Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Gittiğim bir vergi dairesininin duvarına iliştirilmiş bir afişte: "Almadığınız her fiş ülkemizi değil başkalarını kalkındırır" ifadesi bulunmaktaıdı. Bu cümle doğru bir cümledir. Ancak bu cümleden farklı anlamlar da çıkartılabilinir.

Fişler ülkemizin altında sanki bir takoz görevi görmektedir. Bir önceki fişin üstüne konulan her fiş kalınlığı kadar ülkemiz kalk(ın)acaktır. Ortalama beşyüz fiş bir santimetre kalınlık yaptığına göre muasır medeniyet seviyesine gelebilmemiz için epey fiş toplamamız gerektiği anlaşılmaktadır!

Başka bir anlamda düşünürsek, aldığımız her fişin ülkemizi ne kadar kalkındıracağı sorusudur. Vatandaş birtaraftan fiş alırken diğer taraftan paralarını nasıl çarçur edildiğini görmektedir. Bilindiği gibi basit hesapla fiş alanların sayısı çarçur edenlerden fazla mıdır? değil midir? bu tesbit edilmelidir. Eğer fiş alanlar fazla ise ancak kalkınma gerçekleşecektir. Ancak ülkemizde yolsuzluk konusunda öyle pis kokular gelmektedir ki ne kadar çok olursa olsun fiş miktarı kalkınmamız için yeterli olmayacaktır.

Ülkeyi kalkındırmak durumunda olanlar, bununla görevlendirilenler krikoyu tamir ederek ülkeyi kolaylıkla kaldırma işini yapabilecekken fişdışı (kayıtdışı) olanların kayıtlı ekonomi ile atbaşı gitmesine neden bir çözüm bulmamaktadırlar!

Vatandaşa fiş alma teşviğinde bulunanlar acaba neden fiş vermeyenleri tesbit ederek anasından emdiğini burnundan getirecek tedbirlerle gırtlağına oturma gibi bir yolu seçmemektedirler. Tabii bundan önce devlet her türlü adil ticari tedbirleri de almalıdır. Örneğin: İstanbulun kalbi bir caddede basit hesapla günlük cirosu beşbin ytl. den aşağı düşmeyecek ayaküstü-gelgeçyeme bir işyerinin yıllık devlete verdiği vergi tabelada 900 ytl. olarak görülmektedir.

Fiş verdirme işleminin kendi görevleri olduğunu bilmesi gerekenler imece usulü görev ifa etmek yolunu seçerek görevi yerine getirme rahatlığıyle mesailerini tamamlamaktadırlar.

Ancak; Her Türk vatandaşı ülkesi için azami gayret içinde olmalı, öncelikle kendi görevini yerine getirdikten sonra devlet yönetiminde söz sahibi olanlardan da görevlerini yerine getimelerini talep etmelidir. Ufak menfaatler için tüccarla fiş pazarlığı yapmamalı, ondan sonra da ülkemiz kalkınmıyor diye feveran etmemelidirler.

Bu tür dikkati çeken konulardaki farklı görüşleri bu sayfada paylaşalım.

Dipyazı: Kalkınma ve kalkındırılma kaldırma ile ilişkilendirilmiştir.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Arl18, 2014 11:27 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Aşağıdaki haberi okuduğumda kim neyin gerekliliğini öne sürdü, kim eleştirdi, kim kimi eleştirdi, kim dedi, kim ne dedi, kim kızdı, kim kimi kızdırdı bu soruları sormama sebep olan metni anlayabilmiş değilim. Bu haberi kaleme alan acaba yazdığını baskıdan önce bir kez daha okudu mu? Ben sadece gerekli gereksiz olabilecek soruları sıralayabildim. Yazıyı çözebilen varsa lütfen anlatsın. Bu gazete ülkemizin büyük gazetelerinden biridir(!) Haberi aynen aktarıyorum.

5 Aralık 2007 Star Gazetesi sayfa 14 bir haber;

"'Boru' değil fişleme!

