Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türkçedeki Eklerin Kökeni
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Hzr 2005
Bildiriler: 549
Şehir: Ystanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
A?a?ydaki Türkçe'ye ili?kin dilbilimsel yazyyy sizlerle payla?mak istedim.

TÜRKÇEDEKY EKLERYN KÖKENY

Türkçedeki eklerin meydana gelmesinde, ba?lyca üç yolun etkili oldu?u anla?ylmaktadyr. Bazy ekler ba?langyçta ayry sözcükler olduklary halde, kullanyly? ve anlam zorunlulu?u ile zamanla ek durumuna geçmektedirler.

Bu dü?ünce eklerin bir kysmy için kolayca ispatlanabilir. "i-" ünlüsüyle ba?layan bazy sözcük kökleri kullanyly? durumuna göre kolayca ekle?mektedir. "ile" sözcü?ü, günümüzde hem ayry sözcük olarak, hem de ek olarak kullanylmaktadyr, "eli ile = eliyle, ta? ile = ta?la" örneklerinde oldu?u gibi.

Ekeylemlerin bütün çekimleri de hem ayry sözcük olarak hem de ek olarak kullanylmaktadyr: "gelmi? idi, gelmi?-ti; gelir idi, gelir-di; ne ise, ne-y-se" gibi. "için" sözcü?ü bile son zamanlarda ekle?me yolunu tutmu?tu. Eski Ymlâ Kylavuzu'nda, "olduguyçin, geldigiyçin" gibi örnekler verilerek "için" sözcü?ünün ek gibi yazylabilece?i gösterilmi?ti [1]. "?i?-man, koca-man, az-man, sök-men, se?-men, Köle-men, Türk-men" gibi sözcüklerdeki "-man /-men" ekinin aslynda ayry bir sözcük oldu?u, sonradan ek durumuna geçti?i söylenebilir. Çünkü bu ek, getirildi?i ad ya da eylem soylu her sözcü?e genellikle "adam, insan" kavramy katmaktadyr. "De?ir-men" sözcü?ü bile, ba?langyçta daha çok "de?irmenci" kavramy vermi? olmalydyr.

Bunlardan ba?ka Prof. Jean Deny'nin dedi?i gibi, "-da?" eki de "-da" kalma durumu ekiyle "e?" sözcü?ünden kurulmu? olabilir; "arkada? = ar-ka-da + e?, karda? = kar-da + e?, yolda? = yol-da + e?" gibi [2].

Ykinci bir yol olarak, bazy eklerin iki ekin birle?mesiyle do?du?u söylenebilir. "kumsal" ve "yoksul" sözcüklerindeki "-sal" ve "-sul" ekleri, "-sy" ve "-al, -yl" eklerinin birle?mesiyle olu?mu? görünmektedir. "kumsal" sözcü?ü, "kum-su", "kum gibi" anlamyndan, "-al" ekiyle geni?letilmi? ve kökanlamdan mensubiyet yüklenerek, köke ba?ly syfat gibi kullanylmy?, sonra da adla?my?tyr. "kumsal" gibi, "yoksul" sözcü?ü de, ayny yolla "yok-su", "yok gibi" anlamyndan yararlanylarak, "-yl" ekiyle geni?letilmi?tir. Anadolu a?yzlarynda kullanynylan "varsyl = varsy-l" sözcü?ü de ayny kurulu?tadyr.

Bu yol, "-cyl / çyl" eki için de dü?ünülür: "adamcyl = adam-cy-l [3] = adamdan ürken, adama saldyran hayvan, ters yorumla adama dü?kün, adama sokulan, yakla?an hayvan" (bkz. Kamus-y Türkî, Ystanbul 1317). "insancyl = insan-cy-l = insana aly?yk, insana dü?kün"; "balykçyl = balyk-çy-l = balykla beslenen, balyk tutan bir tür ku?"; "alymcyl = al-ym-cy-l = satyn almak isteyen, mü?teri" (bkz. Derleme Sözlü?ü). Görülüyor ki, bu tür "-cyl / -çyl" ekinin kurulmasynda, anlam bakymyndan, "-cy" eki etkili olmu? ve bu ekin verdi?i kavram "-l" ekiyle geni?letilmi?tir. Hatta bu tür sözcükler "-l" ekini almadan da kullanylabilir.

"-tan / -dan" çykma durumu ekinin de (ablativus), "-ta / -da" kalma durumu ekiyle (lokativus), "-yn" araç durumu ekinin (instrumentalis) birle?mesiyle olu?tu?u ileri sürülebilir. Çünkü eski kaynaklarda "-ta" kalma durumu eki, ayny zamanda çykma durumu eki görevini de yapmaktaydy. Sonradan "-tyn / -dyn" çykma durumu eki (ablativus) belirmi?tir. Ekin aslynda "-yn" (instrumentalis) eki gibi dar ünlüyle kurulmu? olmasy ve her iki ekin verdikleri kavramlaryn birbirine yakyn bulunmasy böyle bir dü?ünceye yol açmaktadyr. Ayryca "-yn" araç durumu eki Anadolu a?yzlarynda "artyk-yn" gibi sözcükler meydana getirmektedir.

