Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
Kayseri Fykralary üzerine
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
Kayseri Fykralary Üzerine...

Ucu buca?y olmayan ve günden güne de geni?leyerek zenginle?en bir daldyr halk edebiyatymyz. Geçmi?ten gelenlere günümüz insanynyn da baky? açysyny, hayaty algylayy?yny ve duygularyny katmasy ile de?i?mekte ve geli?mektedir.
Fykralar ise Eski Türkçede “Külüt-Gülüt” ady verilen kysa öykülerdir aslynda. Bu kysa öykülerin de kahramanlary vardyr, mekany ve zamany vardyr. Nasyl ki her insan bir filozofsa bir bakyma, birazcyk doktor, bildiklerini aktarmasyyla ö?retmense, yine her insan bir fykra kahramanydyr ayny zamanda. Günlük hayatta ya?ady?ymyz, kysa, çarpycy, dü?ündüren, güldüren, nükteli bir söz veya hareketle biten bir olay fykranyn da olu?tu?u anlamyna gelmektedir. Lakin, hayatta bu tür sayylamayacak kadar olay meydana geldi?i halde bir ço?u unutulur gider. Fykra biçimine dönü?enler ise halkyn ya?atmaya karar verdikleridir. Yani halk, bu tür olaylara bir hafyza olu?turur ve fykralary yeni nesillere aktararak ya?atyr.
Fykralar, toplumsal birkaç ihtiyacy kar?ylarlar. Yani bir i?e yararlar. Bu durumu ?u fykra ile açyklayabiliriz. Yolda bir köylüye rastlayan bir Alman, onun e?e?iyle kasaba pazaryna odun ta?yrken kar?yla?ty?y sykyntyyy hazmedemeyip odunun be? on katy bir para önermi? köylüye. Kar?yly?ynda odunlary hemen oracykta yykmasyny istiyor. Böylece hem köylü, hem de e?ek rahatlayacak. Köylü sormu? Alman’a:
-Bu odunlary ne yapacaksyn?
Alman hiçbir ?ey yapmayaca?yny ifade edince köylü pazarly?y bozmu? ve bu odunlary bir i?e yaramasy, insanlaryn ihtiyacyny görmesi için kesti?ini ifade etmi?. Fykralar da bo?u bo?una de?ildir, bir ihtiyaç kar?yly?ydyr.
Birincisi toplumun psikolojisini yansytmasy ve toplumun hafyzasy olmalarydyr. Nasrettin Hoca fykralarynyn Türk Dünyasynyn dört bir yanynda anlatylmasy ve fykralar arasynda dil farky, anlatym farky olsa da, ortak bir anlayy? ve davrany? kalyby olmasy bundandyr. Toplum, fykralary ile olumsuzluklaryn üstesinden gelir. Aksak Timur’un kar?ysyna ayny ça?da ya?amadyklary halde Nasrettin Hocayy çykarmasy bu manty?yn bir sonucudur. Kayseri fykralarynda görülen kurnaz Ermeni ve Yahudi Tüccarlaryn kar?ysyna Kayseri tiplemesini dikmesi ve en az onlar kadar kurnaz olma iddiasy ile çykmasy, daha sonra onlary da aldatabilece?ini dü?ünmesi bundandyr. Halbuki Yahudiler, Kayseri co?rafyasynda bulunmazlar.
Fykralar, toplumsal bir rahatlama aracydyr. Bugün gazete kültüründe her gün okuyucunun gazetede çarpycy bir fykra arayy?y tükenmez bir duygudur. Yeni bir gün ve yeni sorunlar bu ihtiyacy sürekli kylmaktadyr. En önemlisi de galiba toplumun gülmek ve rahatlamak yönündeki çabalarynyn bir sonucudur fykralar. Ayny zamanda halkyn hayal gücünü yansyttyklary için zaman ve mekan farklylyklary olsa da gerçek ya da gerçek olmayan kahramanlar bir araya gelebilirler. Karadenizlilerle Kayserililer oldukça uzak bir co?rafyada olmalaryna ra?men fykralarda bulu?abilirler bu sayede. Bu bir üstünlük yary?ydyr ve hangi yörede anlatylyrsa üstünlük onun eline geçmekte ve hayal mahsulü olan bu fykralarda gerçek olmayan bir çeki?me ya?atylmaktadyr. Belki, kendi co?rafyalarynyn taryma müsait olmayy?yndan dolayy bu yörelerin insanlary di?er bölgelere de, özellikle Ystanbul gibi büyük ?ehirlere göç etmek zorunda kalmy?lardyr ve yeni bir co?rafyada bulu?malary mümkündür desek bile bu fykralar her gün çy? gibi büyüyen Temel Fykralary kadar hayal mahsulüdür.
Bir de ya?anmy? olaylara dayanan fykralar vardyr. Bu fykralarda daha ziyade ho?sohbet, hazyrcevap insanlaryn gülmece ve yergi unsurlary öne çykar. Kayseri fykralarynyn ?ehir merkeziyle ve köylerle ilgili bölümü de böyledir. Yerel kahramanlaryn ço?u adyyla sanyyla ifade edilir ve a?a?y yukary bir tarih ve mekan verilebilir. Köylü fykralarynda ise Anadolu köylüsünün uzun süre kendi gelenek ve görenekleriyle birlikte safly?yny da korudu?u anla?ylmaktadyr. Yç mekanda Kayseri’de de görülebilece?i gibi üst kültüre ait ?ehirli kültürü ile alt kültür olarak kabul edilen köylünün kültürü yeni bir çaty?ma alany olu?turmaktadyr.
Kayseri fykralary kahramanlar yönünden incelendi?inde ise ba? syrayy uyanyk Kayserili tipi olu?turmaktadyr. Bu tip, gelenekçi, hazyrcevap, birazcyk kaba saba, lakin zekasy ile aldatabilen, parayy ve zenginli?i çok seven, cimri, pek fazla verici olmayan bir tiplemedir. Özel bir adla anylmaz. Ady Kayserilidir hep.
Kayseri fykralarynda Yncili Çavu?, Kayseri yöresinin bir Nasrettin Hocasy gibi çykyyor kar?ymyza. Halk kültüründen geldi?i halde Osmanly Sarayynda dahi tutunmayy ba?army?, müthi? hazyrcevaplyk ve pratik zeka örne?i olarak kar?ymyzda duruyor.
Kayseri merkezdeki fykralarda bir esnaf a?yrly?y gözlenirken, civara açylynca esnaflyk özelli?i yerini köylülü?e ve çiftçili?e terk ediyor. Köylü fykralary arasynda köylü, Av?ar, Çerkez, Kürt, Yörük gibi ifadeler varken, ?ehirdeki fykralarda Türk, Ermeni, Yahudi, Karadenizli, Darendeli gibi tipler çe?itleniyor. Özellikle Kayseri fykralarynda Ermeni kahramanlara Türklerin hakim unsur oldu?unu gösterme gayreti içerisinde olduklaryny belirten ifadelere rastlamak mümkündür. Kayseri ticaretinde bir zamanlar önemli bir yere sahip olduklary bilinen gayrimüslimlerin daha ziyade Ermeni adyyla birle?tirildi?i ve Kayserilinin ilk zeka ve üstünlük mücadelesini bunlara kar?y yapty?y anla?ylyyor. Ermenilerin Kayseri co?rafyasyndan uzakla?tyktan sonra bu bo?lu?u kysmen Yahudi doldurmaya çaly?sa da bu pek mümkün olmuyor. Kayseriliye yeni rakip arayy?lary sürerken öne çykan yeni bir güç olarak Karadenizliler çykyyor Kayserilinin kar?ysyna. Bu kar?yla?ma aslynda Ermeni ve Yahudi’nin Kayseri co?rafyasynda artyk bulunmayy?laryndan dolayy zorunlu bir hal alyyor. Yine de Karadenizli ile Kayserilinin ayny trene binmesi kadar gerçeküstü bir fykra manty?y bu.
Kayseri fykralarynda Kayserilerin pazarlykçy oldu?u, parayy çok sevdikleri de sykça vurgulanyyor. Bu özelli?in nereden kaynaklandy?yny da bilmek açysyndan ?unu vurgulamak gerek. Evliya Çelebi, 16. yüzyyl Kayseri’sini anlatyrken esnaflar arasynda bir grup te?kil eden ahilerle pazarlyk etmenin mümkün olmady?yny anlatyr. Hatta bir ahiye pazarlyk teklif edildi?inde bunu hakaret kabul etti?i ve kendisinin alçak olmady?yny, kimseyi aldatmady?yny ifade edece?ini söylüyor. Ahilerin dy?ynda kalan Ermeni ve Rum esnaf ile her türlü pazarly?yn rahatça yapylabildi?ini anlatyyor. Öyleyse pazarly?y, Kayserilinin Ahi Evran’dan beri gelen eski esnaflyk gelene?inin bir uzantysy olarak alamayyz. Bu adet zamanla gayrimüslim esnaflardan alynmy? olmalydyr.
Kayserilinin ticari anlamda gayrimüslimlere üstünlük sa?lama gayreti ise çok daha yeni bir hadise olarak en fazla 100- 150 seneyi kapsady?y görülüyor. Osmanly zamanynda Selçukludaki önemini büyük ölçüde yitiren Kayseri, ticari anlamdaki ba?arysyny da Cumhuriyet yyllarynda kazanyyor. Bu da gösteriyor ki Kayserilinin gayrimüslimlerin yanynda çyraklyk dönemleri uzun sürmü?tür. Gayrimüslimlerin devlet eliyle güçlerinin azaltylmasy bu ba?aryda önemli bir rol üstlenmektedir. Özellikle de Kayseri’yi terk etmeleriyle sonuçlanan süreç, onlardan kalan bo?lu?un doldurulmasy ile tamamenKayserili tipi bir Türk çehresi kazanmy?tyr. Aslynda Kayseri’nin bu çehreyi kazanmasynda asyl mimar genç Türkiye Cumhuriyeti olmu?tur. Kayserinin yükseli?i, Türkiye Cumhuriyetinin yükseli?i ile beraberdir.
Son 100 sene içerisinde cepheden cepheye ko?arak var olma mücadelesi veren ve daha ziyade askerlik yapan Türk unsurdur. Onun konaklar yapacak zamany ve imkany yoktur. Bu ?iddetli mücadele Türk ulusunun ba?arysyyla sonuçlanynca genç Türkiye Cumhuriyeti kurulmu? ve Türk insanyna yeni imkanlar ve fyrsatlar çykmy?tyr. Türkiye yeniden kurulurken Türk insany da hak etti?i yere ula?ma mücadelesini sonuna kadar vermi?, askerlik dy?yndaki görevlerine dönmü?, ba?yna bostanyna, evine kona?yna bakmaya, zenginle?meye ve ticari anlamda öne çykmaya ba?lamy?tyr. Y?te Kayserili tipi, bu anlamda ticarette ba?aryly gayrimüslim Kayserili tipinin de?i?erek ayny ba?aryyy yakalayan, hatta onlary da geçen Türk Kayserili tipinin oturmasyyla Cumhuriyet döneminde ortaya çykmy?tyr.
Kayseri fykralarynyn bugünlere ula?masynda ?üphesiz ki Kayseri’nin yeti?tirdi?i bir büyük de?er olan Kazym Yedekçio?lu’nun yayynlady?y “Övünmek Gibi Olmasyn Ama Kayseriliyim” kitaby büyük bir yere sahiptir. Yine ayny ady ta?yyan Mustafa Gümü?kaynak’yn kitaby, Cavit Ye?eno?lu’nun “Fykyr Fykyr Fykra” ile “Kayseri’de Ya?ayan Renkli Ki?iler” adly kitaplary, Asym Yahyabeyo?lu’nun “Anylarymda Kayseri” vb. eserlerin önemli paylary olmu?tur. Kazym Beyin kitaby 1972 yylynda yayymlandy?yna göre, aslynda Kayseri Fykralary ile ilgili çaly?malaryn 30 yyllyk bir geçmi?inden bahsedilebilir. Kayseri’nin en büyük ?ansy 1910 yylynda Erciyes gazetesinden bu yana Kayseri’de Türk gazetelerinin yayyn hayatynda olu?u ve de?i?ik aralyklarla Erciyes dergisinin yayynlanmasydyr. Halkevlerinin yayyn organy olan Erciyes, ?ekil de?i?tirerek bugün de yayyn hayatyndadyr. Bu kaynaklar, birçok folklor ara?tyrmacysyna kaynaklyk etmeye devam edecektir. Bu arada Erciyes Üniversitesi’nin pek gözler önüne serilmemi? olsa da özellikle ö?rencilere yaptyrdyklary tezlerle yöremizin ara?tyrylmasynda önemli bir görevi üstlendi?i kesindir.

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
1- ON BYN LYRAYI GÖRDÜ

Kayserili bir hayvan tüccary ine?ini satmak için pazara götürür. Ynek ahyrdayken ine?in gözü önünde on bin lirayy sayyp cebine koyar. Pazarda ine?i on iki bin liraya satmak isteyen tüccara derler ki:
-Bu inek on iki bin lira etmez.
Kayserili yemin eder:
- Vallahi de billahi de bu inek sabahtan on bin lirayy gördü. (Ya?ar ACAR)

2- YE YE YE YEDY
Bir köyde üç arkada? askerlik yoklamasynda Kayseri Hava Yndirme Alayyna komando olarak yazylmak isterler. Bunlary yeti?tirmek için ayny yere almy?lar. Az bir yükseklikten para?ütle atlama taliminde komutan bu üç askere der ki:
-O?lum uçaktan atlar atlamaz para?ütün dü?mesine sakyn basmayyn içinizden ona kadar sayyn ondan sonra dü?meye basyn.
Bunlar talimde ö?rendiler ya bu sayy sayma i?ini, syra normal ini?e gelince de uçaktan atlayynca sayy saymaya ba?larlar ama birisi yere çakylyr.
Komutan askerlere der ki:
-Gidin bakyn bu askerimiz niçin yere çakyldy?
Askerin yanyna arkada?lary gelirler ki asker hala:
- Ye ye ye ye yedi , demektedir. (Ya?ar ACAR)

3- CYRYT ATLARI
Kayserilinin biri Erzurum’da askermi?. Atlary seven bu asker Dada?köy’de her Pazar günü oynanan ciridi izlemeye gidermi?. Karynlary çekik, seke ayakly cins atlary hayranlykla izliyormu?.
Askerli?ini bitirmi? ve aradan yyllar geçmi?. Kayserili artyk seksen ya?yna girmi? ve hastaymy?. Yki o?lu babalaryna son iste?inin ne oldu?unu sormu?lar. Yhtiyar baba demi? ki:
O?ul Erzurum’da askerken Dada?köy’de cirit oynayanlary izlerdim. O cins atlar hala gözümün tütüyor. Erzurum’a gidip o atlary görmek istiyorum.
O?ullary hasta babalaryny alyp Dada?köy’e götürmü?ler. Yhtiyar ciridi izler, bir de bakar ki o cins atlar yok! Cirit oyununda karynlary ?i?mi? beygir türü atlar var. Duruma üzülen ihtiyar, yany ba?laryndaki köy çe?mesinden küzeye* su dolduran yeni bir geline yakla?yr “Demek ki gelin de kocasyndan memnun de?il”:
Evladym bundan atmy? sene evvel, ben burada askerken cirit oynayanlary izlerdim, çok güzel cins atlar vardy. ?imdi o atlaryn yerini beygirler almy?, o atlar nerede?
Gelin der ki:
- Amca eskiden gö?üsleri kylly dada?lar vardy ya, i?te o atlara binip de gittiler. (Ya?ar ACAR)

4-ASKER ARKADA?LAR
Kayserili Mehmet A?a Çanakkale’ye askerlik görevine gider. Orada Trabzonlu Cengiz ile ayny bölükte görev alyr ve onunla tany?yp candan arkada? olurlar. 36 ay askerlik süresince birbirlerine kenetlenir, kan karde?i olmaya karar verirler. Derken askerlik bitiminde Mehmet A?a memleketi Kayseri’ye, Cengiz de Trabzon’a döner. Aradan 25 yyl geçer, birbirleriyle sadece mektupla?yrlar. Cengiz A?a bir gün Adana’ya giderken Kayseri’de inip ve askerlik arkada?yny ziyaret etmek ister ve arar sorar arkada?ynyn evini bulur. Ho? be?ten sonra hal hatyr sorulur. Cengiz A?a, üç çocu?u oldu?unu, bunlaryn ziraatla (fyndykla) u?ra?tyklaryny söyler. Kayserili Mehmet A?a ise dört tane o?lu oldu?unu, bunlaryn ikisinin akylly di?er iki tanesinin de akylsyz çykty?yny söyler:
-O nasyl oluyor?
diye Cengiz A?a sorar. Mehmet A?a akylly o?lanlardan birinin kundura dükkany açty?yny, di?erinin ise giysi dükkany oldu?unu: akylsyzlardan birinin ise ö?retmen oldu?unu, di?erinin de memur oldu?unu söyler. Cengiz A?a kyzar!
-Ulan sen nasyl konu?uyorsun, okuyan my akylly, okumayan my? Ben bu i?i anlamadym da, der.
Mehmet A?a :
-Ticaretle u?ra?anlar has Kayserili, okuyanlar ise Trabzonludur
der. (Dursun KIZILI?IK)

5- KAYSERYLY YLE ?EYTAN
“Kayserili ?eytan gibi zekaya sahip”, “?eytana pabucunu ters giydiren Kayserilinin yanynda ?eytanyn lafy my olur”, sözleri ?eytanyn kula?yna syk syk çalynmaya ba?layynca, bu sözleri içine sindirememi?. ?eytan, Kayserili biri ile ortak arazi ekmeyi planlar. ?eytan der ki kendi kendine:
Görece?iz bakalym, ?eytan my daha kurnaz, Kayserili mi?
Ve gün gelir Kayseriliye sözü açar:
-Seninle ortak bir pancar ekelim
deyince Kayserili:
-Hay hay ekelim, demi?.
-Ama her ?ey ortakla?a yapylyr. Tarlalar sürülür, tohumu, gübresi hasat zamany beklenir. ?eytan bu ya duramaz i?te:
-Sayyn Kayserili arkada?, bak pancar ye?erdi, yapraklary koca koca oldu.
-Seninle bir pazarly?a girelim. Üstü benim olsun topra?yn altta kalany da senin olsun, ne dersin?
-Tamam, orta?yma saygym ve güvenim sonsuz.
Ye?il yapraklar büyüdükçe ?eytanyn da yüzü gülüyormu?. Gün gelmi?, mahsul kaldyrylmy?. Tüm yapraklary ?eytan alyrken toprak altyndaki pancary da Kayserili almy?. Kayserili, pancary satmy? bir sürü para alyrken, ?eytan kendisini aldatan o ye?il yapraklarla be? parasyz kalmy?. Ve yenilgiye doymady?y için:
-Kayserili arkada? seninle bir de bu?day ekelim. Yalnyz bu sefer topra?yn alty benim demi? ve Kayserili de:
-Peki üstü de benim, demi?.
Gene yyl sonu gelmi?, gene ?eytanda hüsran. Çünkü ?eytan, bu?dayyn saplaryny alyrken Kayserili de bu?dayyn denelerini almy?. Artyk dayanamayan ?eytan demi? ki:
- Aman be Kayserili arkada? pes benden. Senin namyny duymu?tum da inanmamy?tym. Me?erse sen neymi?sin be Kayserili, demi?... (Mehmet KONAK)

6- A?ALARIN VESTYYERY
Tomarza’nyn ileri gelen e?rafyndan 3-4 ki?i ?ehir kulübünde bir araya gelerek imece usulü erzak alyp yemek yapmy?lar ve içki masasy kurmu?lar,ba?lamy?lar içmeye. Bu syrada içeriye mahalle bekçisi girmi? ve onu da ça?yrarak masaya oturtmu?lar. Yiyip içtikten sonra syra alynan erzaklaryn ve içilen içkilerin paralaryny toplamaya gelmi?. E?rafyn gelene?inde fakirin ve yoksulun kollanyp-gözetilmesi olmasyna ra?men, masadaki giderlere bekçiyi de dahil etmek isteyince içlerinden biri itiraz ederek:
- Fakirdir onu dahil etmeyelim.
Giderleri toplamakta olan ilçenin ileri gelen e?rafy:
- Mademki bu bekçi ilçenin a?asy ve e?rafy de?il, neden paltosunu ve ?apkasyny bizim paltolaryn asyly oldu?u vestiyere asty?
(Mevlüt Mürsel UZUN)

7- CYGARA SARMA
Av?ar köylerinden birisine kyz istemek için giden kom?u köylüler, ho?be?ten sonra kyzy isteyip de ayrylacaklary an gelince, Av?ar köylüleri dünürcülü?ün hem olumlu sonucunu hem de samimiyetlerinin ileri derecesini ifade etmek için:
Misafir gidici, tabakalaryndan birer cigara daha saralym
diyerek fyrsatçyly?yn tadyny çykarmy? olurlar... (Mevlüt Mürsel UZUN)

8- SYYASY MARKAJ
1994’te yapylan mahalli seçimlere girilirken, belediye ba?kanly?yna talip olan adaylar oyu biraz fazlaca olan seçmenlere markaj uygulamasy yaparlar.
Tomarza ilçe merkezinde Kürt Bedo adly ya?ly bir amca var idi. Kendi çevresiyle epeyce oylary fazlaydy. Benim kar?ymdaki bir di?er partinin adayy, Kürt Bedo’nun oylaryny elde edebilmek için ona hayli yakyn olmu? ve sözünü de almy?. Seçim günü gelip oylar sandyklara girmeye ba?layynca bana rakip olan aday arkada?ym hemen Kürt Bedo’nun evine ko?ar. Eve girdi?inde Kürt Bedo’yu oyunu kullanmy? ve yorganyn altynda, syrt üstü ayaklary dikili vaziyette yatar görür. Gözleri oldukça az gören Kürt Bedo emmiye:
“Bedo Emmi oylary ne yaptyn,kullandyn my?” der.
Sorany pek ayyrt edememi? olacak ki:
-Yavrum senin partiyin i?areti garga myydy, gu? muydu? diye sorunca Aday arkada?, parti ambleminin ku? cinsinden olmady?yny söyler.
-Eyvah, biz yakynlyk gösterdik markaja aldyk, yumurtayy ba?kasynyn takasyna yumurtlamy?, der. (Mevlüt Mürsel UZUN)

9- AYRAN VE PEKMEZ KARI?IMI
Tomarza’da görevli 3-4 ö?retmen tatil gününü fyrsat bilerek ?ehir kulübünde oturup içki içmeye ba?larlar. Yçlerinden ikisi raky içerken bir di?eri de ?arap içiyormu?. Zaman ilerleyip de ?akanyn ve sohbetin koyula?ty?y bir ana gelince içeri Pusatly köyünden akylca özürlü olan Cafaryn Musa girer. Bu ?ahys daha hayatynda ne raky ne de ?arap görmü?. Ö?retmenler Cafaryn Musa’yy masalaryna ça?yrmy?lar. Masalaryndaki mezelerinden yedirirken muzipli?ine raky ve ?araptan da içirmeye ba?lamy?lar. Çakyrkeyf olan Cafaryn Musa bir duble raky, bir duble ?arap derken arka arkaya dolan kadehler Cafaryn Musa’nyn sarho? olup boylu boyunca yere uzanyp yatmasyna sebep olmu?. Gecenin geç vakti olunca kulüp i?letmecisi ve ö?retmenler Cafaryn Musa’yy orada byrakarak kapyyy çekip giderler. Ertesi gün geldiklerinde, görürler ki Cafaryn Musa içkinin sarho?lu?undan hala yerde yatyyor. Kaldyryrlar, ba?yny yykarlar, kahvalty ettirirler. Yçlerinden birisi sorar:
-Musa sana ne oldu böyle?
Rakyyy ayran, ?araby da pekmez sanan Musa:
-Pekmez neyse ne de, ayran benim anamy a?latty, der...
(Mevlüt Mürsel UZUN)

10- HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ
Tomarza ilçesine ba?ly Kömür köyünden Davulcu Kel Hacy bir gün ka?nysyna biner ve Tomarza yolu üzerindeki öbek öbek toplanmy? dikenleri görür ve yükledi?i gibi kendi köyüne getirerek düvenle sürüp hayvanlaryna kes denilen yemi yapar. Tarlanyn sahibi tarlasyna gidince bir de ne görsün, toplady?y dikenlerin yerinde yeller esiyor. Ara?tyrma ve soru?turma sonucunda dikenleri çalanyn Kel Hacy oldu?unu ö?renir ve onu mahkemeye verir. Kel Hacy, sanyk olarak mahkemede hakim kar?ysyna çykartylyr. Hakim sorar: “Davacy olan ?u adamyn tarlasyndan toplanan dikenleri çalmy?syn, ne diyorsun?” der. Kel Hacy aya?ynda çaryk, baca?ynda yamaly ?alvaryyla adeta göreni acyndyracak bir kyyafetle takyndy?y büyük pi?kinlik içerisinde hakime “Hakim Bey, davacy olan bu adam bana gelerek tarlamdaki dikenleri temizle ve kenarda yak, kar?yly?ynda sana on çinik çavdar vereyim, dedi ve çavdary vermedi?i gibi iftira ile beni mahkemeye verdi.” deyince, hakim davacy adama dönerek: “?u biçare, zavally insanyn hakkyny yemeye utanmyyor musun? Hem tarlany temizletiyorsun, hem de eme?i olan on çinik çavdary vermiyorsun” der ve adamyn Kel Hacy’ya on çinik de çavdar vermesine karar verir. Mahkemeden süklüm büklüm çykan Kel Hacy giderken kendi kendine söylenir: “Ey Allah’yn kulu Kel Hacy, sende hiç din iman yok mu? Hem adamyn dikenlerini çaldyn, hem de adamy on çinik bu?daydan ettin!” (Mevlüt Mürsel UZUN)