BTC'nin yabancı ortakları BP, Socar, Total, Eni gibi uluslararası şirketlerin hattın güzergahı üzerindeki bölgelerde yaşayanları fişlediği ortaya çıktı

ASRIN projesi olarak bilinen ve Hazar bölgesi petrolünün Akdeniz'e taşınmasını sağlayan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı'nın yapımı sırasında, projeye destek veren yabancı şirketlerin, projenin geçtiği bölgelerde yaşayan vatandaşları fişlediği ortaya çıktı.

BYDDK RAPORUNA GİRDİ
BTC Projesi'nin inşası sırasında, projenin üstlenicileri tarafından bölgedeki vatandaşların kimlikleri ile ilgili yapılan araştırma Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun (BYDDK) Botaşın hesapları ile ilgili hazırladığı raporlarda yer aldı. Raporda, BP, Socar, Eni, Total gibi yabancı şirketlerin de yer aldığı MEP katılımcılarının projeyi inşa etmeden önce, bölgede yaptıkları araştırma eleştirilerek, "Ülkemizde etnik yapı ve dini inanışlar açısından ayrım güdülmediğinden, bu tür bir araştırma dikkate değer bulunmuştur" dendi. Raporda, 2000 ve 2001 yıllarında yapılan ve bölge halkının etnik, dini kimliği ile ilgili araştırmada, bölge vatandaşların, Kürtçe, Zazaca, Arapça, Ermenice ve Lazca bilenlerin de tek tek tespit edildiği belirtildi.

AÇIKLANMASI KIZDIRDI
BAŞBAKANLIK raporunda, bölgenin dinsel ve etnik kökenlerine ilişkin tüm bilgilerin MEP katılımcıların elinde olduğu vurgulanarak, anlaşma kapsamında bilgilerin 5 yıl gizli kalması eleştirildi bu sürenin 15 yıl olması gerektiği belirtildi."


Ayrıca yazıdaki cümlelerde kural hataları vardır;

BTC Projesi'nin inşası sırasında (Yanlış ifade): Proje inşa edilmez, proje çizilir-hazırlanır-tatbike uygun hale getirilir ve nihayetinde proje inşa sahasında tatbik edilir. Doğrusu 'Projenin uygulanması (tatbiki) sırasında' olmalıydı.

projeyi inşa etmeden önce (Yanlış): Yukarıdaki izahatı dikkate alırsak doğrusu, 'Projeyi uygulamadan (tatbik etmeden) önce' olmalıydı.

bölge vatandaşların Kürtçe, Zazaca, Arapça, Ermenice ve Lazca bilenlerin de tek tek tespit edildiği belirtildi (Yanlış): Doğrusu 'bölge vatandaşlarının (bölgedeki vatandaşların vb.) Kürtçe, Zazaca, Arapça, Ermenice ve Lazca dillerinden hangilerini bildikleri de (hangi dilleri konuştukları da) tek tek tespit edildiği belirtildi' olmalıydı.

bölgenin dinsel ve etnik kökenlerine (Yanlış): Bölgenim dinsel ve etnik kökeni olmaz. Bölgede bulunan insanların dinsel ve etnik kökeni (kökenleri değil) olabilir. Doğrusu 'bölgedeki dinsel ve etnik kökenlere...' olmalıydı.

MEP katılımcıların elinde olduğu vurgulanarak (Yanlış): İfadeden MEP'in sanki başka bir katılımcıların elindeymiş anlamı çıkmaktadır. Yazıdan anlaşılacağı gibi konu olan MEP'i meydana getiren katılımcılardır. Doğrusu 'MEP katılımcılarının elinde olduğu vurgulanarak' şeklinde olmalıydı.

anlaşma kapsamında bilgilerin 5 yıl gizli kalması eleştirildi bu sürenin 15 yıl olması gerektiği belirtildi (Yanlış): Doğrusu ' anlaşma gereği bilgilerin 15 yıl süre ile gizli kalması gerekirken 5 yıl sonra (nihayetinde) açıklanması (ifşa edilmesi) eleştirildi' olmalıydı.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Arl18, 2014 12:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 11 Ksm 2006
Bildiriler: 107
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Başlık, "...Türkçe Öğretmenlerine Görev Düşüyor" şeklinde. Ben de bir Türkçe öğretmeniyim; ama mutlaka ki bilmediğim çok şey var.

