Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türkçenin Üstünlükleri
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ekm 2004
Bildiriler: 331
Şehir: Bursa
Alıntıyla Cevap Gönder
Bu başlık altında, Türkçemizin diğer dillere göre daha belirgin, daha üstün olan özelliklerinin örneklerle açıklanmasını öneriyorum. Özellikle de yabancı dil bilen arkadaşlarımızın yapacağı karşılaştırmalar konuyu zenginleştirecektir.

_________________
Türkçem, benim ses bayrağım.
Kullanıcı kimliğini gösterOzan Aydin tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ekm 2004
Bildiriler: 331
Şehir: Bursa
Alıntıyla Cevap Gönder
RENKLİ DİL TÜRKÇE

Türkçemizde renkleri adlandırma bakımından çok büyük bir zenginlik göze çarpmaktadır. Hint-Avrupa dilleri ise, Türkçenin bu adlandırma ve çeşitlendirme gücü karşısında çok geri kalmaktadır. Bu konuda Prof. Dr. Doğan Aksan’ı dinleyelim :

“Hint-Avrupa dilleri ana renk adlarında çok dar bir sözvarlığına sahiptir. Kimi dilcileri, Hint-Avrupa kavimlerinin atalarının renk körü olup olmadıkları konusunda kuşkuya düşüren bir adlandırma özelliği bulunmaktadır. Nitekim “Walde” ve “Buck” gibi dilciler bu dillerde “yeşil, mavi, gri, sarı” sözcüklerinin “parlamak, ışık vermek” anlamına gelen tek bir kökten (*ghel-) türediğini belirtirler. Buna karşılık Türkçede bu renkler ayrı ayrı köklerden gelmekte, “gök” göğe dayanmakta, “kızıl” kızmak eyleminden türemiş bulunmakta, “yeşil” yaş’a bağlanmaktadır.” (Türkçenin Sözvarlığı, Engin Yay. , sayfa 149.)

Bu önemli değerlendirmeyi yapan Doğan Aksan, Türkçenin renkleri adlandırmadaki çeşitliliğinden ve eşsiz gücünden “küçük bir demet” sunuyor :

ak, kara, sarı, yeşil, mor, gök, al, kızıl, boz, ala, tirşe…

vişneçürüğü, kavuniçi, limonküfü, camgöbeği, ördekbaşı, ördekgagası, yavruağzı, narçiçeği, pişmişayva, böcekkabuğu, gülkurusu, soğankabuğu, keklikayağı, fildişi, devetüyü, sütlükahve, vapurdumanı, dudu yeşili, zehir yeşili, türbe yeşili, kömür karası, kankırmızı, kanarya sarısı, çingene pembesi, tavşankanı, kestane…

fes rengi, tarçın rengi, leylak rengi, kül rengi, küf rengi, pas rengi, saman rengi, kiremit rengi, menekşe rengi, bal rengi, gümüş rengi…
filizi, zeytuni, haki, çividi, barudi, erguvani…


Diğer renk adlarından örnekler : “boncuk mavisi, gece mavisi, ateş kırmızısı, demir kırı, süt kırı, turna kırı, bakla kırı, ten rengi, portakal rengi, bakır rengi, kestane dorusu, limon sarısı, gül rengi, menekşe rengi…”


Türkçe ile yazmak resim yapmak gibi bir şey.
Sağol Türkçem, bize renkli bir dünya sunduğun için...

_________________
Türkçem, benim ses bayrağım.
Kullanıcı kimliğini gösterOzan Aydin tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ekm 2004
Bildiriler: 331
Şehir: Bursa
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkçenin akrabalık adlarındaki çeşitliliğinin bir benzerini başka bir dilde bulmak neredeyse olanaksızdır. Türkçede ayrı ayrı olan “elti, yenge, baldız, görümce” sözcükleri için İngilizcede yalnızca “sister-in-law” , Almancada “schwagerin” , Fransızcada “belle-soeur” kullanılır.

“kayın birader, enişte, bacanak” kavramları üç dilde de tek bir sözcükle anlatılır : İngilizcede “brother-in-law”, Almancada, “schwager”, Fransızcada “beau-frere”. (Türkçenin Gücü, Doğan Aksan, Bilgi Yay., sayfa 54.)

Yine Türkçede “amca” ile “dayı”, “hala” ile “teyze” ayrı ayrı kavramlar olarak bulunmaktadır.

Konuyla ilgili olarak Yong-Song Li'nin 415 sayfalık "Türk Dilinde Akrabalık Adları" (Simurg Yayınları) adlı bir kitabı bulunmaktadır.

Türkçede, başlı başına bir araştırma konusu oluşturacak kadar çok akrabalık adı bulunmaktadır. Türkçemiz, bu konuda dünyanın en zengin dilidir.