11-MA?ARADAKY DAVULCU-ZURNACI
Tomarza çevresinin en usta davulcusu ve zurnacysy Köm köyünden Kel Hacy ile Nail Efendiydi. Bir gün bu iki usta ba?ka bir köydeki dü?ünden dönerlerken ya?mura yakalanyrlar, yslanmamak için yol üzerinde bulunan bir ma?araya sy?ynyrlar. Biraz sonra bir de ne görsünler, bohçaly bir kyzla bir delikanly ma?araya do?ru gelmektedir.
Davulcu ile zurnacy hemen ma?aranyn karanlyk bir kö?esine saklanyr ve gençlerin kendi aralaryndaki konu?malaryny dinlemeye ba?larlar. Konu?malardan delikanlynyn genç kyzy yakyn bir köyden kaçyrdy?y anla?ylyr.
Delikanly bir ara:
-Köyümüze vardy?ymyz zaman hemen dü?ün hazyrlyklary yapalym , davulcu ve zurnacy olarak da Kel Hacy ile Nail Efendiyi tutarak muhte?em bir dü?ün yapalym,
der ve büyük bir co?kuyla a?ka gelip:
-Çal ulan Kel Hacy ile Nail Efendi,
diyerek nara atynca dip kö?ede saklanmy? olan Kel Hacy ile Nail Efendi davul zurnayy gümbür gümbür öttürmeye ba?larlar. Bir anda neye u?radyklaryny bilemeyen gençler büyük bir ?a?kynlyk içerisinde bohçalaryny kaptyklary gibi köylerine do?ru kaçmaya ba?larlar. (Mevlüt Mürsel UZUN)

12-ZEKA OYUNU
Aly?veri? için Ystanbul’dan Kayseri’ye gelen Musevi i? adamy Simon, Tüccar Mehmet A?anyn evine misafir olur. Kayseri’de kaldy?y süreyi Mehmet A?anyn evinde geçiren Simon’un gözü bir ara evin kö?esindeki kediye yiyecek konan de?erli bir antika taba?a takylyr.
Simon kendi kendine:
-Yahu ?u Kayserilinin bilgisizli?ine bak. De?erli antika taba?ynyn kyymetini bilememi? olacak ki, bu tabakla sokak kedisine yemek veriyor.
Aklynca hemen kendi kendine taba?y elde etme plany yapar. Antika taba?y Mehmet A?adan do?rudan do?ruya istemenin yanly? olaca?yny dü?ünür. Önce sokak kedisini alayym, sonra yiyecek koyma bahanesiyle taba?y da beraberinde isteyim der. Simon sabah kahvaltysyny yapyp Ystanbul’a do?ru yola koyulaca?y syrada:
- Besledi?in ?u ev kedisi ne kadar güzel ve cins bir kediymi?, ho?uma gitti bu hayvanca?yzy bana satar mysyn?
Kayserili sözüm ona gönülsüz bir eda ile:
-Mademki ho?una gitti, seni kyracak de?ilim ya, satayym.
Amacy sünepe kediden ziyade antika taba?a sahip olmak olan, Simon:
Ystanbul’da cam ve porselen tabakla bu hayvanca?yza yiyecek verirsem belki gözleri bozulur, ?u taba?yny da sar da beraberinde götüreyim deyince, Kayserili zeka oyununu kazanmanyn gururu ile:
-Simon Efendi Simon Efendi , bugüne kadar kaç kedi sattymsa bu antika taba?yn sayesinde sattym.
Antika taba?a sahip olma hayali kursa?ynda kalan Simon, kö?eyi döndükten sonra sünepe kediyi soka?a byrakyr ve Kayserilinin para kazanmadaki hünerini ve zekasyny takdir eder. (Mevlüt Mürsel UZUN)

13- YRTYFA KAYBEDYYORUZ
Bir uçakta, 99’u Laz, biri Kayserili, 100 ki?i yolculuk
yapmaktadyr. Yolculuk syrasynda uça?yn motoru aryza yapar. Kaptan pilot:
Yrtifa kaybediyoruz, lütfen valizleri a?a?y byrakyn.
Bütün valizler a?a?y byrakylyr. Uça?yn aryzasy hala devam eder, koltuklar da a?a?y atylyr ve nihayet uça?yn yer dö?emesi de byrakylyr, yolcular tavandaki korkuluklara tutunarak uçmaya devam ederler.
Bu syrada kaptan pilotun sesi duyulur:
Sayyn yolcular bütün fazla a?yrlyklary attyk ama bir yolcunun a?yrly?y maalesef fazla geliyor. Yçinizden biri fedakarlykta bulunsun.
Buz gibi bir hava eser, herkes susar. Uzun bir aradan sonra Kayserili seslenir:
-Arkada?lar hepiniz akrabasynyz, birbirinizden ayrylamazsynyz,ben a?a?y atlyyorum.
Bütün yolcular büyük bir sevinçle Kayseriliyi alky?lamaya ba?lar.
(Ali HASDAL)

14- FABRYKANIN SAHYBY DE...
Kayserilinin biri i? için Amerika’ya gitmi?. Hazyr buraya kadar gelmi?ken, uzun yyllardyr görmedi?i ve Amerika’da ya?ayan arkada?ymy da ziyaret edeyim demi? ve yanyna gitmi?. Ba?lamy?lar sohbete. Bizim Kayserili Amerika’da ya?ayan arkada?yna sormu?:
-“Eee ne yapyyorsun, ne i?le me?gulsün buralarda ?”
Arkada?y:
-“Abi ?u görmü? oldu?un fabrikanyn genel müdürüyüm ben” diyerek övünmü?.
Kayserili:
-“Yazyklar olsun sana” demi?.
Arkada?y ?a?yrmy?.
-Neden ?
Kayserili.
-Bunca yyldyr Amerika’dasyn fabrikanyn sahibi olamadyn my daha ?
Arkada?y:
-Sorma abi ya
Kayserili:
-Neden ?
Arkada?y:
-Fabrikanyn sahibi de Kayserili. (Ramazan AKGÜNDÜZ)

15-TYLKYYE CEZA
Bünyan’yn köylerinden birinde bir ba? sahibinin ba?yna tilki dadanmy?. Adam, tilkiyi yakalarsam cayyr cayyr yakaca?ym diye ahdetmi?. Bir gün tilkiyi yakalamy?. Ancak dinimizde bir canlyyy yakarak öldürmek yasak oldu?undan ?u meseleyi bir de ona sorayym diyerek hocanyn yanyna varmy?:
-Hocam, ben bu hayvana ceza verece?im, ahdim var. Ancak yakmak
günah sen bana, uygun bir ceza söyle demi?.
Hoca tilkiye bakmy? bir de ba?cyya. Sonra ba?yndan kavu?unu çykarmy?, tilkiye giydirmi?, hayvany salmy?.
Ba?cy:
-Aman hoca ne yaptyn, demi?.
Hoca gülmü?:
-Bu ceza ona yeter de artar bile demi?. (S.Burhanettin AKBA?)

16-BÜNYANLI HASAN PA?A
Bünyanly Hasan ismindeki ?ahys, kendini pa?a zannedermi? .Hasan’a bir gün sormu?lar:
-Yahu sen pa?ayym diyorsun ama elinde pa?alyk vesikan yok. Ystanbul’a git sana pa?alyk vesikany versinler.
Hasan dü?mü? Ystanbul’un yollaryna, varmy? çykmy? padi?ahyn huzuruna. Padi?ah, Hasan’y dinlemi?. Hasan’yn safly?y ho?una gitmi?:
-O?lum Hasan! sen köyüne git evraklaryny daha sonra yollarym!
Hasan sevinerek köye gelmi?. Arkasyndan da padi?ahyn yazdyrdy?y evrak gelmi?. Evrakta ?unlar yazylyymy?.
Koramaz Da?y tarlan olsun
E?er saban geçer ise
Her hâneden bir yumurta
E?er köylü verir ise

Hasan, sen pa?asyn
?u da?lary a?asyn
Sarumsaklu köyünde
Yine pa?aly?yny yapasyn. (S.Burhanettin AKBA?)

17-UZAKTAN SELAM
Mukallit bir Bünyanly varmy?. Bu adam uzak bir tarlada çaly?makta olan Hasan A?a’ya:
-Hasan A?a, senden nâmert adam var my ? diye ba?yrmy?.
Zavally Hasan A?a, bu adamyn selam verdi?ini zannederek:
-U?urlar olsun, u?urlar olsun demi?. (S.Burhanettin AKBA?)

18- PROTESTO
Vaktiyle Kayseri Sanayi Bölgesinde sobacy ustasy Ysmail A?a
mesle?ini icra ederdi. Ticaret hayaty i?te... Bir gün verdi?i senedin tutaryny ödemekte zorlanmy?. Senedi protesto olmu? ve ihbar Ysmail Ustanyn adresine ula?my?. Protestoyu ö?renen usta utancyndan ne yapaca?yny ?a?yrmy? ve ba?a kaçmy?. Etrafyna da haber syzdyrmamy?. Ama kula?y tetikteymi?. Emniyet güçleriyle jandarma ya da alaca?y olanlar grup halinde i?yerine gelerek kendisini protesto edecekler diye günlerce kaçarmy?. Aradan epey zaman geçtikten sonra ne olduysa olmu?. Hele bir gidip ortaly?y kolaçan edeyim demi? ve i? yerine u?rady?ynda herkesin aldyrmaz bir halde i?ine gücüne devam etti?ini görmü?. Hiç kimse kendisiyle ilgilenmiyormu?. Protestoya dair kimse bir kelime bile söylemiyormu?. Merak etmi? ve dükkan kom?ularyna sormu?:
-Beni protesto edenler olmady my?
-Hayyr.
-Polis, jandarma ya da kalabalyk bir alacakly grubu gelmedi mi?
-Hayyr.
Ama kom?usu noterden bu protesto evraklarynyn geldi?ini söylemi? ve evraky ustaya uzatmy?. Usta protesto ka?ydyny almy?, masanyn üzerine çarpmy?:
- Protesto dedikleri bu muydu? Bu ise her gün gelsin be birader! (Mustafa ALAN)

19- E?E?Y BÖYLE BOYARLAR
Kayseri’ye bir banka müfetti?i gelmi?, zamanyn en iyi oteli olan
Zümrüt Palas’ta yatmy?. Sabah tefti? edece?i bankaya gitmeden önce kapydaki boyacy çocu?a ayakkabylaryny boyatmaya karar vermi?. Bir taraftan da çocukla muhabbete ba?lamy?lar:
-Siz e?e?i boyar da satarmy?synyz, do?ru mu?
-Do?ru.
-Nasyl olur bu?
Çocuk elindeki fyrçalary çaprazlama çalymla ayakkabylar üzerinde sallarken
-Boyuyoh ya! Y?te böyle... (Çi?dem YLBEY)

20- PARTY DAVASI
Rahmetli Turhan Feyzio?lu’nun CHP’de siyaset yapty?y yyllarda kafile halinde Develi’den Tomarza’ya giderlerken Pusatly köyü yakynlarynda sabanla çift süren bir köylünün yanynda dururlar. Feyzio?lu, yanyndakilere:
-?u vatanda?yn ahvalini bir soralym, der.
Arabadan inip köylüye selam verirler. Adam gayet kibarca ho? geldin edip sorularyna cevap verir. Giderken içlerinden biri sorar:
-Amca hangi partidensin?
-Vallahi beyefendi, ben Demokrat Partiliyim. Yki avradym var onlar da Demokrat Partili. Öküzlerim Demokrat Partili (tarlanyn kelisinde* yayylan boz e?e?i göstererek) fakat ?u yayylan var ya, o çok inat onu döndüremedim, o domuz Halk Partili, demi?.
Köylünün muhataplarynyn kim oldu?unu bilmeden söyledi?i bu söz üzerine Feyzio?lu:
-Hadi binin gidelim, ortaly?y fazla kary?tyrmayyn, der ve arabalaryna binerler.
Bu olayy Tomarza’da anlatyrlar, köyde de duyulur. Dilden dile dola?yr.
Aradan yyllar geçer.
Bir gün kom?u köyden Pusatly’ya gençler bayramla?maya gelirler. Ziya Amcanyn odasyndan çykarken gençlerden biri sorar:
-Ziya Amca hangi partidensin?
-Valla ye?enim, ben Halk Partiliyim. Zala Ablan Halk Partili, o?lum Halk Partili, öküzlerim Halk Partili, atym Halk Partili (avlunun ortasynda yatan sary köpe?i göstererek) ?u domuz var ya, onu döndüremedim, o Demokrat Partili, demi?.
Gençlerden birisi yava?ça:
-Yt kadar aklyn yokmu?, demi?.
Ama Ziya Amca bu sözü i?itmi?, i?itmi? ama verecek cevap bulamamy?.. (Yusuf KILIÇ)

21- BYRAZ DAHA OKUSA MÜFETTY? OLACAKTI
Yahyaly’ya Adanaly bir ilkö?retim müfetti?i geldi ve kysa zamanda
ahbap olduk. Kendisine köylere gitti?inde genç ö?retmenlere yük olmamasyny, onlaryn imkanlarynyn kyt oldu?unu anlattym. Çevreyi iyi bildi?im için falan köye gidince falan ki?iye selam söyle, onda misafir ol, falan köyün muhtarynyn hali vakti iyidir, onda kal gibi notlar verdim. Dikme köyüne varynca da Ate? A?a’da misafir ol, fakat o çok nüktedandyr, dikkat et, bir laf söyler altyndan kalkamazsyn, dedim. Günlerden bir gün müfetti?, Ate? A?a’ya misafir olmu?. Çok iyi a?yrlamy?lar, ertesi gün ahyrdan atyny e?e?ini çykartmy?, hazyrlamy?, müfetti?i ata bindirmi?, kendisi de e?e?e binmi?, öbür köye kadar götürüyormu?. Yki günden beri hiç de o anlatty?ym gibi nüktedan bir adam olarak göremedi?i Ate? A?ayy müfetti? yava? yava? yoklamaya ba?lamy?:
- Ate? A?a, ma?allah senin Karakaçan çok hyzly, ate? gibi yürüyor, demi?.
- Evet beyefendi iyi yürür, demi?.
Bekledi?i cevaby bulamayan müfetti?, biraz sonra Ate? A?anyn e?e?i yerde gördü?ü tütün paketinin ka?ydyny e?ilip koklayynca, Müfetti? yine söz açmy?:
-Ate? A?a, senin Karakaçan okuma da biliyor herhalde, demi?.
Artyk sabry tükenen Ate? A?a:
-Evet bilir beyefendi. Biraz daha okusa müfetti? olacakty zaten, demi?.
(Yusuf KILIÇ)

22- E?EK HYKAYESY
Persek Köyünde ya?ly fakat sa?lykly bir adam varmy?. Hanymy erken
ya?larda ölmü?, adam bekar kalmy?. Evi de köyün kenarynda imi?. Ak?am üzerleri oralarda yayylan ba?y bo? e?ekleri görünce torunlaryna pencereden ?öyle seslenirmi?:
-O?lum ?u hayvany ahyra tykyn, gece dy?aryda kalyr da kurt yer, kiminse yazyk,
diye ahyra tyktyryr, gece de gider uydururmu?. Çocuklar da bunu artyk anlar olmu?lar. Yine bir ak?amüzeri sonbaharyn so?uk ak?amlaryndan birinde harman yerinde genç bir e?ek otluyormu?. Adam torunlaryna yukarydan seslenmi?:
-O?lum ?u hayvany ahyra tykyn, kurt yemesin , demi?.
Çocuklar e?e?in yanyna varmy?lar ve yukaryya ba?yrmy?lar.
-Dede!.. erkek!.. demi?ler.
Adam yukarydan:
-Byrakyn gitsin avradyny s... malyny, kurt yerse yesin.(Yusuf KILIÇ)


23-DEVE ÇIKACAK DE?YL YA
Dönemin Valisi Erkilet’e gider. Orada kendisine ikram edilen
kahvenin ilk yudumunda a?zyna bir sinek gelir. Vali buna hiddetlenir, kahvehane sahibini ça?yryr. Adama bir sürü sayyp döker:
-Pis adam dikkat etsene. Bu ne saygysyzlyk...
Adam ?a?yrmy?tyr.
-Hayrola pa?am n’oldu? Niye hiddetlenirsin?
-Kahvenden sinek çykty, görmüyor musun?
Adam gayet pi?kin bir ?ekilde cevap verir:
- Verdi?in kaç kuru? para ki pa?am. Elbette sinek çykacak kahveden, deve çykacak de?il ya!...(Musa FENAR)

24-SEN E?EK OLARAK KIYMETYNY BYLYRSYN DE...
Kayseri’de çocuklar bir mahalle meydanynda ellerindeki antika paralarla
bilye oynarlar .Oradan geçen Yahudi, çocuklaryn oynadyklary paranyn antika oldu?unu anlayynca bunlary çocuklardan satyn almak ister, çocuklara teklifini yapar.
-Oynady?ynyz paralary bana verin, size bir avuç para vereyim.
Çocuklar kayytsyzca Yahudi’ye bakarlar, içlerinden birisi:
-Amca bunlaryn parayla satylmasyna ne gerek var. E?er çok be?endinse, beni syrtyna al, e?ek gibi anyrarak ?u kar?ydaki a?aca kadar götür, ben bunlary sana bedava vereyim.
Yahudi çocu?u syrtyna alyr, anyrmaya ba?lar ve a?acyn dibine kadar götürür. Çocu?u yere indiren Yahudi, parayy beklerken çocuk kaçar, arayy biraz açtyktan sonra kar?ysyna durup gülmeye ba?lar. Yahudi neye u?rady?yny ?a?yrmy?tyr. Parayy alamayaca?yny anlady?y için de yapaca?y bir ?ey yoktur. Yalnyz, niçin byrakyp kaçty?yny merak eder ve sorar.
-Syrtynda ta?yttyn kendini, parayy da vermedin. Üstelik anyr dedin, onu da yaptym. Peki niçin kaçyyorsun, paramy niçin vermiyorsun?
Çocu?un kurnazca cevabyny verir:
-Bire ahmak adam, sen e?ek olarak bu paranyn de?erini biliyorsun da
ben Kayserili olarak bilmez miyim! (Mustafa TEMYZER)

25- HAMYT ASKER OLURSA!
Hamit köyde avare, pejmürde yeti?mi?. Askere gitmi?, askerli?ini de bitirmi?. Köylüler “ho? geldin”e gitmi?ler. Hamit, kalabaly?y görünce ba?lamy? askerli?ini ballandyra ballandyra anlatmaya:
-Benim gibi kimse askerlik yapmady. Orada her ?ey benden sorulurdu, benden ö?renilirdi. Generaller, pa?alar bana selem verirdi...
Dinleyenler hayrete dü?mü?ler. Hamit’i tanyyanlar bu i?e bir anlam verememi?ler. Ancak dinleyenlerin içinde karysy Gümü? de varmy?. O da bu durumu dinledikçe için için gülüyormu?.
Vakit ilerleyip misafirler da?ylmy?. Gece yarysy Hamit uykuya dalynca:
Gümü?:
-Asker kalk! 3-5 nöbetin var, diye seslenmi?:
Hamit, yatty?y yerden istifini bozmadan cevaplamy? e?ini:
-Git ba?ymdan!...Bula?ykçyya nöbet mi olur? (Aydyn KAYA)

26-DO?RAMASINI BYLMEYENYN
Yolda yemek için yanyna aldy?y pastyrmayy çaldyran Kayserili, hayli
hiddetlenir .Onun “of, puff” diye sykyntysyny anlayan hem?ehrisi, “Kendisine bu kadar dert etme.” diyerek onu teselli etmeye çaly?yr:
-Bir parça pastyrmayy çaldyrdy?yna bu kadar hayyflanmanyn bir anlamy yok. Bo? ver , gel bendekini beraber yeriz.
Yol arkada?y, pastyrmayy çaldyrdy?yna bu kadar hayyflanmady?yny belirterek durumu izah eder:
-Adamyn çaldy?yna yanmyyorum, pastyrma do?ramasyny bilmeyen bir adamyn eline geçmi?se diye ona üzülüyorum, demi?. (Selda DENYZ)

27- KURNAZ YAHUDY’NYN MARYFETY
Bir gün Yahudi , pazara bir topal e?ek getirir. Ancak e?e?in
do?u?tan sakat oldu?unu belirtmek içinde nalyny ters çakar ve sataca?y mü?terilerine, nalyn ters oldu?u için hayvanyn aksady?yny söyler. E?e?i pazarda bir Kayserili alyr. Pazarlyk bitip para ve e?ek yeni sahiplerini bulunca Yahudi Kayseriliye takylyr:
-Kayserili, hani kurnazdynyz? Bak, sana satty?ym e?ek nalyndan dolayy aksamyyor. Hayvan aslynda sakatty. Seni aldattym.
Kayserili güler. Ve cevabyny kondurur:
-Var git i?ine Yahudi. Benim de sana verdi?im paralar sahte idi.
(Selda DENYZ )

28- USTA MEMED A?A
Kayseri’de geçmi? zaman içinde Usta Memed A?a adynda bir debba? ya?army?. Yardymcylaryyla beraber her gün i?e gider, pis kokular ve kirler içinde deri tabaklamasy yaparmy?. Her ak?am üstü ba?y kir pas içinde evine dönermi?.
Usta Memed A?a, evine dönerken her gün kazandy?y 10 kuru? parayla, tabaklamadan kalan pislikleri temizlemek için sabun ve temizlik malzemesi alyrmy?. Hemen hemen kazandy?ynyn tamamyny günlük suya sabuna harcarmy?. Öyle ki elde bir kuru?u dahi kalmazmy?.
Hanymynyn artyk canyna tak etmi?. Kocasyna bu i?i byrakmasyny ö?ütlemi?.
Usta Memed A?a hanymyna:
- Bak hanym, köyden anan baban un bulgur göndermezse aç kalaca?yz. Biliyorum ama benim bu i?i yapmamyn sebebini de ö?ren öyleyse demi?.
Sabah yardymcylary kapyya gelip avludan içeriye :
-Haydi Usta, ö?len oldu. Y?e geç kalyyoruz diye seslendiklerinde hanymyna dönerek:
-Bak hanym, duydun mu? Usta Memed A?a diyorlar ya! Syrf bu lafy duymak için dahi bu i? yapylyr, ?imdi anladyn my? (Mustafa ALAN)

29- KAYMAKAM VE ALEYLYLYLER
1960’ly yyllar. Bünyan Kaymakamy, Belediye Fen Memuru Hayrettin Soylu ve ?oför Cemal Da?a?an köylere bir gezi yaparlar.
Program gere?i ak?amüzeri Aleyli Köyü’ne u?rarlar. Muhtar, ihtiyar heyeti ve köylülerle köyün meseleleri üzerine sohbetten sonra vedala?arak köyden ayrylyrlar. ?oför Cemal stabilize köy yolunda yolu ?a?yryr ve tekrar Aleyli’ye döner. Kaymakamyn otosunu gören köy bekçisi hemen ko?ar ve :
-Hayyrdyr Kaymakam Bey, bir ?ey mi unuttunuz ? der
Bozuntuya vermeden kaymakam, ?oföre hemen devam etmesini söyler. Uzun ve me?akkatli bir yolculuktan sonra gece karanly?ynda yine bir köye girerler. Oradaki bir evden köyün ismini ö?renirler. Tabii ki yine Aleyli’ye gelmi?ler. Buna sinirlenen kaymakam silahyny çeker ve ?oförüne namluyu çevirir:
-Bak Cemal, silahymda tam üç mermi var. ?ayet bir daha bu köye dönersen, Aleyli adyny a?zyna alyrsan önce seni, sonra Hayrettin’i öldürürüm. Son kur?unu da ?aka?yma sykar kendimi öldürürüm.
Daha da siniri geçmeyen kaymakam köye do?ru döner ve ba?yrarak ?öyle der:
-Ulan Aleylililer, myknatysynyz my var ulan, ikide bir bizi köye çekip duruyorsunuz.? (Ali CENGYZ)

30-A?IK MUSTAFA YLE KAYMAKAM
Zamanyn Bünyan Kaymakamy “gece kimse fenersiz gezmeyecek” diye emir verir. Emrine uyulup uyulmady?yny kontrol etmek için geceleri gezmeye çykar. Bir gün A?yk Mustafa’ya rastlar. A?y?yn elinde fener yerine keven otu yandy?yny gören kaymakam, kyzgyn kyzgyn sorar:
-Hani senin fenerin?
A?yk Mustafa hiddetlenerek cevap verir:
Ottan olur a?yklaryn feneri,
Yeni çykty Kaymakamyn hüneri
Çeker isem belimdeki döneri
Haddini bildiririm kaymakam.
Neye u?rady?yny ?a?yran kaymakam, çevredekilere sorar.
-Bu kim yahu?
Çevresindeki görevliler:
-Efendim buna Bünyan’yn me?hur A?yk Dayysy derler. Bu halk a?y?ydyr.
Kaymakam bir ?ey söylemeden çeker, gider.(Ali CENGYZ)