Daha sonra da "-tyn /-dyn" çykma durumu eki, "t" sesinin dar ünlüleri açma ve geni?letme etkisiyle, "-dy? / ta?" sözcüklerinde oldu?u gibi, "-tan / -dan" biçimine dönü?mü?tür.

Bazy eklerin durumu da inceleyicilerinin dikkatini, üçüncü bir yola, belli diller arasynda ortak bir kayna?a çekmektedir. Bu tür eklerin ba?ynda "-al / -yl" eki gelmektedir.

"-al" eki, ba?ka ekler ve sözcüklerle birlikte, ayny anlam, ayny görev ve biçimde Latincede geçmektedir.

Latince ile Türkçe arasynda, zaman ve bölge bakymyndan, böyle bir kar?yla?tyrma olanaksyz görülürse de, uzun yüzyyllar bir sözcük kökü veya ek yaratylamamasy, sözcük köklerinin ve bazy eklerin tarihinin, insanyn yaratylmasy kadar eski oldu?u daima dikkate alynmaly, tarihsel dönemlerde ses, biçim ve görev de?i?ikli?ine u?rayarak dilden dile geçmi?, tanynmaz duruma gelmi? sözcük ve eklerin varly?y unutulmamalydyr.

Böyle görü?lerin y?y?y altynda, Milâttan önce 40. yüzyyldaki Sümerce ile Macarca bile kar?yla?tyrylmaktadyr. Tarihsel dönemlerde, dillerin birbirlerinden sözcük aldyklary da bilinmektedir. Bu tür olay ve örneklerin, tarihin bilinmeyen, karanlyk dönemlerinde de geçerli oldu?u görülen izlerle anla?maktadyr.

Her dilde oldu?u gibi, Türkçede de tarihsel dönemlerde yabancy sözcükler ve ekler alynmy?tyr. Yabancy dillerin Türkçeye a?yr basky yapty?y dönemlerde yabancy sözcükler kök ve ekleriyle, hatta gramer kurallaryyla birlikte alyndy?y gibi, Türkçe sözcükler de yabancy kurallara göre kurulan tamlamalarda kullanylmy? [4] özellikle Türkçe köklere yabancy ekler getirilmi?tir.

Arapça "millî, medenî, insanî sözcükleri gibi, Türkçe "altyn", "gümü?" sözcüklerine "-î" eki getirilerek "altun-î, gümü?-î" sözcükleri yaratylmy?tyr. Arapça "te?kilât, varidat, faaliyet, zaten" gibi sözcükler örnek tutularak Türkçe köklerden yabancy eklerle "geli?-at, gidi?-at, var-iyet, ayry-yeten" gibi sözcükler de kurulmu?tur. Türkçe sözcük köklerine Farsçanyn ekleri de getirilmi?tir: "emek-tar, sürme-dan-lyk, i?ne-den-lik, su-dan-lyk" gibi [5]. "otlakiye vergisi" biçimindeki örnekler dilimizde hâlâ kullanylmaktadyr.

Görülüyor ki sözcükler gibi ekler de diller arasynda alynyp verilmekte, anlam ve görevi her dilde az çok ayny kalmaktadyr. Bu bakymdan tarihsel dönemlerde oldu?u gibi, tarihten önceki dönemlerde de, eklerin sözcükler gibi dilden dile geçti?i bilimsel görü?lere aykyry dü?medi?i gibi, bu durum, dillerin karanlyk dönemlerini aydynlatmada öncü de olmaktadyr.

Bilim verilerine göre Türkçe ile Latince arasynda bir ara?tyrma, kar?yla?tyrma yapylacak olursa, kökende, yani men?ede, bu iki dilin bazy sözcük ve ekler bakymyndan ayny kaynaktan yararlandyklary görülür. ?imdilik bilinmeyen bir ça?da, Türkçe ile Latince ayny kayna?a yakyn dolaylarda kullanylmy?, sonra da bu kaynaktan ve birbirinden uzakla?my?lardyr. Bu tür yakynlyklary Türk gramercisi A.C. Emre daha önce [6] Türkçe ile Hint-Avrupa sözcükleri arasynda açyklama?a çaly?my?sa da, burada i?lenen ekler üzerine durmamy? ve yapty?y kar?yla?tyrmalary da eski Türkçeye, yani Orhun ve Uygur Türkçesine dayandyrmamy?tyr.