O yüzden, başka bir konuda yazı yazarken tereddüt içinde kaldım.

"Sigara bırakılır; ama dedikleriniz asla." tümcesini kurdum. Buradaki "asla" sözcüğü, "Sigara bırakılır; ama dedikleriniz asla bırakılmaz." anlamını taşıyor mu? Yani tümceye, "bırakılmaz" eylemini de eklemem gerekiyor mu? Yoksa "asla" sözcüğü, olumsuzluk anlamını kendi içinde barındırıyor mu?

Saygılar.

_________________
Her zaman Türkçe...
Kullanıcı kimliğini gösterOnur BALCI tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderMSNM
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Balcı, yazdığınız da doğru, yaptığınız açıklamalarınız da. (Bu cümle de sizin cümlenin benzeri oldu.) "doğru" her iki eylem için geçerlidir. Ne güzel değil mi? İşte dilimizin güzelliklerden bir örnek. Cümlede, fazlalığa, yinelemeye gerek kalmadan; üstelik anlamından hiçbir şey yitirmeden daha da vurgulu bir ifade yaratmaktadır.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir resmî kurumun otopark kapısında bir tabela ve üzerinde "SİVİL ARAÇLAR PARK YAPMAZ" yazmaktadır. Dikkat çekici bir bildirim. Okuduğumda anladığım(!) sivil araçların park yapamayacağı olduğudur. Yukarıdaki yazıda belirtilenin bir başka (ters) anlamı ise "RESMİ ARAÇLAR PARK YAPAR" olacağıdır. Böyle bir yazıyı sıradan sade bir vatandaş yazmış olsa anlayışla karşılanabilinir (hoş olmasa da) ama bir resmî kurumda görmek kabul edilemez.

Günlük hayatımızda bu tür hatalarla o kadar çok karşılaşıyoruz ki; okullarımızda Türkçe derslerine de en az ingilizce dersleri kadar önem(!) verilmelidir.

Ayrıca Park Yapılmaz değil Park Edilmez olmalıydı. Zira anılan mahalle Otopark inşaa edilmemekte bilakis edimde bulunulmaktadır.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Hzr26, 2014 03:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 11 Ksm 2006
Bildiriler: 107
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Buradaki "yapmaz"la "yapamaz" arasında da çok fark var.

"Yapamaz" yazıldığı zaman, "Demek ki, burada böyle bir kural varmış." şeklinde düşünülür; ama "yapmaz" yazıldığı zaman, sanki genel bir kuralmış, herkes tarafından biliniyormuş gibi anlaşılır.

_________________
Her zaman Türkçe...
Kullanıcı kimliğini gösterOnur BALCI tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Eşcinsel kadın askere tacize yüklü tazminat... Milliyet'in çavı

eşcinsel+kadın= soysuz sopsuz üç cinsli mahluk eder oy benim güzel kardeşim. Bu nasıl tanım?

İngiliz Ordusu'nda görevli lezbiyen (eşinsel kadın)... Sava Posta/Bugün

Lezbiyenin Türkçesi= sevici.

