Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Posta Gazetesi İşte Hayat Sayfası 21 Ocak 2007
Yazı: Oğlunun ölümünü taklit etti.

"Daha önce bir kez hapla, iki kere de sobayı açık bırakarak intihar etmeyi denemişti. Ancak Özden ...... her seferinde yakınları tarafında kurtarılmıştı."

"Özden ..... önceki akşam evinde sobanın dumanının çıkmasını sağlayan kapakları kapattı.

Yukarıdaki birinci cümlede kez ve kere sözcükleri kullanılmış. Merak ediyorum editör bir intihar teşebbüsüne bir kez derken iki intihar teşebbüsüne neden iki kere deme ihtiyacını hissetmiştir merağa değer.

İkinci cümledeki "dumanının çıkmasını sağlayan" ifadesinde sobanın dumanının nereye çıkmasını sağladığı meçhul kalmıştır. Gerçi biz dumanın nereden ve nereye çıktığını biliyoruz ancak editör bunu belirtmeden yazmış. Sanki günümüz gençlerinin sohbet odalarındaki sohbet ediş tarzlarındaki gibi.

Saygılarımla.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Bugün kısa bir süre izlemiş olduğum Tv. dizisindeki bir cümleyi dikkatimi çektiği için aceleyle anyazı olarak karaladım.

Bir bayan telefonda muhatabı ile konuşuyor ve şöyle bir söz sarf ediyordu: "Polise bildirdiniz mi? Ne olur bir haber gelirse bana da söyleyin"

Yukarıdaki cümlede "söyleyin" sözcüğünün kullanılması doğru mudur? Eğer söyleyin yerine "bildirin" sözcüğünü kullanmış olsaydık cümlede nasıl bir değişiklik olurdu?

Bilgilendirilmek istiyorum.

Saygılarımla.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Arl18, 2014 11:59 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 08 Eyl 2005
Bildiriler: 2333
Şehir: Almanya
Alıntıyla Cevap Gönder
Sevgili Ertuğrul Ölçe ağabey.

Sorunuzda çok haklısınız. Birçok şeyleri devrik veya çarpık biçimde kullandığımız gibi, yukarıdaki konuşmada da ''fiilin, zaman uyarlılığına dikkat etmeden'' konuşulmuş.

Konuşma içeriği şöyle:
"Polise bildirdiniz mi? Ne olur, bir haber gelirse bana da söyleyin"
...

>"Polise bildirdiniz mi?''
(Demek ki; bir olay vuku bulmuş).

>''Ne olur; bir haber gelirse bana da söyleyin'' dersek;
bu istemde sadece; ''haber geldi'' demek yeterli olacaktır.

Ancak cümlede;
>Ne olur; bir haber gelirse bana da aktarın/bildirin veya açıklayın denseydi; istem, haberin içeriğini de kapsardı.


Selamlar

_________________
Sev ki sevilesin!
Kullanıcı kimliğini gösterKederli tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Vatan Gazetesi Gündem Sayfası 1 Şubat 2007
Yazı: Bush yerine Al Gore seçilseydi dünya bugünkü gibi olmazdı.


"... Sadece hepimiz günlük yaşamlarımızda bazı fedakarlıkları elbirliği ile yapabilirsek bile atmosfere yayılan karbondioksit gazı azalacak ve ..."

Cümlede geçen yaşamlarımızda ifadesi yaşantılarımızda şeklinde olmalıydı. Zira yaşam, bir canlının doğumu ile ölümü arasında geçen süredir. Yaşantı ise bu sürenin herbir evresinin ifadesi, yaşama alışkanlıklarının bütünü yani bir tarzıdır.
Ayrıca bu cümlede kurgu hatası da bulunmakta ve sadece sözcüğünün kullanımının da gereksizliği ortadadır.

"Al Gore bunları bugün mü söylüyor? Hayır, çok uzun yıllardır bunu yapıyor."

Al Gore, bir konuyu açıklıyor, uzun yıllardır bunu söylüyor. Ancak çok uzun yıllardır söylenenler nasıl "yapılıyor" oluyor anlamak mümkün değil.

