çykarmy?. Basma peynir, salamura, çökelik, teleme ne bulduysa sahanlara koyup getirmi?. Ortanca gelin tatlylary çok sever, o yüzden etine dolgundur hep. O da kayysydan, erikten, vi?neden reçel yapmy?. Onun da eli uzdur ha… Do?ada ne bulsa ya marmeladyny yapar, ya kurutur ky?yn içer, ya da ezip yeme?ini yapar. O yüzden do?adaki ku?burnu, ysyrgan otu, madymak, yemlik dahil bütün otlar ondan sorulur. Pekmezi, baly eksik olmaz gelinin. Hele bazen tahin ile pekmezi, bazen de yo?urt ile pekmezi birbirine kary?tyryr ki, çocuklar dudaklaryny dahi yalarlar bu kary?ymy yerken. Küçük gelin ise, çok çaly?kan de?ildir. Alymly ya güzel ya, o az i? yapar ama yapty?y i?i herkes be?enir nedense… O da tandyryn ba?yna geçmi?, tandyryn son ate?inde isteyene yumurtayy hafif kaynatyp “ylfydyn” yapmy?, dileyene de berk. Tereya?ynda da sucu?u hafif hafif kokutmu? ki, sucu?un kokusu byrak evi bütün mahalleyi sarmy?. Orçum gelin sucu?un yanyna da Hacy Kadyn Ananyn kuruttu?u pastyrmadan dilmi? de koymu?. Büyük küçük sanki sofrada bir ?ey yok gibi sucu?a pastyrmaya do?ru hamle yapyp küçük gelini öve öve bitiremiyorlar. Öteki gelinler biraz yeriniyor amma kendi dölleri bile bu küçük geline sarym sarym saryldyklaryna göre, yapacak da pek bir ?ey yok gibi.
Dede Hacy Salih ile o?lu Hüseyin di?erleri gibi aceleci de?iller. Çocuklar hemencecik yeyip sofradan kalkarken bu iki a?yr adam kahvaltyyy da a?yrdan alyyorlar. Biraz tereya?y, biraz yo?urt, biraz zeytin, biraz marmelat, biraz da büyük ananyn ?ebitleri deyip duraksyyorlar. Çünkü, daha evin küçük anasy mutfaktan çykmady. Belli ki, büyükler için bir ?eyler pi?iyor. Y?te o da göründü. Salyna salyna o da sofraya elindeki küçük tencereyle yakla?yp gururla kapa?yny açyyor. Bu bir syzgyt… Eti, bahçe domatesiyle, biberiyle kavurmu?, içine de birazcyk don ya?y katmy? ki elden a?za varmyyor, eriyor. Büyükler, bu ikramdan memnun, çünkü onlara has yapylmy? gibi bir havada sofraya konuyor da ondan.
Tam o syrada Çoban Hasan, avluya giriyor. Hemen Hasan’y buyur edip sofraya ça?yryyorlar. Hasan görgülü çocuk, hemen haftyn ba?yna varyp tulumbaya sertçe birkaç kez basyyor. Buz gibi suyla elini yüzünü yuyup do?ruca a?alaryn sofrasyna ba?da? kuruyor. Hasan, a?alaryn gözünün içine baka baka syyyryyor kaplary. A?alar da bu deli?men o?lanyn sofrayy temizleyi?ine hayran hayran bakyyorlar. Hacy Kadyn Ana, Hasan’yn heybesini açyp da?arcy?yna pi?irdi?i ekmeklerden koyuyor, yanyna çökelik saryyor, çaman dürüyor. Hasan’yn bin bir duasy ile sofranyn bereketlendi?i açyk. Erkekler, hop deyip ayaklandyklarynda büyüklerin yanynda yalandan yalandan yiyen gelinler sofranyn keyfini sürmeye ba?lyyorlar. Kimi tandyrdaki çaydan, kimi çocuklaryn bitiremedi?i ayrandan içerken, büyük anne ve küçük anne, gilabolu dü?künü olduklaryndan salamura edilmi? gilaboluyu sykyp içiyorlar. Bunun ek?imsi tady onlaryn ho?una gidiyor.
Bu sadece bir ö?ünlük ev kahvaltysynyn yarym yamalak bir hikayesi, ya tarlada, ba?da bahçede yenen kahvaltylar. Ya konu kom?uyla birlikte yenen ve adyna “felfele” denen ortak kahvalty sofralary… Yani bu kahvalty i?i, bugünkülere hiç benzemiyor. Bugünkü kahvaltylar, ?imdiki çocuklaryn oyundan yorulup geldiklerinde analarynyn ellerine tutu?turduklary “aty?tyrmalyk”lara benziyor.


En son S.Burhanettin AKBAŞ tarafından Sal Nis04, 2006 16:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın S. Burhanettin Akbaş,

Hikayenizi birkaç kez okudum, döndüm dolaştım yazışmalıkta tekrar tekrar okudum. Kahvaltıyı okudukça farklı birşeylerin olduğu hissine kapıldım. Evet farklıydı, sıradan düz hikayelerden. Burada benden, özümden, geçmişimden birşeyler vardı. Hikayedeki kahramanları ben tanıyordum sanki bir filmde görmüş gibi, yaşamışım gibi. Bu gün artık zor görebildiğimiz, özlemini çektiğimiz, çağımızın canavarı bacalardan çıkan kara dumanlar gibi sanki üstüne çökmüştü o benlerin, o bizlerin.

Bu hikayede beni çeken anlattıklarımın dışında birşeyler olduğu da kesin. Yoksa bu kadar beni etrafında dolaştırmazdı sininin. Anladımki, "ılfıdın", Orçum gelinin "sucuğu", Hacı Kadın Ananın kuruttuğu "pastırmanın", Etin, bahçe domatesiyle, biberiyle beraber kavrularak yapılan "sızgıtı" sıyla siniye koyuluşu ve baş döndüren kokusu beni de delişmen oğlan Hasan Çoban gibi sininin esiri etti. Ayrı zamanlarda yaşam sürmemiş olsakta bende vardım o kahvaltıda, bedenen olmasamda düşen vardım.

Allahtan Usuna, eline, gönlüne güç dilerim. Sağlıcakla kalınız.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Kahvaltı
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2