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Memur hata yaptı, faizli fatura vatandaşa çıktı

2004 yılında çıkarılan yasayla, kamyonetlerden ayrılarak Motorlu Taşıtlar Vergi tutarı artırılan panelvan araçlar, tanımlamada tereddüt eden ve bu araçları kamyonet gibi vergilendiren bazı vergi daireleri tarafından, gecikme faiziyle birlikte geriye dönük vergilendiriliyor. Düzenli olarak vergisini ödediği halde şimdi faiziyle birlikte yüklü bir borçla karşılaşan araç sahipleri ise çareyi mahkemeye başvurmakta buldu. [Sava Posta/18 Ocak 2008]

Tereddütün olduğu yerde yasa nasıl olmuş ki?
Geçmiş olsun
Hayırlı işler

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Dil düşünceleri aktarma vasıtasıdır. Duygu ve düşünceleri en iyi anlatabilen dil olgun dil, gelişmiş dil, zengin dildir. Bu söylediklerime daha birçok hususu ilave edecek yazışmalık doslarımız bulunacaktır. Ben sadece ifadelerimizde kullanmak istediğimiz kelimelerdeki noksanlıklarımıza değinmek istiyorum. Yaşım ilerledikçe dilimize birşeylerin olumsuz tesir ettiğini, yanlışlıklarla dolmakta olduğunu hissederek görmeye başladım. Eskilerdeki ifade zenginliğimizi de kaybettiğimizi görür oldum. Eski tarihli kitaplarla yeni tarihli kitapları okudukça ifade yetimizin eksildiğini, geçmişte hakim olduğum kelimelerin hakimiyetini kaybederken yeni kitaplardaki kelimeleri de anlamlandırılmalarının zorluklarını gördüm. Bazen yazılarımda her ikisini de aynı satırlarda kullanıp kendimle çelişkiye düştüm. Hele hele günlük konuşmalarımızda bir konu hakkındaki düşüncelerimi aktarmada zorlanır oldum. Zira hangi kelimenin ifadede yerini tam bulacağına karar vermede şaşırır oldum. Bu durum ayrıca hitap ettiğim kişinin yaşına göre seçim yapmamı da zorunlu kılar oldu. Birçok anlamın yeni türetilen bir kelime üzerine anlamlandırıldığını yani birçok anlamın bir kelimede karşılık bulduğunu gördüm. Bunları dilimiz adına 'kötü gidişat' olarak gördüğümü söylemek isterim. Tabii bütün bunları söyleyebilmek için dilde uzman olmaya gerek yok, tıpkı bir otomobilin savrularak gittiğini görebilmek için şöför olmayı gerektirmediği gibi.

Eğer yeni kelime türetme çalışmaları dilimizde tasfiyeciliğe gidilmeden ancak eksikliği hissedilen kelimeler üzerine olsaydı dilimizi zenginleştirme adına çok doğru bir icraat olmuş olurdu.

Bir haberde demiş ki:

... Konser vermek için bulunduğu Paris'te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Say,...

Söylediklerimin doğrultusunda yukarıdaki alıntıya bir bakalım;

(TDK):
icra: Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme.
icra etmek (yorumlamak): yorumlamak:"Ankara Radyosu sanatçıları Hacı Arif Bey'den kürdilihicazkâr makamını icra ediyorlardı."

Vermek: (20 den fazla anlam yazılmış. Hiçbiri icra kelimesi ile ilişkilendirilmeye müsait değil.)

yorum: (müzik, tiyatro) Bir müzik parçasını veya bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlık ve teknikle çalma, söyleme veya oynama.

Yorumlamak:
1) Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklamak, tefsir etmek.
2) Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek, tabir etmek: "Hasan Bey istediği gibi yorumlayabilir, bu beni ilgilendirmez."
3) (müzik, tiyatro) Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak, icra etmek.

İcra kelimesi karşılığı olarak sözlüklere geçen yorum bu kelimenin karşılığı değildir. Zira icra; eserin aslına uygun olarak (notalara sadık kalınarak) çalgı aletleri ile seslendirilmesidir. Yorum ise; Bir çalgıcının, bir orkestra şefinin ya da bir bestecinin müzikaliteye sadık kalarak kendi yetisi ve üslubu ile çalmasıdır. Bu tarifi ehillerinin daha güzel yapacağı kesindir.

Şimdi icra, icra etmek arapçadır farsçadır diyerek onun yerine yorum'u koymak dile hizmet etmek midir yoksa başka bir şey mi? Buna iyi karar verilmelidir.