"Amerikan Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmeden önce başlamış bu uyarılarına. Ama o dönem yönetimleri Al Gore'u ve onun gibi olanları ciddiye almamışlar bile."

Cümlede geçen yönetimleri sözcüğü yöneticileri şeklinde olmalıydı. Zira yapılan uyarılara ancak yöneticiler kulak verebilirlerdi yönetimler değil.
-----------------------------


Vatan Gazetesi Gündem Sayfası 1 Şubat 2007
Yazı: Para mı dünya mı?


"Kefenin bir tarafına parayı koyuyor. Diğer tarafına da dünyayı."

Bir cümlelik ifade iki cümle olarak yazılmış.
------------------------------


Vatan Gazetesi Gündem Sayfası 1 Şubat 2007
Yazı: 301 değiştirilmez.


"AKP de iktidara gelmeden önce bu maddeden yakınırdı"

Cümlede geçen yakınırdı sözcüğü yakınıyordu şeklinde olması gerekirdi diye düşünüyorum. Yakınırdı ile yakınıyordu arasındaki anlam farklılığını ilgi duyan dostlarımızın izah etmeleri faydalı olacaktır.
---------------------------


Vatan Gazetesi Gündem Sayfası 1 Şubat 2007
Yazı: Küresel ısınmaya karşı her birey ne yapabilir?


"... sunumundan herkesin kendince alacağı küçük tedbirleri not ettim. Bunları sizinle paylaşmak istiyorum:
* Araba lastiklerinin havasının düzgün olduğunu kontrol edin, ...
* Su ısıtmak için çok enerji harcanıyor, sıcak suyu daha az kullanmaya çalışın.
...
...
Bu çok basit önlemler sayesinde karbondioksit salgısını azaltabiliriz."


Cümledeki ne yapabilir? sorgusundan "Küresel ısınmaya karşı her birey sadece birşey yapmalıdır" anlamı çıkmaktadır. Halbuki bireyler tek tek bu felaket için birçok şeyler yapabilirler. Cümlenin doğrusu "... ne yapabilir?" değil "... neler yapabilir?" şeklinde (çoğul) olmalıydı.

"... sunumundan herkesin kendince alacağı küçük tedbirleri not ettim" de kullanılan alacağı sözcüğü doğru bir kullanım değildir. Birilerinin önereceği tedbirleri herkes almaz ancak alabilir. Dolayısı ile cümledeki alacağı ifadesi yerine alabileceği ifadesi uygun düşmektedir.

Yukarıdaki cümlede geçen "Araba lastiklerinin havasının düzgün ..." ifadesindeki düzgünlük kavramı yanlıştır. Lastiklerin basıncı verilen teknik değerlere uygun olmalı anlamındaki bir ifade doğru olacaktır. Ayrıca kimin araba lastiklerinin kontrolü yapılacaktır. Her kişi bütün arabaların lastiklerinin havasını mı kontrol edecektir! burada anlam bozukluğu bulunmaktadır. Editör sıradan sokak ifade şeklini kullanmış. Ne denebilirki!

Bir başka öneri olan "Su ısıtmak için çok enerji harcanıyor, sıcak suyu daha az kullanmaya çalışın" da ise alternatif enerjiler yani "temiz enerji olan güneş enerjisi vs." hiç düşünülmeden sıcak su kısıtlamasına gidilmesi talebinde bulunulmuş. Halbuki cümle bu temiz enerji dikkate alınarak uygun bir şekilde kurulmalıydı.

"Bu çok basit önlemler sayesinde karbondiyoksit salgısını azaltabiliriz."

Cümlede geçen salgı sözcüğü yerinde bir kullanım olmamakla beraber ortaya çıkan karbondioksidin salgı mı, salım mı yoksa başka bir sözcük mü olacağı tartışma götürür. Bunun açıklığa kavuşması sanırım yararlı olacaktır.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Çrş Şub18, 2015 20:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Vatan Gazetesi Gündem Sayfası 1 Şubat 2007
Yazı: Mahmur'daki 6 bin çocuk isterse Türkiye'ye dönebilir.