_________________
Türkçem, benim ses bayrağım.
Kullanıcı kimliğini gösterOzan Aydin tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 46
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkçemizin bu kadar zengin bir dil olduğunu bilmiyordum. Bu terimlerin hepsini kullanıyoruz fakat diğer diller ile karşılaştırdığımızda fark ortaya çıkıyor. Ne kadar güzel bir dile sahibiz..

Belki yeni bir başlık açmam gerekiyor ama ben buraya yazacam. Konu ile alakası olduğunu düşünüyorum. Eğer yanlış yere yazıyorsam, Sayın Tahsin Abim uygun yere taşıycaktır konuyu.

Osmanlıca ve Türkçe karşılaştırmasında sonuç ne çıkar. Daha açık sormak gerekirse; Atatürk inkilaplarında dil de vardı. Sorum yazı olarak değil içerik olarak. Arap alfabesiyle veya latin alfabe ile yazmaktan bahsetmiyorum. Anlamlardan bahsediyorum. Osmanlılar zamanında kullandığımız türkçe, şu anda kullandığımız türkçeden daha mı gelişmişti. Mesela "deve" kelimesi bizde birtekdir. Fakat Arapçada onlarca "deve" kelimesi vardır. Tabii osmanlıca arapçadan farklı..

Umarım söylemek istediğimi anlatabilmişimdir.
Kullanıcı kimliğini gösterirfaN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 20 Arl 2004
Bildiriler: 25
Şehir: Konya
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir dilin gelişmiş olmasını dilin içerdiği toplam sözcük sayısına göre nitelendiremeyiz.Sözcük sayısına bakılarak dilin zenginliği ya da fakirliği yönünde saptamada bulunmak mümkün değildir. Her kültür, kendine yetecek sözcükleri türetir. Örneğin, Türkçemizde akrabalık ilişkilerini ifade edecek sözcük sayısına bir göz atalım.Akrabalık derecesi, kimin, kimin nesi olduğu bizim kültürümüzde önemli olduğu için, her bir akrabalık için bir sözcük türetmişizdir.Diğer dillerin hiç birinde bu kadar çeşitlilik yoktur.Yukarıda Ozanca arkadaşımız bu konuyu gayet güzel açıklamış.Eskimo dilinde de kar ve karın yağışı ile ilgili 50'ye yakın sözcük vardır.Devenin gündelik hayatın değişilmez bir parçası olan Arap toplumunun dili olan Arapça'da da "deve" ile alakalı birden fazla sözcük bulunmasını bu şekilde açıklayabileceğimiz kanaatindeyim.
Kullanıcı kimliğini gösterTomcat tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 46
Alıntıyla Cevap Gönder
Anladım abi.. Bir milletin hangi konu ile alakası daha fazla ise, daha önemli ise o dilin o konudaki kelimesi daha zengin oluyor. İngilizcedeki "içmek" ile "sigara içmek" farklı olduğu gibi.. bizde ikiside birdir.. Bu konuda ingilizce biraz daha ayrıntılı diyebiliriz.. Türklerde akrabalık bağları önemli olduğu için akrabaklık ile alakalı kelime haznesi daha geniş..

Teşekkürler...
Kullanıcı kimliğini gösterirfaN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ekm 2004
Bildiriler: 331
Şehir: Bursa
Alıntıyla Cevap Gönder
Yrfan Bey, Osmanlyca-Türkçe ile ilgili sorunuza geç de olsa yanyt vermek isterim.

“Osmanlyca” (Osmanly Türkçesi), genel olarak 15.-20. yüzyyllar arasynda, daha çok yazy dilinde kullanylmy? olan karma bir dildir. Türkçemiz, bu dönemde Arapça ve Farsçanyn güçlü etkisi ve baskysy altynda kalmy?; kimi zaman ölüm kalym sava?y verecek kadar karanlyk günler geçirmi?tir. Sözünü etti?imiz bu etki yalnyzca sözcük boyutunda kalmamy?tyr. Türkçenin tamlama ve cümle kurulu? kurallary sa?lam temeller üzerine oturmu? oldu?u halde sebebi özenti, gösteri? ve bilgiçlik taslama olan bir anlayy? yüzünden yabancy dilbilgisi kurallary dilimize egemen olmu?tur.

Bir dilde - dilin benli?ini ve yapysyny tehdit edecek boyutlara ula?mamasy ko?uluyla - yabancy kökenli sözcüklerin bulunmasy do?al kar?ylanmaktadyr. Buna kar?yn, “yabancy bir dil kuraly”nyn gelip bir ba?ka dile yerle?mesi do?ru de?ildir. Bu durum, dilin do?ally?yny, güzelli?ini ve kimli?ini tehdit edecek olan çok büyük bir tehlikedir. Çünkü, her dilin kendisine özgü kurallary, yapysy, i?leyi? düzeni ve dizgesi (sistemi) vardyr. Ayny dil ailesinde bulunan dillerde bile birbirinden çok çok farkly özellikler vardyr.

