Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 21 Ksm 2007
Bildiriler: 99
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Ben de çok yadırgıyorum etkisiz hale getirildi lafını. Hadi Avrupacı basını ve televizyonları anladık da, niye Genelkurmay da bu şekilde açıklama yapıyor?

_________________
O?uzsoylu, Kayyboylu Türkmenim.
Kullanıcı kimliğini gösterOğuzsoylu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Vatan Gazetesi Gündem Sayfası 25 Şubat 2008
Yazı: "Kara kışta güneş doğuran aslanlar."

Alıntı Cümleler:
"... Herkes bilmelidir ki vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini, sınırlarımızın güvenliğini, birlik ve beraberliğimizi korumaktan başka amacımız yoktur." (başbakan erdoğanın konuşmasından)


Emniyet: Güvenlik, güven, inanma, itimat
Güvenlik: Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.


Yukarıda kullanılan bu iki kelime yerli yerine oturmamıştır. Her ne kadar TDK sözlüğünde her ikisine de aynı anlam verilmiş olsada, farklı farklı kurulmuş cümlelerde farklı anlamlara gelmektedir.

Bir kimse diğer bir kimseden "emin" olabilir ancak "güven" olunmaz, "güven" duyulabilinir. Aşağıdaki cümlede kullanmış olduğum "duymak" ve "olmak" kelimeleri farklı farklı anlamlara gelmektedir. Bu iki kelimenin kullanılışı ifade edilmek istenilene göre değişmektedir. İhtiyaç duyduğumuzda her ikisini de rastgele kullanamayız. Dolayısı ile bulundukları cümlelerin farklı anlamlar içermelerine sebep olmaktadırlar.

Ben bir işe girişirken ortağımdan "emin" olmak isterim. Ondan emin değilsem o işe girmem. Onun dürüstlüğünden, aradığım özelliklere uygunluğundan emin olduktan sonra o kişi benim için "güven" duyulacak konumdadır.

Yukarıdaki alıntıdaki "mal ve can" emniyeti yanlıştır. Ben bir vatandaş olarak zaten emniyet güçlerinden eminim. Bundan kimsenin şüphesi olamaz. Ben ancak emniyet güçlerinden benim "mal ve can" güvenliğimi sağlayacak tedbirleri almasını beklerim.
-----------------

Yazının devamında;

"Asla, bilinmelidir ki Iraklı kardeşlerimiz oradaki sivil vatandaşlarımızın hiçbirisi bizim Silahlı Kuvvetlerimizin hedefinde yoktur."


Cümlenin başındaki "asla" kelimesi anlamsızdır. Devamında Iraklılar yani başka bir ülkenin mensupları "kardeşlerimiz" olabilir bu mümkündür. Ancak, Iraklı olan insanlara "Türk vatandaşı" denilemez. Zira onlar Irak vatandaşıdır Türk vatandaşı değil. Burada kelimenin anlamı tam olarak sindirilemediği görülmektedir.
------------------

Yazının devamında;

"Silahlı Kuvvetlerimiz "ağır kış" ve "olumsuz coğrafya koşulları"na rağmen yeni bir kahramanlık örneği sergiliyor."


Ağır kış şartları dendiğinde zaten olumsuz coğrafya koşullarınnı içinde barındırmaktadır. İkisinden birisi gereksizdir. Eğer her ikiside kullanılmak durumundaysa cümle başka türlü kurulabilirdi.

"Askeri operasyon için yöredeki coğrafi yapının olumsuzluğu ve ağır kış şartlarının varlığına rağmen..." gibi.
------------------

Yazının devamında;

"Maalesef terörle mücadelenin doğasında şehit olmak ve gazi olmak da var."


Şehit olmak ve gazi olmak. Şehit ve gazi arasında kullanılan "ve" yanlıştır. Zira insan aynı anda hem şehit hem de gazi olamaz. Eğer "şehit olmakta var gazi olmakta var" denilseydi cümle hatasız kurulmuş olurdu.
--------------------

Yazının devamında;

"Kahramanca mücadele verirken şehit olan..."