Başlıkta belirtilen sayının (6.000) "altı" sayısı rakamla, "bin" sayısı ise yazıyla yazılmıştır. Bunun doğrusunun nasıl yazılması gerektiğini yazışmalık dostlarımız açıklarlar sanırım.

Yine aynı yazıda "General Ralston'un Türk muhatapları ile görüşmesi sırasında, Mahmur Kampı'na düzenlenen operasyona yönelik "Kampta, silah ve mühimmat bulunmadı" sözlerine, "PKK, operasyon öncesi kampı boşaltmıştı. Mahmur'da yaşayan PKK unsurları şu anda Kandil Dağı yakınlarında bir kampta silahları ile barınıyorlar" bilgisi ile karşılık verdi." cümleleri yer almaktadır.

Yukarıdaki cümlelerde koyu olarak işaretlenen sözlerin kime/lere ait olduğu anlaşılmamaktadır. Kimin sözlerine kimler karşılık vermiştir.

Ayrıca "Kampta, silah ve mühimmat bulunmadı" cümlesindeki bulunmadı sözcüğü bulunamadığı şeklinde olmalıydı. Zira bulmak niyetiyle yapılan aramalarda aranan unsur ya bulunur yada bulunulamaz. Eğerki arayanlar var olan bir unsuru bilerek bulmak istemiyorlarsa bulunmadı olarak nitelendirilir.

Bir başka eksiklik de ikinci koyu cümlede bulunmaktadır. Bu sözler (ikinci koyu cümlede geçen sözler) Türk yetkililer tarafından söylenmişse, iki cümle arasında kullanılan sözlerine sözcüğü yerine "sözlerine, Türk yetkilileri ..." ifadesi yer almalıydı.

Cümlede geçen "düzenlenen operasyona" ifadesinin ne derece yerinde olduğu irdelenmelidir. Bilinen şudur ki; Bir operasyon düzenlenir (planlanır) ve bu plan dahilinde operasyon yapılır. Bu haberdeki operasyon gerçekleşmiş olduğuna göre "düzenlenen operasyon" değil, doğrusu "yapılan operasyon" ifadesidir.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir üniversite ders kitabından alıntıdır.
Konu: Rapor ve Tutanak

A) "Rapor, yapılan bir iş veya bir olay hakkında rapor sahibinin görüşlerinin ve düşüncelerinin ifade edilmesi demektir."

Rapor tarif edilirken "rapor sahibinin" diyerek "rapor" sözcüğünü tekrar kullanılması doğrumudur?
-----------------------

B) "Rapor yapılan işin mâhiyetini, işe ait olumlu ve olumsuz yönleri tarafsız bir gözle ifade etmelidir."

Birinci cümlede raporu tarif ederken (A) cümlesinde "rapor sahibinin görüşlerinin ve düşüncelerinin ifade edilmesi demektir." denilmektedir. Ancak diğer (B) cümlesinde ise "olumlu ve olumsuz yönleri" ifadesi yer almaktadır.

Bir raporun hazırlanması illaki olumlu ve/veya olumsuzluk içermesi gerekliliğinden doğmaz. Bir başka ifade ile yapılan işlemlerin denetlenmesi amacı ile de yapılmaktadır. Böyle olunca B cümlesindeki "olumlu ve olumsuz" ifadesi ile beraber "tarafsız" denetleme işlevinin vurgulanması da gerekmektedir. Bu haliyle anlatım yanlış ya da eksik olmaktadır.
------------------------

C) "Öğrencilerin memnun olduğu diğer bir konu da yönetimin kendilerine gönderdiği mektuplar konusu. Bunu da kendilerine değer verildiği, alâkadar olunduğu şeklinde değerlendiriyorlar"

Yukarıdaki cümlede geçen "olunduğu" sözcüü "olunulduğu" ile yer değiştirdiği takdirde ne gibi bir anlam değişikliğine uğrayacağının açıklanmasının yararlı olacağı inancındayım.
-----------------------


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Çrş Şub18, 2015 21:16 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
5 N 1 K 1 T
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 10 Oca 2007
Bildiriler: 87
Alıntıyla Cevap Gönder
Gazetecilikte haberciliğin temel ilkeleri şöyle kısaltılmıştır. 5 N 1 K.
Yani: Ne, Nerede, Ne Zaman, Neden, Nasıl, Kim.
Her gün gazetelere bakıyorum da, bu temel ilkelerin uygulamada karıştığını görüyorum. O yüzden, bu ilkeleri şu şekilde değiştirsinler: 5 N 1 K 1 T. Yani T=Türkçe.