31-PA?ANIN AZAMETY
Merhum Zeki Sicim (Bünyanly) zamanyn behrinde bir siyasi partinin gençlik kollary ba?kanly?yny yapmaktadyr. Kayseri Yl Ba?kanly?y, Hava Ykmalde yemek verir. Yemekte Vali, Hava Ykmal Bakym Merkezi Pa?asy, Belediye Ba?kany ve birçok bürokrat da bulunmaktadyr. Böylesine kalabaly?y görür de bizim Zeki Sicim bir konu?ma yapmadan durur mu? Hemen mikrofonu eline alyr, güzel bir selamlama fasly ve ardyndan muhte?em bir konu?ma yapar. Konu?manyn sonuna do?ru selamlama faslynda Pa?ayy unuttu?unu hatyrlayyp, kendini affettirmek için Pa?aya seslenir.
-Pa?am evimde bir kuzum var, sizin için feda olsun. Sizleri Bünyan’a kuzu yemeye davet ediyorum der.
Bir gün Pa?anyn yolu Bünyan’a dü?er. Bizim Zeki Sicim’i buldurur ve kuzu
yemeye geldiklerini söyler.
Zeki Sicim:
-Ba?ym gözüm üstüne Sayyn Pa?am diyerek yanlaryndan ayrylyr. Hemen arkada?laryna bir kuzu bulmalaryny söyler. Fakat istenilen kuzu bir türlü temin edilemez. Bunun üzerine hemen bir culuh (hindi) bularak kestirir. Pa?a, sunulan yeme?in kuzu olmady?yny sezer:
-Nedir bu, sen bize kuzu söz vermi?tin der.
Hazyr cevaplyly?y ile tanynan Zeki Sicim, bu sözün altynda kalyr my, hemen
cevabyny verir:
-Pa?am, pa?am, sizin azametinizden bu mübarek hayvan küçüle küçüle bir culuh (hindi) kadar kaldy der. (Ali CENGYZ)

32- ERMENY YLE ÇOÇUK
Bilirsiniz, eskiden Kayseri’de Ermeniler yo?un olarak ya?arlarmy?.
Bir gün Ermeni’nin biri yolda yürürken elinde altyn para olan küçük bir çocu?a rastlar. Nasyl olsa bu çocu?un akly ermez, ?u parayy elinden alayym diye dü?ünür. Çocu?un yanyna yakla?yp gülümseyerek çocu?u sever ve tatly bir dille:
-Sen bu elindekini bana ver, ben sana ?eker, leblebi alayym. Bu senin i?ine yaramaz.
-Tamam vereyim ama e?ek gibi anyracaksyn.
Ermeni pi?man olur, ne yapalym der ve sokak ortasynda e?ek gibi anyryr. Çocuk:
- Sen e?ek aklynla bunun de?erini biliyorsun da, ben bilmez miyim? Ermeni’nin olay kar?ysynda a?zy açyk kalmy?tyr. (Yücelhan YILDIRIM)

33- YE BAKALIM BABAMIN HAYRINA
Kayseri Karpuzatan’da pastyrmacylaryn oldu?u yerde bir pastyrmacy
pastyrmalary kuruturken bir köpek büyük bir parça pastyrmayy kapty?y gibi ko?maya ba?lamy?. Bunu gören pastyrmacy köpe?i kovalamaya ba?lamy? ve bütün Ye?il Mahalleyi dola?my?lar. Epey bir kovalamadan sonra köpek ve pastyrmacy baya?y yorulmu?lar. Köpek son bir gayretle Keykubat Tepelerine do?ru ko?maya ba?lamy?. Pastyrma sahibi de tepenin ete?inde soluksuz ve nefes nefese kalmy? , giden köpe?in arkasyndan bakarken ardyndan ba?yrmy?:
- Tamam tamam, bu da babamyn hayryna olsun demi?. (Emir AYDIN)

34- SEN E?EK OLARAK KIYMETYNY BYLRYSYN DE...
Kayseri’de çocuklar bir mahalle meydanynda ellerindeki antika paralar ile bilye oynarlar. Oradan geçen Yahudi çocuklaryn oynadyklary paranyn antik de?erinin yüksek oldu?unu anlayynca bunlary çocuklardan almak ister. Çocuklara teklifini yapar:
-Oynady?ynyz paralary bana verin size bir avuç para vereyim.
Çocuklar kayytsyzca Yahudi’ye bakarlar. Yçlerinden birisi:
-Amca bunlaryn parayla satylmasyna ne gerek var. E?er çok be?endiysen beni syrtyna al ?u kar?ydaki a?aca kadar götür. Ben bunlary sana bedava vereyim.
Yahudi keyiflenir, kapty?y gibi çocu?u omzuna alyr. Dedi?i yere do?ru götürür. Çocuk Yahudi’nin syrtynda bir teklif daha yapar:
-Bu paralardan cebimde de var. A?acyn yanyna kadar anyryrsan sana onlary da veririm.
Yahudi cevap olarak anyrmaya ba?lar. A?acyn dibine gelirler, çocu?u indiren Yahudi parayy beklerken çocuk kaçar. Arayy biraz açtyktan sonra kar?ysynda durup gülmeye ba?lar. Yahudi neye u?rady?yny ?a?yrmy?tyr. Parayy alamayaca?yny anlady?y için de yapaca?y bir ?ey yoktur. Yalnyz niçin byrakyp kaçty?yny merak eder ve sorar:
-Evladym syrtynda ta?yttyn kendini para da vermedin. Üstelik anyr dedin onu da yaptym. Peki niye kaçyyorsun? Niye para my vermiyorsun?
Çocu?un verdi?i cevap orijinaldir:
-Bire ahmak adam. Sen e?ek olarak bu paranyn de?erini biliyorsun da ben Kayserili olarak bilmez miyim?.. (Nefiye ATA)

35- BA?DA TERAVYH NAMAZI
Bir yaz gecesi Ramazan ayynda Kayseri’de Hasan Da?ynda teravih namazy kylynmaktadyr. Namazy ba?yn sakinlerinden Yazmacy Emmi kyldyrmaktadyr. Namaza ba?lanmy?tyr. Namazyn tam ortasynda ahyrdaki ba?ly e?ek anyrmaya ba?lar. Yazmacy Emmi, eli ba?ly, ahyra giderek e?e?i bir güzel döver gelir. Cemaatin ba?yna geçerek namaza kaldy?y yerden devam eder. Lakin e?ek yine anyryr. Ymam yine oldu?u gibi cemaati byrakarak gider, yine e?e?i döver gelir. Bu hal teravih namazynyn bitimine kadar devam eder. Namaz bitiminde ye?eni Ali, muzip bir ?ekilde:
-Dayy Allah kabul etsin ama bu namazymyz kabul oldu mu?
Yazmacy Emmi cevaby hemen verir:
-Ne yapayym, kabul olmazsa olsun, e?ek de anyrmasaydy.
(Mustafa SAVRANLAR)

36- ALYMO?LU’NUN DANASI
Alimo?lu’nun be? çocu?u varmy?, kysmet bu ya, be?i de kyz çocu?u. Erkek evlat hasretiyle yanyp tutu?uyor. Teselli olarak pazara gitmi?, bir tosun almak istemi?. Pazarda Alimo?lu’nun muzip dostlary buna bir oyun hazyrlamy?lar, tosun yerine di?i bir dana vermi?ler, alyp eve gelmi?. Danayy ahyra ba?lamy?. Sabaha kadar sabredememi?, hanymyna demi? ki:
Ydare lambasyny al gel de tosuna bir bakalym. Alimo?lu hayvanyn
kuyru?unu kaldyrynca hanymy demi? ki:
-Alimo?lu bu tosun de?il, dana. Seni aldatmy?lar.
Alimo?lu sinirden ba?lamy? söylenmeye:
-Ben bir de kendime bakaca?ym. Ben kendimden de ?üphe etmeye ba?ladym. (Mustafa SAVRANLAR)

37- TABUTTA YSTYRAHAT
Fabrikanyn marangoz ustasy Dinçer Usta ö?le paydosunda nereye uzanyp yatmak istese rahatsyz edilir. Aklyna muzip bir fikir gelir. Fabrikanyn mensuplaryna mahsus, vefat edenler için tabutlar marangozhanenin deposunda yapylmaktadyr. Depoya gider, ben bu tabutlaryn birine yatarsam burasy hiç kimsenin aklyna gelmez diyerek tabutun içine yatar. Bir müddet sonra bir tykyrty sesine uyanyr. Tabutun budak yerinden el çykacak ?ekilde bir delik vardyr. Bir arkada?y da gelmi? tabutun üstünde mektup yazmaktadyr. Muzip bir ?ekilde elini o budak yerinden çykartarak arkada?ynyn omzuna dokunur. Adam sa?yna soluna bakynyr yine mektup yazmaya devam eder, ikinci kez yine omzuna dokunur. Bu sefer adam iyice ürperir, ka?ydy kalemi oraya atarak kaçar. Usta hemen kestirmeden önüne çykar:
-Ne oldu arkada??
-Usta, tabutun içinde ölü vardy, mektup yazarken bana dokundu da.
(Mustafa SAVRANLAR)

38- KYM YENDY?
Kayserililer ile Karadenizliler sava?yyorlarmy?. Kar?ylykly
mevzilerden birilerine ate? ediyorlarmy?. Uyanyk Kayserililer bir oyun dü?ünmü?ler. Yçlerinden biri:
-Bu Karadenizli u?aklar biraz saf olur, bunlaryn içinde Ydris, Temel ve Dursun isimliler çok olur. Biz mevziden seslenelim. Dursun ya da Ydris diye seslenelim en az 8-10 ki?i aya?a kalkar, biz de onlary vururuz.
Koyulmu?lar plany uygulamaya. Kayserililer seslenmi?:
-Temel kimdir?
8-10 tane Temel kalkmy? “benim”demi?. Hemen onlary vurmu?lar. Kayserililer yine seslenmi?:
-Ydris kimdir?
8-10 tane Ydris kalkmy? “benim” demi?. Onlary da vurmu?lar. Yine seslenmi?ler:
-Dursun kimdir?
8-10 tane Dursun kalkmy? “benim” demi?.
Kayserililer onlary da vurmu?lar.
Karadenizliler oldukça çok kayyp verdikten sonra anlayabilmi?ler Kayserililerin oyununu.
-Yahu bu Kayserililer bizi bu ?ekilde öldürecekler. Biz de onlara bir oyun oynayalym.
Dü?ünmü?ler ta?ynmy?lar ve planlaryny yapmy?lar. Hemen de uygulamaya koyulmu?lar. Karadenizlilerden birisi mevziden kalkmy? seslenmi? Kayserililere:
-Be? lira bulduk, kimin dur?
Kayserililerin hepsi birden aya?y kalkmy?!..
-Benim diyen dy?ary fyrlamy?. Böylece Karadenizliler Kayserilileri toptan imha etmi?ler.
(Ramazan AKGÜNDÜZ)

39- LasSA - ToyotaSA – BurSA – YSA - SA SA SA
Ünlü sanayicimiz Sakyp Sabancy bir gün bir ili ziyarete gitmi?. Onu
tanyyan ya?ly bir adam yanyna yakla?arak:
-A?am Lassa, Toyotasa, Çimsa senin mi? demi?.
Sabancy “evet” demi?. Bu söz kar?ysynda ya?ly adam yine sormu?:
-Manisa, Fransa, Bursa’da my senin?
Sabancy “sayylyr” demi?. ?a?kynly?yny gizleyemeyen ya?ly adam tekrar sormu?:
-Bütün malyn mülkünün öbür dünyada sualini nasyl vereceksin demi?.
Sabancy:
- Ne dü?ünüyon garda?ym. Ysa da, Musa da bizim. (Umur EFE)

40- KASKETYN DELYKLERY
1960’ly yyllaryn ba?ynda Kayserili vatanda?yn birisi Ankara’da
dola?yrken kendisine bir kasket almak istemi?. Ylgili dükkanlaryn bulundu?u bölümleri gezerken bir kasket be?enmi? ve ba?yna geçirip aynadan kendisini izledikten sonra satycyya “kaç lira” oldu?unu sormu?. O zamanlar kasketin en iyisi iki buçuk liradyr ama satycy bakmy? ki adam be?enmi?: “be? lira” demi?. Kayserili vatanda? kasketi eline alyp evirip çevirdikten sonra:
-Hani bunun delikleri, demi?.
Satycy hayretle sormu?:
-Taze kaskette delik ne arasyn hem?ehrim?
Kayserili:
-Bu kaskete be? lira verecek e?e?in kulaklary nereden çykacak?.
(Hüseyin ÇARKIT)

41- E?EK YNAT OLUNCA
1970’li yyllarda kom?u illerden bir yolcu Kayseri’ye
gelmi?. Pastyrmanyn çok methini duymu?, hatta birkaç sefer de yemi?. Ancak pastyrma aleyhinde çykan dedikodulardan da oldukça rahatsyzmy?. Tek problemi e?ek etinden pastyrma satmayan bir dükkan bulup oradan almakmy?. Adamca?yz ?üpheli baky?larla pastyrmacylar çar?ysyny dola?yp dükkanlary inceleyip (?urasy satar, burasy satmaz: ?urasy daha temiz, burasy pasakly v.b.) dü?ünürken, yazy tura atmak gelmi? aklyna. Atmy? yazy turayy, denk gelen dükkana girmi?. Adamyn ?üpheli baky?larla girip pastyrmalary inceledi?ini anlayan Kayserili esnaf, adamyn ne için bu kadar inceledi?ini de tahmin etmi? ve bir oyun oynamayy dü?ünmü?.
“Buyur” demi? esnaf. Adam yine tedirgin:
- Pastyrma alaca?ym da...
diye kekelemi? korkarak.
-Tabii derhal, ne kadar?
-Yki yüz gram yeter. Çok severim de... Ama...
Öbür tarafyny diyememi?. (Yani aman e?ek eti olmasyn diyecek) Kayserili anlamy? vaziyeti. Parçayy tarttyktan sonra satyrla kyymaya ba?lamy?:
Hem?ehrim bu niye bu kadar zor kesiliyor öyle...
Kayserili hemen ta?y gedi?ine oturtmu?:
-Sorma birader, bu namussuz e?ek iken de böyle inatty.
(Hüseyin ÇARKIT)

42- ON PARA HYKAYESY
Osmanly Devleti zamanynda hamamlara gidip
yykananlar hamam parasyny temizlenip çykarken öderlermi?. Hamam ücretleri “on paradyr” o zamanlar. Kayserili, Ystanbul’da epey bir i? arayyp aylak dola?tyktan sonra Ca?alo?lu’na varyp hamama girmi?. Bari yykanyp temizleneyim diye. Güzelce yykanyp temizlenmi?. Giysilerini giymi? elini cebine atmy? ki, ne görsün cebinde on para –hamam parasy- yoktur. Hemen kabinine geri gitmi? oturup dü?ünmeye ba?lamy?. “Buradan nasyl kurtulaca?ym” diye çareler aramy? ama bir türlü bulamamy?. Ylla ki, on para ödenip öyle çykylacaktyr hamamdan. Ya da bir mucize olacak.
Kayserili ellerini havaya kaldyrmy? Allah’a yalvarmaya ba?lamy?:
-Çöksün bu hamam, ba?ka çarem kalmady
diyerek dua etmi?.
Kayserili on dakika my yoksa bir saat mi yalvarmy? Allah’a bilinmez. Dy?ardan gelen bir patlama sesiyle hamamyn ocak bölümü patlamy? ve duvar uçmu?. Açylan yerden Kayserili kendini dy?ary atmy?. Sokakta Kayserili arkasyna bakmadan kaçyyormu?. Kar?ysyna bir dilenci dikilmi? ve:
- Allah ryzasy için bir ekmek parasy. (Ekmek on paradyr.)
Kayserili dilenciye bakmy?:
-Vay yavrum vay. On para Allah’ta da bulunmady da koca hamamy yykty. Bende nereden olacak?
demi? ve ko?masyna devam etmi?. (Hüseyin ÇARKIT)

43- KYM BYLECEK!
1940’ly yyllar. Kayserilinin uyanykly?y memleket
geneline yayylmy?tyr. Herkes bu durumu biraz kyskanarak gurur meselesi yapmaya ba?lamy?tyr Herkes birbirine Kayseriliyi öyle abartarak anlatyyormu? ki, kar?ydaki patlyyor, “Yok o kadar da de?il” demekten kendini alamyyormu?. Anlatan ysrarla devam ediyormu?:
- Yemin ediyorum ki, ne yaparsan yap seni kandyryrlar.”
Böyle bir ortamda iken, hayvanlarla ilgili tez hazyrlayan bir doçent:
- Hem tezim için ara?tyrma yaparym, hem de Kayseriliyi tanyrym.”
diyerek arabasyna atlamy? ve Kayseri’ye do?ru gelmi?. Bo?azköprü (Kayseri giri?i) yakynlaryna geldi?inde bir çoban koyunlary otlatyyormu?. Hemen durmu? ve çobanyn yanyna varmy?.
- Selamünaleyküm.
- Aleykümselam...
- Ben Ystanbul’dan geliyorum. Yakynda Profesör olaca?ym. Hayvanlar üzerinde ara?tyrma yapyyorum. Bu ara?tyrmalarym bir kitap olacak ve herkes okuyup bilgi sahibi olacak.
- Neyini ara?tyryyon hayvanlaryn ki?
- Ben, hangi hayvanlar yumurtlar, hangi hayvanlar yavrular, onu ara?tyryyorum.
- Beyim sen iki senedir bunu mu ara?tyryyorsun?
- Evet
- Beyim bunu kime sorsan bilir. Kula?y içinde olanlar yumurtlar: dy?ynda olanlar yavrularlar...
Adam, çobanyn bu ukalaly?yna biraz bozulmu? ama çaktyrmamy?:
- Söyle bakalym, siz milleti nasyl kandyryyorsunuz?
Çoban adama:
-Sana ?imdi bir soru soraca?ym. Sordu?um sorunun cevabyny bilemezsen bana üç lira vereceksin. Ben bilemezsem ben sana bir lira verece?im. Sen Profesörsün, ben çobanym. Kabul mü?
-Tamam, sor bakalym.
- Dünyada üç gözlü bir hayvan ismi söyle. Madem hayvanlary ara?tyryyorsun.
Adam dü?ünmü?, kitaplaryny kary?tyrmy?, bulamamy? tabii.
- Bilemedim
- Ver o zaman üç liramy.
Adam sessizce çykaryp üç lirayy vermi? ama, sabyrsyzlykla da sorunun cevabyny beklemektedir. Hayvanlar üzerinde yyllardyr ara?tyrma yapan adam üç gözlü hayvanyn ismini ö?renecektir.
?imdi dü?ünme syrasy çobana gelmi?. Bir süre dü?ündükten sonra çoban:
-Ben de bilemedim, al ?u bir lirany.
Adam bir elindeki paraya, bir çobana ve çobanyn elindeki iki liraya bakmy?. Hiçbir ?ey söylemeden arabasyna atlamy? ve Kayseri’ye girmeden dönmü? gitmi? Ystanbul’a... (Hüseyin ÇARKIT)

44- AYAKÜSTÜ ORACIKTA...
1983 yylynda (Temmuz-Kasym) kysa dönem askerlik yaparken bir
ö?retmen arkada?la çar?y iznine çykty?ymyz bir Pazar günü kitapçylary dola?yyorduk. Arkada?ym yabancy dilini güçlendirmek için bir Fransyzca kitaby alacak, ben de bir fykra kitaby almayy dü?ünüyordum. Birkaç kitapçy gezdikten sonra kalabalyk bir kitapçyya u?radyk. Arkada?ym uygun bir kitap bulmaya çaly?yrken benim gözüme vitrinde duran küçük hacimli bir kitap ili?ti. “En güzel Kayserili Fykralary” zannederim Nejat UYGUR’a aitti bu kitap.
Arkada?ym kendine kitap be?eninceye kadar ben kitabyn neredeyse tamamyna yakynyny okudum. Arkada?ym kendine kitap aldy Ben satycyya elimdeki kitabyn fiyatyny sordum:
- 75 lira.
- Pahalyymy? kalsyn.
- Hem?ehrim Kayserili misin?
- Evet.
- Kitaby almana gerek kalmady zaten hepsini okudun. Bir de para vermek enayilik olur artyk. Hem de Kayserili okudu?u kitaba bir de para verirse ayyp olmaz my?
dedi ve biz arkada?ymla gülü?erek ayryldyk oradan. (Hüseyin ÇARKIT)

45- ADRES
Öbür dünyaya intikal eden bir Kayserili, orada bir Yahudi ile arkada?lyk etmektedir. Aralaryndaki uyumlu ahbaplyk meleklerin dikkatini çeker ve onlary mükafatlandyrmak isterler. Yanlaryna ça?yryp derler ki:
Sizin hal ve gidi?iniz çok güzel, öbür insanlara örnek olmasy için sizi yeniden dünyaya gönderece?iz, oraya giderken bizden ne isterseniz yerine gelecektir, dileyin bizden ne dilerseniz.
Hemen Yahudi atylarak:
-Ben a?yrly?ymca altyn isterim.
Melekler kabul ederler ve Kayseriliye dönerek:
-Sen ne istiyorsun?
Kayserili kys kys gülerek:
- Siz bana Yahudi’nin adresini verin yeter. (H.Recep ÇALKANER)

46- KAYSERYLY KULLAR
Padi?ah II.Ahmet döneminde Erzurum korkunç bir sel felaketine u?rar. Sadrazam padi?ahyn huzuruna çykar ve olayy haber verir.
Allah sizi korusun hünkarym bir acy haber verece?im. Erzurum ?iddetli bir sel felaketine u?rady, ?ehir çok zarar gördü, çok sayyda insan ve hayvan can verdi.
Padi?ah ?öyle konu?ur:
-Cenab-y Hak Kayserili kullarymy bu gibi felaketlerden korusun.
Aradan bir süre geçtikten sonra acy bir haberi daha padi?aha verir:
-Devletlüm bugün Üsküp ?ehri yangynla mücadele verdi. ?ehrin yarysy yandy, zarar çok fazla.
Padi?ah yine üzgün bir tavyrla ?öyle konu?tur:
-Üsküplü kullarymyn kederini cany gönülden payla?yyorum. Allah Kayserili kullarymy bu gibi felaketlerden korusun.
Her felaket haberinden sonra padi?ahyn Kayserili kullaryny korumasy veziri-azamy hayrete dü?ürür, sonunda dayanamaz ve sorar. Padi?ah, vezirine ?u açyklamayy yapar:
-Erzurum sel felaketine u?rayabilir ama bunun etkisi geçince halk yerli yerine döner, eski hayatyny ya?amaya ba?lar. Her vilayet için ayny ?eyi dü?ünebiliriz ama Allah göstermesin Kayseri’de bir felaket ortaya çykarsa Kayserililer yurda da?ylyr ve tüm halkyn i?lerini ellerinden alyrlar. Y?te asyl felaket o zaman olur, der. (H.Recep ÇALKANER)

47- AKSY YSTYKAMET
Yoldaki adam at arabasyndaki adama sordu:
-Kayseri’ye ne kadar sürer?
-Yarym saat.
-Ben de binebilir miyim?
-Buyur.
Bir süre yol aldyktan sonra yine sordu:
-?imdi ne kadar kaldy?
-Bir saat.
-Nasyl olur demin yarym saat kaldy diyordun!
-Elbette, biz aksi yöne gidiyoruz. (H.Recep ÇALKANER)


48- BEN DE OYNARIM
Kayserilinin biri Yzmir’e gitmi?. Oradaki tany?yyla dola?yrken
bakmy?lar ki efeler zeybek oynuyor. Kendilerine özgü a?yr hareketlerle kol kaldyryp diz vuran efeleri seyrederken Yzmirli Kayserili arkada?yna dönüp sormu?:
-Ne güzel oynuyorlar de?il mi?
Kayserili dudak bükmü?:
-O kadar dü?ündükten sonra ben de oynarym, demi?. ( H.Recep ÇALKANER)

49- KYLO MESELESY
Ystanbul’da bir adam Kayseriliye sorar:
-Anlady?yma göre sen Kayserilisin.
-Eh yary yaryya.
-Yani annem Ystanbullu mu demek istiyorsun?
-Yok canym! Kayseri’den çykty?ymda 55 kiloydum. ?imdi 110 kilo geliyorum da... (H.Recep ÇALKANER)

50- NE YEDYLERSE
Bir ahbabynda geç vakte kadar oturan bir misafir ya?muru bahane
ederek misafirli?ini uzatyr.
- Görüyor musun, ?u rahmet dinse de biz de gitsek.
Ayny sözü üç be? kere tekrarlayynca, ev sahibi adam pencerelerinin perdesini kaldyrarak karanlykta dy?aryya bakyp:
- Ellerin misafirleri saçaklaryn altyndan gidiyor.
Ev sahibini suçlamak isteyen misafir hemen perdenin öbür ucunu kaldyrarak ta?y gedi?ine koyar:
-Evet gidiyorlar ama ne yedilerse karynlary da ?i? gidiyorlar.
(H.Recep ÇALKANER)

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
51- ANASINI BOYAYIP BABASINA SATAR
Kayserili bir adam ellisinden sonra biraz para kazanmaya
ba?layynca evlenmeye kalkar. O?ullaryny buna kar?y çykarak:
-Aman baba bu yapty?yn çok ayyp, anneme haksyzlyk olur. Onun gösterdi?i sevgi ve fedakarly?a reva my? Ayryca senin alaca?yn kadyn çok ?eyler ister etme eyleme.
-Ossun o?lum, size ne? Kazanan da benim harcayacak olan da.
Çocuklary bakarlar ki babalary laftan sözden anlamyyor. Çare olarak Kayseriliye has keskin zekalaryny kullanyrlar. Hem aileyi kurtarmak hem de paranyn azdyrdy?y babalaryna ders vermek için kollary syvarlar:
-Tamam baba seni evlendirece?iz. Artyk annemin evde durmasy yaky?maz. Onu anneannemlere gönderelim.
Çocuklar kendi aralarynda yaptyklary plany uygulamaya koyulurlar:
-Baba sana çok güzel bir kadyn bulduk. Yalnyz altyn istiyor.
-Ossun o?lum güzel ise paradan kaçmam.
-Tamam baba on bilezik, bir gelep inci alaca?yz. Para...
-Baba burma alaca?yz. Para...
-Baba düzen düzülecek. Para...
Derken babalaryny epey masrafa bo?ar, evlenmek istedi?ine pi?man ederler. Nihayet annelerini bir güzel süsleyip, boyalayyp gelinlikler içinde davullu zurnaly eve gelin getirirler. Adam i?i fark edemez ve hayatyndan çok memnun bir gün geçirir. Herkes merakla sabahy bekler. Sabah olunca adam bakar ki kadyn kendi karysy...her ne kadar belli etmese de hanymyndan utanyr. Çocuklarynyn ve çevrenin yüzüne bakamaz. Çocuklar ise bir aileyi kurtarmanyn sevincini ya?arlar. Bu zeka örne?i hikaye Kayserililer için “anasyny boyar babasyna satar” sözüne sebep olur. (H.Recep ÇALKANER)