Etmek: Bir işi yapmak.
Vermek: Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bırakmak veya bağışlamak

TDK sözlüğündeki anlamlarına göre hainlere karşı yapılan harekattaki "mücadele etmek" fiili ile daha doğru ifadesini bulacaktır. Burada cümle "Kahramanca mücadele ederken şehit olan..." şeklinde olmalıydı.

Yazının başlığı olan "Kara kışta güneş doğuran aslanlar." ifadesinde bir övgü, bir yüceltme var ancak bu cümle böyle mi kurulmalıydı, bunu da sizlerin takdirine bırakıyorum.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Güzel çözümleme olmuş emeklerinize sağlık.

Çözümlemenize ilişkin eklemelerim:

Alıntı:
Yukarıdaki alıntıdaki "mal ve can" emniyeti yanlıştır. Ben bir vatandaş olarak zaten emniyet güçlerinden eminim. Bundan kimsenin şüphesi olamaz. Ben ancak emniyet güçlerinden benim "mal ve can" güvenliğimi sağlayacak tedbirleri almasını beklerim.


Katılıyorum. Bir de izninizle ekleme yapayım: Emniyet korunmaz. Dediğiniz gibi: “Ben ancak emniyet güçlerinden benim "mal ve can" güvenliğimi sağlayacak tedbirleri almasını beklerim.” Yani alınır.

Olumsuz coğrafya koşullarına rağmen” için de engebeli/olumsuz yer yapısına rağmen/karşın denilebilir.

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Alıntı:
...
Kadın teröristi bir süre dinleyen savcı, Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ni arayarak, durumu bildirdi. Cumhuriyet Savcısı'nın odasına gelen polis memurlarının ''hoş geldin'' demesinin ardından üzerindeki korkuyu tamamen atan A.S. ifadesi alınmak üzere Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Emniyet Müdürlüğündeki ifadesinin ardından tekrar teslim olduğu savcının odasına geri getirilen A.S, TCK'nın ''etkin pişmanlık'' maddesini içeren 221. maddesinden faydalandırılarak serbest bırakıldı.
http://www.netbul.com/sicakhaber/sicakhaberdisp.asp?id=320273


Karalaştırdığım son tümcede noktalama eksikliği anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. Bunun giderilebilmesi için "tekrar"dan sonra virgül getirilmelidir.

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Pek ve çok kelimelerinin de sık sık aynı anlammış gibi kullanıldığını görmekteyiz. Pek ifadeyi pekiştirip, ifadeyi kuvvetlendirme görevi görürken çok ise bilindiği gibi sayı olarak miktar olarak arttırma anlamında kullanılmaktadır. Doğru ve yanlış kullanımını aşağıda yazdığım iki cümle ile örnekleyebiliriz.

"Bozkır geceleri pek serin olur"

"Bozkır geceleri çok serin olur"


Serinlikte çokluk sözkonusu olamaz. Ancak serinliğin şiddeti, yakıcılığı peklikle ifade edilebilir.

Eğerki bozkır geceleri belirli bir zaman dilimi içinde bir özelliğe sahipse bunu belirtmek için çok kelimesi kullanılabilinir. Örn. "Bozkır geceleri çok zaman serin olur." denilebilir.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Ara ara duyuyoruz: "Şehidim sen rahat uyu!" Bu baştan aşağı yanlış, materyalist; biraz kominist biraz kapitalist; biraz da ümmetçi Osmanlıcı karışımı çorba, enternasyonalist bir söylemdir.

Doğrusu:
"Sayende rahat uyuyoru(m/z)" olmalıdır. Cumhuriyet çocuğuna bu yakışır.

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 23 Mar 2006
Bildiriler: 304
Alıntıyla Cevap Gönder
Dil yanlışlıklarımız artıyor !