Demek istediğim, bir haber ne olursa olsun sonuçta bir dille aktarılıyor. Buradaki T aslında en başta yer almalı. Dile dikkat etmedikten sonra haber bir işe yaramıyor. Bir gazeteyi farklı kılan nedir, akşam televizyonlarda verilmiş haberlerin zaten bayatlamış halini en iyi bir dille okura sunmaktır. Türkçesi de berbat olunca hiç kimse okumuyor.

Gelelim 5 N 1 K’daki hatalara.
İşim gücüm var, bir an önce maçın kaç kaç olduğunu öğrenmek üzere radyoyu açıyorum. Sunucu birşeyler anlatıyor, anlatıyor fakat bir türlü gol var mı yok mu söylemiyor. Sanki dinleyiciyi sinir etmek istermiş gibi ve üstelik oyun durmuş durumdayken gereksiz bilgiler sıralıyor, ama o anki durumu söylemiyor. Beş dakika, on dakika geçiyor, nihayet lütfedip maçın 2-0 devam ettiğini bildiriyor. Şimdi bu habercilik mi?

Bir başka haber. Gazetede bir trafik kazası anlatılıyor. Nerede olmuş diye merak ediyorsunuz, yok. Kim yapmış, mesela çarpışan otobüsler hangi firmaya aitmiş merak ediyorsunuz, yok. Hani 5 N 1 K? Veya nerede olduğunu yazıyor yazmasına da, mesela ilçeyi yazıyor, verilen ilçe adının nerede olduğunu herkes bilemez ki. Bahçelievler diyor mesela, hangi Bahçelievler?

Veya bir yangın haberi. Okuyorsunuz, okuyorsunuz, ne zaman olmuş bu, yok. Haberlerde bu en temel ilkelerin uygulanmamasına ek olarak, asıl fecaat Türkçe hataları da eklenince geliyor. Özneler birbirine karışıyor, uzun cümleler kurulunca cümlenin başıyla sonu arasında uyumsuzluk çıkıyor. Mesela şu hata çok sık yapılıyor (bugünkü gazeteden):

Gazeteci Tekin toprağa verildi. Gözcü gazetesi köşe yazarı ve Yazı İşleri Yönetmeni Akgün Tekin’in cenazesi dün düzenlenen törenlerin ardından toprağa verildi. Cenaze namazına ..................’in yanı sıra .........Uğur Dündar, Kenan Akın ve Orhan Ayhan’ın da aralarında bulunduğu Tekin’in çok sayıda meslektaşı da katıldı. (Uzun uzun isimleri yazmadım.) Şimdi bu cümleden Orhan Ayhan’ın da Tekin’le beraber olduğu gibi bir anlam çıkıyor! De, da ekinin lüzumsuz kullanılışı ise ayrıca dikkate değer. Haberde ne, ne zaman, nerede öğeleri var, fakat nasıl ve neden yok! Neden ölmüş, nasıl ölmüş, tabutu neden Türk bayrağına sarılmış, bunlardan söz edilmiyor.

Geçenlerde Hürriyet gazetesinin 1. sayfasında 10 yerde –de, -da eki hatası vardı. Diğerlerinde de öyle. Köşeyazarlarına gelince. şimdi burada tek tek, isim isim Türkçeyi ne kadar berbat kullandıklarını göstersek mi? Yoksa düşman mı kazanırız, ne dersiniz gönüldeşler? Çünkü bu ülkede kimse eleştiriden hoşlanmıyor da.

-Başbakan ve bakanların da katıldığı toplantıda yayınlanan yeni Türkçe sözlük övüldü.

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde başından geçen olayı anlatan A.A. şöyle dedi.