Dillerin, yüzyyllar boyunca kolay kolay kök veya ek yaratamadyklary bilindi?ine göre, pek çok dilin kök ve ek bakymyndan ortak bir kaynaktan ya da birbirlerinden yararlandyklary daima söz konusudur.

Türkçenin ekleriyle Hint-Avrupa dillerinin ekleri arasynda, özellikle Latincenin bazy kök ve ekleri bakymyndan, çok yakyn bir benzerlik bulundu?u kolay kolay inkâr edilemez [7].

Türkçedeki soru adyly "ne" [8], Latincede de ayny görev ve ayny biçimde geçmektedir. Türkçede oldu?u gibi "ni" biçimi de vardyr ve "negü" gibi türevlerine de rastlanyr. "ni-tek, ni-tek-im" gibi sözcüklerde oldu?u biçimde, ayny "ne" sözcü?ü Latincede de "gibi" ya da "olumsuzluk" kavramy sa?lamak için kullanylyr (bkz. A. Meillet ve A. Ernout, Dictionnaire Etymologique de la Langue Latin, Paris 1932, s. 627).

"ne" sözcü?ü Latincede eylemlerin sonuna gelmekte ve ek gibi kullanylmaktadyr : "venisti-ne = geldin mi?", "vidisti-ne = gördün mü?", "vidit-ne = gördü mü?" gibi.

"ne" sözcü?ü Latincede de Türkçede oldu?u gibi soru kavramyndan ba?ka "olumsuzluk" kavramy da verir: "ne veniat = gelmesin" gibi.

Türkçede oldu?u gibi Latincede de "ne" sözcü?ünün ikilenmesiyle de "olumsuzluk" kavramy sa?lanyr: "neque venit neque me vidit = ne geldi ne beni gördü = gelmedi, beni görmedi" gibi.
Bu tür yakynlyklar "tesadüf" diye yorumlanamaz, çünkü bu yakynlyklar bir tek sözcük veya ekte görülmemekte, bir dizide, bir syralany?ta olaylaryn geli?mesinde görülmektedir.

Türkçenin en eski kaynaklarynda geçen ki?i ve soru adyllaryyla Latincenin ki?i ve soru adyllary, kar?yla?tyrylacak olursa ?u yakynlyklar ortaya çykar:

Ki?i Adyllary

--------------------------------------------------------------------------------
Birinci Ki?i Tekil
Ykinci Ki?i Tekil
Üçüncü Ki?i Tekil
Birinci Ki?i Ço?ul
Ykinci Ki?i Ço?ul
Üçüncü Ki?i Ço?ul

Türkçe

--------------------------------------------------------------------------------
men (ben)
sen [9]
ol
miz (biz)
siz
ol-lar

Latince
--------------------------------------------------------------------------------
me
te
ille, illa, illud
nos
vos
ille, illa, vb.
Görülüyor ki her iki dilin birinci ki?i tekil adyly "m" dudak ünsüzüyle, ikinci ki?i tekil adyly ise "s-" ya da "t-" gibi bir di? ünsüzüyle, üçüncü ki?i tekil adyly da ünlü ile ba?lamakta ve "l" ünsüzü ile kurulmaktadyr.

Ki?i adyllarynyn ço?ul biçimleri, daha sonraki dönemlerde geli?mi? görünmektedir. Ayryca her iki dilin adyllaryyla ço?ul ya da ikizleme (dualis) bildiren "-s, -z" sesleri bulunmaktadyr.

Ki?i adyllaryndan ba?ka, "ne" adyly gibi, öteki soru adyllarynyn da biçim, anlam ve kullany? bakymyndan her iki dilde yakynlyk göstermesi ayryca dikkate de?er.

Orhun ve Uygur lehçelerinde kullanylan soru adyllary bir "ka = qua" köküne dayanyr. Uygur kaynaklarynda ise ?u soru adyllaryna rastlyyoruz : "kaç = ne kadar, kaç ; kaç kata = çok kez, çok defa, ekseriyetle ; kaçan = ne vakit, ne zaman ; kaçang = kaç defa, o kadar, kaç kez ; kayu = hangi, hangisi" gibi.

Ka?garly'nyn Divan'ynda ise "kanu, kanda" örneklerinden ba?ka "kayu = hangi [10]", "kayda = nerede", "kança = nereye", "kaçan = ne zaman", "kaç = soru soran bir edat" ; "kim = soru edatydyr. O?uzlar boy kim derler ki, hangi kabile demektir" gibi örneklerin bulunu?u ayryca dikkate de?er (bkz. Ka?garly Mahmut, Divanü Lûgat-it-Türk, Besim Atalay tercümesi, cilt I, s. 338, sat : 24).