52- BABAN NE YYYECEK
Eskiden ba?larda ta?tan ocaklar yapylyr, yemekler tencerelerle o ocaklarda pi?irilirdi. Yakacak olarak da ot, çaly çyrpy ve tezek kullanylyrdy. Anneler ço?u zaman çocuklaryny tezek toplamaya gönderirlerdi. Yine bir gün kom?unun o?lu ile ineklerin yaylym yerinde ço?a oynaya tezek aryyorduk ki, arkada?ymyn annesi bizim dalga geçti?imizi zannederek ?öyle ba?yryyordu:
- Laaaan! Haceli tezek toplamayynca da a??am baban gelince ne yiyecek...
(H.Recep ÇALKANER)

53- ÇIKTI?I DALI GÖSTERMEK
Çocuk ba?da tut a?acyna çykmy?ty. Annesi endi?eyle o?luna:
Aman o?lum sakyn yüksek dallara çykma,
dedikçe o?lan dinlemiyor, çyktykça çykyyor. Bir ara ku? dallaryny da geçerek ince dallara ula?ynca, annesi feryat ederek:
-Yn o?lum a??aya, dü?en dü?en de bir yerini sakat iden.
Ama çocuk dinlemiyor habire tyrmanyyordu. Anne heyecanla çy?ly?y basty:
- Eh ulan *** eni?i, sen öyle çyk da a?am baban gelince sanki çykty?yn yeri göstermeyece?im demi... (H.Recep ÇALKANER)

54- VEREM OLMAK
Mahallemizde çok sevilen ?akacy, nüktedan bir Ysmail Amca vardy. Bir gün sa?lykçy birinin veremin belirtilerini anlatty?yna ?ahit olur:
-Verem olan insan syk nefes alyr, bacaklarynda syzylar olur, i?tahy az olur, yemek yiyesi de olmaz, bo?azy kurur, bol bol su içer, her geçen gün daha da zayyflar, öyle ki dokunsan kemikleri sayylyr.
Ysmail Amca bunlary dinler amma pek önemsemez. O ak?am yemekten sonra hemen yatarlar fakat Ysmail Amcayy uyku tutmaz, yatakta bir sigara tellendirir. O zaman zarfynda karysy uyumu?tur bile. Ysmail Amcanyn o gün duyduklary aklyna gelir ve evhamlanyr. Kendini dinler ki nefes nefesedir, bo?azy kurur, halsizdir. Son günlerde i?tahy da yoktur. Ayryca haddinden fazla zayyftyr, kendisine dokunur, evet kemikleri de sayylyyor. Bir de hanymyna dokunur ( o da oldukça ?i?man) kemikleri bile belli de?il hemen hanymyny dürter:
-Galk gyz Müncübe çabyk gah da çyrayy yak.
-Ne var herif sus kölen oluyum bebeler yeni bayyndy.
-Gah gyz diyom sana ben verem olmu?sum.
-Sus herif a?zyndan yil assyn, gice vakti ne veremi?
Ve Ysmail Amca o gün olanlary anlatyr. Hanymy ise:
-Çok vesvese iyi demez. Allah etmeye, ölüm Allah’yn emri hasta da olsak öleceek tevekkel ol da yat uyu sabanan bir doktora görünün. (H.Recep ÇALKANER)

55- ELY PEKMEZ SATAR YÜZÜ DE SYRKE
Asyk suratly bir pekmez satycysy arif bir zata sorar:
Benim kom?um bir pekmezci var, pekmezi kötü olmasyna ra?men adam her gün benden daha çok pekmez satyyor, bunun hikmeti nedir?
Arif ki?inin cevaby ?öyle olur:
- Senin elin pekmez satyyor, yüzünse sirke satyyor da ondan. (H.Recep ÇALKANER)


56- SALATALI?I SEÇTYRMEM
Cafer Bey Mahallesinde oturan Bekir Emmi kalede sebzecilik yaparak geçimini sa?lardy. Her gün de?i?ik ürünler alyr, itina ile onlary siler muntazaman dizer ve satty?y mala göre seslenirdi:
- Has marul, sülali marul, dürüm dürüm dürülmü?, gelin gibi süzülmü?.
- Hacaba gabak, cennet taami bunlaaarrr.
- Erik satylmasa yirik, sâbyna da bi?iler dirik.
- Çile e?ri çile baldyrcan, pelilik yamylaaa.
- Alay davulu ilaneleeeer
O günkü satty?y mal da salatalykty.
- Hyyar-y zayra?-y zalatalyk, çimeni ye?iiil, çiçeee?e bunnunda,
çytyr çytyr salatalyk.
Ve bir mü?teri gelir yerdeki brandanyn üzerindeki salatalyklary ba?lar seçmeye.
Bekir Emmi mü?teriye
-Seçme hem?ehrim ?ööle syradan al.
Der amma adam anlamaz ha bire seçer. Bekir Emmi bir daha söyler adam aldyrmaz. Bu sefer Bekir Emmi yerde çömelik duran adamy gözüne kestirir ?ööle bir gafa vursam annynyn çatyna diye içinden getirir amma “ve la havle” der. Adamy oradan kovar. Mü?teri gitmesine gider ama Bekir Emminin siniri hali sürer. Derken ak?am olur ba?yna gider. Yemekten sonra yata?ynyn sekiye serilmesini ister ve hemen yatar günün yorgunlu?undan insanlarla mücadeleden olacak ki hemen uyur. Uyur ama rüyasyna, sabahki salataly?y seçmek isteyen adam gelir. Tekrar seçmeye ba?lar, yapma etmeler adama tesir etmez. Bekir Emmi de sabahki dü?ündü?ü gibi adama bir kafa vurmak için bir hamle yapar, küt adamy devirir. Devirir devirmesine ama Bekir Emminin birden gözü açylyr, ba?y müthi? a?rymaktadyr, alnyndan kan syzmaya ba?lar, hemen hanymyna seslenir:
- Hanym,galk gafam yaryldy
- Ne gafasy herif, gice vakit
- Hyyary seçen herife gafa vurdum da. (H.Recep ÇALKANER)


57- OLMAZ Y?TE
Pastyrmacy Mehmet A?aya sorarlar:
- Hangi etlerden pastyrma olur?
Mehmet A?a hiç dü?ünmeden cevap verir:
- Kadyn etinden gayri bütün etlerden olur.
Ynsanlar ?a?yryrlar:
At eti, it eti bilumum etlerden pastyrma olur da kadyn etinden niye pastyrma olmaz!
Mehmet A?a hiç kendini bozmadan:
-Kadyn eti tüm sinirdir de ondan. (Mustafa KAFTANO?LU)

58- SATTIK KURTULDUK
Adanalynyn biri,Kayserilinin yanynda ö?ünmek amacyyla demi? ki:
- Arkada?, bizim bir tarlamyz var ,arabamyzla sabah namazy vakti tarlanyn bir ucundan hareket ediyoruz ancak yatsy vakti olmasyna ra?men tarlanyn di?er ucuna bir türlü varamyyoruz!
Bizim Kayserili byyyk altyndan gülerek demi? ki:
-Haklysyn arkada?, bir zamanlar bizim de sizinki gibi bir külüstür arabamyz vardy ama sattyk ve kurtulduk o külüstürden!
(Dr. Gani Murat YILDIRIM)

59- HANGYSY UYANIK
Karadenizli Temel Kayseri’ye bir i? vesilesiyle gelir. Kayseri caddelerinde dola?yrken arady?y yeri bulmak için yüksek apartmanlara bakarken yanyna uyanyk bir Kayserili gelir ve:
-Kaçyncy kata bakyyorsun arkada??
Temel:
-Ha ?u onuncu kata bakyyorum hem?ehrum.
Kayserili de:
- Kat ba?yna bir liradan on lira eder ver bakalym on lirayy.
Temel pi?kin pi?kin on lirayy verir. Biraz uzakla?tyktan sonra kendi kendine ?öyle söylenir:
- Uyanyk geçinen Kayserili’yi nasyl da kandyrdym, halbuki be?inci kata bakyyordum. (Talip ÜNBASTI)

60- HASAN
Camikebir Mahallesinde dokuz tane delikanly, Ybrahim Bey Mahallesinde bir bahçeye girerek ceviz hyrsyzly?y yapmaya ba?lar. Mal sahibi gelir ve gençler kaçmaya ba?lar. Katil Ali yakalanyr. Kaçanlaryn ismini soran mal sahibine arkada?larynyn isimlerini saymaya ba?lar:
- A?zysarynyn Hasan-Köfteli?in Hasan - Çimenin Hasan – Mustafa Çavu?un Hasan – Bayramo?lu Hasan – Sary Hasanlary Hasan – Hasan Hüseyin efendinin Hasan – Hacybabanyn Hasan...
Mal Sahibi:
-Ulan Bünyan’da Hasan kalmamy? benim bahçeye toplanmy?.
Hasanlaryn listesini alarak zamanyn asayi? kuvveti olan jandarmaya ?ikayet için çar?yya iner. Çar?yda ilçenin sevilen esnaflaryndan Kahraman Çavu? ile kar?yla?yr. Kahraman Çavu?:
-Hayyrdyr a?a böyle sinirli bir vaziyette nereye gidiyorsun.
A?a olany biteni anlatyr ve elindeki listeyi Kahraman Çavu?a gösterir. Listeyi okuyan Çavu? gülmeye ba?lar. A?a sinirli ve ?a?kyn bir vaziyette Kahraman Çavu?a neden güldü?ünü sorar:
-A?a, bu listede yazyly Hasanlaryn hepsi de sadece bir Hasan
der ve izah eder. Bu kez a?a da faka basty?yny anlar ve gülmeye ba?lar. Elindeki listeyi yyrtar, atar. (Ali CENGYZ)

61- HOCANIN DEYNE?Y
Naci Tekmen (Merhum Kutup Mehmet A?anyn o?lu) bayram
namazy kylmak için Ulu Camiye gider. Camini içi çok kalabalyktyr. ?öyle bakynyr, ileride bir bo?luk görür ve hemen oraya oturur. Namaz vakti gelir ve imamyn tekbiri ile secdeye varyrlar. Secdeye varyrlar varmaya ama bizim Naci’nin kafasyna küt diye bir de?nek iner. Naci secdede dü?ünmeye ba?lar. Acaba Nuh Efendi Hoca cemaatin arasynda gezinerek namazy yanly? kylanlaryn ba?yna my vuruyor? Bu syrada tekrar do?rulurlar. Ykinci kez secdeye vardyklarynda yine kafasyna de?ne?i yer. Böylece namaz süresince her secdeye varyldy?ynda de?ne?i yer. Camiden çyktyklarynda arkada?lary Naci’ye sorarlar:
-Nasyl Naci iyi dayak yedin mi?
Naci:
-Nuh Efendi Hoca sizin de mi kafanyza de?ne?i ile vurdu?
Bu söz üzerine hepsi birden gülmeye ba?lar:
-Kafana vuran Nuh Efendi Hoca de?il, Topal Bekir’in aya?ydyr, derler.
Topal Bekir’in bir aya?y tahtadyr. (Ali CENGYZ)

62- PATLAH
Bünyan’da yeni göreve ba?layan bir ö?retmene Girabolu koymak için plastik bidon lazym olur. Ö?retmen bidonlaryn satyldy?y dükkana girer ve istedi?ini söyler. Dükkan sahibi ö?retmene ikram olsun diye:
-Tamam hocam ?imdi iyi bir patlah vereyim.
Ö?retmen ykyla sykyla cevap verir:
-Aman ustacy?ym ben patlah istemem ne olur sen sa?lam olanlardan ver.
Bünyan’da plastik bidonlara “patlak” deniyor.
(Ali CENGYZ)

63- AKILSIZA KIZ VERMEM
Kyzyna talip bir gence Kayserili baba, kyzyny vermek istemez. Kyzy ise o?lana sevdalydyr ve babasyna çok yalvaryr:
-Babacy?ym ne olursun beni bu çocu?a ver, çünkü o beni çok seviyor.
Babasy ise:
-Hayyr kyzym, vermem çünkü o seni de?il benim paramy seviyor, mirasymy dü?ünüp sana yakla?yyor.
Kyzy ise:
-Hayyr babacy?ym iki gözüm önüme aksyn ki o parayla hiç ilgilenmiyor. Hiçbir gün paranyn adyny bile anmyyor.
-O halde öyle akylsyza ben hiç kyz vermem. (H.Recep ÇALKANER)

64- E??E?Y BOYAR BABASINA SATAR
Çok cimri bir adam olan babalaryndan harçlyk dahi alamayan üç karde? aralarynda konu?up karara varyrlar. Babalaryndan bir yolunu bulup para syzdyracaklardyr. Derken bir plan hazyrlarlar. Evlerindeki e?e?i kayboldu diye mahalleye duyururlar. Dolayysyyla bu haber babanyn kula?yna da gider. Adamyn üzüntüden kalbi duracak gibi olur. E?e?ini bulana mükafat vermeyi bile dü?ünür. Çocuklary da ayny üzüntüyü payla?yr görünseler de, arkada?larynyn evine gizledikleri boz e?e?i siyaha boyamakla me?guldürler. Nihayet e?e?in boyama i?i biter. E?e?i arkada?laryyla hayvan pazaryna gönderirken kendileri de babalaryna ko?arlar:
-Babacy?ym pazarda bir e?ek gördük ki sorma o kadar güzel. Hem de bizim kaybolan e?e?e o kadar çok benziyor ki ?a?arsyn. Sadece bunun rengi siyah.
Babalary buna sevinir ve:
- Kaç paraymy??
diye sorar. Çocuklar, planyn tuttu?unu görünce çok sevinir, de?erinin altynda bir fiyat söylerler. Babalary seve seve parasyny verir. Böylece çocuklar e?e?i babalaryna satmy? olurlar. Bu olay tüm yurtta Kayserililere mal edilir.
(H.Recep ÇALKANER)

65- GAYSERY (PAZARLI?I) TYCARETY
Gayserililer, Gayserinin geçmi? tarihinde sanat ve ticaretinde rol oynatan kurnaz Yahudi ve Ermenilerin, acymasyz pazarlyklary kar?ysynda kendi çykarlaryny korumak, o toplumda kabul görmek ve onlarla yary?yr hale gelebilmek için ticaretin püf noktalaryny ö?renmek ve aly?veri?te kandyrylmamak amacyyla bir nevi iktisat dersi almy?lardyr. Bu savunma harekaty zamanla Gayserililerin vazgeçemedikleri bir aly?kanlyk halini almy?tyr. Bir de Gayseri ikliminin ky?lary sert, yazlary kuru sycak olmasy da Gayseriliyi asvataya (alym-satym) mecbur etmi?tir. Tabiatyyla denizi yok ki deniz ürünlerinden, ta?ymacyly?yndan, limanyndan turistinden kazanabilsin. Verimli topraklary yok ki hasat kaldyrsyn, pamuk toplasyn. Mevsimleri el vermez ki meyveler sebzeler yeti?sin. Hayaty idama ettirmek için geriye kalan en geçerli yol ticarettir. Bunu da yapabilmenin en büyük sermayesi “Ticaret Sanatyny” iyi bellemek, “satarken de?il alyrken kazanmak”. Az satyp çok kazanmak yerine çok satyp sürümden kazanmak. Alym satymda mü?teriye niyidip-noörüp bi?eyler satabilmek. Örne?in “Buyur abi, ni istedin, yardymcy olak, gel abi otur bidene bi?i iç çay, gave al, so?ukluk gelsin, hadi o?lum abine bi?i getir.” Diye çyra?yna seslenir. Amaç önce gönül almak,mü?teriyi memnun etmek, mü?terinin dedi?ine satmak,bu vesile ile mü?terinin aya?yny aly?tyrmaktyr. Zaten mü?teri kazanmak para kazanmak demektir. Bunu iyi ö?renen Gayserili yurdun her yerinde her türlü aly?-veri?i rahatlykla, kolay kandyrylamayan alym-satymda hep kazanan esnaf ve tüccarlar olmu?lardyr.
Amma Gayserilinin Gayseride para kazanmasy biraz zordur. Alan da,satan da Gayserili olunca, tabiri caizse “iki cambaz bir ipte oynamaz” hesaby, kimse kimseden a?yry kar sa?layamaz. Gayserilinin aly?-veri? felsefesi “aly?-veri?te istenenin yarysyny vermektir.” Çünkü Gayseriliye en a?yr gelen: kandyrylmaktyr. Bir maly alyrken, istenilen fiyatyn yarysyny teklif etti?inde, satycy bunu da kabul etse,Gayserilinin içinden:
-Tüh!! Adam beni gandyrdy my nii? Az da a??a virsiydim. Diye geçer. Satarken de i?i zordur Gayserilinin: az da istese,”kötü mal” derler çok istese “bahalycy” derler. Yani ilim i?idir Gayseride esnaf olmak. Zaten “Okumam yazmam yok ama Gayseriliyim” sözü Gayserilinin ticaret ilmi bildi?ini kanytlar. Bir mü?teriye nasyl davranylaca?yny bilir: kimin alycy kimin sorucu oldu?unu anlar. Bir Gayseri pazarly?yny örnekleyelim,mesela bir elbiseci:
- Buyur abi niye baktyn ?
- ?ööle baktym arkada?,
- Ossun abi gel içerden bak,
- Alacak deelim ki,
- Ayyp ettin aabi, almak ?art de?el, ne dimi?ler “Almasan da mala bak” mesela sana bidene dakym elbise virek, önümüz bayram zaten. O zamana gadar bu mallar ate? bahasy olur.
-Yyide para yok ki.
-Amma yaptyn aabi, para diyi yakana my yapy?tyk. Oldukça virin. Veya taksit yaparyk.
-Taksidinen olursa olabilir.
-Olur abi olur. Neden olmasyn hele sen bidene ?u gri dakymy giy.
Elbiseyi giydirirken:
-?iimi abi, kimlerdensin, nirde oturuyorsunuz? Sormak ayyp olmasyn da nii i? yapyyon?
Böylelikle adamyn seceresini, kimin necili?ini, güvenilirli?ini ö?renmi? olur. Sorularyn devamynda ya akraba çykar ya hysym olur ya da tanydy?yn tanydy?yny tanyr. Böylece veresiye sa?lama alynmy? olur. Giydirdi?i elbise ile adamy aynanyn yanyna götürürken:
-Abi güle güle giyin, eskisi küllüklere ossun. Bu renk seni amma da a?ty haa..
-Yyi de acycyk bol mu nii..
-Yok abi ne oldu,üstünde çok zengin durdu. Hemi de bu senenin öbür senesi de var.
-Peki bunun fiyaty nirelerde?
-Golay abi hele sen bidene be?en. Senden de mi parazanacak.
-Ossun utanma, bazar dostlu?u bozar. Hele sen bidene sööle.
-Abi pe?in fiyatyndan sayar ve de iki taksit yaparyk.
Y?in kaç taksite olabilece?ini yokluyor.
-Yyi amma ben iki taksitte ödeyemem.
-Canyn sa?ossun o zaman üç takside ayarlaryk.
Hem?ehrim sen ?unun bi fiyatyny söyle ondan sonra taksitlendir.
-Yaa abi sende fiyat dedin çattyn. Atynan deve de?ela senden de gazanmam. 100 sayaryk sen de yabancy olmady?yna göre dört takside de ba?ladyk my sen de gül gibi giyer gidersin.
-Yok garda?ym, yüze dünyada alamam.
-Ya yüz dediysek yüz olmady ya. Hadi doosan alak.
-Yok garda?ym vallaha çok para. Hemi de benim ?u günnerde göynemin asdary yok. Ona göre elini vicdanyna goy.
-Abi iyi de ayrandan a??asy da su, dahasy zarar ider ben nörüyüm,sermayesi bahaly.
-Yav hele sen ?unun bi olaca?yny söyle de bi dü?ünek.
-Dü?ünüp da?ynmasy bu. Sesen alyryk dost i?i olur. Ba?ka da olmaz. Gari sen de sevildi?ini bil.
-Tamam a?a anla?ylan atmyl?a hayille?ecek.
-Yok abi nörüyon. O fiyatlara olmaz. Küllün zarar ider o zaman.
-Ytiraz itme de az gazan, tez gazan, yosa gassyn, der ve dükkandan çykacakken satycy hemen tela?lanarak:
-Abi a?am a?am ?iytan sevindirmiyek, senin didi?in ossun senimi gyracak, der ve i?i ba?lar. Satan: hiç yoktan mal satty?yndan, Alansa: direni direni bazallyk ederek mal aldy?yndan memnun. Böylece bir Gayseri pazarly?y gerçekle?mi? olur. (H.Recep ÇALKANER)

66- BY MOT BY GOT
Kasabamyzda ky? bitimi gençler dy?aryya çaly?maya giderler. Süleyman
Eryylmaz’yn çocuklary –iki o?lu- da çaly?maya gider. Sonbahar geldi?inde geri gelirler. Kom?ular:
-Nasyl senin o?lanlar bir ?eyler getirdi mi? Y?leri iyi miymi??
Gibi göz aydyn ederler. Süleyman Eryylmaz, yaz boyunca i?lerin de kendine kalmasy o?ullarynyn da tatmin edici bir ?eyler getirmemesi üzerine:
- Ne olacak gurbete giden bi mot, bi got getiriyor. (Ysmail KARASALAN)

67- PES YANY
Kayserilinin biri terziye bir gün elbise diktirir. Elbiseyi almak için
terzinin yanyna gider ve fiyatyny sorar. Terzi:
-40 milyon lira.
Kayserili bu pazarlyk yapmadan olur mu! 20 milyon lira verece?ini söyler.
-Bunun üzerine terzi:
-Olmaz o zaman. 30 milyon lira ver.
Bunun üzerine Kayserili 15 milyon lira verece?ini söyler. Terzi:
-Karde?im bari ilk verdi?in fiyaty ver de 20 milyona götür.
Kayserili bu ya, yarysyny verecek hani..
-10 milyon verece?im.
Terzi artyk bu i?ten sykylmy?tyr:
-Tamam karde?im, tamam. Hiç para falan istemiyorum. Al elbiseyi götür.
Kayserili cevap verir:
-O zaman üzerine para isterim. (Murat TATLIO?LU)




68- BEZYRYA?I
Ülkemizin hemen her ilinde Karadenizli esnaflara sykça rastlaryz.
Kayseri ilimizde de yerle?mek isteyen esnaf grubu ba?aryly olamamy?tyr.
?öyle ki:
Y?lek çar?ylara dükkan açan Karadenizli esnafyn i?leri yolunda gider.
Bizim Kayserili esnaf kara kara dü?ünür. Çareler aramaya ba?lar ve aralarynda ?u karara varyrlar. Sabah çevremizdekiler Karadenizli esnaftan bezirya?y isteyeceklerdir. Ak?ama kadar 20-30 ki?i bezirya?y ister. ( O yyllarda aydynlanmada bezirya?yndan gaz ya?yna geçilmektedir) Bizim Karadenizli esnaflar bütün sermayelerini bezirya?yna aktaryrlar. Bir sonraki gün hiç kimse bezirya?y istemez. Durumu anlayan Karadenizli esnaflar bir ipte iki cambaz oynamayaca?yny anlayarak “bize burada ekmek yok” der, Kayseri’yi terk ederler. (?enel KOÇER)

69- AYRICALIK
Arabistan’da Ramazan ayynda oruç tutmayanlar yakalandy?ynda dayakla cezalandyrylyrken yine bir grup suçüstü yakalanmy?. Ülkeleri sorularak cezalar uygulanmaya ba?lamy?. Irak, Mysyr, Türkiye v.b. gibi Müslüman adyny memleketi olarak ifade edenler sopa ile cezalandyrylmy?lar. Syranyn kendisine geldi?ini gören Kayserili bir vatanda? memleketi soruldu?unda “Kayserili” oldu?unu söyleyerek dayaktan kurtulmu?. (?enel KOÇER)

70- GÖRÜNEN BU YILIN KARI
Kayserilinin biri, bir Yahudi’ye borçlanyr. Aralaryndaki konu?maya göre borcunu Erciyes’in kary eridi?i gün ödeyecek. A?ustos ayy olur. Yahudi parasy için Kayseri’ye gelir. Borçlu Kayserili Yahudi’ye Erciyesi göstererek:
-Anla?mamyza göre Erciyes’in kary eridi?i gün borcumu ödeyece?im. Bak Erciyes’in kary henüz erimedi.
Yahudi byrakyr gider. Bir yyl sonra A?ustosta yine gelir Kayseri’ye ve bakar ki Erciyes’in doru?u karla dolu. Y?in kötüye gitti?ini anlayan Yahudi ba?lar dü?ünmeye. Bu syrada yanyna yakla?an bir çocuk derdini sorar. Yahudi syzlanarak yakynyr. Çocuk:
-Ben senin parany kurtaryrym ama ondalyk isterim.
Yahudi çocu?un ?artlaryny kabullenir ve ondaly?yny da oracykta verir ve çocuktan ?u akly alyr:
-Alaca?yn olana diyeceksin ki: geçen yylyn kary eridi, altyna akty. Bu görünen bu yylyn kary. (?erife ÇABUK)