Yukarıdaki örneğe uyan bir çok kelime olduğunu bilmekteyiz. Arapça, farsça diye dilimizden atılmaya çalışılan bir kelimenin yerine konulacak yenisi olmadığından birçok anlam bir kelime üzerine yüklenilmekte dilimiz anlatım zaafiyetine düşürülmektedir. Böyle bir yaklaşım devam ettiği sürece dilimiz her geçen gün fakirleşmekten kurtulamayacaktır.

Vermek'in karşılığı almaktır. Fazıl Say Pariste konser veriyorsa konsere gidenlerin de konser almış olmaları gerekmektedir. Bu mantıkla bir örnek cümle kuracak olursak: "Fazıl Say'ın Pariste vermiş olduğu konserin sonunda konseri dinleyen alıcılar salondan memnun ayrıldıklarını söyledileri...". Bu cümleyi dilimizin iyice tasfiyeye uğratılmasından dolayı anlatım zorluğu çeken bazı kişilerin ağzıyla tekrar edersek: "Fazıl Say'ın Pariste vermiş olduğu konserin sonunda konseri dinleyen alıcılar salondan memnun ayrılırken şunları söylediler. -Doğrusu şimdiye kadar böyle nefis bir konser görmedik! Korkunç güzeldi, çok lezzetliydi. Bizim için unutulmaz bir ziyafet oldu! Dediler" gibi Türkçeyi katleden rezillikte olurdu.

Bu arapçadır bu farsçadır düşüncesi ile en az bin yıldır dilimizde olan kelimeleri atmakla baba oğul birbirlerini anlayamaz hale getirilmişlerdir. Diğer bir yandan ise batılıların kültür hakimiyetlerini kurma gayretleri ile teknolojinin neticesi dilimizi birçok eldili sözcük istila etmiş durumdadır. Halbuki bizler dilde tasfiye yerine batının istilacı hareketine karşı mücadelemizde birleşmeliyiz. Kısaca özetlersek; Bir taraftan batılıların içimizdeki işbirlikçileri diğer bir taraftan içerimizde bulunan tasfiyeciler ‚Öz Türkçeciler’ yoluyla dilimiz büyük bir yıkıma uğratılmaya çalışılmaktadır. Bu durum her aklı selim tarafından görülebilecek kadar açıktır.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Cum Şub20, 2015 20:32 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Ertuğrul Bey kusura bakmayın araya girmeden duramadım. Çok merak ediyorum bu Fazıl Efendiyi ne zaman NOBELlendirecekler. Eeee adam en az Orhan P. kadar iş yaptı sayılır.

Bu vatan, bu bayrak, bu dil kişilerin değil bir ulusundur. O ulus da Türk ulusudur. Kişiler, idareciler, siyasî görüşleri ve amaçları doğrultusunda bireysel olarak yanlışlıklar yapabilir. Bunlara küsüp millî dğerleri yok saymak var mı kitapta? Varsa sorun, gücünün yettiğince mücadele edeceksin. İşte o zaman "Vicdanen huzurluyum, en azından elimden geleni yaptım, yapmaya çalışıyorum." demeye yüzün olsun. Sen kalk ona, buna küs ve çek git. Sonra da mangalda kül bırakma. Yok efendi yok. Böylesi sanatçılık Atatürk'ün çizdiği sanatçı sınırlarının dışında kalır.

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Önde gözüktürülmeyen pek çok aktör var ülkemizde. Sahalarına göre bu aktörler sıralandırılmışlar. Bunlar hazırlar hemen yamyam gibi ortaya atılmaya. Hangi konuda hangi aktör uygunsa öncelikle o aktör ortalıkta gözüktürülmeye başlatılmaktadır. Sonra ona önce bir çap biçilmektedir. Bu çap öyle az buz bir çap olmayıp, genelde 'dünya çapı' bilmem kaç bin kilometre ölçüsünde falan olmaktadır. Bir yerlerin maniplesiyle bir anda bütün medya ondan sitayişle bahsetmeye başlıyor. Onunla yatıp onunla kalkmaya başlar herkes. Öyle bir hâl alır ki bu, o aktör herşeyin en'i olup çıkıverir bir anda. İşte bu aktör toplum zihinlere kazınılmıştır artık onlarca en... olarak.