Latincede "ka-" köküne de?il de "ku = qu" köküne dayanan soru adyllary vardyr ve Türkçedekine benzer türevlerinin ba?lycalary da ?unlardyr :

Latince

--------------------------------------------------------------------------------
quis?
quid?
qualis?
quando?
quot?

Türkçe

--------------------------------------------------------------------------------
kim? ki?i
kangy (ne?)
(nasyl?)
kaçan? (ne zaman?), kanda (nerede?)
kaç? (ne kadar?)
Görülüyor ki, her iki dildeki ki?i ve soru adyllary arasynda ses, biçim, kullanyly? ve anlam bakymlaryndan önemle dikkate alynacak çok yakyn benzerlikler, kök birlikleri bulunmaktadyr.

Her iki dil arasyndaki bu tür kök birli?i, tarihin belli bir döneminde ortak kaynaktan yararlany?y açykça göstermektedir.

Ki?i ve soru adyllaryndan ba?ka Türkçe ve Latince bazy sözcükler arasynda da yakynlyklar vardyr. Her iki dilde ortak biçimde ve ortak anlamda kullanylan sözcüklerden bazylary ?unlardyr : Türkçe : ata, Latince : atta ; Türkçe : ir/er = Latince : vir [11] ; Latince : amare = sevmek. Türkçe : amrak = sevgili, â?yk ; Latince : domus = ev, çaty ; Türkçe : dam ; Türkçe : kedi, Latince : cattus ; Türkçe : tepe, Hint-Avrupa dillerinde : top ; Türkçe : bal, Latince : mel vb.

Her iki dildeki adyllar ve sözcükler arasyndaki yakynlyklardan ba?ka daha önemli ölçüde ekler arasynda da ses, biçim ve görev bakymlaryndan tam bir ortaklyk oldu?u görülmektedir. Bu tür eklerin ba?ynda "-al" eki gelmektedir.

Eklerin bir dilden bir dile sözcükler kadar kolay geçmedi?i bilinir. Bununla birlikte sözcük kökleri gibi ek yaratmanyn da güçlü?ü dikkate alynacak olursa, bir dilden bir dile ekin de bazy anlam zorunluklaryyle, gereksinmelerle geçti?i görülmektedir.

"-al" eki Türk lehçelerinde, Latin dillerinde oldu?u gibi ayny biçim, anlam ve ayny görevde kullanylmy?tyr.

"-al" eki, en eski kaynaklardan biri olan Uygurcada "sakal" sözcü?ünde görülmektedir. Ka?garly'nyn Divan'ynda da ayny sözcük ayny anlamda geçmektedir. Sözcü?ün kökü "sak" biçiminde olmalydyr.

Orhun Yazytlary'nda da "sak-yn-mak", "dü?ünmek" anlamynda kullanylmy?tyr. Ayny sözcük Uygurcada da ayny anlamdadyr: "dü?ünmek, plan kurmak, dü?ünüp ta?ynmak, endi?elenmek" vb.

Ayny kökten kurulmu? olan "sak-y? = dü?ünce, endi?e, kaygy, hesap", "sak-yn-gu" = dü?ünce, tefekkür, dü?ünme", "sak-yn-ç" = fikir, dü?ünce, niyet, tasavvur, isti?rak", "sak-ynç-ly" = dü?ünceli, fikir sahibi, endi?eli", "sak-ynç-syz = dü?üncesiz, endi?esiz, tasasyz" gibi sözcüklerde Uygurcada geçmektedir.

Ayryca "sak-y-mak" sözcü?ü de "ciddî olmak, bir ?eye itina göstermek" anlamlarynda Uygurcada kullanylmy?tyr.

Buna göre Orhun Yazytlary'nda ve Uygurcada çe?itli sözcüklerin yapysynda kök olarak kullanyldy?y görülen ve "dü?ünce, akyl, fikir" kavramlary veren bir "sak" kökünün varly?y belirmektedir. Daha sonraki metinlerde "sakla-mak" biçiminde geçen bu kök, ayny kavramyn do?rultusunda kullanylmaktadyr. "Saklamak" kavramy, "korumak, dü?ünerek tedbir almak" anlamlaryny kapsar. Nitekim Uygurcada "sak-u?-mak", "birisini himayeye almak, korumak, birini koltu?u altyna almak, muhafaza etmek" anlamlarynda, typky "saklamak" gibi kullanylmy?, ayryca i?te? çatyyle kurulmu?tur.

"Sak-yn-mak" sözcü?ü de "dü?ünüp çekinmek" demektir.

Buna göre "sak" kökünün, soyut ad olarak "akyl, dü?ünce, hafyza" anlamlaryny vermekte oldu?u, somut ad olarak "kafa, ba?" anlamynda kullanyldy?y anla?ylmaktadyr.

Bu bakymdan "sak-al" sözcü?ü, "kafaya mensup, ba?a ait" kavramlaryndan do?makta, "sak-ak = çene" sözcü?ü ile ba?lanmaktadyr.