71- ÖVÜNMEK GYBY OLMASIN DYYE
Ö?retmen okula yeni gelen ö?rencilerden memleketlerini sorarken
syra Kayseriliye gelince:
-Manisalyyym, diye atar...
Bu ö?rencinin Kayserili oldu?unu bilen arkada?lary gülü?ürler. Bunun sebebini soran ö?retmene çocuklardan biri:
-Arkada? yalan söyledi. O Manisaly de?il, Kayserili.
Ö?retmen Kayserili ö?renciye:
-Neden Manisalyyym diyorsun?
Kayserili ö?renci gayet ciddi cevaby kondurur:
- Övünmek gibi olmasyn diye efendim.(?ule ERO?LU)

72- YKY FAKYR KULUYUN DA...
Kudüs’e giden bir Kayserili kutsal yerlerden birinde bir Hyristiyan’yn ba?yra ba?yra:
-Tanrym! Paskalya yakla?yyor. Bizler senin için binlerce ve binlerce yumurta yiyece?iz. Dile?im senden yiyece?imiz yumurta sayysynca Musevi kahret,
diye dua etti?ini görür. Di?er bir kutsal yerde de bir Musevi’nin:
-Tanrym! Bayramymyza az kaldy. Senin için binlerce kurban kesece?iz. Musevilerin kesece?i kurban sayysy kadar Hyristiyan kahret.
Diye Tanryya el açty?yna tanyk olunca bizim Kayserili içten bir “amin” çektikten sonra ellerini açar ve o da ?öyle dua eder:
-Ya Tanrym! Her yerde hazyr ve nazyrsyn. ?u arada dua eden iki fakir kulunun da dileklerini yerine getir! (Ay?e KÜÇÜKKAHVECY)

73- HEPSY SATILMI?
Ystanbul’a giden bir Kayserili ne satyldy?yny anlayamady?y bir
dükkana, dikkati çeker bir ?ekilde bakmaya ba?lar. Ku?kulanan dükkan sahibi:
-Ne bakyyorsun aptal aptal, diye sorar.
Kayserili:
-Hiç! Burada ne satylyyor diye merak ettim.
Dükkan sahibi:
-E??ek ba?y.
Münasebetsizli?in altynda kalyr my hiç Kayserili:
-Belli belli görülüyor, der. Hepsi satylmy? bir tane kalmy?!
(Duygu NURAL)

74- KEBABIN ATE?Y
Yncili Çavu?, nargilesinin çubu?unu keyifle tüttürür. Kahvesinin önünden geçen hoca, ?aka yoluyla takylyr:
-Yncili A?a! Cennette ate? yok. Orada çubu?unu neyle yakacaksyn?
Yncili Çavu? gülümseyerek:
- Orada sizler için pi?irilen kebabyn ate?iyle çubu?umu yakmama izin vermezler mi? (Sare AKGÜNDÜZ)

75- CYMRY
Bir Kayserili para biriktirmek için yeni bir usul bulmu?tu. Genç
karysyny her öptü?ünde kumbaranyn içine 250 bin lira atyyordu. Yyl sonunda kumbarayy heyecanla açty. Yçinden 500 binlikler çykynca:
-Bunlar ne?
-Herkes senin gibi cimri de?il! (Aytül SALT)

76- KURBANLIK KOYUN
Yncili Çavu?, bir harem a?asy ile pazara kurbanlyk koyun almaya
gitmi?. Harem a?asy, sürüler dola?yyor, fakat koçlaryn ço?u boynuzsuz diye be?enmiyormu?. Yncili Çavu? dayanamayarak :
- A?a bunlary alalym. Harem dairesinde iki gece kalynca hemen boynuzlanyrlar. (Aytül SALT)

77- KURBANLIK DEVE
Bayram öncesi elinde kurbanlyk deveyle dola?an Kayseriliyi gören arkada?y:
-Helal olsun, koç yerine deve mi kurban edeceksin?
Kayserili:
-Bu yyl deve kurban ederek be? yyl kurban kesmeyece?im.
Arkada?y:
-Hocaya sordum. Danayy be? ki?i kesiyor, ben tek ba?yma kesip be? yyl kurban kesmesem olur mu? Dedim.
Hoca:
-Yok deve dedi. (Hüseyin YILMAZ)

78- PAZARLIK
Yncili Çavu?, padi?ahyn ysrary üzerine vezirlerinden birinin taklidini yapar. Bu duruma çok kyzan vezir Yncili Çavu?tan intikam almaya yemin eder. Can derdine dü?en Yncili Çavu? padi?aha ko?up durumu anlatyr. Padi?ah:
-Hele sana bir dokunsun göreyim. Onu derhal asarym.
Bu durumda sabyrsyzlanan Yncili Çavu?:
-Aman padi?ahym o kendini öldürmeden elinizi çabuk tutsanyz da onu assanyz olmaz my? (Hüseyin YILMAZ)

79- ÜÇÜMÜZ YÇYN
Yncili Çavu?, e?e?ine binip pazara gidiyormu?. Yolda ?akacy bir
köylüye rastlamy?. Köylü e?e?ini göstererek sormu?:
- Hem?ehrim ikiniz nereye gidiyorsunuz böyle?
Yncili Çavu? lafyn altynda kalyr my:
-Üçümüz için pazardan arpa ve saman almaya. (?ener ONURSOY)


80- YNCYLY ÇAVU? VE PADY?AH
Yncili Çavu? ve padi?ah, bir bahar günü kyrda gezintiye çykmy?lar.
Bu syrada bir çobana rastlamy?lar. Padi?ah, Yncili Çavu?’a:
-Çobanlar havadan iyi anlarlar. Bugün ya?mur ya?acak my? Git sor bakalym.
Yncili Çavu? gidip çobana sormu?:
-Hem?ehrim. Havada ya?mur var my?
Çoban e?e?in kuyru?unu havaya kaldyrarak bir süre gö?e bakmy?:
-Ya?mayacak, demi?.
Yncili Çavu? çobanyn dedi?ini padi?aha aktarmy?. Bir süre dola?my?lar. Çok geçmeden bardaktan bo?anyrcasyna ya?mur ya?my?. Padi?ah:
-Hani ya?mur ya?mayacakty?
Hava tahmincisi çoban:
-Havanyn nasyl olaca?yny bildiren e?e?in kuyru?u olursa elbette böyle olur efendimiz. (Ybrahim TOPALO?LU)

81- KAYSERYLY
Kayserilinin biri hem?ehrisi olan pastyrmacynyn dükkanyna gider:
-Bu ak?am misafirim gelecek, iyi yerinden biraz pastyrma ver.
-Misafirin gelecekse pastyrmadan vazgeç, sana hindi sucu?u vereyim. -Hem lezzetli hem daha ucuz.
-Neden?
-Pastyrma accuk kary?yk. Sen beni dinle., hindi sucu?u al.
-Hindi sucu?una bir ?ey kary?tyrmadyn in?allah.
-Sen yabancy de?ilsin. Do?rusunu söylemek gerek. Biraz e?ek eti var.
-Ne kadar?
-Çok de?il. Bir hindiye, bir e?ek... (?ener ONURSOY)

82- BOYNUZ
Yncili Çavu?, bayram öncesi kurbanlyk bir koç aryyormu?. O syrada
hafif me?rep bir kadynyn kendisi gibi sürüyü gözden geçirdi?ini görür. Yava?ça kadynyn yanyna sokularak sorar:
-Buralarda ne i?iniz var hanymefendi?
Kadyn Yncili Çavu?’u görünce gülümseyerek :
-Aman siz miydiniz Çavu? hazretleri? Kurbanlyk aryyordum, kimsem olmady?y için kendim geldim.
-Aman hanymefendi, kurbana ne gerek var. Ben kurbanynyz olayym.
Kadyn bu cevaptan ho?lanarak:
-Yyi ama sizin boynuzlarynyz yok ki?
Yncili Çavu? e?ilerek kadyny selamladyktan sonra:
-Önemli de?il hanymefendi. Evinizde kalyrsam kysa zamanda dallanyp budaklanyrym. (?ener ONURSOY)



83- TANIDI LAN TANIDI
Ye?ilhisaryn Hacy Bekta? mevkisi , me?hur üzüm
ba?larydyr. Sahibi üzüm hyrsyzlaryndan yyldy?y için, üzümü bozana kadar gece gündüz ba?ynda yatyp kalkmaktadyr. Sahibinden habersiz 6-7 arkada? üzüm çalmaya giderler. Tabii ki sahibi ba?da yatmaktadyr. Sahibini görmeyen gençler ba?a girerler , ba?larlar üzüm yemeye. Gece ay y?y?y oldu?u için olmu? ve olmamy? üzümleri seçemezler. Yary koruklu üzümleri yerler, bir yandan koyunlaryna doldurmaya ba?larlar. Ba? sahibi uyanyr bakar ba?y talan ediyorlar. Tutamayaca?yny akly kesen ba? sahibi ba?lar ba?yrmaya. Sesi duyan gençler tabany ya?lar kaçmaya ba?lar. Ba? sahibi tekrar ba?yryr:
-Tanydym ulan götü kyllylar sizi. Sabah sizlerle görü?ürüz.
Yçlerinden biri kaçamaz, durur.
-Ulan tanydy bizi ne yapaca?yz?
Hemen öbürü atylyr oradan kolundan tutar, çeker:
-Yürü ulan yürü herkesin g.tü kylly olur. (Abdulkadir KOÇ)

84- SANA DA GEÇMY? OLSUN BANA DA
Yusuf Ceran Ye?ilhisar’yn eski sünnetçi ve i?ne yapan
syhhiyelerindendir. Bu nedenle Y?neci Yusuf Emmi derler. ?u an kendisi rahmetlidir.
Yusuf Emmi bilgili oldu?u kadar cesaretli biridir. Sürekli sünnet yapar, hastalarla u?ra?yr, köyleri dola?yr i?nelerini yapardy. Ye?ilhisar Kovaly köyüne gider. Hastalary dola?yr, hal ve hatyrlaryny sorar, i?nelerini yapar. Velakin acil vaka çykar, köylü gelir:
-Yusuf Emmi elini aya?yny öpem, benim avradyn di?i sancydy, sancydan duramyyor, ne edersen et kurtar.
Yusuf Emmi gider bakar, çürümü? azy di?tir çekilmesi gerekir ama çekecek pense yoktur. Daha sonra elektrikte kullanylan pense bulunur ve onunla çekmeye karar verir. Köy sahasy oldu?undan evin önü ahyrdyr. Ahyr damy ise (balkon) avlu olarak kullanylmaktadyr. Ahyryn duvar dibinde ise hayvan gübürü yy?ylmaktadyr. Yusuf Emmi ahyr damynda kadynyn di?ini sykyca pense ile kavrar, byrakmaz. Kadynca?yz ba?lar ba?yrmaya. Yusuf Emmi çekmeye çaly?yr bir türlü çekemez. O tela?la ahyr damynyn ucuna geldiklerini fark edemezler. Di?e asylynca damdan a?a?yya gübürün içine dü?er, Yusuf Emmi. Elinde pense, pensenin ucunda di?. Alttan yukaryya seslenir:
-Hadi gavyryn gyzy sana da geçmi? olsun bana da... (Abdulkadir KOÇ)

85- DA? YLE DY?
Ye?ilhisar Belediyesinden emekli temizlik i?çisi Mehmet Emmi,
lakaby ise Habibe derler, saf ve temiz bir insandyr. Okur yazar de?ildir. Habibe Mehmet Emmi ü?ütmekten dolayy ba?yrsaklaryndan rahatsyzdyr. Zaman zaman peklik olur, tuvalete çykamaz. Bir türlü çare bulamaz. Biri der:
-Ya Habibe Emmi bu böyle olmaz al sa?lyk karneni bir toktora göründe i?ne mi yazar hap my yazar tedavi ol.
Sonunda hastaneye gider. Doktor sorar:
-?ikayetin nedir söyle amca.
Habibe Mehmet Emmi ba?lar derdini söylemeye:
-A?zyny sevdi?im doktor ye?enim anlamadym gitti. Bazen oluyor da?ynan di?, bazen oluyor barda?a goy goy iç. (Abdulkadir KOÇ)




86- BANA YATTI?IN GYBY YAT
Ye?ilhisar’da iki ya?lymyzdan biri hastalanyr. Eski topraktyr nezaketi elden byrakmaz. Kocasy alyr götürür kadynca?yzy doktora. Doktor sorar:
-Buyur amcacy?ym derdin nedir? Neren a?ryyor?
Kadynca?yz anlatyr derdini. Doktor:
-Yat muayene edeyim.
Kadyn kocasynyn gözünün içine bakar:
-Ne ?ekil yataca?ym la.
Kocasy sinirlenir,ba?yryr:
-Bana yatty?yn gibi yat gavurun gyzy. (Abdulkadir KOÇ)

87- A?AM SAMANLIKTA
Ye?ilhisar’da Otura?yn Mustafa derler, biraz akli dengesi
yerinde de?ildir. Babasy sürekli içen alemcidir. Otura?yn Hacy Hasan olarak tanynyr. Arkada?yna ise Ecelin Yusuf derler, her gece beraber olurlar. ?u an ikisi de rahmetlidir. Hacy Hasan Emmi ile Ecelin Yusuf Emmi iki tek atarlar. Kafalary tatlanyr, bir olaya kary?yrlar. Gider evin altynda samanlyk dedi?imiz hayvan yemlerinin altyna saklanyrlar. Mustafa’ya tembih ederler:
Bizi soran olursa burada oldu?umuzu söyleme.
Polis bu ?ahyslary arar fakat ula?amaz. Polisler tekrar eve varyr, kapyyy çalarlar. Mustafa çykar:
-Ne istiyorsunuz?
Görevliler sorar:
-O?lum baban nerede?
Mustafa ba?lar:
-Sen Otura?yn Hasan A?a, ben Ecelin Yusuf, a?am babam evde yok, a?am evde yok.
Görevliler:
-Söyle sana para verelim.
Mustafa kanmaz. Yine:
-Sen Otura?yn Hacy Hasan A?a ben Ecelin Yusuf, a?am evde yok., a?am evde yok. Olacak gibi de?il, görevli cebinden çykaryr parayy gösterir Mustafa’ya, hemen gev?er. Mustafa alyr parayy:
-A?am samanlykta. (Abdulkadir KOÇ)

88- UÇ HACI MUSA UÇ
Ye?ilhisar’yn Kuzey mahallesinde yalnyz ya?ayan Hacy Mustafa Emmi ?u an rahmetlidir.
Hacy Mustafa Emmi, evinde yatsy namazyny kylar, sonra oturur tespih çeker, Allah’a zikredermi?. Kom?usu Hanym Hala, Hacy Mustafa Emmiyi takip eder. ?aka yapmaya karar verir. Eski evlerde dam seviyesinde pencere bulunur. Bu pencereye tafana penceresi derler. Hanym Hala, Hacy Mustafa Emmiyi yine gözetlemeye ba?lar. Hacy Musa emmi kendini yine kaptyrmy?, hiçbir ?eyden habersizdir. Tespih ve zikrini yapmaya devam eder. Tam hu?u içinde daldy?y an ba?lar hanym hala:
-Uç ya Hacy Musa uç.
Hacy Musa Emmi neye u?rady?yny bilemez. Nida geldi?ini zanneder, daha da yüksek sesle hiddete kapylyr. Hanym hala yine tekrarlar:
-Uç ya Hacy Musa uç.
Hacy Musa Emmi i?in ciddiyetine varyr:
-Uçamyyom ya Resulallah.
Uçmayy dener ama ba?aryly olamaz. En sonunda Hanym Hala i?i cyvyklar:
- Uçamyyorsan s.ç ya Hacy Musa s.ç. (Abdulkadir KOÇ)

89- TÜRBE TEKKESY
Ye?ilhisarly Yusuf Gül?en lakap olarak Colunun Yusuf Emmi derler.
Sürekli ?aka yapmayy seven, yapylan ?akaya da dayanan biridir. Bir gün Türbe Tekkesi denilen mevkie ba? sulamaya gider. Gece yarysy suyu ba?lar, uzun sürmez çok ?iddetli bir ya?mur ba?lar. Ye?ilhisar tabiri sucuk olur iyice yslanyr. Ko?arak Türbe Tekkesi dedi?imiz yatyryn yanyna ayakkabysyny çykaryr girer. Türbenin bir kö?esine oturur. Tütün tabakasyny çykaryr, bir cigara dolar içer. Tam o syrada Ahmet Emmi gelir. Ama içeride Yusuf Emminin oturdu?undan habersizdir. Ahmet Emmi de yslanmy?tyr, tekkeye sy?ynmak ister. Ahmet Emmi elindeki küre?i tekkenin penceresinden içeriye uzatyr. Ama Yusuf Emmi bu ya, küre?i aldy?y gibi dy?ary fyrlatyr. Ahmet Emmi girecektir,kararly. “Kürek de?il neyi fyrlatyrsan fyrlat girece?im içeri” der. Ba?lar yüksek sesle bildi?i dualary okumaya. Yaratana sy?ynyr girer içeri habersiz oldu?u Yusuf Emminin yanyna oturur. Ahmet Emmi okumaya devam eder. Yusuf Emmi ba?lar garip garip sesler çykarmaya. Ahmet Emmi aldyrmaz daha yüksek sesle okumaya devam eder. Bakty olacak gibi de?il elinde tuttu?u yary çamurlu so?uk kuyu denilen lastik ayakkabysyny var gücü ile Ahmet Emminin a?zyna vurur. Çarpyldy?yny zanneden Ahmet Emmi yaly ayak var gücü ile ba?yrarak evin yolunu tutar. Adamca?yz 2-3 ay aklyny ba?yna toparlayamaz. Hiçbir kimseye de böyle bir olay geçti ba?ymdan demez. Epey bir zaman geçtikten sonra Yusuf Emmi kahvehane önünde:
-Ahmet tekkede nasyl çarpyldyn?
-Ulan yoksa vuran sen miydin? (Abdulkadir KOÇ)

90- SAKIN YIKILMA HA...
Yyl 1929-1930 arasy. Ye?ilhisar o dönemlerde Yncesu nüfusuna ba?lydyr. Evlenecek olan çiftler, nikah yaptyrmak üzere Yncesu’ya giderler. O zamanlar nikah yaptyrmaya “yykylma” derlermi?. Ye?ilhisarly Havva Hala ile Osman Emmi ni?anlanyrlar. Yykylmak üzere Yncesu’ya giderler. Havva Teyzeye birkaç ki?i ö?retir:
-Sakyn ha Osman Emmiye yykylma.
Ona karakucak güre? yapacakmy? gibi gelir, o yüzden yykylmamaya karar verir. Evraklar hazyrlanyr, nüfus memuru sorar:
-Osman o?lum Havva’ya yykylmak istiyor musun? (Karyly?a kabul ediyor musun).
-Evet.
Havva teyzeye sorar:
-Kyzym Havva, Osman’a yykylmak istiyor musun? (Kocaly?a kabul ediyor musun).
Evet demeden Havva teyze Osman Emmiyi aldy?y gibi nikah dairesinde syrtyny yere getirir. Der ki:
-Ben yykylmam. Y?te Osman’y nasyl yyktym.
Herkes güler:
-Olmaz ol Havva yykyl dedikse, öyle yyk demedik ya!(Abdulkadir KOÇ)

91- BEYYNSYZ
Ady Mahmut, lakabyna Beyinsiz Mahmut derler. Gündüzleri in?aatta
çaly?yr duvar örermi?. Geceleri ise sürekli içer, sabah kalkar i?ine gidermi?. Gün boyunca da kolay kolay ayylamazmy?. Yine in?aat alyr, binanyn ta? duvarlaryny örmeye ba?lar. Birinci gün pencere seviyesine gelirler. Birkaç gün duvar örme i?i devam eder. Tabii bu arada eve girip çykacak kapyyy koymayy unuturlar. Ö?le paydosu verirler, yemek yenecek, dy?ary çykmak isterler. Ama çykacak kapy yok. Ba?larlar gülmeye:
- Ulan sana beyinsiz dedikleri kadar varmy?. Beyinsiz oldu?unu biliyorduk ama bu kadar beyinsiz oldu?unu bilmiyorduk. (Abdulkadir KOÇ)

92- ÇIKABYLSEM
Ye?ilhisar merkez karakolda 1950’li yyllarda görev yapan komiser bir taktik uygular. Geceleri halkyn huzurunu bozan a?yr alkollü ki?ileri toplar, arabaya bindirir ve 1-2 saatte gelecek mesafeye byrakyr, gelirmi?. Her gece içen Ye?il Emmi komiserin bu uygulamasyndan yylmy? artyk. Gene oturur içer ama bu kez fazla kaçyryr. Eve gidemez haldedir. Komiser gene her ak?am oldu?u gibi alkollü ki?ileri topluyor. Bunu gören rahmetli Ye?il Emmi arabanyn altyna girer saklanyr. Lakin komiserin gözünden kaçmaz. Komiser:
-Çyk arabanyn altyndan.
Ye?il Emmi ba?yna gelecekleri bildi?i için çykmaz. Komiser seslenir:
-Hadi git ulan i?ine, zaten çykabilsem do?ru eve gidece?im
Çykmaz ve orada sabahlar. (Abdulkadir KOÇ)

93- NE BYLE?YM GADASINI ALDI?IM
Ye?ilhisar’yn ya?lylaryndan Hediye Hala ?u an rahmetlidir. Halanyn ya?ly bir ine?i varmy?. A?zynda di?i kalmamy?, sütten kesilmi? ya?ly hayvany satmak istermi?. Kendisinin okur-yazarly?y olmady?yndan hesaba akly ermez. Ürgüp e?rafyndan ine?e talip çykar. Hala derler:
-Sende inek varmy?, almak istiyoruz bakalym.
-Yavrum buyurun inek burada bakyn.
Gelen mü?teri ine?e bakar, a?zyny yoklar, altyna bakar, üstüne bakar. Hediye halaya bu ine?in ya?y kaç diye sorarlar. Hediye hala der ki:
-Ne bileyim yavrum, gadasyny aldyklarym. Tahda?y Ali’nin hanymy gelin oldu?unda do?duydu.
Adamlar bakar:
- Hala biz ne bilelim Ali Emmiyi, hanymyn ya?y kaç. (Abdulkadir KOÇ)

94- BANNAK KOMUTANIM
Ye?ilhisar a?zy, lakabyna Kirimin Mehmet derler. Gençlik ça?ydyr. Askerli?i gelir vatani görevini yapmak üzere askere gider. Birli?ine teslim olur. Aylar geçer, yyllar geçer askerlik devam eder. Bölük komutany Ystanbulludur. Ystanbul lehçesi kullanyr nazik ve nezaketli ince ruhlu bir insandyr. Mehmet Emmi bir kaza sonucu parma?yny kyrar. Revire çykma gere?i hasyl olur. Bölük komutanyna varyr:
-Gomutanym benim banna?ym kyryldy beni revire gönder.
Komutan, Mehmet Emmiye tuhaf tuhaf bakar:
-O?lum Mehmet, parmak de bakayym.
Mehmet Emmi söyleyemez bir türlü:
-Bannak gomutanym.
Terhis olana dek komutany parmak de o?lum.
Mehmet Emmi:
-Bannak gomutanym.
Mehmet “parmak” demeden terhis olur gelir. (Abdulkadir KOÇ)

95- 40 DA PEK ÇOK OLDU HAKYM BEY
Ye?ilhisarly rahmetli Hasan Emmi, ev arasy meskun mahalde hayvan besler. Evler yan yana in?a edilmi?, bu yüzden syk syk anla?mazlyklar hasyl olur. Ahyrdan çykan hayvan pisli?ini, ky?yn tezek yapyp yakmak üzere sykma yapar, duvar dibine dizer. Hayvan gübürünün kokusundan rahatsyz olan kom?usu bu duruma itiraz eder. Anla?amaz kavga ederler, sonunda mahkemeye dü?er. Di?er bir kom?usunu da ?ahit olarak yazdyryrlar. Ama ?ahit genç kadynyn okur yazarly?y yoktur. Ylk kez hakim kar?ynyna çykmaktadyr. Duru?ma ba?lar. Hakim:
-Anlat bakalym olay nasyl oldu Hasan efendi?
Hasan Emmi ba?lar anlatmaya. Tarif eder olay mahallini:
-Hakim beyim farzymahal senin oturdu?un yer ahyr, benim bulundu?un yer de evim. Buraya kermeyi dizmeyim de nireye goyum
der masaya vurur. Hakim kyzar:
-Anla?yldy, ?ahit gelsin.
Kadynca?yz gelir, bacaklary titrer:
-Ya?yn kaç?
diye sorar. Gerçek ya?y 20’dir. Okur-yazar olmady?yndan ya?ynyn 15 oldu?unu söyler. Hakim güler, biraz da ?aka vari takylmak ister:
-Kyzym senin ya?yn 15 de?il 40 ya?ynda gösteriyorsun. Sen 40 ya?yndasyndyr.
Kadynca?yz buna çok üzülür, a?lamakly olur:
- 40 da pek mi çok oldu hakim bey! (Abdulkadir KOÇ)

96- Eee GET N’ARAR
Hyrsyzlyk suçlamasy nedeniyle ya?ly kadynca?yz mahkemeye dü?er. Hakim kar?ysyna çykar. Okur-yazar de?ildir. Hakim suçlanan kadynyn yüzüne suçunu söyler:
-Kyzym sana keçi çaldy?yny söylüyorlar, do?ru mu? Anlat bakalym.
Hyrsyzlykla suçlanan kadyn hakime cevap verir:
-Eee get n’arar canyny assyn geçi meçi çaldy?ym. (Abdulkadir KOÇ)