Sokakta, caddede, evde, işyerinde, otobüste, kısacası toplumumuzun her kesiminde, yaşadığımız her yerde konuşuyoruz, Türkçe konuşuyoruz üstelik.
Yaptığımız dil yanlışlıklarının sayısında azalma olması beklenirken, artışların karşımıza çıkması, hepimizi üzüyor.
Tespit ettiğimiz yanlışlıklardan bazıları daha şöyle efendim:
1- Çeşitli basın-yayın organlarında yazılarım yer alıyor... şeklinde bir cümleyle sıklıkla karşılaşırız.. Doğrusu: Çeşitli basın-yayın organında yazılarım yer alıyor, olmalıdır.
2- Bir otelde reception görevlisi.. diye başlayan cümle... Bir otelde resepsiyon görevlisi, desek, Türkçe “resepsiyon” diye kullansak, caminin taşı mı düşer yani?.
3- Türkiye’nin bütün mahalle gazetelerinde.... deneceğine, Türkiye’nin mahalli gazetelerinde, diye ifade edilse doğru olmaz mı?.
4- Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer, işlik anlamına gelen “Atölye” kelimesi, inadına ve sıklıkla “Atelye” diye yazılır, söylenir!..
5- İŞveren durumunda olduğunu anlatmak için, “benim yanımda çalıştı” biçiminde ifade edilir. Doğrusu: “Yanımda çalıştı” değil midir?.
6- Salı günü, fotoğraf ve resim çektirelim, cümlesindeki “fotoğraf-resim” kelimelerinde farklılık vardır.. Hele “çektirmek” eki gelince, bunlardan “fotoğraf” kelimesinin tercih edilmesi gerekmez mi?.
7- Yağmur yağıyor. Önünde şemsiye yığını bulunan, köşe başındaki seyyar satıcı: “Şemşiyeler, Şemşiyeler” diye bağırıyor.. Bunun yanlış olduğunu O’na kim söyleyecek?. “Şemsiyeler, Şemsiyeler” diye bağırmasının doğruluğunu kim hatırlatacak?.
8- Şu kısaltmalarda, büyük harfle ifade edilen kısaltmalarda harfler arasına nokta koyarız. Bu yanlış.. Yani: P.T.T - T.B.M.M. diye yazarız. Doğrusu: PTT-TBMM’dir.
9- Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü, küme, şeklinde ifade edilen “grup” kelimesi; ay, güneş, yıldız vb. cisimlerinin ufkun altına inmesi, anlamına gelen “gurup”la sık sık karıştırılarak dile getirilir, konuşmalarımız arasında tekrarlanır.
Hatta: “.... Belediyesi Yerel Gündem 21 Sanatçılar Gurubu” şeklinde plaketlere bile işlenir, geçirilir. Burada “Grubu” dense doğru olmaz mı?.
10- Bir sanat etkinliğinde, otobüse binenlerden iki kişi: “Arkada yer yoksa ayakta oturalım” diye konuşuyorlar... Yer yoksa, ayakta kalacaksınz demektir.. Nasıl oturacaksınız acaba?
11- Birkaç fakülte bitirdiğini övünerek söyleyenlerden bazıları; “cenaze kılmak” diye konuşuyorlar.. Kılınan cenaze değil, “cenaze namazı” olmasın?.
12- Sıklıkla yaptığımız, hatta gazetelerdeki - dergilerdeki köşelerimizde tekrarlamaktan çekinmediğimiz, zarf üzerine kaydederken, sık sık tekrarladığımız yanlışlıklardan biri: “Sayın” kelimesinin, nezaket ifade eden kelimenin sadece kişilere hitab ederken kullanılacağı, ama unvanların “sayın” kelimesiyle hitab edilemeyeceği gerçeğidir.
Örneğin: Yrd. Doç. Dr. Şevkiye Kazan... Zarf üzeri yazacağız: Yrd. Doç. Dr. Sayın Şevkiye Kazan, diye kaydedeceğiz... Yani, “Sayın Yrd. Doç. Dr. Şevkiye Kazan” demiyeceğiz.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül... Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yerine, Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül, demeliyiz...