Ka?garly'nyn Divan'ynda "çene" anlamynda kullanylan "sakak" sözcü?ünün varly?y, "sakal" sözcü?ünün, "ba?, kafa, çene" ile ilgisini açykça belirtmektedir.

Ka?garly'nyn Divan'ynda ba?ly ba?yn a "sak" sözcü?ü, "i?te uyanyk ve zeyrek olan" anlamynda geçer. Divan'da "sak er = uyanyk, zeyrek ki?i", "sak-lyk = uyanyklyk" demektir. "Sak" kökü yine "akyl, dü?ünce" kavramlaryndan kayarak "dikkat" anlamynda da eski ça?larda askerlikte kullanylmy?tyr; "sak sak" biçimindeki bu ikileme, "nöbetçinin, bekçinin kaleyi ve aty koruyabilmek için uyanyk olmasyny emreden söz" olarak geçmektedir.

Osmanlycada ve Anadolu a?yzlarynda, "sak", "müteyakkyz, uyanyk, çabuk duyan, tetik olan, ihtiyatly, uslu, sakin" anlamlarynda kullanylyr ; "sak dur!" veya "sak samit dur!", "uslu, akylly dur" demektir. Yine Osmanlycada "çenenin altyndan sarkan et, gerdan, gabgab" anlamynda kullanylan "sakak" sözcü?ü de ayny sözcüktür. Atlaryn boyunlarynda, çene altynda olan bir hastaly?yn Türkçe ady da ayny kökten gelen "saka?y"dyr.

Bu açyklamalara göre, sakal sözcü?ü Türkçedir ve sözcükteki "-al" eki Uygurcadan beri hatta daha önceleri Türkçede kullanylmy?tyr.

Ayny ek "topal" sözcü?ünde de görülmektedir.

Orhun Yazytlary'nda "top-mak = ba?lamak", "top-la-mak = derlemek, toplamak" sözcükleri bulunmakla birlikte "top" kökü ad olarak geçmemektedir.

Ancak Uygurcada "top", "bütün, hep, topyekûn", "top-lu = bir arada, toplu" sözcüklerinde "top" kökünü görmekteyiz.

Ka?garly'nyn Divan'ynda "top, top-yk" sözcükleri "çevgenle vurulan top, topaç" anlamynda geçmektedir.

Bu duruma göre "top" sözcü?ü bugünkü anlamda daha XI. yüzyylda kullanylmaktaydy.
Osmanlycada da "top" kökü, "bütün, büsbütün" anlamlaryny vermektedir.

Ayryca "top-aç", top-ak" sözcükleri Osmanlycada "yuvarlak, toparlak, top gibi" anlamlarynda kullanylmy?tyr. Bugünkü "top-uk, top-ak, top-aç, top-an, top-ar-lak, top-lu, top-uz, top-tan" sözcükleri de ayny kökten gelmektedir. "Aksak" anlamyny veren "top-al" sözcü?ü görülüyor ki "top" köküyle ilgilidir. Ayny kavramy veren "ak-sa-k / a?-sa-k" sözcükleri de "aksayan, bir tarafa kayan, yuvarlanan" kavramlaryny belirtmektedir.

Genellikle eski kaynaklarda geçmeyen fakat çok yaygyn olarak kullanylan "top-al" sözcü?ü, "aksayan, kayan, yuvarlanarak yürüyen" kavramlaryny vermektedir ki "top" köküyle "-al" ekinden kurulmu? oldu?u belirmektedir. Nitekim "güzel" sözcü?ü de, "göz-el" biçiminde kuruldu?u halde ve çok yaygyn olmakla birlikte eski kaynaklarda geçmemektedir

"Çatal" sözcü?ü de "çat" adyyle "-al" ekinden kurulmu?tur. "Çat" ady daha çok ikili bir kök olarak "çat-mak" eylemiyle tanynmy?tyr. Halbuki "çatmak" eyleminin kökü olan "çat" sözcü?ünü ad olarak da kolaylykla bulabiliriz.