Bu ilk hazırlık aşamasından itibaren verilen rolün gereği söylemlere başlanacaktır aktör tarafından. Bu söylemler hiç şaşmaz bir şekilde 'Demokrasi, insan hakları, özgürlük, barış, kardeşlik, beyaz güvercin, halkların özgürlüğü, Türkiyelilik, alt kimli-üst kimlik' gibi devamı ağızlarından düşürmedikleri söylemlerdir. Bu arada tukaka söylemlerde eksik olmaz, 'Artık Atatürkçülük çağ dışıdır, Türkiye bir mozayıktır, Türk'üm demek ne demek Türkiyeli olmak marifet, aksini söylediğinizde faşizan düşüncenin esirisiniz demektir vs.' gibi.

Şimdi sıra küfre gelmiştir. Ancak bütün küfürler yukarıda saydığım masumane amaçlılıklarının arkasından karışık olarak ortaya dökülür tıpkı havayi fişekler gibi rengarenk.

Herşey hazırlanmış, fırın yakılmış ısınması beklenmektedir nifağın pişirilebilmesi için. Tabii bu arada fırının sıcaklığı hissedilmesin, ortalığı kavurup insanlara rahtsızlık vereren uyandırmasın diye soğutma işlemi de ihmâl edilmemektedir. Arada bir ortaya figuran birileri çıkarılıp karşıt sözlü naralar attırılarak ısı düşürülümü işlemi de yapılması ihmâl edilmemektedir.

Tahminim bugünden 2-3 yıl sonrasında onlar adına ülkemizi kullanarak neler olunulduğunun bilincine varırız. Her ne kadar biz Nobel gibi kurumlar yoluyla onların çoğalacağını bilsek de!
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
TGRT televizyonunda Haberler Programı, saat 11:10. Sunucu haberi okuyor: "Adana'da soygun, hırsızlar müzik aletleri satan bir dükkana gece yarısı girerek ...-bilmem ne kadar şu şu-... müzik aleti çalmışlardır" demektedir. Aynı anda ekranın altında büyük harflerle yazılmış bir "SANAT DÜŞMANI HIRSIZLAR" yazısı bulunmaktadır. Düşünüyorum da bu mantığa göre eğer bu hırsızlar gece yarısı bir kuyumcu dükkanına girip altın bilezikleri vb. değerli ziynetleri çalsalardı ekranın altına: "SERMAYE DÜŞMANI HIRSIZLAR" mı yazacaklardı. Buradaki hırsızlık olayında DÜŞMANLIK sözkonusu değildir elbette. Peki neden hırsız/lar "Sanat Düşmanı" damgasını yemiştir? Bu şuuraltı ifadenin ülkemiz sanat aydınlarının(!) durumu dikkate alınarak iyi tahlil edilmesi gerekir diye düşünüyorum.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Şub19, 2015 08:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Bir Gazetede aşağıdaki ilanı okudum. Bu ilandaki cümle yapısı düzgün müdür merak ediyorum.
Bu ilandan anlaşıldığına göre ihale usulü kapalı zarfladır.
İhale edilen ise Römorkördür.
İhale niteliği ise kiralamadır.

Böyle olunca ihale edilen Römorkör olması gerekirken sanki kiralama(!)ymış gibi anlamsız bir yapı çıkmaktadır. Yanılıyormuyum acaba!

İhale İlanı:

"Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.

Çatalkaya isimli Römorkör kapalı zarfla teklif alınmak suretiyle, 1 (bir) yıllık kiralama ihale edilecektir."

--------------------

Yine başka bir ilanda; Bir üniversitemizin öğretim üyesi alımıyla ilgili duyurusu bulunmaktadır.