Bu ba?lamda, ba?ka bir dilden gelecek olan yabancy bir dilbilgisi kuraly, o dilin i?leyi?ini bozar, temel yapyta?laryny yerinden oynatyr, sa?lamla?my? olan kurallarynyn i?lerli?ini engellemeye ba?lar. Çünkü, bu yabancy kurallar o dilin yapysyna uymaz.

Y?te, Osmanlyca, ba?tan a?a?yya bu tür yabancy ögelerle dolu yapay bir dildir. Bu dilde, Türkçe sözcük orany -en iyimser ölçümlerle- %35’tir. Kimi yazyly yapytlarda eylem ve yüklemlerin dy?ynda Türkçe sözcük bulmanyz neredeye olanaksyzdyr. Özellikle 15. yüzyyldan ba?layarak Arapça ve Farsçadan dilimize geçen (daha do?rusu “geçirilen”) tamlama ve cümle kurulu?lary Türkçeyi bo?ma noktasyna getirmi?tir. Bu yabancyla?ma ve yozla?ma e?ilimi o kadar artmy?tyr ki, Türkçe tamlamalaryn yerine Arapça ve Farsça tamlamalar ye?lenmi?tir: “suba?y” yerine “serasker” ; “gökku?a?y” yerine “alâim-i semâ; “gözümün nûru” yerine “nûr-y aynim”… denmi?tir. Buna benzer örneklerin sayysy çoktur.

Bilinçsizlikten ve ilgisizlikten kaynaklanan bu a?yry özentili dil kullanymy, kurum adlaryna bile yansymy?tyr: “Dârü??afaka” (Dârü’?-?afaka : Öksüz ve Yetimler Yurdu) , “Dârülaceze” (Dârü’l-Aceze : Dü?künler Yurdu) , “Dârülfünûn” (Darü’l-Fünûn : Ystanbul Üniversitesi ) , “darülkütüb” (darü’l-kütüb: kitabevi ) , Bâbyâlî (Bâb-y âlî : Yüksek Kapy / mecaz olarak Osmanly Devleti) , “Dârülmuallimîn” (Dârü’l-Muallimîn : Ö?retmen Okulu)…

?imdi sormak gerekiyor : “Küçükçekmece”yi “Çekmece-i sagîr” , “Büyükçekmece”yi “Çekmece-i kebir” olarak de?i?tirecek kadar ileri giden bu yabancy tamlama kurma aly?kanly?yn dilimize kazandyrdy?y bir zenginlik olabilir mi? Türkçemizin aydynlyk gökyüzünü kapkara bir bulut gibi kaplayan bu özenti aymazly?ynyn, dile zenginlik ve güç katty?yny savunmak olanakly mydyr? Türkçenin dizgesine ve yapysyna tamamyyla aykyry olan bu yabancy tamlamalar, dilimizin sa?lam temellerine ve matematiksel yapysynyn düzenli i?leyi?ine yerle?tirilmi? patlayycylardan ba?ka bir ?ey de?ildir.

Bir dil, kendi öz varly?yndan yararlanabildi?i ölçüde zenginle?ir ve güçlenir. Öz kaynaklary bir bir kurutulan; öz sözcükleri, tamlama kurallary ve cümle kurgusu akyl almaz bir özenti aymazly?yna kurban edilen bir dilin neresi zengin olabilir? Kirlili?in, ba?kala?manyn, yabancyla?manyn, yozla?manyn ve benli?ini yitirmenin ady “aymazlyk”tyr, zenginlik de?il!

Bütün bunlar, Osmanlycayy “Türkçenin zenginle?ti?i ve güçlendi?i bir dönem” olarak gösterme yanylgysynda bocalayan ki?ilerin anla(ya)mady?y dilbilimsel gerçeklerdir. Onlaryn bir türlü algylayamady?y, inatla direndikleri ve kabul etmedikleri bu gerçekleri biraz daha açalym:

Türkçe eklemeli bir dildir. Köklere ekler getirilerek yeni sözcükler yapylyr ve sözcüklere i?lerlik kazandyrylyr. Bu ba?lamda, Türkçe konu?an birisi için, bir sözcü?ü anlamlandyrmanyn en kolay yolu, kök ve eklerden yola çykarak yapaca?y ça?ry?ymdyr.