97- HA BYN LYRA AL
Ye?ilhisar’da nakliyecilikle u?ra?an, lakaby ,Liliyar saf ve temiz
yürekli bir insandyr. Okur yazarly?y yoktur. Kamyon kullanyr. ?u an rahmetlidir. Liliyar Emmi kamyonuna maly yükler, ula?tyraca?y yere götürmek üzere yola çykar. Fakat ehliyeti yoktur. Okur yazar olmady?yndan bir türlü ehliyet alamaz. O zamana kadar da ehliyetinin olup olamady?yny sormayan trafi?e yakalanmamy?tyr. ?anssyzlyk bu ya bir gün trafik çevirir Liliyar Emmiyi. Trafik polisi:
- Ehliyeti ver.
Liliyar Emmi:
-Yok.
-Ehliyetsiz araç kullanmanyn yasak oldu?unu bilmiyor musun da yola çykyyorsun. Sana 500 lira para cezasy keselim de aklyn ba?yna gelsin bakalym.
Liliyar Emminin hesaba akly ermez. Ba?lar polis memuruna yalvarmaya:
-Ha garda? çoluk çocu?un gysmeti, arabanyn da borcu var. 500 lira almada n’olur 1000 lira ceza kesin de beni byrakyn.
-Ne diyon hem?ehrim sen?
Sonra okur yazar olmady?yny ö?renirler, ceza kesmez byrakyrlar.
(Abdulkadir KOÇ)

98- NEREDEN YNDY
Hasan Emmi’nin inatçy my inatçy bir e?e?i varmy?. Bir türlü hayvany ehille?tiremez. Hayvan tor kalyr. Hasan Emmi yine e?e?ine malzemelerini yükler, üstüne de biner ba?a çaly?maya gider. E?ek bu ya yine inatly?y tutar. E?e?ine kyzan Hasan Emmi ceza olsun diye üstünden inmemeye ?art eder. Yani yemin eder. Kyzgynlykla ne söyledi?inin farkyna sonradan varyr. Yemin etti?i için e?e?in syrtyndan inemez. Bir süre ya?anty e?e?in syrtynda sürer, bir türlü yolunu bulamazlar. Sonunda zamanyn hocasy Koçum Hocazadeye giderler, durumu anlatyrlar. Hoca çok kyzar:
-Getirin e?e?i, ?u a?acyn altyna yakla?tyryn. Çyk a?acyn üstüne.
Hasan Emmi çykar.
-Yn a?a?y. Nereden indin?
-A?açtan hocam.
-Meczup bir daha vara yo?a yemin etme, ?imdi git. (Abdulkadir KOÇ)

99- TE?EKKÜR
Ye?ilhisar’da görev yapan makam ve mevki sahibi bir müdür ayakkabysyny boyatmak ister. Kahvehane önünde oturan ayakkaby boyacysyna varyr. Müdür kendisini tanytyr:
- Ben falan dairenin müdürüyüm. Senin ismin ne?
- Ahmet.
Okur-yazarly?y yok, ayaklary do?u?tan sakattyr, geçimini boyacylykla sa?lar.
-Ahmet Bey ayakkabylary parlat bakalym.
Ahmet A?abey ayakkabylary boyar, pyryl pyryl eder. Müdür çykaryr parayy fazlasyyla verir:
-Te?ekkür ederim Ahmet Bey.
Lakin Ahmet a?abey te?ekkürün ne oldu?unu bilmez, müdürün kendisine küfür etti?ini zanneder:
- Ben de sana bir milyon defa te?ekkür ederim. (Abdulkadir KOÇ)

100- ÇAYA DÖKTÜM
Rahmetli Hamdi Emmi çok sinirli, sevilen sayylan biridir. Geçimini çiftçilik yaparak sa?lar. Gelen giden misafiri çok sever. Fakat gelen misafirlerden çaya, ?ekeri çok atan oldu?u zaman çok sinirlenir, kendi kendine sohranyr. Buna ?ahit olan o?lu Mehmet A?abey babasyny kyzdyrmak ister:
-Yav a?a bizde torba torba çay ?ekeri vardy, tüm çaya döktük, kyzaca?yny bilsem çaya dökmeden sana getirirdim.
Hamdi Emmi kyzar, ba?yryr:
- Lan gavurun o?lu o kadar ?ekeri götürüp çaya döktün ha!
(Not: Çay, küçük dere yata?yndan akan su) (Abdulkadir KOÇ)

101- MOR DUT
Muzip Mehmet Emmi arkada?laryna:
-Bugün sizi Dere Ba?laryna mor dut yemeye götürece?im. ?u saatte falan yerde bulu?alym.
Oradan ayrylyr Dere Ba?lara yalnyz gider, ne kadar bulduysa tavuk kurdu toplar po?et içine saklar. Gece olur arkada?lary ile anla?tyklary yerde bulu?ur. Yola dü?erler, dere ba?lara dut yemeye. Mehmet saklady?y yerden tavuk kurdunu alyr, dut sallamak üzere dut a?acyna çykar. Ba?lar dut sallamaya. Bir yandan da po?ette biriktirdi?i tavuk kurtlaryny da serper a?a?yya. Ay y?y?y oldu?u için mor dutlar tam olarak seçilemez, ne gelirse yemeye ba?larlar. Devam ederler yemeye, tabii bir duttan, bir kurttan. Yçlerinden biri ba?lar:
-Lan Mehmet amma da ek?iymi? bu dut.
Tepeden gülmeye ba?lar Mehmet Emmi. Arkada?lary ?üphelenir
-Ne gülüyorsun sen lan.
-Aklyma bi?i geldi onun için gülüyorum.
Epey zaman geçtikten sonra olayy unutturur, söyler:
- O yedi?iniz dut de?il tavuk kurduydu. (Abdulkadir KOÇ)

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
102- DY? ÇEKME
Rahmetlidir, Cadalyn ?ambal Emmi derlerdi. ?akacy bir insandy. Bir gün misafirli?e gitmek üzere yola çykarlar. ?ambal Emmi, abasynyn(annesinin) kolundan tutar, yava? yava? yürürler. Ya?lylarymyz büyük motorlu vasytalary hiç görmemi?lerdir. Ye?ilhisar’a o tarihlerde yeni yeni kamyon girmektedir. Yol kenaryna bir Man kamyon durmu?. Ön kaputu kaldyrylmy?, ?oför arabanyn önünde arabanyn aryzasyny gidermektedir. Gazyna basylmy?, yüksek sesle çaly?maktadyr. ?ambal Emminin abasy ürperir, sorar:
-Gadasyny aldy?ym, kölesi oldu?um ?ambalym, hayvanyn a?zyny a?my?lar neydiyorlar?
?ambal Emmi bu ya hemen ba?lar:
-Aba aba di?i a?ryyormu?, di?ini çekiyorlar.
-Hele ?ambalym, kölesi oldu?um, nasyl ba?yryyordu hayvan. (Abdulkadir KOÇ)


103- BUNA SAMAN MI YETER?
Yyl 1922-1923 yyllarydyr. Ye?ilhisar’a tren istasyonu kurulmu?tur. O tarihte do?anlara ilçemizde tren çocu?u derler. Törenle istasyonun açyly?y yapylacaktyr. Davullar zurnalar çalynmaktadyr. Bütün halkymyz davete katylyrlar. Genç ya?ly,çoluk çocuk hep oradalar.. Çy?yrtkan (dellal) ba?lar:
- Geliyor! geliyor!
Merakla bakarlar. Raylar üzerinde bayraklarla ve çiçeklerle süslü simsiyah, iri gözlü kocaman çok gürültülü sesle gelen bir mahlukat görürler. Ystasyon önüne tören yapylan yerde durur. Konu?malar yapylyr, büyük bir alky? tufany ile istasyon hizmete açylyr. Tren istasyonda görücüye çykartylyr. Millet ürkek tavyrlarla altyna üstüne bakar. Epey incelenir. Söylenmeye ba?larlar:
-Vay anam vay, ulan buna (öküze) ne su yiter ne de saman!
(Abdulkadir KOÇ)

104- KÜFÜR ETME
Ye?ilhisar Belediyesinde arazi su memuru olarak görev yapan
rahmetli Mustafa Emminin, kula?y a?yr duymaktadyr. Yüksek sesle konu?mak gerekir. Yhtiyaca binaen, su tutmak istemekte olan bir vatanda?ymyz sorar:
Mustafa Emmi *** arkynyn suyu nereye akyyor?
Lakin Mustafa Emmi hiddetlenir. Küfretti?ini zannederek ba?lar ba?yrmaya:
- Sensin ulan gavuro?lu ***. (Abdulkadir KOÇ)

105- ALY KAHYALARIN E?E?Y
Ali Kahya lakaby ile anylan rahmetli Hacy Ali Emmi , sevilip sayylan bir insanmy?. Hiç kimsenin kyrylmasyna incinmesine müsaade etmezmi?. Her gördü?ü küçü?ün büyü?ün hal ve hatyryny sormadan geçmezmi?. Ali Emminin yolda?y uyumlu bir e?e?i varmy?. Hayvanca?yz ya?ly my ya?ly, sürekli gidip geldi?inden Ali Emmi’nin de her gördü?ü insanla mutlaka konu?aca?yny bildi?i için hayvan aly?kanlyk haline getirmi?tir, “dur (çü?)” demeden hayvan insan gördü?ünde dururmu?. Ali Emmi e?e?e biner ba?a çaly?mak üzere yola çykar. Kar?ydan bir vatanda? gelir. E?ek adama do?ru yana?yr, durur. Ali Emmi:
- Yürü e?ek yürü. Ben bu adama küsüm. (Abdulkadir KOÇ)

106- HACI LEYLEK
Mehmet Emmi o?lu Hacy’yy okula kayyt ettirir. Okullar açylyr çocu?u götürür, teslim eder. Çocu?un ady Hacy soyady Leylektir. Bizim yörede leylek ku?una hacy leylek derler. Okullar açylyr ö?renciler synyflaryna payla?tyrylyr. Bay ve bayan ö?retmenler synyflaryna girer, ö?rencileri ile tany?ma fasly ba?lar. Bayan ö?retmen teker teker ö?rencilerin adyny soyadyny sorar ö?renir. Syra gelir Hacy’ya:
-Senin adyn soyadyn ne yavrum?
-Hacy Leylek ö?retmenim.
Ö?retmeni afallar kendisi ile alay etti?ini zanneder. Tutar kolundan okul müdürüne ?ikayet eder.
-Müdürüm daha ilk günden bu çocuk benimle alay etmeye ba?lady. Ben bunu synyfyma almam.
Müdür nüfus cüzdanyny gösterir, çocu?un ady ve soyadynyn do?ru oldu?una ö?retmeni inanyrlar. (Abdulkadir KOÇ)

107- BEN NEBYYYM
Ye?ilhisar Milli E?itim Müdürlü?ünden emekli hizmetli memur Mustafa Emmi, lakaby Nebidir. Herkes Nebi Emmi olarak tanyr, bilir. Bizde ki?iye soruldu?u zaman bu nedir diye, bilmedi?i zaman “nebiyim” der. Zamanyn Ylçe Milli E?itim Müdürü, Nebi Emminin çaly?ty?y okula telefon eder. Okul müdürü yerinde de?il synyftadyr, telefonu duymaz. Görevli Nebi Emmi telefonu açar:
-Hyk ne diyon,
Müdür sorar:
-Sen kimsin o?lum?
Nebi Emmi müdürün sesini alyr, kendin çekidüzen verir cevap verir:
-Ben Nebiyim hocam.
Müdür dalga geçti?ini zanneder kyzar:
-Çabuk okul müdürünü ça?yr bana.
Müdür gelir:
-Karde?im o görevli kim ise benimle alay ediyor. Sen kimsin diyorum ben nebiyim hocam diye konu?uyor.
Okul müdürü:
- Sayyn müdürüm onun lakaby Nebi’dir, o nedenle ben Nebi’yim demi?tir der, gülerler. (Abdulkadir KOÇ)

108- CÜCÜNÜN TAZISI
Cücü Emmi derler, rahmetlidir. Kendisi av hastasydyr. Cany sykyldy?y an tazysyny alyr ava çykar ve içindeki sykyntyyy atarmy?. Yine bir gün Cücü Emmi’nin cany sykylyr, tüfe?i alyr, malzemelerini alyr, tazyyy da yanyna alyr, yola çykar. Ama tazy yorgun ve bitkin bir vaziyette, gönülsüz gider. Ba?lar arazide tav?an aramaya. Nihayet bir tav?an görür, hemen oturur tav?any kaçyrmak istemez. Cücü Emmi hemen tav?any tazyya gösterir, ama tav?any tazy bir türlü görmek istemez. Çünkü gönül gitmi?tir. Cücü Emmi kyzar, tüfe?i sykar, yskalar ve tav?an kaçar. Tazy ba?lar Cücü Emminin gözünün içine. Cücü Emmi çok sinirlenir, döner tazyya der ki:
-Dav?any görmedi?ine a........ k........... der. Söver. (Abdulkadir KOÇ)

109- SUS LAN
Vezilet Eme ya?ly ama çok sinirli, tahammülü olmayan sürekli
küfreden biridir. Ye?ilhisar’da Kel Vezilet lakabyyla tanynyr. Sövmesi kimseye batmaz. Herkes ho?görülü davranyr. ?ahit olarak mahkemeye hakim huzuruna çykar, Vezilet Eme. Duru?ma ba?lamadan hakim beye derler:
-Efendim bu kadyn çok küfreder, seslenme de ?unu bir sövdürelim.
Hakim “olur” der, seslenmez. Duru?ma ba?lar. Hakim:
-Söyle Vezilet Hala olay nasyl oldu anlat.
Vezilet Eme ba?lar anlatmaya, ama mahkeme katibi Ali A?abey o fyrsaty tanymaz Vezilet Emeye. Ba?lar daktilo ile yazy yazyyormu? gibi takyrdamaya. Vezilet Eme dayanamaz uyaryr:
-Ali o?ul, kes ?u tykyrtyyy da hakim beyin söyledi?ini anlayalym.
Aldyrmaz Ali A?ABEY devam eder. En son patlatyr Vezilet Emeyi. Ba?lar ba?yrmaya:
-Karabitin o?lu Ali, ha Yrmeninin o?lu Ali, sus da hakimin ne didi?ini anlayalym.
Mahkemedeki herkes kahkahalaryny tutamaz. (Abdulkadir KOÇ)

110- ARMUTTAN YYMEYENYN
Hasan Emmi, rahmetli her konu?masynda küfürlü konu?an biridir. Lakaby Kemi?in Hasan derler, öyle tanynyr. Küfür etmesi hiç kimseye dokunmaz, sevilen sayylan biridir. Hasan Emmi hacca gitmi?, gelmi?tir. Zamanyn müftüsü:
-Hacy Hasan efendi artyk küfür yok.
-Tamam hocam, küfür etmem artyk.
Otururlar kahvehane önüne Hasan Emminin sohbetini dinlemektedirler. Birkaç ki?i anlatyr:
-Hasan Emmiyi kyzdyralym da bir sövsün. Hacy olunca da sövecek mi bakalym.
Tam sohbetin tatly anynda biri gelir:
-Yav Emmi helal et, armuttan bir tane yedim dayanamadym.
-Helal olsun o?lum yiyin.
Sohbet yine devam eder. Ykinci gelir:
-Emmi armuttan dayanamadym bir tane de ben yedim ,helal et.
-Helal olsun o?lum.
Sohbet yine devam eder. Üçüncüsü gelir:
-Emmi armut, der demez çok sinirlenen Hacy Hasan Emmi kahve önünde sandalye üzerine çykar, ba?lat ba?yrmaya:
Ulan benim armudu görüp de yemeyenin a......... k........ der, oturur.
Müftü:
-Yav Hacy hani küfür yoktu. Söz verdiydin.
-Ne yapak hocam, onu da yapmyyak da karnymyz ?i?ip çatlyyak da ölek mi! der, gülerler. (Abdulkadir KOÇ)

111- HELVA ALAYIM MI
Liliyar Emmi’nin askerlik ça?y gelir, askere gider. Okur yazar de?ildir. Zaman geçer gider. Bölük komutany saf ve temiz oldu?unu anlar, sürekli kollar gözetler, güven sa?lar Liliyar Emmiye. Bir gün Liliyar Emmiyi bölük komutany ça?yryr:
-Gel o?lum. Al ?u parayy bana kantinden ?unlary ?unlary al gel bakalym.
Liliyar Emmi:
-Emredersin komutanym.
Ama Liliyar Emminin cany helva istemi? alacak parasy yoktur. O dü?ünce ile ne alaca?yny da unutur. Tekrar komutanyn yanyna gider. Komutan:
-Aldyn my o?lum?
Liliyar Emmi:
-Komutanym o dedi?inizden bulamazsam, helva alayym my?
Komutan anlar:
- Hadi git de al. (Abdulkadir KOÇ)


112- FABRYKANIN SAHYBY DE...
Kayserilinin biri Amerika’ya gitmi?. Amerika’da parasy bitmi?. Y?e
girmek zorunda kalmy?. Bir fabrikada i? bulmu? ve i?e ba?lamy?. Y? yerinde bir Kayserili ile tany?my?. Yeni giden Kayserili di?er Kayseriliye:
-Kaç yyldyr Amerika’da çaly?yyorsun?
Di?er Kayserili cevap vermi?:
- On yyldyr çaly?yyorum.
Yeni gelen Kayserili
-Nasyl olup da bu fabrikayy satyn alamadyn?
Kayserili hiç dü?ünmeden cevap vermi?:
- Fabrikanyn sahibi de Kayserili de ondan! (Hayrettin BOZBEK)

113- TORUNUN ADI NEYDY
Bünyan’da Ykbal Öztürk, kyzy Canan hastalanynca annesinden yardym istemi?. Ferdane Ana ya?ly ba?ly kadyn, torununun elinden tutmu?, onu doktora götürmü?. Doktorun yanyna vardyklarynda doktor Ferdane Ana’ya torununun adyny sormu?. Ferdane Ana dü?ünmü? torununun adyny bir türlü hatyrlayamamy?. Küçük ya?taki torun da zaten doktordan korktu?u için adyny sorduklarynda söyleyemiyormu?. Doktor, Ferdane Anaya:
-?imdi gidin, çocu?un adyny ö?renince gelin demi?.
Yolda Ferdane Ana, torununa kyzyyormu?:
-Ynsan adyny hatyrlamaz my? Canan deseydin ya...
Çocuk mahcup evin yolunu tutarlar. Ferdane Ana, kyzy Ykbal’e torununu ?ikayet eder.
-Daha bu adyny söyleyemiyor. Benim adym Canan diyemiyor.
Ykbal, anasyna:
-Peki ana, o daha çocuk, doktordan korkup adyny unuttu. Sen niye torununun adyny unuttum anaca?zym, demi?. (S.Burhanettin AKBA?)


114- PARA HESABI
Kayserili bir adam çok zenginmi?. Çocu?u bir gün babasyndan 5 bin lira istemi?. Babasy:
-Ne yapacaksyn 4 bin lirayy- 3 bin lirayy? 2 bin lira nerene yetmiyor. Al ?u bin lirayy, 500’ünü geri getir. (Asly TÜRKMEN)

115- KILI?A GÖRE TIRA? PARASI
Kyranardyly bir vatanda?yn geçirdi?i kazadan dolayy eli yüzü yanmy?,
yüzünde belirgin izler kalmy?ty. Yapty?y i?ten dolayy da o gün hyrpani bir kylykta. Görünümü kar?ydaki ki?iye fakir fukara, kimsesiz havasy vermekte. O gün tyra? olmak için amele pazarynda bulunan bir berber dükkanyna girer. Berbere:
-Bir sakal tyra?y yap..
Berber mü?terinin haline vaziyetine bakarak içinden:
- Bu adam fakir fukara birine benziyor, bu nasyl olsa para da vermez diyerek adam için taze jilet kullanmayy dü?ünmez. Kullanylmy? jiletle adama acy ve eziyet çektirerek bir güzel tyra? eder. Tyra? olan adamyn gözlerinden ya?lar gelir. Sesini de çykartmaz. Y? bittikten sonra berbere dönerek:
-Eline sa?lyk borcum ne kadar?
-On kuru?.
Mü?teri kendisinden beklenmeyecek bir tavyrla çykartyr, o zamanyn parasyyla 50 kuru? verir ve dükkandan ayrylyr. Aradan 2-3 ay geçer. Ayny adam yine ayny berbere tyra? için gelir. Berber de adamy tanyr. Bu sefer taze bir jilet ve daha itinaly bir ?ekilde tyra? eder. Tyra? bittikten sonra çykartyr berbere 10 kuru? verir. Berberin gözüne bakty?yny gören adam:
-O zaman verdi?im 50 kuru? bu tyra? içindi. ?imdi verdi?im bu 10 kuru? da o zamanki tyra? içindi! (Hasan YÜKSEL)

116- DEPREM
Altmy?ly yyllarda Bünyan’da ?iddetli bir yer sarsyntysy olur. Öyle ki
herkes yerinden fyrlar. Bu syrada namazyny kylmakta olan Fatma Tunçtan’y namaz syrasynda korku salar. Namazyny da yarym byrakmaz. Bir yandan namazyny kylarken bir yandan da kaynanasyna yüksek sesle ve dizlerine vurarak:
-Ana kaçayym my? Ana kaçayym my?
diye seslenerek namazyna devam eder. (Hasan YÜKSEL)

117-TIRMIK BU TIRMIK
Kayserilinin birinin çocu?u, üniversiteyi bitirmi?, sonra üniversitede kalmy?, doktorasyny yapmy?, doçent olmu?, sonunda da profesörlü?ü de elde etmi?. Kayseri’ye de pek nadiren u?rarmy?. Profesör, bir gün Kayseri’deki ba? evlerine geldi?inde ya?ly babasy ba?daki gazelleri tyrmyk ile topluyormu?. Ho?be?ten sonra profesör, tyrmy?yn adyny bir türlü hatyrlayamady?yny fark etmi?. Babasyna:
-Baba, bu aletin ady neydi, demi?.
Babasy da, ucuna basarsan o sana adyny söyler, demi?.
Profesör, yerdeki tyrmy?yn ucuna basynda sapy bir anda yüzüne çarpmy?. Profesör:
-Tamam baba, bu tyrmyk, hatyrladym, demi?. (S.Burhanettin Akba?)