Bu tür yanlış cümlelere her gün rastlıyoruz. Yukardaki cümlelerde toplantıda ve Mahkemesi’nde kelimelerinden sonra virgül konulsa belki sözlüğün toplantıda yayınlandığı veya A.A.’nın olayının mahkemede geçtiği gibi bir yanlış anlam ortaya çıkmayacaktı. Ama zaten cümlelerin kuruluşunda, yapısında yanlışlık var. Bu –de, -da ekleri ise ayrı bir tartışma konusu.
Kullanıcı kimliğini göster14. savaşçı tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
T(5N+K)
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 19 Şub 2005
Bildiriler: 289
Şehir: Yarımca-Körfez/Kocaeli
Alıntıyla Cevap Gönder
Gazeteci Tekin'in ölümü haberini ben yazsaydım, "... ve Orhan Ayhan’ın da aralarında bulunduğu Tekin’in çok sayıda meslektaşı da katıldı" tümcesini, "... ve Tekin’in, Orhan Ayhan’ın da aralarında bulunduğu pek çok (birçok) meslektaşı katıldı" diye kurardım.

Gazetecimizin önemli bir yanlışlığı da, rahmetlinin cenazeye katılan meslektaşlarının çok oluşunu, çok sayıda diye nitelemesidir. Bu iş için yakışanı, birçok, pek çok önadları.

Bu arada, 14. savaşçımız'ın izniyle, 5 N 1 K 1 T'yi, bir matematiksel anlatımla T(5N+K) diye yazabilir miyiz? Bütün 'N'ler ile 'K'yi 'T' ayracına almaya ne dersiniz?
Kullanıcı kimliğini gösterİnal Karagözoğlu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
'Servis Etmek'
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 19 Şub 2005
Bildiriler: 289
Şehir: Yarımca-Körfez/Kocaeli
Alıntıyla Cevap Gönder
Epeydir kimseciklerin uğramadığı şu sayfanın gönlünü alayım, dedim; pek boynu bükük kalmıştı... Nedendir, bilemiyorum, kimi sayfalar bir bakıyorsunuz çoşuyor, bir de bakıyorsunuz tıs yok.

*

Sayfanın şanına uygun düşsün diye, Hürriyet gazetesinin köşe yazarlarından Cüneyt Ülsever’den bir tümce:

«..... Bu sözler, "Sakla samanı gelir zamanı" mantığıyla devletin belirli katmanlarında arşivlenmiş, AKP'nin varlığını reddettiği sözler 7 yıl kullanılmamış, şimdi bir gazeteye servis ediliyor! .....»

Yazarın Deniz Baykal ne demek istiyor? başlıklı yazısından aldım; tarihi 22 Mart 2007 (*).

Servis etmek... Ülsever’in servis ediliyor sözüyle ne demek istediğini ben de pek çok kişi gibi anlıyorum: bütün basına değil, birtakım ölçütlere göre seçilmiş olan yalnızca bir gazeteye, “falanca kişi, bir tarihte böyle böyle söylemişti” diye bir bilgi verilmiş.

Servis etmek sözü, bu anlamıyla, basın-yayın dünyamızın ileri gelen adlarının dilimize son armağanlarından. Her meslek çevresinin kendine özgü bir dili vardır ya, bu da, işte o dilin sözlü ya da yazılı sözlüğünde yer alan bir sözcük; ama -şimdilik- TDK’nin her an güncellenip zenginleşen (!) Güncel Türkçe Sözlük’üne girmiş değil.

Bu sözün geçmişine bakarsak, yiyecek-içecek işi yapanlar ile bu iş konusunda yazıp çizenlerce, işlerinde ne denli uzman/bilgili oldukları izlenimini vermek için icat edildiğini görürüz. Bu kimseleri ortaya böyle bir söz çıkarmaya yönelten etmenlerden biri de özgünlük tutkusu olmalı.

Servis etmek lafı ortaya çıkmazdan önce ülkemizde gazetecilik yok muydu? Vardıysa, o zamanın gazetecileri mesleklerinde pek mi geri kalmışlardı? Bu gezeteciler, servis etmek sözüyle anlatılmak isteneni nasıl söylerlerdi? Yoksa, öyle bir deyim/kavram yok muydu eskiden? Ya da vardı da bizimkiler mi pek cahildi?