“tenakuz” sözcü?ü sizde nasyl bir ça?ry?ym yaptyryyor? Beyninizde uyanan imge nedir? Hiç. Koskoca bir HYÇ! Çünkü, “tenakuz”, beyinizde herhangi bir ça?ry?ym yaptyrmamaktadyr. Buna kar?yn, “çeli?me” dendi?inde- e?itim düzeyi ne olursa olsun- anlamayacak bir ki?i çykar my? Anadili Türkçe olan birisi bu sözcü?ü ilk kez duysa bile sözcü?ün kökünden hareketle “çel- > çeli?- > çeli?me” çykarymyny yapabilecektir. Çünkü, “çelmek” sözcü?ü ve ekler ça?ry?ym yaptyracaktyr.

Üstelik, ayny kökten türetilen “çeli?ik, çeli?ken, çeli?im, çeli?ki, çeli?kili, çeli?kisiz, çeli?mek, çeli?memek, çeli?meli, çeli?mesiz, çeli?mezlik, çeli?mezlik ilkesi…” gibi birçok sözcük Türkçeye zenginlik katacaktyr. “Tenakuz” ve onunla ilgili olan “mütenakyz” sözcükleri mi Türkçeyi zenginle?tiriyor; yoksa “çel-“ eylem kökünden türetti?imiz, herkesin ça?ry?ym yoluyla kolayca anlamlandyrabildi?i sözcükler mi? Bu sözcüklerin zamanla yeni yeni sözcüklerin türetilmesini sa?layaca?yny; yan anlamlar kazanarak dilimizin anlatym gücüne katky yapaca?yny da dü?ünürsek, “tenakuz” sözcü?ünün gereksizli?i ve dilimize hiçbir zenginlik katmady?y daha iyi anla?ylacaktyr.

Bu yalnyzca bir tek örnektir. Bunun gibi yüzlercesi, binlercesi gösterilebilir.
Ya “musahhih” neyi ça?ry?tyryyor? Yine hiçbir ?ey! Peki, “düzeltici” veya “düzeltmen” desek? “düz-el-t-ici” veya “düz-el-t-men”: Düzeltme i?iyle ilgilenen ki?i. Y?te ça?ry?ymyn önemi ve gücü buradadyr. Türkçe sözcükleri -ilk kez duydu?umuz yeni bir sözcük olsa bile- köke dayanan ça?ry?ym ve çykarym yöntemleriyle kolayca anlayabiliriz.

Yukaryda verilen yabancy kökenli sözcükleri, o dillerle ilgili bilgisi olmayan birisinin ilk anda anlamasy olanaksyzdyr. Bu yüzden Osmanlyca yazylmy? yapytlaryn bütün halk kesimlerince anla?yldy?y savy temelden yanly?tyr. Bu savy ileri sürenlerin dü?ünceleri dayanaksyzdyr. Örne?in, bir ki?inin “müstenkif” sözcü?ünü anlamlandyrylabilmesi için bu sözcü?ün “nekf” kökünden türetilen “istinkâf” sözcü?ünün müstef’al kalybyndaki kar?yly?y oldu?unu bilmesi ve ona göre anlam vermesi gerekecektir. Önce “nekf” (bitme, tükenme, sona erme) kökünü bulacak, sonra bunun müstef’il kalybyndaki kar?yly?ynyn “istinkâf” (kabul etmeme, vazgeçme) oldu?unu anlayacak, sonra da bu sözcü?ün mütef’al kalybyna girerek “müstenkif” (kabul etmeyen, geri duran, el çeken) oldu?u sonucuna varacak.

Bir ki?inin bunlary bilmesi için Arapçayy ve Arapçanyn dilbilgisi kurallaryny çok iyi bilmesi gerekir. Osmanly döneminde Arapçayy bilim dili gibi gören kimi aydynlar bu sözcü?ün anlamyny biliyordu; ama Yunus Emre’den miras kalan Türkçeye gönülden ba?ly olan halk bilmiyordu. Çünkü, halk “müstenkif” yerine “vazgeçen, geri duran, el çeken…” gibi birçok sözü ye?liyordu. Bu ba?lamda, halkymyz, Türkçeyi küçümseyen, özenti, gösteri? meraklysy bazy Osmanly aydynlarynyn, edebiyatçylarynyn kullandy?y yapmacyk dili de?il; halk ozanlarynyn dilinde e?siz bir güzelli?e, anlatym gücüne, olgunlu?a ve kyvrakly?a kavu?an Türkçeyi kullanyrdy.

Karacao?lan’yn
"A?acynyz yapraklarla donanyr,
Ta?larynyz bir birli?e inanyr,
Hep çiçekler ba?rynyzda gönenir,
Pynarynyz ça?lar aky?yr da?lar.