Orhun Yazytlary'nda "kuyu" anlamynda "çat" biçiminde bir sözcü?e rastlyyoruz. Ayny sözcük Ka?garly'nyn Divan'ynda da geçmektedir. Eski kuyularyn yapyly?y, biçimleri ve bu kuyulardan su çekmek için kullanylan çatal odunlar dikkate alynyrsa "çatmak" eylemindeki "çat" kökünün "kuyu" anlamyyle birli?i dü?ünülebilir. Böyle bir ad kökü ile anlam birli?i sa?lanmasa da, "çat" biçiminde hem eylem kökü olan hem de ad olarak kullanylan bir sözcük Türkçede kullanylmaktadyr. "Çat" ady, "iki veya daha çok yolun, derenin ya da da?yn birle?ti?i yer anlamynda Anadolu'da yaygyndyr : "yolun çaty = yol-un çat-y = yolun birle?ti?i yer" vb. (bkz. Ömer Asym Aksoy, Gaziantep A?zy, cilt III ; ve bkz. Söz Derleme Dergisi).
Böylece "çat-al" sözcü?ünün "çat" adyna getirilen "-al" ekiyle kuruldu?u anla?ylmaktadyr. Ayny kök, eylem kökü olarak da "çatyk, çatak" gibi sözcükleri meydana getirmi?tir.
"Çatal" sözcü?ündeki "-al" ekinin yalnyz alet ady kurmak için kullanyldy?y asla ileri sürülemez. Çünkü "çatal perde" gibi tamlamalarda "çatal" syfattyr. "Çatal kazyk yere batmaz" atasözünde de "çatal" syfat gibi kullanylmy?tyr. Yemekte ya da tarlada kullanylan "çatal" ady sonradan meydana çykan bir kullanyly?tyr. Görülüyor ki "sakal, topal, çatal" sözcüklerindeki "-al" eki, ad köklerine getirilen ve syfat ya da ad soylu sözcük kuran bir ektir.

Bu eki bir de Anadolu a?yzlarynda kullanylan "yg-al > y?-al" sözcü?ünde görüyoruz. Bu sözcük "topra?yn ya?ly?y" anlamyny verir. Sözcü?ün "yg = su" köküyle kuruldu?u anla?ylmaktadyr ("yg = su" sözcü?ü için bkz. Vecihe Hatipo?lu, Türk Dili Ara?tyrmalary Yylly?y 1972, s.267-273).

Ayny "-al" ekini Latincede de ayny görevde bulmaktayyz. Latincede "anim = can, ruh" köküne, "-al" eki getirilerek "anim-al = canly, ruhlu" sözcü?ü yaratylmy?, sonra da sözcük "hayvan" anlamyna ba?lanmy?tyr. Görülüyor ki Latincede de "-al" eki, ad soylu sözcüklere getirilmekte ve kök-anlama ba?ly syfat biçiminden ad meydana gelmektedir. Türkçede oldu?u gibi Latincede de bu ek çok az kullanylmy?tyr. "-al" eki Latincede ancak bir iki sözcükte geçmektedir. Halbuki Latinceyle iligili Baty dillerinde, özellikle Fransyzcada, "-al" eki sonradan çok i?lek duruma geçmi?tir.

Türkçede de "-al" eki ba?langyçta iki üç sözcükte kullanylmy?tyr. Bu ekin ünlü uyumlaryna göre de?i?en "-el" biçimi Türkçede daha yaygyndyr.

Yalnyz bu tür örneklerin elimizdeki eski kaynaklarda bulunmayy?y dikkati çeker. Do?u Türkçesinde, "kör-mek = görmek" eyleminden kurulan "körklü? = güzel" sözcü?ü, Baty Türkçesinde "göz" kökünden "-el" ekiyle kurularak "göz-el > güzel" biçiminde kullanylmaktadyr. Bu sözcükte de ad köküne gelen "-el" eki syfat meydana getirmektedir. Anadolu a?yzlarynda kullanylan "gök-el > gö?-el = ye?il, mavi ; gö?el ördek", "çi?-el = çi?, ham ; çi?el armut", "tük-el = tam, bütün", "çep-el = çöplü ; çepelli arpa" sözcükleri de "-el" ekiyle kurulmu?tur.[12]

Ayny "-al / -el" eki "-yl / -il" biçiminde de kullanylmaktadyr. Çünkü "-yl / -il, -ül" ekleri de, "-al / -el" ekleri gibi ad soylu sözcüklere getirilmektedir ve ad soylu sözcükler syfatlar kurmaktadyr. Orhun Yazytlary'ndaki "ya?yl" sözcü?ü "ya?" köküyle "-yl" ekinden kurulmu?tur. Ayny sözcük "ya?yl, ye?il" biçimiyle hemen hemen her kaynakta bulunmaktadyr.

Yine Orhun Yazytlary'nda ve Ka?garly'nyn Divan'ynda kullanylan "köng-ül = gönül" sözcü?ü de "köng", "gön, gö?üs, deri" anlamynda kullanylan köke "-ül" ekinin getirilmesiyle kurulmu?tur.

Ka?garly'nyn Divan'ynda görülen "ba?-yl = ba?ynda beyazy bulunan" sözcü?ü de "ba?" köküyle "-yl" ekinden meydana gelmi?tir. Orhun Yazytlary'ndan beri kullanylan "kyz-yl = kyrmyzy" sözcü?ü de "-yl" ekiyle kurulmu? ad soylu sözcüklerden biridir.