Bir de şunu sorayım: Eğer servis etmek sözü, benim dediğim gibi gerçekten de kimi meslek çevrelerinin özel dilinde (jargonunda) yer alıyorsa, onu, kendi aralarındaki konuşmaların dışına çıkarmak da ne oluyor? Yani, Cüneyt Ülsever bu yazısını yalnızca meslektaşları okusun diye mi yazmış?

*

Basyı-yayın dünyamızın bu ileri gelenleri ileri gitmeseler iyi olacak.

__________
* http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6174290&yazarid=3
Kullanıcı kimliğini gösterİnal Karagözoğlu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Seçmece Bunlar
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Bu yazıda, bugünlerde çok sık karşılaştığım Fransızca standart sözcüğünün ağ üzerindeki bazı kullanılışlarını ve standarda denk geleceğini düşündüğüm karşılıkları bulacaksınız. Koyulaştırılmış parçalar değiştirilenleri gösterir.

STANDART POMPA:
yaygın pompa

Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri :
Söz konusu maddelerin ihracatında, ihracatçı, ilgili "Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri Grup Başkanlığı"na müracaat eder.


Dış Tecimde Ölçerim Denetleyicileri :
Söz konusu maddelerin dışarıya satışında, dışa satımcı, ilgili “ Dış Tecimde Ölçerme* Denetleyicileri Küme Başkanlığına” başvurur.

*Biz ölçermeyi hem ateşin belli bir ölçüyle yanmasını sürdürmek hem de bir işi düzenlemek, gidişine ayar vermek, usul vermek anlamında kullanırız.

STANDART BM TRADA BELGELENDİRME, ADINIZA “GÜVEN” KATACAKTIR

Belgelendirme:
Uluslar arası, ulusal, sektörel standartlar, kuruluşların kendi standartları ve BM Trada standartlarında uzman denetçi kadromuzla yönetim sistemleri ve ürün belgelendirme hizmetleri vermekteyiz


ÖLÇÜLÜ BM TRADA BELGELENDİRİCİ, ADINIZA “GÜVEN” KATACAKTIR.

Belgelendirme:
Uluslararası, ulusal, alanca ölçerimler, kuruluşların kendi ölçüleri ve BM Tecim kapsamında (Tecim ölçülerine dayanarak) uzman denetleyicilerimizle yönetim düzenekleri ve ürün belgeleme hizmetleri vermekteyiz.

Standart Yay
Ölçülü Yay/ Yaygın yay/ Genel Yay

Standart Boya
Yaygın Boya / tutulan boya

STANDART VE TEKNİK DÜZENLEME
ÖLÇÜ VE YORDAM [YORDAMINA UYGUN (yordamlı(?)]) DÜZENLEME
Ya da yalnızca “Ölçerme” ile tamlama toptan anlatıılabilir.

Türk Standartları Enstitüsü
Türk Ölçerim Kurumu

Standartlar sayfası; Milli Eğitim Bakanlığı 2005 Hizmetiçi Eğitim Planında yer alan 111 nolu ve 2006 HYE Panında yer alan 169 nolu“Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinde Basılı Malzeme Standartlar Kursu"nda bir araya gelen grup, tarafından hazırlamıştır.

Değerli yoldaşlarımı yormayacaksa siz çeviriverin. Benim algılama gücümün üzerinde. Anlayamadım.

Yazılı sınavlara standart geliyor.
Yazılı sınavlara ölçü geliyor. Ya da yazılı sınavlara ayar verilecek.

Standart Saçmalar
Yaygın Saçmalıklar

Standard : Ölçerik, ölçergi, yaygın, uygun, genel, yerleşik-saptanmış ölçü, ölçülü…

Yanlışım varsa düzeltmenizi dilerim.