Prof. Dr. İSA KAYACAN
Kullanıcı kimliğini gösterMetin YILMAZ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 22 Nis 2006
Bildiriler: 274
Şehir: Adana
Alıntıyla Cevap Gönder
Gurban olduğum, söyleten Allah söyletti mi söyletiyor işte.

Ne güzel söz ama... "Dil Yanlışlıklarımız Artıyor"

İsa Bey bunca yanlış yaparsa vatandaş ne yapar bilmiyorum.

İsa Bey gelsin tartışalım.

_________________
Ne yalnyzca gölge ne gölgesiz bir nesne
Kullanıcı kimliğini gösterkekmeg_er tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Aşağıdaki cümlelerde geçen ve işaret ettiğim "numaraları" ve "numaralarını"ndan hangisinin kullanılması doğrudur. Konuşmalarımızda bunlara pek dikkat etmesek de doğrusunu bilmek ve düzgün cümleler kurmak görevimizdir.

Kurallara göre nasıl olması gerektiğinin açıklamasını "bir bilen" dostlarımızdan beklemekteyim.

"...Sayfaları teker teker tarıyorsak numaraları karıştırmamak ya da sayfa atlamamak."
"...Sayfaları teker teker tarıyorsak numaralarını karıştırmamak ya da sayfa atlamamak."
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Tamlayan ve tamlananları incelediğimizde cümlelerde bir sözcüğün gizli kaldığı, yazılmadığı görülür: "Onların" (sayfaların) .

Bu sözcüğü yerine yerleştirdiğimizde doğru olan cümle kendini gösterecektir.

"...Sayfaları teker teker tarıyorsak onların numaraları karıştırmamak ya da sayfa atlamamak..."

"...Sayfaları teker teker tarıyorsak onların numaralarını karıştırmamak ya da sayfa atlamamak..."

Sanırım olay anlaşılmıştır.

Buna rağmen gizli sözcüğü dikkate almazsak her iki cümlede de anlam kaybı söz konusu değildir.
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Tahsin Bey, açıklamanız için size teşekkür ederim.

Benim bilmek istediğim böyle durumlarda doğrusunu bulmak için hangi usulleri kullanmamız gerektiği idi. Bilindiği gibi tereddütlere yol açan buna benzer cümle yapıları zaman içinde bazı kişilerce fırsat bilinip yeni yeni kurallar(!) icat edilerek ortaya konulmakta ve bundan da en büyük zararı dilimiz görmektedir. Doğrusunun nasıl bulunduğunun açıklanması sanırım bu tür teşebbüslerde bulunanların heveslerini kıracaktır. Size bundan dolayı tekrar teşekkür ederim.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
"İnşaatı başlanan cami 800 kişilik. "Bu cümle bir televizyon kanalının haber saatinde ekranın altında altyazı olarak yazılmıştır. Haberde çankaya köşkü yakınında yapılacak cami konu edilmektedir.

Bu cümleyi okuyunca ben de yeni cümleler kurayım istedim.

Yapımı başlanan yol.
Sökümü başlanan fabrika.
Çekimi başlanan film.
Tamiri başlanan makine.
Sarımı başlanan çile (iplik)
Kesimi başlanan kumaş 100 elbiselik.

Burada bir yanlışlık yok mu!


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Hzr26, 2014 03:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
Sabah Gazetesi Dünya Raporu Sayfası 21 Mayıs 2008
Yazı: "Bush'tan Kuran özrü"
demiş ki:
Irak'ta üzerinde 14 kurşun deliğiyle bir atış alanında bulunan Kuran hakkında ABD tarafından gelen özür ve açıklamalar yeterli olmayınca Buch devreye girip özür diledi


Öncelikle Mukaddes kitap Kur'an mı yoksa Kuran mı yazılmalıdır. Bilgisunar sayfalarında her ikisi de kullanılmış.