Kütahyaly gramerci Abdurrahman Efendi de "endi?eli, tetik" anlamlarynda kullanylan "ku?ku-l" sözcü?ü ile, "onun uykusu ku?kuldur" gibi tümceleri örnek vermi?tir.
Görülüyor ki geni? ünlüyle ad köklerine ba?lanan "-a" eki bazen de dar ünlüyle "yl" biçiminde ad köklerine ba?lanabilmekte ve syfat yahut ad soylu sözcük kurmaktadyr. Anadolu a?yzlarynda "ard-yl = muahhar, müeccel, redif" (bkz. Tarama Dergisi) anlamlarynda geçen bir sözcük de "-yl" ekiyle kurulmu?tur. "An-yl" ise "hafyza, maksat, gaye, usul" anlamynda geçer. "Anyly bilinmeyen i? yapylmaz" atasözü Tokat ve Manisa dolaylarynda yaygyn olarak kullanylmaktadyr (bkz. DS).

Yansyma olarak kurulan bazy ikilemelerde de "-yl" ekine rastlamaktayyz : "par-yl par-yl, pyr-yl pyr-yl, ça?-yl ça?-yl, gür-ül gür-ül" gibi. "Par-la-mak, ça?-la-mak, gür-le-mek" gibi eylemler dikkate alynyrsa, bu tür yansyma kökleri, ad kökü gibi i?lem gördü?ünden "-yl" ekini alabilmi?tir.[13]

Latincedeki ad yapan "-um, bell-um = sava?" eki gibi Türkçede de eylem kök veya gövdelerine gelerek somut adlar yapan bir "-um" eki vardyr : "do?-um, sok-um, oy-um" gibi. Türkçede bu ek, ünlü kurallarynyn etkisiyle türlü biçimlere girer : "al-ym, sat-ym, kal-ym, öl-üm, sür-üm, ver-im, dür-üm, giy-im, dil-im" gibi.

"-ym" eki, Latincede oldu?u gibi Türkçede de eylem soylu köklerden soyut adlar meydana getirmektedir. Orhun Yazytlary'nda "-ym" ekiyle kurulmu? "öl-üm, bat-ym" gibi birkaç örnek kullanylmy?tyr. Uygurcada örneklerin ço?aldy?yny görüyoruz : "kör-üm = rüya, dü?, görünü? ; "iç-im = syvy halindeki yemek ; yar-ym = yarym ; al-ym = borç, borç alynan her ?ey ; tur-um = durum" gibi.

"-y?" ekiyle kurulan sözcükler de Orhun Yazytlary'nda "a?y? = yükseli?, yoku?" gibi bir iki sözcükte geçmekte, Uygurcada "aly? = aly? veri?, ticaret", "bili? = bilme, bili?", "ili? = yapy?ma, takma, ili?me" gibi sözcüklerle bu tür örnekler ço?almaktadyr.[14]

Bütün bu ara?tyrma ve incelemelerin y?y?ynda görülüyor ki Türkçedeki "-la / -le" gibi bazy ekler, "ile" gibi sözcüklerden çykmakta, "-sal / -sel" gibi bazylary birle?ik görünümü vermekte, "-al / -el" ad eki gibi bazylary ise Türkçede ve Baty kaynakly sözcüklerde ayny biçimde, ayny anlam ve ayny görevde kullanylmy? bulunmaktadyr.

Türkçedeki eklerin önemli bir özelli?i de "-ym", "-y?" ad ekleri gibi eski kaynaklarda az kullanylan bazy eklerin, sonraki Türk dillerinin ço?unda i?lek duruma geçmi? olmalarydyr

Prof. Dr. Vecihe Hatibo?lu

_________________
www.gelgelturkce.blogcu.com
Kullanıcı kimliğini gösterbensay tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Hzr 2005
Bildiriler: 549
Şehir: Ystanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Yukarydaki bilgiler y?y?ynda 'sak' sözcü?üne ili?kin bir açylym yapmak istedim: Bu sözcü?ün özgünü us kökünden usak olsa gerektir ve ba?taki us'un u'sunun dü?mesiyle sak biçimine dönü?mü?tür, kanymca. Nitekim, geçmi?ten günümüze sak sözcü?ünün içerdi?i tüm anlamlar ancak bu biçimde do?rulanabilir. Bu arada, usa ya da yetene?e ili?kin bir kavram olan ba?arynyn Yngilizcesi olan success (saksys) sözcü?üne ne demeli? Yine Yngilizce akylly anlamyndaki wise sözcü?ünde Türkçe us sözcü?ü Yngilizce'nin ses yapysy örgüsünde gizlenmi? gibi durmuyor mu? Yine Yngilizce'deki ço?ul eki olan 's' Türkçe'nin eski ço?ul eki olan 'z' eki ile (ben/biz, sen/siz, iki/ikiz, o?uz =okuz = oklar) ne kadar benze?iyor de?il mi?