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir Tv spor (futbol) programı yorumcusu; Son zamanlarda çok miktardaki yabancı futbolcunun transfer edilmesi neticesinde iyi Türk futbolcusu yetişmediğini başka bir deyişle yabancı futbolcu transferi sebebi ile iyi Türk futbolcusu yetişmesine zarar verdiğini anlatmaya çalışıyor. Ancak kurmuş olduğu cümlede; "Yabancı futbolcu sayesinde Türkiyede yıldız futbolcu yetişmiyor" gibi bir ifade de bulunmuştur.

Saye - sayesinde- sayesiyle gibi kullanımlar bir fayda, bir yarar anlamını yüklenmişlerdir. Yani bir kazanım, kazanç söz konusudur bu kelimenin kullanımında.

Cümlenin doğrusu "Ülkemizde yabancı futbolcuların çokluğu yüzünden / sebebi ile / yıldız futbolcu yetişmiyor" şeklinde olabilirdi.
Saygılarımla.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Çrş Şub18, 2015 19:43 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 11 Ksm 2006
Bildiriler: 107
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Evet Sayın Ölce, doğrusu; bahsettiğiniz gibidir.

TDK'ye göre, "sayesinde" sözcüğü; bir şeyden dolayı, sebebiyle, yardımıyla anlamına gelmektedir.

"Yabancı futbolcu sayesinde Türkiye'de yıldız futbolcu yetişmiyor." tümcesinde, "Türkiye'de yıldız futbolcu yetişmemesi, yabancı futbolcuların yardımı neticesinde gerçekleşmektedir." anlamı çıkıyor. Oysaki, anlatılmak istenen ifade; "Yabancı futbolcuların önemsenmesinden dolayı (ya da nedeniyle) Türkiye'de yıldız futbolcu yetişmiyor." olmalıdır.

Umarım ben de doğru bir şekilde ifade edebilmişimdir.

Saygılar.

_________________
Her zaman Türkçe...
Kullanıcı kimliğini gösterOnur BALCI tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Milli futbol takımımızın önderliğinde HaberTürk Televizyonu tarafından başlatılan "Terörle Mücadele Kahramanlarına Destek Kampanyası" ile ilgili bir konuşmada yorumcu, o an için toplanmış olan 50.375.850 Ytl miktarındaki bağışı "yaklaşık ellimilyon" okarak ifade etmiştir. Bilindiği gibi 'yaklaşmak-yaklaşık' ve diğerleri yaklaşmak anlamıyla ifade edilmekte ve bu şekilde kullanılmaktadır. Hâl böyle olunca 'ellimilyon'u geçmiş bir miktarın 'yaklaşık' olarak değil de 'geçkin' olarak ifade edilmesi daha doğrudur. Cümledeki doğru anlatım 'ellimilyonu geçkin' şeklinde olmalıydı.

Günlük konuşmalarımızda zaman zaman hepimiz bu tür hatalı konuşmalar içinde olabiliyoruz, ancak milyonların önünde olan kimselerin dillerine daha da sahip olmaları ve dikkatli olmaları gerekliliğini belirtiyorum.

Saygılarımla.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
KanalTürk televizyonunda 'havadurumu' haberlerini dinliyorum. Sunucu Karayolları yol bakım çalışmalarının durumunu ve dolayısı ile yol bakım çalışmalarının yapıldığı yerleri anlatırken aynı anda ekrandaki Türkiye Haritası üzerinde 'risk yolu' yazısı belirmektedir. Burada kastedilenin 'riskli yol(lar)' olduğu ya da başka bir ifade ile 'sürücüler için tehlike içeren yollar' olduğudur. Burada kullanılan 'Risk yolu' ibaresi yanlış kullanımdır. Bilmem yanılıyormuyum!
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 11 Ksm 2006
Bildiriler: 107
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
"Risk yolu"nu belirtisiz isim tamlaması şeklinde düşünürsek, riskin bir yolu olduğu anlamı çıkar. Belirtilen de, bu değil elbette. Bu sadece, yanlış yazılmış olan bir yazıdır.

"Riskli yol(lar)" doğrudur.

_________________
Her zaman Türkçe...
Kullanıcı kimliğini gösterOnur BALCI tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderMSNM
DOĞRUSU NASIL OLMALI?
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
2. sayfa (Toplam 7 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2