118- AMAN HA AMAN
Ordulu vatanda?yn biri, elinde bond çantayla gösteri?li bir ?ekilde
un fabrikasyna gelir. Orada bulunan görevlilere:
-Bin torba un satyn alaca?ym, parasy pe?in.
Orada bulunan görevliler heyecana kapylarak patronu ça?yrmy?lar:
-Aman pe?in paraly biri geldi acele gel.
Adam gelmi? ki adamyn elinde çanta, gözünde gözlük:
-Aman o?lum ho? geldin.
Biraz sohbetten sonra,
-Bin torba unu hemen çykartamayyz, bize bir-iki gün müsaade edin, bizim misafirimiz olun.
Hemen adama Turan otelinden yer ayyrmy?lar.
-Bu bizim misafirimiz elinizden gelen her ?eyi sa?layyn.
Bu arada fabrikatör uzun zamandyr çaly?ty?y ve çok güvendi?i çyra?yny ça?yrmy?. Çyra?yna demi? ki:
-O?lum acele Ordu’ya git, falanca filanca esnaflary gör. Bu adam kim ara?tyr.
Çyrak otobüse atlayarak Ordu’ya varmy?. Ertesi gün ak?ama do?ru bir yyldyrym telgraf gelmi?:
-Ahmet a?a aman ha...... (Hasan YÜKSEL)

119- OYNARSAN BOZULUR ELBET
Genç adam bir gün bir araba alyr. Araba ile babasynyn yanyna vararak:
-Gel baba seni arabayla gezdireyim.
Arabayla yola çykmy?lar. Bir müddet araba bozulmu?. Adam o?luna arabanyn neden aryza yapty?yny sormu?. Genç adam da babasyna neden dolayy aryza yapty?yny anlatamayaca?yny dü?ünerek vites kolunu göstererek:
-Y?te bu kol aryza yapty, demi?.
Adam o?luna dönerek ve kyzarak:
-Ulan e?eko?lu e?ek. Sabahtan beri bir ileri bir geri onunla öyle oynarsan elbette bozulur. (Hasan YÜKSEL)


120- CY?ERYM YANIYOR
Ziya Bey delikanlylyk yyllarynda dedesini kaybeder. Birkaç
ki?iyle beraber köy dy?ynda bulunan mezarly?a gidilir ve mezar yeri hazyrlanyr. Bu arada vakit de epeyce ilerlemi?, namaz vakti gelmi?tir. Ko?arak köye gelirler. Abdest almak için eve u?rarlar. Hava so?uk oldu?u için Ziyanyn dayysynyn hanymy ü?ümemesi için bir filik papak verir ve camiye yollar. Fakat ezan okunmu? ve cemaat farz namazyna durmu?tur. Ziya da bu tela? içinde ba?ynda bulunan papa?y çykararak henüz yeni yakylmy? sobanyn üzerine byrakarak bir safa geçerek “Allahuekber” der ve namaza durur. Bu syrada sobanyn yanmakta oldu?unu fark eder, fakat namazy bozamaz. Bir an önce hocanyn selam vermesini bekler. Hoca önce sa?yna sonra soluna selam salar salmaz Ziya yerinden kalkty?yyla üzerinde dumanlar çykmakta olan papa?y kapar ve parkasynyn içine sokarak fermuaryny çeker ve yerine oturur. Bu arada namazy kyldyran hoca dua için cemaate döner. Bakar ki Ziyanyn boynundan bo?azyndan dumanlar çykyyor. Ziya’ya:
-Hayrola Ziya ne oluyor?
-Hiç sorma hocam, dedem öldü de ci?erim yanyyor.
(Hasan YÜKSEL)

121- KIRMIZI KUMA?
Kayserili bir tüccar, Ystanbul’dan çokça kuma? alyp satmak için Kayseri’ye gider. Yolda haydutlar önüne çykar. Haydutlaryn reisi, denklerin çözülüp ölçülmesini emreder. Haydutlar denkleri açyp ölçerlerken kyrmyzy çuha görürler. Reis kyrmyzy rengi çok sevdi?i için Kayserili tüccara sorar:
-Bu kuma?laryn hepsini neden kyrmyzy getirmedin?
Kayserili tüccar gülümseyerek:
-Böyle toptan aly? veri? olaca?yny bilir miydim? (Serap GÜNGÖR)

122- KEMYKSYZ ET
Kayseri il merkezine ba?ly Kuruköprü köyü vatanda?laryndan
birkaç ki?i bir gün sabah erken Kayseri’ye gitmek için yola çykarlar:
-Bugün ?ehirde ne yeriz içeriz?
diyerek giderlerken, içlerinden birisi:
-Ey a?am kemiksiz et yiyelim.
Ku?luk vakti ?ehre gelirler ve bir kasap dükkanyna girerek kemiksiz et ver derler. Kasap birden ?a?yryp:
-Hiç kemiksiz et olur mu?
Köylüler kasaba sen hiçbir ?ey bilmiyon diyerek i?te kemiksiz et diye ci?eri gösterirler. Yki takym ci?er alan köylüler do?ruca fyryna giderler. Fyryncyya:
-Biz Kuruköprülüyüz ey a?am, bizim kemiksiz eti sarymsaklyca tavada pi?ir, biz gelece?iz diyerek giderler. Fyryncy tam ö?le vakti eti pi?irerek beklemeye ba?lar. Köylülerin gecikti?ini görünce fyryndan soka?a çykarak tellal ça?yrmaya ba?lar.
Kuruköprünün yayanlary
Kemiksiz et yiyenleri
Et pi?ti ci?er ca?ty
Haydin ha haydin!!!!
Diyerek ça?yryr. (Musa BYLTEKYN)

123 – LAHANA BOZMASI
Akky?la Ylçesinin Oratköylü halky eskiden Kayseri’ye geldikleri
zaman, birinci gün sabah erken yola çykarlar, hava kararyrken Barsama civarynda konaklayyp ikinci gün yine sabah erken kalkyp ku?luk vakti geçerken kümbetlerin oraya yakla?ynca ?ehre gelmenin sevinci ile ne yiyelim içelim diye aralarynda konu?urlarken “ede a?zymyzy kabaya sabaya vurmadan bir lahana bozmasy yiyelim” kararyny vermi?ler. ( Musa BYLTEKYN)


124- SEN BYLYRSYN DE!
Yahudi’nin biri Yncesu – Kayseri ?ehrinin ticaret yapmak için iyi bir
yer olup olmady?yny ve bu ?ehirde Ybrani Kolonisinin kurulup kurulmayaca?yny ö?renmek ister. Ticaretle u?ra?an kimselerin kyskançly?yny uyandyrmamak için , ?ehrin kenar mahallelerinde Kayserililerin ticareti üzerine kesin bir fikir edinmek amacy ile gezinir. Bir çocu?a rastlar ve sorar:
-Hayatymy kazanmak için ne yapabilirim acaba?
-Basit. Bir i?kembe satyn al , karnyny doyurmak için içindekini ye, kalanyny da sat. Pisli?i temizlenmi? i?kembe, ona ödedi?in paranyn iki misli eder. Böylece hayatyny kazanyrsyn.
Yahudi Yncesu’nun kenar mahallelerinde dola?maya devam eder. Birden bire ba?ka bir çocuk çykar kar?ysyna. Çocuk az önce altyn bulmu?tur yerde:
- Buldu?un ?u mangyry (de?ersiz eski bir para) bana ver.
Yahudi, çocu?un buldu?unun bir mangyr de?il de çil bir altyn lira oldu?unu bilmektedir. Çocuk, e?ek gibi anyryrsa parayy verece?ini söyler. Sa?yna soluna bir göz atar. Mahallenin yssyz oldu?unu anlayynca yüksek yere çykar ve üç kez anyrmaya ba?lar : ai!!: ai!! Bu i?i yaptyktan sonrada çocuktan mangyry ister çocuk cevap verir:
-Senin gibi bir e?e?in bile buldu?um paranyn hiç de bir mangyr olmady?yny de?erli bir altyn lira oldu?unu anlamasy, bir insan olan benim , bu güzel altyn lirayy sana vermeyi reddetmem için fazladan bir sebep de?il mi?
Yahudi dü?ünür . Kayseri’de çocuklar bile Yahudilerden daha zeki, dinda?larym buraya gelip de ne yapacaklar? Sonra, Yncesu’ya yerle?ecek Yahudi’ye bir beddua savurduktan sonra çekip gider. O gün bu gün Yahudiler Kayserililerin yakynynda koloni kurmazlar.( Osman KARABABA)

125- SEN E?EK OLARAK KIYMETYNY BYLYRSYN DE...
Kayseri’de çocuklar bir mahalle meydanynda ellerindeki antika paralarla bilye oynarlar. Oradan geçen Yahudi çocuklaryn oynadyklary paralaryn antik de?erinin yüksek oldu?unu anlayynca bunlary çocuklardan satyn almak ister. Çocuklara teklifini yapar:
-Oynady?ynyz paralary bana verin, size bir avuç para vereyim.
Çocuklar kayytsyzca Yahudi’ye bakarlar. Yçlerinden birisi:
Amca bunlaryn parayla satylmasyna ne gerek var. E?er çok be?endiysen, beni syrtyna al ?u kar?y ki a?aca kadar götür, ben bunlary sana bedava vereyim.
Yahudi keyiflenir, çocu?u kapty?y gibi omzuna alyr. Dedi?i yere do?ru götürür. Çocuk Yahudi’nin syrtynda bir teklif daha yapar:
-Bu paralardan cebimde de var. A?acyn yanyna kadar anyryrsan sana onlary da veririm.
Yahudi anyrmaya ba?lar. A?acyn dibine gelirler, çocu?u indiren Yahudi parayy beklerken çocuk kaçar. Arayy biraz açtyktan sonra kar?ysyna durup gülmeye ba?lar. Yahudi neye u?rady?yny ?a?yrmy?tyr. Parayy alamayaca?yny anlady?y içinde yapaca?y bir ?ey yoktur. Yalnyz niçin byrakyp kaçty?yny merak edip sorar:
-Syrtymda ta?yttyn kendini, para da vermedin. Üstelik anyr dedin onu da yaptym. Peki niçin kaçyyorsun, para my vermiyorsun?
Çocu?un cevaby orijinaldir:
-Bre ahmak adam, sen e?ek olarak bu paranyn de?erini biliyorsun da ben Kayserili olarak bilmez miyim! ( Ymran GÜMÜ?)

126- SANA YLY?MEZLER KORKMA
Yine bir büyük ?ehirde bir Kayserili ile kar?yla?an adamyn birisi
muhatabyna takylyr:
-Yakynda Kayseri’ye gidece?im. Orada e?ek etinden pastyrma yapyyorlarmy?. Bunun asly var my?
Kayserili buna öfkelenir, ama hiç çaktyrmadan cevabyn verir:
-Vallahi e?ek etinden pastyrma yapyp yapmadyklaryny bilmiyorum. Öyle de olsa sen giderken korkma sana ili?mez, senden pastyrma yapmazlar.
(Erkan ZORLU)

127- ÇO?U YABANCIDIR
Trende yolculardan birisi, yanynda oturan gencin Kayserili oldu?unu ö?renince ona takylmak ister:
-Ben Kayseri’yi hiç görmedim. Ama orada e?e?in çok oldu?unu söylerler do?ru mu?
Kayserili genç bu sözden huylanyr ve hemen de ta?y gedi?ine koyar:
-Onlar yerli de?ildir, ço?u yabancydyr. (Erkan ZORLU)

128- YALA?IN DE?ERY
Yahudi adamyn biri oradan geçerken esnafyn kedisinin yala?yny
görmü? ve içeri?e girmi?. Kayseriliye çaktyrmadan:
-Kedin çok güzel, bana 1 liraya satar mysyn?
Adam nazlanarak,
-Sana bir teklif olarak 100 liraya satarym.
Yahudi tamam demi? ve kediyi almy?. Tam kapydan çykarken dönmü? ve:
-Bari ?u sütü ver de kedi içsin.
Kayserili esnaf:
-Ben kedileri nasyl satyyorum biliyor musun?
-Hayyr.
-Ben kedileri bu yalak sayesinde satyyorum. (Betül ÜNSAL)

129- E?E?Y BÖYLE BOYARLAR
Büyük ?ehirlerin birinde ayakkabysyny boyatan birisi boyacyya
nereli oldu?unu sorar. Boyacy “Kayserili” oldu?unu söyler. Bunun üzerine adam çocu?a takylyr:
-Siz de e?e?i boyayyp satarlarmy?. Nasyl yapyyorlar, bana anlatsana.
Çocuk elindeki fyrçayy ayakkabysyny boyady?y adamyn paçalaryna sürerek:
Y?te böyle efendim, i?te böyle boyarlar. (Betül ÜNSAL)

130- TA?LI TEPE
Kayseri’nin bir kasabasyndan ?ehre yaya gelirlermi?. Gelirken de köylerindeki tarlalardan koca koca ta?lary ellerine alyrlar, yolun yarysyna kadar getirirlermi?. Yolda bu ta?lary attyklary yerde zamanla ta?lardan bir tepe dahi olu?turmu?. Günün birinde bu durumu fark eden bir ?ehirli:
-?u ta?lary hiç ta?ymasanyz daha iyi olmaz my demi?.
Kasabaly aldyry?yz:
-Ta?y atynca yenliliyoruz a?am.
?ehirli:
-Yahu bu ta?lary ta?ymazsanyz, bu kadar yorulmazsynyz zaten.
Köylü:
-Byrak a?am, uyandyrma milleti. E?er, bu ta?lar bizim tarlalarda kalsaydy, bugüne kadar nereyi ekip biçecektik. (S.Burhanettin AKBA?)

131- PAZARLI?A GYRY?EBYLYR MYYYM
Kayseri’de pazarlyk de?i?mez bir adet haline geldi. Hemen her
dükkanda bu yyllardyr süre gelen bir gelenektir. Bu durum ilkokul çocuklaryna bile yansymy?tyr. Yki çocuk bahçede konu?urlarken aralarynda pazarlyk söz konusu olur:
-Be? kere be?in yirmi be? etti?ini bildi?in halde neden ö?retmene yirmi sekiz diye cevap verdin?
Ö?renci çok olgun bir ?ekilde cevaplar arkada?yny:
-Öyle oldu?unu biliyorum da belki ö?retmen ile pazarly?a tutu?ursak diye dü?ündüm. Onun için yirmi sekiz dedim. (Tuba ÇA?INLI)

132- SO?ANIN CÜCÜ?Ü
Yki köylünün yolculuk esnasynda canlary sykylmy?. Biri di?erine sormu?:
-Ulan Ahmed, günün birinde zengin olsan ne ederdin?
Ahmet, dü?ündükten sonra:
-So?anyn cücü?ünü yerdim, demi?.
Bir süre sonra Ahmet, arkada?yna ayny soruyu sormu?:
-Ulan Memed, sen zengin olsan ne ederdin?
Mehmet dü?ünmü?, dü?ünmü?, dü?ünmü?:
-Ulan bana idecek bir ?ey komadyn ki!!! (S.Burhanettin AKBA?)


133- GELYN-KAYNANA
Fatma Teyzenin gelini bir hastaly?a yakalanyr ve ölür. Yakyn bir kom?usunun kendisine ba?sa?ly?y vermesini bekler. Fakat umdu?unu kom?usundan bulamaz ve kom?usuna küser. Kom?usu Fatma Teyzenin küstü?ünü ö?renince Fatma Teyzeye:
-Kom?u ke?ke benim gelinim de ölseydi de sen eline kynalar yaksaydyn. Vallahi ben hiç küsmezdim. (Ysmail KARABÖRKLÜ)


134- ÖKÜZÜNÜZ VE BIÇA?INIZ VAR
Bir köylünün öküzü hastalanyr ve ölür. Bunu duyan kom?ular
öküzün etini payla?mak için syraya girerler. Kimisi der 3 kilo lazym, öteki 5 kilo lazym derken bu arada öküzü ölen adamyn cany sykylyr, et almaya gelen kom?ularyna:
-Be karde?im, ben ba?y yaslyyym. Ne yapaca?ymy bilmiyorum. Defolun gidin ba?ymdan. Sizin de öküzünüz byça?ynyz var, canynyz istedi?inde kesin yen. (Efendi GEDYK)


135- SEN OLDUN YA...
Adamyn biri o?luna:
-Bu seneki otlary damyn üzerine düzgünce yy?alym.
O?lu ile i?e koyulur. Bu arada i? yaparken o?lanyn a?zynda sigara:
-O?lum sigaranyn ate?i ota dü?er, sigarayy byrak.
-Babacy?ym, bir ?ey olmaz.
-Yahu o?lum sen de, annenle beraber yatarken biz de bir ?ey olmaz dedik ama i?te sen oldun ya, der. (Hasan POLAT)

136- KÖYÜNÜZÜ KOÇSUZ BIRAKMAYIN
Köylüler syrasyyla koyunlaryny her gün otlatmaya götürürlermi?, koç
katym zamany iyi koçu olan köylüye di?er kom?ular:
-Senin koç herkesin koyununa yeter,
derlermi?. Bu olay birkaç sene böyle tekrarlanmy?, adam kom?ularyndan bykmy? ve ?öyle demi?:
- Kom?ular bu sene de bana güvenip de koyunlarynyzy koçsuz byrakmayyn. (Efendi GEDYK)

137- KOMPOSTO
Kozanyn Kazym Emmi Ystanbul’da lokantaya gitmi?. De?i?ik yiyecekler var ve hiç birinin adyny bilmiyor. Açyk vermemek için yan masaya kulak kabartyp o masa ne isterse Kozan’yn Kazym Emmi de garsondan o yeme?i istiyor. Yan masa komposto isteyince Kozan’yn Kazym Emmi de garsona:
-Bana bir komposto verin, der.
Garson üzüm kompostosunu Kazym Emminin masasyna koyunca Kazym Emmi ?a?yryr:
-Vay anasyny demek bizim üzüm ho?afy Ba?köyü geçince kibarla?yp komposto olmu?. (Gazi ?AHYN)

138- ÇAR?I EKME?Y
Develi’de köylünün biri di?erine sorar:
-Kaymakam acaba ne yer?
Di?eri bilgiç bilgiç cevap verir:
- Ne yiyecek aslanym çar?y ekme?inin tüylü tarafyny kara pekmeze batyryr, yer. (Gazi ?AHYN)

139- KURBAN DÜ?MEZ
Aygöstenli hem?ehrimiz bir ramazan günü on kadar hocayy iftara davet eder. Dualar okunduktan sonra iftar saatinde sofraya oturulur. Ka?yk ?akyrtylary arasynda her ?ey silip süpürülür. Evden ayrylyrken Cemil Hoca ev sahibinin kula?yna e?ilerek:
-Bundan sonra sana 7 yyl kurban dü?mez, der. (Gazi ?AHYN)

140- TAVU?U DA KES
Kozanyn Kazym, ilçenin o zamanki kaymakamy ile Kyzyk köyüne
gitmi?. Muhtarda bir tela? bir tela?. Nasyl olmasyn biri belaly bir adam, di?eri Kozanyn amiri. Sohbetler, bilgi aly?veri?leri birbirini kovalarken muhtar çekinerek Kozanyn Kazym’yn kula?yna e?ilmi?:
-Kazym A?a köye ?eref verdiniz. Bir yemek yedirmek isteriz. Acaba tavuk mu kessek horoz mu? deyince Kazym A?a gürlerek:
-Ulan o?lum biz sizin için çaly?yyoruz. Siz tavu?u, horozu dü?ünüyorsunuz. Sizi bir türlü köylülükten kurtaramadym. Tavu?u da kes, horozu da. Ysteyen tavuk yer, isteyen horozdan.... (Gazi ?AHYN)

141- FYYATI YNDYR
Sürekli fiyatlaryn artmasyndan ?ikayetçi olan Kozan’yn Kazym,
Mehmet Yüceler Gümrük ve Tekel Bakany olunca Kutlama telgrafy çeker:
“Rakyyy eski fiyatyna indir, tebrik ederim.” (Gazi ?AHYN)

142- SABIKA
Kozanyn Kazym *** kyzyny kaçyrmaktan Kayseri A?yr Ceza Mahkemesinde yargylanmaktadyr. Hakim:
-Sabykan var my?
Kozanyn Kazym aya?a kalkarak:
-Hayyr yok.
O syrada önünde duran sabyka dosyalaryny göstererek Kozanyn Kazym’a dönen hakim:
-Hani sabykan yoktu!
deyince Kozanyn Kazym:
-Hakim bey onlar Develi’deki sabykalar, Kayseri’de sabykam yok, der.
(Gazi ?AHYN)

143- BEN YÜZMEYY BYLYRYM, YÜZGECEM...
Dursun Ali Hoca bir gün talebelerini geziye götürür. Yerler, içerler bir de köyün otla?yny gezdirir. Hoca önde, çocuklar yanlarynda yürürlerken bir de ne görsünler, hocalary Dursun Ali kuyuya dü?er. Bunu gören çocuklar kuyunun ba?ynda ba?yrmaya ba?larlar:
-Ymdat, hocamyz kuyuda ölüyor.
Hoca çocuklaryn tela?yny i?tir. Kuyudan bir ses:
-Çocuklar korkmayyn, korkmayyn ben yüzecem, yüzer kurtulurum, demi? ve kuyunun merdivenlerinden çykmy?. (Necibe ?AHYN)

144- YNEK YYTENE KADAR SEN YYTEYDYN
Bir gün Halillerin ine?i kaybolmu?tur. Halil ve arkada?lary ine?i
ararlar tararlar bulamazlar. Daha sonra Halil a?laya a?laya eve gelir. Eve girer girmez Pembe Sitti:
-Ynek hani Halil, der.
Halil korkusundan ine?in kayboldu?unu diyemez. Bunun üzerine Halil Pembe Sittiye dönerek:
-Ynek yitene kadar sen yiteydin, der. (Necibe ?AHYN)

145.BEN DE SENYN AKLINDAYIM
Ky?lyk yufka ak?ama kadar yapylyr, ak?am eve giderken pi?iren, açan
her ki?iye toplam 6-7 bezi hamur ayrylyr, onlara sycak yufka verilir. Pembe Sittinin ekme?i yapylyrken torunu Halil:
-Aba(anne) beziyi ufak alalym, 7 beziden 7 fazla çykaralym zarar etmeyelim.
Tabii Pembe Sitti bu söze önceden razy:
-Halilim ben de senin aklyndanym.
Bezileri ufak alyrlar, ekmek yapanlara ufak yufka vermi?ler olurlar.
(Necibe ?AHYN)

146.EL LAMBASI SÖNMEZ
Eskilerde idare çyra ile aydynlanyrken el lambasynyn yeni çykty?y
syralarda Avcy Nine kyzyna ak?am oturmasyna gider. Ho? sohbetten sonra Avcy Nine evine dönmek ister. Kyzy da yeni aldy?y el lambasyny yakar, annesine verir:
-Bu lamba yolunu aydynlatyr.
Avcy Nine eve gelince lambayy nasyl söndürece?ini bilemez. Lambayy üfler sönmez, ate?in külüne sürer sönmez,lambayy suya tutar sönmez, ne yaptyysa söndüremez. Tekrar kyzynyn evine gider:
-Lambayy söndüremedim, der. Kyzy da:
-Dü?meyi çekince sönerdi,
diye gösterir. Çok ?a?yran Avcy Nine:
-Bu Türk milleti ne kadar akylly bir milletmi?,
diye hayret eder. (Necibe ?AHYN)


147-SUCU MEHMET A?A
Ba? budama zamany Mehmet A?a ba?a gider. Ba?y budar, çubu?u
toplar. Artyk i? bitmi?, ak?am e?e?i ile birlikte eve dönecek. Ypi çubu?a iyice ba?lar, syrtyna alyp e?e?in syrtyna biner. Yolda kom?usu Sefer dayyya rastlar. Sefer dayy sorar:
-Mehmet A?a o kadar çubu?u niye syrtyna aldyn. E?e?e yükle sen de e?e?e bin, der.
Bunun üzerine Mehmet A?a:
-Ne bileyim ustam, e?e?e a?yrlyk etmesin diye syrtyma aldym, der.
(Necibe ?AHYN)

148-KEÇYLERYN BA?I A?RIDI
Ay?e Nine bir gün keçi ve o?laklaryny alyr otlatmaya götürür.
Korumalar gelir diye de çok korkar. Gelirlerse ben ne yaparym diye dü?ünür. Aksilik olacak ya koruma gelir. Ay?e Nineye sorarlar:
-Ne yapyyorsun, buralara otlatmaya keçileri niye getirdin? diye kyzarlar.
Ay?e Nine resmi elbiseli korumayy görünce çok korkar. Ne diyece?ini ?a?yryr.
-Ne yapayym yavrum. Keçilerin ba?lary a?rydy da hava alsynlar diye getirdim, der.
Korumalar:
-Keçinin ba?y a?rymaz, hadi evine evine, derler, gülerler.
(Necibe ?AHYN)


149- KAFAM YERYNDE OLSAYDI...
Develi hastanesi in?aaty devam ederken, Kozan’yn Kazym olarak
me?hur olan Kazym Kozan, in?aatyn bekçili?ini yapyyormu?. Bir gün ak?amüzeri bir taraftan içkisini içiyor, bir taraftan da saç kavurma yapyp hem karnyny doyuruyor, hem de meze olarak yiyormu?. O arada hastanenin mühendisi, kontrolü gibi denetçileri gelmi?. Kazym A?a gelenleri buyur etmi?. Saç kavurma zaten az oldu?u için birer parça almy?lar ve çekilmi?ler. Ancak yemek gelenlerin de ho?una gitmi?:
-Yahu Kazym A?a, saç kavurma da güzel olmu?.
demi?ler. Kazym A?a da:
-Yaryn ö?lene gelin size yine yapayym, demi?.
Ertesi gün ö?leyin ayny gurup yine in?aata gelmi?ler. Ancak ortada saç kavurma falan yok:
-Kazym A?a, hani sen saç kavurma yapacaktyn?
diye sormu?lar. Kazym A?a gayet sakin:
-Amaan, demi?. O zamanki kafa my! Getirin rakyyy size öküz keseyim.
(Ahmet YILDIZ)

150- TÜTÜN SARMASI
Develi’de A?a?y Erkilet’te geçimini tahta ka?yk yaparak sa?layan,
Hekimo?ullaryndan Ka?ykçy Mehmet A?a isminde tonton, nüktedan bir ihtiyar ya?army?. Eski zamanlarda sigaranyn tek tek çubuk ?eklinde satyldy?y devirlerde evlerde sohbet toplantylary yapylyrmy?. Yine böyle bir sohbet toplantysynda çaylar içiliyor, sohbet koyula?yyor, sigaralar içiliyormu?. Ka?ykçy Mehmet A?a ise tütün içermi?. Sohbet syrasynda Ka?ykçy Mehmet A?adan tütün sarmak için tabakayy istemi?ler. Maksatlary tütünü saryp bitirmekmi?. Ka?ykçy Mehmet A?a da durumu anlamy?, tabakayy ortaya atmy? ve arkasyndan da ?u deyi?i söylemi?:
Al tabaka yap sigara
Bak nasyldyr bu tütün
Aramyzda teklif yoktur
Yster isen sar tütün

Ynce sar nazik olsun
Olmasyn dolma gibi
Pek dibine dalmayasyn
Ya?madan bulma gibi (Mustafa BAYBAL)

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
151- AMAN DÜ?MANIN TOPU DA VARMI?
Halen ?ehrimizde oldu?u gibi eski zamanlardan beri her semtte bir
mahalle kahvesi vardy. Fakat o zamanlar bu kahvehanelere ?imdiki gibi çoluk çocuk toplanyp tavla, iskambil, v.s. ile vakit öldürmezlerdi. O mahallenin ihtiyarlary akly ba?ynda bulunanlary mahallenin özelliklerine dair görü?meler yaparlar veya fykralar, hikayeler anlatarak vakit geçirirlerdi. Y?te bu kahvehanelerden birisi de Yerebatan mahallesindeydi. Yncili Çavu? o mahallede oturdu?undan ara syra ak?amlary, bazen sabahlary dost sohbetlerine katylyrdy. Ady geçen kahvehaneye devam edenler arasynda birkaç tane ihtiyar, afyonke? tiryaki vardy. Bunlar sabahtan ak?ama kadar kahvenin bir kö?esini i?gal ile orada mangaly önlerine alarak dünya haberlerini, siyasetleri tenkitle saçma sapan bir ?ekilde me?gul olurlar di?er devam edenleri taciz ederlerdi.
Bir gün kahveci bunlardan ?ikayet etmi? ve ba?yndan defedebilmek için bir çare bulamady?yny söylemi?. Yncili, e?er müsaade ederse ertesi gün onlary bir daha kahveye gelip herkesi rahatsyz etmekten vazgeçirece?ini söyleyince kahveci sevinerek kabul etmi?. Ertesi gün Yncili, sabah erkenden bir okka iri Bursa kestanesi almy?, mangala koydurmu?. O syrada tiryakiler birer birer gelerek mangalyn etrafyna toplanmy?lar. Adetleri üzere öteberi konu?maya ba?lamy?lar. O esnada içlerinden biri muhaberelerden, zapt olunan kalelerden bahis açarak:
-Efendim, askerler filan kaleyi fethettik diye övünürler. Sanki bu da bir i?mi?, kaleyi almaktan kolay ne olur? (Eline ma?ayy alarak) mesela i?te ?u mangal kale, ?u ma?a da merdiven. Kalenin yanyna gelir, ?öylece merdiveni duvara dayarsynyz. (Ma?ayy mangalyn kenaryna dayayarak) ?öylece basamaklaryna birer birer basarak yukary çykarsynyz. Y?te zapt olundu. Bu da bir ?ey mi?
Di?erleri:
-Hay hay öyle ya. Merdivenlerden çykyver, içeri giriver. Oldu bitti.
Tam o syrada önceden Yncili Çavu? tarafyndan ate? altyna dizilmi? olan kestaneler birer birer patlamaya ba?layynca yutmu? olduklary afyonun tesiriyle fena halde ürkmü?, arkasy üstü devrilmi? olan tiryakiler hep bir a?yzdan:
-Aaaa! Dü?manyn topu da varmy?
diye ba?yrmy?lar. Bir yaylym ate?i kar?ysynda kalmy?lar gibi yattyklary yerden kalkmaya cesaret edemeyerek aralarynda:
-Yahu Ahmet Efendi yaralanmy?!
-Ben pek iyi bilemiyorum amma galiba yaraly de?ilim.
-Siz Hüseyin Efendi ne haldesiniz?
-Ben de yaraly de?ilim amma fena halde ürktüm.
Gibi söz aly?veri?i ettikten sonra güçlükle kalkyp oturmu?lar ve o günden sonra mangalyn etrafyna toplanyp herkesi rahatsyz etmekten vazgeçmi?ler.
(Ömer KAHRAMAN)