Karac’o?lan size bakar sevinir,
Sevinirken kalbi yanar gö?ünür,
Kymyldanyr hep dertlerim devinir,
Yas ile sevincim yyly?yr da?lar.
" dizelerinde (ve di?er ozanlaryn dizelerinde) kendi üzüntülerini, sykyntylaryny, sevinçlerini, umutlaryny, mutluluklaryny… kysacasy bütün ya?amyny bulan halkymyzyn kalkyp da “Nâgâh, derîçe-i çe?m-i cihân-bînime perde-i ?aflet asylyp, merdüm-i dîde, gunûde-i mehd-râhat olup, seyyâh-y cihân-gîr-i rûh, temâ?â-yy ?ehristân hayâl iderken, nâgehân, bir tâ’ife-i celîlü'?-?âne râst geldim…” demesi, bu sözleri anlamasy olanakly mydyr? Halkyn bu sözleri anlama, kullanma olasyly?yndan söz etmek gerçekleri yadsymaktan ba?ka bir ?ey de?il de nedir?

Hangisi dilimize zenginlik katar? Hangisi dilimize yeni ufuklar açar? Hangisi dilimizin söz varly?yny, sözcük da?arcy?yny geni?letir? Hangisi Türkçenin anlatym gücünün göstergesidir.

Hangisi zenginli?in kanytydyr?

Sayysyz ba?laçla, ulaçla birbirine ba?lana ba?lana uzayyp giden; eylem ve yüklemlerin dy?ynda neredeyse Türkçe kökenli bir sözcü?ün bulunmady?y Türkçenin yapysyna aykyry tamlamalarla dolup dolup ta?an cümlelerle mi?

Yoksa, Karacao?lan’yn ?iirinde geçen ve dil devriminden sonra türetildi?i sanylan ““donanmak, gönenmek, devinmek” gibi birçok sözcükle kyvrak ve güçlü söyleyi?lerin bulundu?u güzelim halk ?iirleri mi?

"Geldi geçti ömrüm benim,
?ol yel esip geçmi? gibi.
Hele bana ?öyle geldi,
Bir göz yumup açmy? gibi.

Y?te bu söze Hak tanuktur,
Bu can gö?deye konuktur,
Bir gün ola çyka gide
Kafesten uçmu? gibi.

Miskin adem o?lanyny,
Benzetmi?ler ekinci?e.
Kimi biter kimi yiter
Yere tohum saçmy? gibi.

Bu dünyada bir nesneye
Yanar içim göynür özüm.
Yi?it iken ölenlere
Gök ekini biçmi? gibi.”
diyen (ve kimilerinin “uyduruk” sandy?y) “tanuk (<tanyk), konuk, yitmek ve nesne” sözcüklerini yüzyyllar önce kullanmy? olan Yunus Emre mi zenginle?tirir Türkçeyi…Yoksa, “Mudâriplere muvâzadet,üssül harekeden mütevârid asâkir-i rastândan mütevâliyen mütedarikse, semerat intâc eder.” diyerek Türkçeyi “yüklem”den ba?ka bir yerde kullanmayan; kullanmamayy yetenek sanan, dilimizin yeni sözcük türetmesinin önüne a?ylmaz duvarlar örenler mi?

Evet! Hangisi zenginle?tirir Türkçeyi?
…
Bir dilde “temel sözvarly?y” ady verilen bir sözcük da?arcy?y vardyr. Organ, bitki, hayvan adlary; do?adaki nesnelerin çok büyük bir ço?unlu?u, geçim kaynaklaryyla ilgili kavramlar… bu temel sözvarly?ynyn içindedir. Bu alandaki sözcüklerin ço?unlu?u öz sözcüklerden olu?ur ve bunlar bir dilin temel yapyta?larydyr. Özellikle de organ adlary çok eski zamanlardan beri kullanyldy?y için yan ve de?i?mece (mecaz) anlamlar kazanarak dili zenginle?tiren önemli sözcüklerdir. Örne?in yalnyzca “göz” sözcü?ünün TDK Türkçe Sözlük’te tam 8,5 sayfalyk açyklamasy vardyr. Buna “göz” sözcü?üyle türetilmi? di?er sözcükleri, deyimleri; “göz” ile ilgili atasözlerini de katarsak, tek bir organ adynyn dilimize kazandyrdyklaryny anlatmakla bitiremeyiz.