"...... üniversitemizin aşağıda belirtilen .......

Fen edebiyat fakültesi

Prof...............adet: 1,...... derece: 1
Doçent ..........adet: 1,...... derece: 1
Yard. Doçent..adet: 3, ......derece: 4"

Bu ilanda belirtilen ünvanlardaki insan unsuru adet ile nitelendirilebilinir mi? Görüşlerinizi merak ediyorum.

Dipyazı: Tarih: Çrş Mar 21, 2007 16:28 tarihli bir yazımdır. Uygun olmayan bir yerde yazılmış olduğundan buraya aktarılmıştır.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Cum Şub20, 2015 23:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Son günlerde sykça kullanylan bir deyi? oldu ?u "etkisiz hale getirmek". Etkisiz hale getirmek nedir ne de?ildir kullanyldy?y de?i?ik tümce örnekleri için google'de tarama yaptym. Tarama 324 bin sonuç verdi. Hangi anlamda kullanyldy?yny açykly?a kavu?turmak için a?a?ydaki örnekleri seçtim, birlikte bakalym.

Alıntı:
Genelkurmay, ?yrnak Küpeli Da?y'nda 2'si sa? olmak üzere 8 teröristin etkisiz hale getirildi?ini açyklady.[1]

Kanarya Adalary Valisi Jose Segura da uçaktaki tek korsanyn etkisiz duruma getirildi?ini ve 71 yolcunun sa? salim kurtuldu?unu bildirdi. [2]

Ankara Kurtulu? Otoparky'nda bulunan minibüsteki bomba etkisiz hale getirildi. [3]

Genelkurmay Ba?kanly?y internet sitesinde Terörlü Mücadelede Haftalyk Durum bölümünde yer alan bilgiye göre, "2008 yyly ocak ayynda 35 sa?, 18 teslim olmak üzere 53 terörist etkisiz hale getirildi. [4]


Tepkiye neden olmayacak etkinin ya da söz konusu olan ne ise etkisinin giderildi?i bu kullanymlaryn dy?ynda bir de öldürülmek anlamynda kullanylyyor. Ben bunu bir türlü anlayamadym. Öldüyse öldü, öldürüldüyse öldürüldü, gebertildiyse gebertildi... Yani etkisini yitiren terörist kaçacam diye kayadan my uçtu; korkudan yüre?i darlandy oldu?u yere mi dü?tü yoksa kur?unu yedi geberdi mi anlam karma?asyna yol açyyor. Yoksa benim mi kafam basmyyor?


[1] http://www.haberdedigin.com/haber.php?haber_id=242
[2] http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=18606
[3] http://haberler.canim.net/38600_ankara-daki-bomba-etkisiz-hale-getirildi.html
[4] http://haber.mynet.com/detay/yasam/2008-yilinda-70-terorist-etkisiz-hale-getirildi/10Subat2008/A10020B8

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Te?ekkürler kekmeg_er. Bu "etkisiz hale getirildi" ifadesiyle, neyin vurgulandy?yny herkes birbirine sorar oldu. Türkiye Cumhuriyeti Silahly Kuvvetleriyle ülke bütünlü?ü adyna cansiperane bir harekat ba?latyyor. Bölücü hainler bir taraftan kaçyyor, di?er taraftan askerlerimize kar?ylyk veriyor...Silahly çaty?malaryn sonucu büyük oranda ölümle bitiyor. Peki nedir bu etkisiz hale getirildi tanymlamasy?
a- Teslim oldu
b- Yakalandy
c- Yaralandy
d- Öldürüldü
Kastedilen bunlardan hangisi?
Ben de bu tanymdan öldürüldüklerini anlyyorum. Ama ?unu anlamyyorum, nedir bu kibarlyk, alçaklaryn le?lerine saygy my? Typta ölene "eks oldu" diyorlar. Bu da askeri bir eks hali midir , nedir?
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
DOĞRUSU NASIL OLMALI?
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
5. sayfa (Toplam 7 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2