En son bensay tarafından Sal May30, 2006 08:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.

_________________
www.gelgelturkce.blogcu.com
Kullanıcı kimliğini gösterbensay tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Bensay,

Öncelikle bu yazıyı paylaştığınız için sağ olun.

Alıntıdaki bilgileri de kullanarak us-sakal arasında kurduğunuz bağlantıyı anlamlı buldum.

Ancak, alıntıdaki ["Değir-men" sözcüğü bile, başlangıçta daha çok "değirmenci" kavramı vermiş olmalıdır] kısmına katılmadığımı belirtmek isterim. Divan'da "tegirmen" değirmen; değirmen taşı olarak verilmiş. (bkz. Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lûgat-it-Türk, Besim Atalay tercümesi, cilt 4, s. 594, ) Ayrıca, aynı kaynakta "tegre" = etraf, çevre, daire, değre olarak sunulmuştur. Bu bilgilere dayanarak, değirmendeki oluşumun tegreden başlama olasılığı göze çarpıyor. Üstelik sondan eklemeli bir dil olarak Türkçede aynı görevde iki yapım ekinin ardışık olarak kullanılması uzak bir olasılık gibi.

saygılar
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Hzr 2005
Bildiriler: 549
Şehir: Ystanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Ne demek sayın Kekmeg er, siz de sağ olun.

Değirmen sözcüğünün başlangıçta değirmenci anlamı veriyormuş olması bana da pek esemeli gelmedi doğrusu. Ki, men ekinin işlev alanı o kadar geniş ki (örneğin dikmen = koni, gökmen = gökçe gözlü, ekşimen = ekşimsi, Türkmen = Türk olan/Türk kişi...) sonu men ile bitiyor diye değirmenci kavramını karşılıyor olduğunu düşünmek zor. Doğrusu, yazar da, kesinkes o anlama geldiğini belirtmiyor.

Bu arada, İngilizce ile Türkçe arasında çok ilginç olan bir benzerliği de paylaşayım: Türkçe Kut ve İngilizce God (Tanrı) sözcükleri ve yine bunun türevi olan iyi anlamındaki 'good' sözcüğü. Kimi sözcükler var ki, acunsal kök sözcükler diyebileceğimiz bu sözcükler, birbiriyle ilintisiz, ilişkisiz olarak düşünülen dillerde bile değişik, ancak benzerliği özenli gözlerden kaçmayan biçimlerde karşımıza çıkıyorlar.

Esenlikler.

_________________
www.gelgelturkce.blogcu.com
Kullanıcı kimliğini gösterbensay tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Ayrı dillerin sözcükleri kabul edilen ve benzerliği gözden kaçmayan diğer bir sözcük de sirkülasyon. TDK'nin e-sözlüğünde de Fransızca "circulation" dan geldiği de belirtilen bu kelimenin çok benzerine Divan'da rastlıyoruz. Benzerlik dediğimize göre buna ulaşmak için önce İngilizceden İngilizceye sözlükten açıklamasını yazalım.

Circulate /sörk(y)ıleyt/ : bir şeyin etrafında ya da içinde hareket etmek; bir şeyi başka bir şeyin içinden veya etrafında hareket ettirmek. (Cambridge e-sözlük)

Şimdi de benzer sesletimle- sadece bitişi ayrı- Türkçesine bakalım.

sür- sürmek, koğmak,sürgün etmek; devam etmek
sürkile- ko(v)ğalamak,sürmek (Besim ATALAY, DLT Dizini, Cilt 4, s. 551)

TDK'nin e-sözlüğünde sirkülasyon için sunulan Türkçe karşılıklardan biri dolanımdır. Hem bunu kullanıyoruz da.

Bu bilgiler ışığında benim de eklemek istediğim bir şey var: Eğer Anadolulu olmayı 1071 ile başlatan tarihçilere inanan biriysek bu Yunancadan Latinceye; Latinceden Fransızcaya; Fransızcadan bizim aydınlara(!) -sirkülasyonu kullananlar için diyorum- kalma bir sözcüktür deyip geçeceğiz. Yok tersini iddia ediyorsak bu sözü, 1071 den en az 1500 yıl önce Anadolu'ya gelmiş İskitlerden Yunanlar almış, sonunu değiştirmiş diyeceğiz. Artık seçim bizlerin.

Saygılar
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 15 Hzr 2005
Bildiriler: 549
Şehir: Ystanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Dilbilimsel veriler ışığında ikincisi daha olası gözüküyor.

_________________
www.gelgelturkce.blogcu.com
Kullanıcı kimliğini gösterbensay tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türkçedeki Eklerin Kökeni
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2