Durum böyleyken, Fars ?airlerine özenip aruz ölçüsüyle ?iir yazan divan ?airlerinin çok büyük bir ço?unlu?u, dilimize gereksiz yere yabancy sözcük sokmakta birbirleriyle yary?my?lardyr. Buna ba?ly olarak “göz” yerine “dîde, çe?m” , “ka?” yerine “ebrû” , “kulak” yerine “gû?” , “dudak” yerine “leb” , “yüz” yerine “rû, rûy, lika” , “a?yz “ yerine “fem” , “kirpik” yerine “müjgân”… gibi yabancy sözcüklerin kullanylmasyyla Türkçenin temel sözvarly?y uzun yyllar kurakla?ma tehlikesiyle kar?y kar?yya kalmy?tyr.

Birçok ?iirinde “göz” yerine “dîde, çe?m” diyenler, yalnyzca “göz” sözcü?ünü de?il, onunla ilgili bütün anlatymlary, bütün zenginli?i kenara itmi?lerdir. Nitekim, “gözünüz aydyn” gibi son derece özgün bir kalyp söz yerine “dîdeler rû?en” demi?ler.

Y?lene i?lene çok derin ve zengin anlamlar kazanan Türkçe sözcüklerin sundu?u “pyryl pyryl bir deniz” yerine “birkaç damla bulanyk su”yu ye?lemi?lerdir.

“yyldyz”laryn güzelli?ini “necm, kevkeb, ahter, sitâre”ye ; “güne?”in parlakly?yny “?ems, âftâb, mihr, hur?îd”e ; “ay”yn büyüleyicili?ini “kamer, mâh, meh”e feda etmi?lerdir ço?u kez.

Akrabalyk adlary konusunda dünyanyn en zengin, en yetkin dili olan Türkçemizin ba?yna gelenler bunlarla my synyrly kalmy?? Hayyr! Ya ne olmu?? “kyz” yerine “kerime” ; “o?ul” yerine “mahdum” ; “anne” yerine “mader” ; “baba” yerine yine “peder” demeye ba?lamy? bilgiçler(!).
Bu mudur zenginlik? Yüzyyllardyr kullanyla kullanyla geni? bir kavram alany olu?turmu? öz sözcüklerimizi dilden kovup, yerine yabancysyny getirenlerin kullandy?y bir dilin neresi zengin olabilir?

Zenginlik buysa, o halde byrakalym bu i?leri! Kapatalym TDK’yi! Ne kadar yabancy sözcük varsa, gelsin konsun dilimize. Sözcük türetmek için çabalamayalym. Açalym kapylary yabancy sözcüklere gelen girsin, gelen girsin.

Anla?ylaca?y üzere bunun ady zenginlik de?il, istiladyr!
Saygylarymla.

Ozan AYDIN


En son Ozan Aydin tarafından Cum Şub18, 2005 01:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.

_________________
Türkçem, benim ses bayrağım.
Kullanıcı kimliğini gösterOzan Aydin tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Üstünlük Bilmezlere.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 03 Ekm 2004
Bildiriler: 64
Şehir: istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Türkçe'mizin üstünlüğünü bilmeyenlere verilen en iyi yanıtlardan bazıları da bunlar olsa gerek.
Kullanıcı kimliğini gösterAdem Taş tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Görsel Dil
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 06 Hzr 2005
Bildiriler: 117
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir ba?ka açydan da ben söyleyeyim bildiklerimi.

Yapylan bir ara?tyrmaya göre insanlar çevrelerini %95 gözleriyle algylyyorlar. E?er gözlerinde bir sorun yoksa önce görmeye çaly?yyorlar çevrelerini. Dolayysyyla insanlary etkilemek için önce gözüne etkileyici görünmeliyiz. Bu i?in görünen kysmy. Sonra ne olmaly peki? Sonra da gözüne seslenmeliyiz. Yani sözcüklerin görünür olmasy gerekiyor.

Bunu daha görsel biçimde ?öyle anlatayym: "Her yyl 180 milyon ton toprak erozyonla yok oluyor" demek yerine, çok güzel bir anlatym biçimi kullanmy?ty TEMA: "Her yyl Kybrys Adasy büyüklü?ünde topra?ymyzy erozyonla kaybediyoruz" demi?lerdi. ?imdi dü?ünün hangisi gözünüzde canlandy? 180 milyon ton mu Kybrys Adasy my?

Y?te konu?urken böyle gözün görebilece?i, aslynda daha do?rusu 5 duyu organyny da etkileyen, sözcükleri kullanmak sizi daha etkili bir konu?maya götüren en büyük adymdyr.

Konuyu ?imdi asyl yere çekelim: Zayyf sözcü?ünün zihnininizde herhangi bir kar?yly?y yoktur. Oysa ince sözcü?üne bakyn. yapysy bile incedir. Asla kalyn söyleyemezsiniz. Tam tersi olan kalyn sözcü?ünü ise asla inceltemezsiniz. Bakyn, kalyn ünlülerle yapylmy?tyr.