"...üzerinde 14 kurşun deliğiyle ... Kuran hakkında..." cümlesinde geçen "hakkında" kelimesi yerinde mi kullanılmıştır? "Kuran hakkında" ifadesi anlam olarak Kur'anın içeriğine yönelik düşünceyi, anlatımı belirtmektedir.

Yukarıdaki cümlede ise anlatılmak istenen Kur'anın üzerine sıkılan kurşunlar ve açılan deliklerdir. Cümle "Irak'ta bir atış alanında bulunan ve ABD askerlerince 14 yerinden kurşunla delindiği anlaşılan/görülen Kur'an için ABD yetkililerinden gelen özür yeterli olmayınca Buch devreye girip özür diledi" olmalıydı.

"Bush'tan Kuran özrü" cümlesinde geçen özür kelimesi özrü şekline niçin dönüşmüştür? Özürü olsaydı yanlış mı olurdu?


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Hzr26, 2014 03:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Kur'an yazılışı doğrudur. Arap harflerinin Türkçeye uyumuyla ilgili bir nedenden dolayı bu yazım kullanılır.

Özür sözcüğü kendisine ünlü bir ek geldiğinde özrü olarak yazılır, bu da doğrudur.

Buna benzer örnekler epeyce vardır.

burun - burnu
resim - resmi
göğüs - göğsü vb.

... hakkında yerine ... ile ilgili olarak ... diyebiliriz.

Irak'ta üzerinde 14 kurşun deliğiyle bir atış alanında bulunan Kur'an ile ilgili olarak ABD tarafından gelen özür ve açıklamalar yeterli olmayınca Busch devreye girip özür diledi

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 17 Eyl 2005
Bildiriler: 605
Şehir: Istanbul
Alıntıyla Cevap Gönder
04.09.2008 tarihli Eskişehir Anadolu gazetesi "Günün Özü" köşesindeki:

"Kunta Kinte (anılan kişinin lâkabı) yok artık" başlıklı yazıdan;

"Haber, telefonla geldi B. Yazıcıya;
- Kunta Kinte kalp krizi geçirdi öldü!..
- Nevzat mı?
Cevap olumlu ne yazık ki, ama bir ikinci tereddüt yaşıyoruz gazetede: .......


Bir gazete ve yanlış yerde kullanılmış, anlamına uygun olmayan kelime. Olumlu - olumsuz.

Tdk sözlüğüne bakalım olumlu için ne denmiş;

Olumlu:
1) Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı, müspet, pozitif:
"Spor sayfalarını okuyarak toplumumuzdaki olumlu gelişmeleri de izleyebilirsiniz."
2) Yapıcı: "Olumlu tip, olumlu sanat diye bir şeyler tutturmuşlardı."
3) Onaylayan, kabul eden, lehte olan: "Olumlu bir cevap."
4) Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan, müspet, pozitif.
5) Davranışları beğenilen, yapıcı düşünceleri olan, yararlı.

Yazar olumlu kelimesini cevabın olumlu olduğunu belirtmek için kullanıyor. Hâlbuki konu cevap değil Kunta Kinte'nin ölümüdür. Bu kelime cevapta da kullanılmış olsa Kunta Kinte'nin ölümü nasıl olumlu olabilir ki! Bu konuşma neticesine göre haber doğru ya da yanlış olabilir. Yani cevap bize doğru - yanlış olarak verilebilir. Olumlu kelimesinin arkasından sarf edilen 'ne yazık ki' sözü de yanlışlığı kurtaramıyor. Olumlu kelimesinin cevap cümlesinin içinde kullanılması yanlıştır. Çaya çorbaya limon kelimelerden birinin örneğini de burada görmüş olduk. Üstelik bir gazeteciden.


En son Ertuğrul ÖLCE tarafından Prş Hzr26, 2014 03:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterErtuğrul ÖLCE tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
DOĞRUSU NASIL OLMALI?
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
6. sayfa (Toplam 7 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2