Tombul veya dolgun dedi?inizde de a?zynyzyn bir anda dolu dolu oldu?unuzu hisseder, o tombullu?u ve dolulu?u a?zynyzyn içinde bulursunuz bir anda.

Sert sözcü?üne ne demeli peki? Ne kadar sert söyleniyor. Çünkü sert ünsüzler var yapysynda. Oysa yumu?ak sözcü?ünü y ne kadar da yumu?atmy?.

sevimli bir örnek size: Öp... seslendirin bakalym kiss sözcü?ünden farkyny bulabilecek misiniz? Yanytynyzy bekliyorum mutlaka.

Türkçe sözcüklerin neredeyse tamamynda bunlary bulabilirsiniz. Biraz ilgili olmak yeterlidir. Sonuç olarak Türkçe, göz ba?ta olmak üzere sözcüklerinde 5 duyu organyny da kullanyr. Bu, çok do?al bir durumdur ya?y bile tahmin edilemeyen binlerce yyllyk bir dil için.

Ba?ka bir durum daha:

Duygularynyzy (hangisi olursa olsun) anlatmanyn en güzel yolu da Türkçedir. Bunun iki nedeninden söz edeyim:

1. TÜrkçe, maskeye yerle?mi? bir ses gerektirir. Bu onu Arapça, Farsça, Fransyzca ve Almanca gibi gyrtlaksy dillerde duydu?umuz çirkin bir sesten kurtaryr. Ynsan kula?yna en ho? gelen ses, maskeye yerle?mi?, temiz bir sestir. Her ne kadar yüksek ve kyrsal kesimde hala gyrtlaksy bir ses kullanylsa da artyk Türkçe, gyrtlaktan uzakla?tyrylmy? ve yüze yerle?tirilmi? temiz ve çekici bir ses istiyor. (Tiyatrocular bunu çok iyi bilir ve kullanyrlar. O yüzden sesleri bu kadar etkileyicidir.)

2. Kendi aramyzda konu?urken hani daha kibar olmak amacyyla kimi cinsel organlaryn adyny yabancy dillerden dev?irdi?imiz sözcüklerle söyleriz ya... (sanki o sözcük ba?ka bir anlama geliyormu? gibi) Hani böyle daha kibar görünürüz ya... i?te syra küfretmeye geldi?inde o cinsel organymyzyn en yalyn Türkçe adyny söyleriz. Çünkü ba?ka türlü yaty?tyrmamyz olanakly de?ildir o duygumuzu. Very Happy Bir I LOVE YOU'nun, bir de SENY ÇOK SEVYYORUM'un tadyna bakyn. hangisinde sevginizi daha güzel anlatyyorsunuz?
Kullanıcı kimliğini gösterDorukhan tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 20 Tem 2005
Bildiriler: 7
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Sadece Türkçenin değil hiçbr dilin bir başka dile üstünlüğü söz konusu olamaz. Bu tip yaklaşımları sağduyudan uzak buluyorum. Dilbilim der ki; bütün diller konuşanına kendini anlatabilme olanağı verdiği sürece (sözcük sayısından bağımsız olarak) yetkindir, tamdır. Hiçbir dil diğerinden aşağı ya da diğerinden üstün değildir. Her dilin kendine özgü yapıları vardır. Türkçede olan bir yapının tam karşılığını başka bir dilde bulamamanız o dilin eksik olduğu anlamına gelmez. Dilin zenginliğinden bahsederken başka dillerle karşılaştırmak o yüzden anlamsızdır.

Kendi dilimizi sevmek için onun herhangi bir dilden üstün olması gerekmiyor. Ben dilimi seviyorum çünkü benim için özel ve güzel bir dil, çünkü kültürüm, çünkü anadilim. Ama diğerlerinden üstün değil.
Kullanıcı kimliğini gösterKırmızı Kuş tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Ekm 2004
Bildiriler: 331
Şehir: Bursa
Alıntıyla Cevap Gönder
Burada Türkçe konusunda bilimsel bilgiye dayalı bir paylaşımda bulunurken açıklamalarımızı "sağduyudan uzak" bulmanızı anlamak çok güç. Yazılanları bir kez daha okumanızı öneririm.

Her dilin -sözcük sayısına bakılmaksızın- kendisini anlatabilme yetisine sahip olduğu doğrudur. Bunu dilbilimciler de belirtir. Ancak, anlatmaktan anlatmaya da çok fark vardır. Bu farklılıklar karşımıza dillere özgü özellikler olarak çıkar. Evet, her dilin kendisine özgü bir yapısı, işleyişi, mantığı, felsefesi ve dünya görüşü vardır. Bunlar doğrudan doğruya "üstünlük" olarak görülemez. Ancak, dillerde öyle özellikler vardır ki, bu özelliklerin bir benzerini daha görmek çok güçtür. İşte ben "üstünlük" derken bunu anlatmaya çalıştım. Bir şeyleri yüceltirken bir şeyleri yere batırmayı düşünmedim.

Sözgelimi, ikilemeler. Türkçe bu konuda diğer dillerle karşılaştırılamayacak ölçüde varsıldır. İkilemelerin varsıllığı, kullanım alanının genişliği ve anlatıma katkısı bakımından Türkçeye yaklaşabilen dil yok gibidir. Korece ve Japonca bu konuda az çok varsıldır; ama asla Türkçe düzeyine ulaşamaz. İşte bu, üstünlük derecesine ulaşmış bir özelliktir. Başka bir dilin de başka konularda üstünlüğü bulunabilir. Önemle yinelemek isterim: Burada "üstünlük" derken bu özelliğin Türkçede çok belirgin ve belirleyici bir öge olduğunu söylemek istiyorum.

Ben burada diğer dilleri küçümseyici bir tutum içine girmiyorum. Dilimizin gücünü daha iyi kavrayabilmek için kimi bilgiler vermeye çalışıyorum. Dilimizi iyi kavramanın yolu da onun belirgin özelliklerini çok iyi bilmekten geçer.

İnsanların düşüncelerine "sağduyudan uzak" etiketi yapıştırırken daha cimri olmanızı öneririm. Burada kimse maddi bir çıkar için bulunmuyor.

Saygılar.

_________________
Türkçem, benim ses bayrağım.
Kullanıcı kimliğini gösterOzan Aydin tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Kyrmyzy Ku? demiş ki:
Sadece Türkçenin de?il hiçbr dilin bir ba?ka dile üstünlü?ü söz konusu olamaz. Bu tip yakla?ymlary sa?duyudan uzak buluyorum. Dilbilim der ki; bütün diller konu?anyna kendini anlatabilme olana?y verdi?i sürece (sözcük sayysyndan ba?ymsyz olarak) yetkindir, tamdyr. Hiçbir dil di?erinden a?a?y ya da di?erinden üstün de?ildir. Her dilin kendine özgü yapylary vardyr. Türkçede olan bir yapynyn tam kar?yly?yny ba?ka bir dilde bulamamanyz o dilin eksik oldu?u anlamyna gelmez. Dilin zenginli?inden bahsederken ba?ka dillerle kar?yla?tyrmak o yüzden anlamsyzdyr.

Kendi dilimizi sevmek için onun herhangi bir dilden üstün olmasy gerekmiyor. Ben dilimi seviyorum çünkü benim için özel ve güzel bir dil, çünkü kültürüm, çünkü anadilim. Ama di?erlerinden üstün de?il.


Sayyn Kyrmyzy Ku?,

Sözlerinizde haklysynyz, dilbilim öyle der, yani teori öyle der. Prati?ine bakty?ynyz da ise bunun böyle olmady?y görülecektir. Örne?in; geçmi?inden gelen duygusally?y yüksek kültür yapysyndaki bir dilin mensubu, anadili ile e?de?erde bildi?i bir di?er duygusally?y yo?un olmayan dilde duygu ve dü?üncelerini ayny ölçüde kar?ysyndakine aktarabilir mi?

Tabii ben sizi anlayamamy?ymdyr! Siz ba?ka sözlerden bahsediyorsunuzdur!

Kyrmyzy Ku? demiş ki:
bütün diller konu?anyna kendini anlatabilme olana?y verdi?i sürece (sözcük sayysyndan ba?ymsyz olarak) yetkindir, tamdyr.


Bu ikinci dilin mensuplary duygu yo?unlu?u bakymyndan fakirseler haliyle bu yöndeki sözcük açysyndan da fakir olacaklardyr. Peki bu durumda anadilince yo?un dü?ünce yetisine sahip ki?i bunu ikinci dil mensubu ki?iye duygularyny hangi sözcüklerle ifade edecektir. Dü?ünecek ancak ifade edemeyecek! Teoriler pratikte tatbik sahasy bulabildikleri sürece bir?ey ifade ederler. Ben kültürüm gere?i sahip olduklarymy, ba?ka bir dil kendi yapysy gere?i bana anlatym imkany vermiyorsa buna ben bal gibi "TÜRK DYLY ÜSTÜN BYR DYLDYR", "BENYM DYLYM BA?KA DYLLERDEN ÜSTÜNDÜR" derim. Unutmadan söyleyeyim, insanlar dillerinin sahip oldu?u sözcükleri kadar dü?ünür ve dü?ünebildikleri kadar dillerine sözcük katabilirler.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türkçenin Üstünlükleri
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2