152- KABAHAT SYZDE
Bir gün padi?ah hazretleri Yncili Çavu?a bir altyn saat ihsan eder ve:
- Bunu benim yadigarym olarak muhafaza et, diye emir eyler.
Yncili eve gelip saati dolaba koyar. Birkaç gün sonra dolapta saati göremeyince a?yryldy?yny anlar. Hizmetçiyi syky?tyryr. Saati çalyp bir dükkancyya satty?yny bildirirse de dükkancy hemen inkar ile saati geri vermez. Yncili biraz da bo?bo?az oldu?undan bu olayy bir türlü gizleyemeyerek saraydan herkese anlatyr. Fakat:
-Bana efendimiz yadigar olmak üzere muhafaza et buyurdular, sakyn duymasyn bana gücenir, demeyi de unutmaz.
Muziplerden biri durumu padi?aha arz ile Yncilinin saatin çalyndy?yndan efendimiz haberdar olmasyn diye yalvardy?yny pek ziyade korktu?unu haber verir. Ertesi gün Yncili huzura girince padi?ah birden bire sorar:
-Yncili, geçen gün benim verdi?im saati çaldyrdyn my?
Padi?ahyn bundan haberi olmady?yny zannetmekte oldu?undan birden bire sorulan bu soru üzerine ?a?alarsa da kendini toparlayarak:
-Evet efendim çaldylar.
-Ben sana bunu muhafaza et diye söylemedim mi?
-Söylediniz efendim.
-O halde niçin muhafaza etmeyip çaldyrdyn?
-Efendim bunda kabahat benim de?il sizindir.
-Niçin kabahat benim olsun?
-Efendim, siz bana çalynyr saat verece?inize çalar saat ihsan buyursaydynyz çalynmazdy.
Bu cevap padi?ahyn ho?una gider ve derhal gayet kyymetli çalar bir saat ihsan eder. (Ömer KAHRAMAN)

153-GÜZEL BYR CEVAP
Yncili Çavu? birkaç sene padi?ahyn hizmetinde bulunduktan sonra
izin alarak memleketine gitmi?. Orada o zamanlar Müslim ady verilen kaza kaymakamynyn zalim, cahil, kibirli, yykycy bir adam olup halka türlü türlü i?kence ve mezalim ile soymakta, kasyp kavurmakta oldu?unu görmü?. Bir gün ziyaretine gelmi? olan o yerin itibarlylary ve ileri gelenlerine:
-Bu zalim için neden valiye ?ikayet edip yenilenmesi ve de?i?tirilmesi hususunda çaly?myyorsunuz?
Diye sormu?, onlar da:
-Efendim faydasy yoktur. Çünkü Müslim, valinin çok sevdi?i bir adamdyr. Ne kadar ?ikayet etsek dinlemeyecek, o da benden ?ikayet ettiler diye zulmünü arttyracaktyr.
Cevabyny vermi?ler. Yncili:
-Böyle susup oturmak olmaz. Herhalde bir te?ebbüs lazymdyr. Bana kalyrsa yaryn bir kaçymyz birle?erek vilayet merkezine gidip pa?aya durumu etraflyca anlatalym, ?ikayet edelim olmazsa Ystanbul’a ?ikayetlerimizi arz edelim.
Belde ileri gelenleri buna muvafakat etmi?ler ve ertesi gün Yncili ile birlikte 4-5 ki?i vilayet merkezine gitmi?ler. Müslim bunlaryn gittiklerini ö?renince durumu derhal valiye yazy ile bildirmi?, ?ikayetlerine önem verilmemesine arz etmi?. Yncili ve arkada?lary vilayet merkezine vardyklarynyn ertesi günü do?ruca valinin ziyaretine gitmi?ler. Vali misafirlerini huzuruna kabul edip hürmet ve iltifat göstermi?:
-Müslim ne haldedir. Yn?allah rahat ve afiyettedir, kendisini pek severim. Çünkü do?ru, muktedir, faal, adil bir zattyr. Orada bulundu?u iki sene zarfynda kazanyza büyük hizmetler yapty?yna eminim demi?. Yncilinin arkada?lary valinin bu sözlerine kar?y:
-Efendim yanylyyorsunuz, bu adam zalim, cahil ve yykycy bir adamdyr, demeye cesaret edememi?ler ve ?a?yryp kalmy?larsa da Yncili heyet adyna derhal söze ba?layarak:
-Evet efendim, Müslim buyurdu?unuz gibi hatta daha fazla bile iktidarly ve do?ru bir zattyr. Kendisinden bütün kazamyz halky son derece memnundurlar. 2 seneden beri memleketimizde cidden hizmete muvaffak oldular. Bizde özellikle ady geçenden dolayy size te?ekküre geldik. Ancak ?u hususu dü?ünüyoruz ki Osmanly memleketi yalnyz bizim kazadan ibaret de?ildir. Her yer adalete, yslaha, ilerlemeye, hizmete muhtaçtyr. Bu zatyn iktidar ve meziyetlerinden iki senedir kazamyz istifade etti. ?imdilik bu kadar istifade yeter ve di?er kazalardaki ahali karde?lerimiz oldu?undan onlaryn da istifade etmelerini cidden arzu ediyoruz. Bununla beraber gayretli ve do?ru Müslim di?er bir kazaya nakletmenizi rica ederiz, cevabyny vermi?, bu cevaba kar?y pa?a gülerek:
Müslim’i di?er bir mahalle nakil ve havale ile o kazanyn ba?yndan bu belayy kaldyrmy?tyr. (Ömer KAHRAMAN)


154- BU KÖR ATI?I DE?YL
Bir gün padi?ah hazretleri tebdili kyyafet olarak Yncili Çavu? ile
beraber yürüyerek gezmeye çykmy?, dola?tyklary syrada iki gözü âmâ bir dilenciye tesadüf eylemi?lerdir. Padi?ah Ynciliye bununla e?lenmesini emretmi?. Çavu? derhal bunun kar?ysyna gidip kendisini de âmâymy? gibi gö?üs gö?se dilenciye çarpmy?. Dilenci:
-Ben körüm sen de mi körsün?
-Evet ben de körüm.
-Öyleyse arkada?yz. Haydi beraber gidelim.
Yncili kör dilenciyle beraber yava? yava? yürümeye ba?lamy?. Biraz yürüdükten sonra:
-Arkada?, hayyr sahibi biri bugün bana para verdi. Fakat bu paranyn kaç lira oldu?unu fark edemedim. Y?te bak, diyerek kör dilenciye bir altyn vermi?. Dilenci bunu elinde yoklayyp altyn oldu?unu anlayynca hiç ses çykarmayarak bir tarafa syvy?my?. Bir iki dakika bekledikten sonra Yncili:
-Yahu arkada? neredesin?
....
-Canym ne oldun, nereye gittin?
.....
O syrada ama dilenci duvaryn dibine sinerek âmâ zannetti?i di?er dilencinin oradan gitmesini beklemi?. Yncili yerden bir ta? alarak:
-Yarabbi paramy alyp kaçan körün ba?yna bu ta?y getir, diye ba?yrarak ta?y atmy?. Tabii ki dilencinin ba?yna gelerek acytmy?sa da bunun bir tesadüf eseri oldu?una ?üphe etmeyen dilenci hemen oldu?u yerden biraz öteye gitmi?. Yncili di?er bir ta?y alarak:
-Yarabbi bu ta?y paramy alyp emanete ihanet eden körün omzuna rast getir,
Diyerek ta?y atmy? ve bu defa da omzuna vurmu?. Kör biraz daha öteye gidip sinmi?. Yncili tekrar bir ta? alyp:
-Yarabbi sen syrlary ve gizlileri bilirsin. Bu ta?y altynymy alanyn sa? aya?yna rast getir,
Diyerek atmy? ve ta? da herifin sa? aya?yna dü?erek canyny yakmy?sa da yine ses çykarmamy?. Yncili tekrara bir ta? alarak:
-Yarabbi bu ta?y o hyrsyzyn gö?süne rast getir,
Diyerek atmy? ve ta? söyledi?i gibi gö?süne vurmu? oldu?undan kör ba?yrmy?:
-Gel arkada? gel de parany al. Zira bu ta?lar kör ta?yna benzemiyor.
Bunu biraz ötede durup seyretmekte olan padi?ah hazretleri kör dilencinin durumunu, hareketlerini gördükçe pek çok gülmü? ve ondan sonra dilenciye bir kese altyn vererek hatyryny almy?tyr. (Ömer KAHRAMAN)



155- GÖZLERYNY KORUMAK LAZIM
Çok çok zengin, ma?rur ve kibirli oldu?u halde son derece ahmak, mecnun denilecek kadar biri varmy?. Bu adamyn tek arzusu bir eyalet valisi olmak bu sayede çalym satmak oldu?undan bu konuda her çe?it çaly?mayy yapar, birilerini rahatsyz edermi?. Ancak servet ve zenginli?inin hat ve hesabynyn olmamasy, arzusunun yerine gelmesi için her türlü fedakarlyktan çekinmedi?inden bunu kyrmak kendisine “bu mümkün de?ildir,olmaz” cevabyny vermek dahi istenilmezmi?. Bunun zorlama ve ysraryna rica ve niyazyna dayanamayan o zamanyn veziriazamy bir gün buna demi? ki:
-Sizi bir eyalete memur etmek hususuna karar verdim. Ancak ?imdiye kadar bu gibi hizmetlerde bulunmamy? oldu?unuzdan bazy yanly? muamele yapmayla devleti zarar ettirmeniz ihtimaline binaen mahiyetinize kullarymyzdan Yncili Çavu?u verece?im. Onun tedbiri ve görü?ü ile hareket etmeyi, sözünden çykmamayy vaat eder misiniz?
Dünyada yegane emelinin bu sayede hasyl olaca?yny anlayan bu zat mufakat etmi?. Yncili Çavu?un vesayetini tamamy ile kabul ve taahhüt eylemi? oldu?undan sadrazamyn arzy ile adana vilayetine vali tayin ettirmi?. O syrada Yncili Çavu? padi?ahyn sarayyna girmemi? olup, veziriazamyn nedimiymi?. Pa?a ady geçeni ça?yrarak:
-Yncili, felany tanyrsyn ya.
-O kibirli budalayy my?
-Y?te onu Adana eyaletine tayin eyledik.
-Ama efendim bu nasyl vali olur?
-Rahat vermemesinden, ba? a?rytmasyndan usandym. Zaten maksadym onu vali tayin etmek de?il. Valilik edemeyece?ini kendisine anlatmak ve bu sevdadan vazgeçirmektir. Bunun için kendisi ile sözle?tim. Seni onun beraberine verece?im. Beraber Adana’ya gidecek, memleketin idaresine bir zarar gelmemesine bakmakla beraber kendisini bu sevdadan uzakla?tyracak ?ekilde hareket edersin, anladyn my?
Bunun üzerine veziriazam yeni valiyi ça?yrarak memuriyetinin tebli? etmi? ve Ynciliyi beraberinde vererek hemen yola çykmalaryny emreylemi?tir. Vali, sadrazama sözü gere?ince o günden itibaren her bir hususta Ynciliyle görü?meye ady geçen ne söylerse onu yapyyormu?. Vali Adana’ya yakyn bir yere gelince kendisini kar?ylamaya gelen beldenin ileri gelenleri ve itibarlylaryna Yncilinin tavsiyesi üzerine yalnyz bir selam vermeyle yetinip yola devam eylemi?. Yncili ise valinin iktidar ve meziyetlerini, ilim ve fazlyny uzun uzadyya övme ile kar?ylayycylary hayran byrakmy?. ?ehre ula?yp, hükümet dairesine inince Yncili pa?ayy odasyna ula?tyrarak:
-Biraz sonra beldenin ileri gelenleri ve itibarlylary usul oldu?u üzere huzurunuza kabul edece?iz. Böyle yerlerde daha ilk kar?ylamada halkyn gözlerini korkutmak, onlara hükümetin kudret ve büyüklü?ünden numuneler göstermek gerekir. E?er bugün sizden korkmazlar ve çekinmezlerse burada i?lerin idaresi kabil olmaz. ?imdi ben gidip onlary huzurunuza getirece?im, zaten yoldayken gereken makallary yaptym. Siz de bunlarla görü?tü?ünüz zaman ona göre hareket ediniz. Gözlerini korkutmayy unutmayynyz.
-Peki hala, gerekti?i gibi hareket ederim. Sen merak etme.
Yncili misafirlerinin yanyna giderek onlary alyp valinin huzuruna götürmü?. Hepsi odaya girmi?ler. Oda da kimseyi göremediklerinden hayretle etraflaryna bakmaktayken bir perdenin arkasyndan “böh böh” diye ba?yrarak tüylü bir ?eyin atlady?yny görünce hepsi hemen kapydan kaçmy?lar, tabii olarak büyük bir korku ve tela? gösterip gürültü meydana geldi?inden Yncili merakla odaya ko?mu?. Valinin odasynyn ortasynda kürkünü ters giymi? oldu?u halde ayakta durdu?unu katyla katyla gülmekte oldu?unu görmü?. Hayretle sormu?:
-Öyle ?ey mi olur?
-Sen korkut demedin mi?
Y? i?ten geçti. Kendinizin ne kadar budala oldu?unuzu bir kere gösterdiniz. Artyk burada kalmak ve icrayy hükümet etmek mümkün de?ildir. Birkaç gün sonra hazyrlyk görerek Ystanbul’a dönmeliyiz,
demi?. Gerçekten valinin hiç önemi kalmayyp halk arasynda deli vali denmeye ba?lanmy?, bir hafta sonra Ystanbul’a dönmü?lerdir. Vali, valilik arzusundan kesin olarak ayrylmy?, bu memuriyeti yapacak iktidary olmamasyny anlamy? ve bu sevdadan vazgeçmi? idi. (Ömer KAHRAMAN)

156- AYAKKABINI BEN ALDIM
Bir gün Yncili Çavu? bazy e?ya satyn almak üzere çar?yda dola?maktayken bir kö?ede tam bir sükunetle durmu?, rastlayacaklary beklemekte bulunan bir fakiri görür. Ady geçenin durumu kyyafetinden görünen fakir haliyle beraber a?yr ba?lyly?y ve sükuneti nazar-y dikkati çekti?inden yanyna sokularak selam verdikten sonra konu?maya ba?lar. Sordu?u sorulara aldy?y cevaplar fakirin rint me?rep ve gönül ehli oldu?unu gösterdi?inden ona bir iyilikte bulunmayy arzu eder. Zavallyyy yalyn ayak gördü?ünden ona bir kundura almayy uygun görerek der ki:
-Yahu erenler aya?ynyzyn uryan oldu?unu görüyorum . E?er tarafymdan ufak bir yardymy ho? görürseniz size ?uradan bir ayakkaby alyvereyim.
Fakir, Çavu?un bu teklifine tam bir memnuniyetle te?ekkür beyan eyledi?inden bir ayakkabycy dükkanyndan yeni bir ayakkaby alynyr. Ve zavallyya derhal giydirilir. Fakir Ynciliye te?ekkür ve dua ederek uzakla?maya ba?lar. O syrada Çavu?un yaradyly?ynda muziplik ve ?akacylyk hevesi uyanarak bu fakirle latifeye karar vererek arkasyndan yürür. Biraz sonra der ki:
-?i?t arkada?!
Fakir arkasyndan seslenenleri duyarak çavu?u görünce sorar:
-Aa, siz misiniz. Bir ?ey mi emrediyorsunuz?
-Rica ederim yürürken önünüze dikkatle bakynyz. Sivri ta?lar var. Ayakkabyyy yyrtarsynyz. Malum ya onu size ben aldym.
-Peki efendim.
Fakir yürümeye devam eder. Çavu? yine arkasyndan seslenerek:
-?i??t bana bak.
(geri dönüp)
-Ne emrediyorsunuz?
-Önüne dikkatli bak ayakkabyny kirletirsin. Malum ya onu sana ben aldym.
-Peki efendim dikkat ederim.
Diyerek yoluna devam eder. Bir dakika sonra Yncili seslenerek:
-?i??t bana bak.
(biraz öfkeli)
-Yine ne istiyorsunuz?
-O kadar hyzly yürüme ayakkaby eskir. Malum ya onu sana ben aldym.
Fakir hemen bir kenara çekilerek ayaklaryndan kunduralary çykaryp Ynciliye uzatyr ve der ki:
-Rica ederim, ?u ayakkabylarynyzy alynyz da i?inize gidiniz.
-Niçin iade ediyorsun?
-Ben her dakika ba?yma kalkylan ayakkabylary giymektense yalyn ayak yürümeyi tercih ederim.
Bunun üzerine Yncili kendisini zarif zat olarak telakki eyledi?inden bunu latife olmak üzere yapty?yny, kendisinin Yncili Çavu? oldu?unu söyler ve bunun için gücenmemesini söyler. Fakir de ayakkabylaryny giyerek oradan gider. (Ömer KAHRAMAN)

157- ONDAN AL ÖTEKYNE VER
Yncili Çavu? memleketten Ystanbul’a geldi?i syrada bir müddet bo?ta kalmy? ve getirdi?i birkaç kuru?u harcayyp zarurete dü?mü?tü. Son günlerde yanyna ancak iki akçelik bir tek sikke kalmy?ty. O günü bununla savmak mecburiyeti hasyl oldu?undan bir bakkala gidip bir akçelik peynir almy? iki akçelik sikkeyi vermi?, bakkal sikkeyi çekmecesine atarak di?er bir i?le me?gul olmaya ba?layynca Yncili sormu?:
-Üste bir akçeyi vermedin
-Ne demek? verdim ya.
-Vermedin, vermi? olsan ister miyim.
-Verdim, sen unutmu?sun.
-Dostum emin ol ki vermedin.
-Artyk çok oluyorsun verdim. Bu vesileyle peyniri bedava my almak istiyorsun.
Yncili bakkaldan parayy alamayaca?yny anladyktan sonra “lahavle” diyerek oradan kar?ydaki fyryna gidip:
-?uradan bir akçelik ekmek ver, demi?.
Ekme?i alynca yürümü?. Fyryncy parayy vermedi?ini görerek arkasyndan ba?yrmy?:
-Hey arkada?, haniya ekme?in parasy?
Yncili dönüp öfkeyle:
-Verdim ya kaç kere para verece?im.
-Canym vermedin.
-Sen unutmu?sun. Ekme?i istedi?im vakit parayy verdim.
Yncili yoluna devamla oradan savu?mu? epeyce uzakla?tyktan sonra demi?:
-Yarabbi sen bilirsin ki bakkal benden bir akçe fazla aldy. Ekmekçi de parasyny alamady. Artyk ahirette sen bakkaldan al ekmekçiye ver. Bende hakky kalmasyn. (Ömer KAHRAMAN)

158- ZAHMETSYZ MAA?
Bir gün padi?ah devlet sarayynyn penceresinden Sarayburnu
açyklarynda bir balykçyyy akyntyya kar?y pek çok zahmet çekmekte oldu?unu seyrederken Yncili odaya girmi?. Padi?ah onu pencerenin önüne ça?yrarak kayykçyyy gösterir:
-Zavally ne kadar zahmet çekiyor? Bu bir lokma ekmek için de?il mi?
-Efendimiz herkes geçinmek için zahmet çeker. Yalnyz dünyada bedava geçinen üç ki?i var. Padi?ah hayretle sorar:
- Onlar kimdir?
-Biri silahtar a?anyn imamy, di?eri kyzlar a?asynyn berberi, üçüncüsü kulunuz.
-Ne demek istiyorsun anlamadym.
-Efendimiz silahtar a?a namaz kylmaz, imama maa? verir. Kyzlar a?asynyn sakaly ve byyy?y olmady?y gibi ba?y da keldir. Berbere bo? yere maa? verir. Kulunuz da efendimizi güldürür ve hiddetinizi ortadan kaldyrarak kullarynyzdan maa? alyrym.
Yncilinin bu sözleri padi?ahy haylice güldürmü? ve öfkesini ortadan kaldyrmy?. Me?erse o gün padi?ah bir i? için fena halde öfkelenmi? bu kyzgynly?yn önünü almak için saray erkany Ynciliye bir çok ikram vaat etmi?ler. (Ömer KAHRAMAN)

159- SO?UK GYRMESYN
Adam sobayy kurar, yakar. Soba ba?lar tütmeye. Yçeride dumandan durulmaz. Adam ne yapsa çaresiz, sobayy dy?aryya çykaryr, boruyu evin içine verir. Alyr sandalyeyi oturur sobanyn ba?yna. Bu arada karde?i gelir, bakar duruma:
- Abi sen ne yapyyorsun?
Adam:
- Karde?im avlu kapysyny kapat so?uk girmesin. (Bahtiyar KOÇ)

160- SALATANIN SO?ANI
Turanly köyüne Ekinli köyünden Hamdi isminde bir hoca gelir. Hoca hep yüksekten atmaktadyr. Köylüler de hocaya kar?y bir densizlik olmasyn, saygyda kusur etmeyelim diye durumu makul kar?ylamaktadyrlar. Fakat durum öyle bir hal alyr ki, artyk hocaya biri haddini bildirmelidir. Bir gün cemaat sohbet halindeyken hoca ba?lar anlatmaya:
-Birinde Adana’ya gitmi?tik. Y?çiler merdivenle domates topluyordu.
Cemaatten Hasanyn Hacy denilen ki?i söze kary?yr:
-Bende bir zamanlar çaly?maya gitmi?tim. Tarlada birkaç ki?inin kössükle bir ?ey çykartmaya çaly?tyklaryny gördüm. Yanlaryna vardy?ymda baktym ki so?an söküyorlar, der.
-Bu kadar da olmaz ki, der Hamdi Hoca.
-Niye olmasyn, senin domatese ancak bu so?an salata olur.
(Bahtiyar KOÇ)

161- KAFADARLARIN YEME?Y
Turanly köyünden üç kafadar Kayseri’ye çaly?maya gider. Öyle vakti geldi?inde acykyrlar. Bir fyrynyn yanynda ne alyp yiyeceklerini tarty?maktadyr.:
-Üzüm alalym.
-Çöpü vardyr, olmaz.
-Karpuz alalym.
-Olmaz, çekirde?i, kabu?u vardyr.
-Et alalym, en iyisi et.
-Onun da kemi?i var ya.
-Artyk bir ?eye karar verelim de karnymyzy doyuralym.
-Ben buldum ci?er alalym.
-Tamam.
Ci?ere karar kylan kafadarlar ci?eri alyp fyryna verirler. Konu?malara önceden kulak misafiri olan fyryncy ça?yryr:
Turanlynyn ayanlary
Kemiksiz et yiyenleri
Ko?un gelin
Ci?er tavadan ta?yyor, der. (Bahtiyar KOÇ)

162- UZUN KUYRUK
Turanly köyünde avcylar Duran Ali Koç isimli ?ahsy ba?kan
seçerler. Aslynda Duran Ali Koç’un avcylykla hiç mi hiç alakasy yoktur. Yalnyz av sonunda davet i?ini organize edecektir. Avcylar giderler, gelirler. Koç:
-Hani arkada?lar böyle avcylyk my olur?
Avcylar yine giderler, gelirler. Sadece bir tilki:
-Hani arkada?lar bula bula bunu mu buldunuz!
Avcylar bir türlü bir tav?an vurup gelemezler. Ba?kanyn her kar?ylamasynda ümitleri bo?a çykmaktadyr. Avcylar yine bir gün avladyklary bir tilkiyle dönmektedirler. Ba?kan:
-Galiba bugün tav?an yiyece?iz! Getirdiniz de?il mi?
-Yok ba?kanym yok.
-Yine uzun kuyruk ha! Ben bu ba?kanly?y byrakyyorum. (Bahtiyar KOÇ)

163- ATTAN YNYNCE BO? OL
Kapalyçar?y’da haly satycyly?y yapan Mehmet Usta, dükkany kapatyp atyyla ba?daki evine do?ru yola çykar. Yolda ya?mura yakalanyr, eve geldi?inde atyn yularyny tutmasy ve heybeyi indirmesi için hanymyny ça?yryr. Ocaktaki ya? odunlary üfleyerek yakmaya çaly?an genç kadyn, kocasynyn eve geldi?ini duymaz. At üzerinde iyice yslanan Mehmet usta sinirlenir ve hanymyna:
-Attan a?a?y inince bo? ol,
diyerek ba?yryr. Attan inince hanymyny bo?ayaca?yny ve yeniden evlenmesi için hülle evlili?i yapylmasy gerekti?ini bilen Mehmet Usta sabaha kadar atyndan a?a?yya inemez ve geceyi at üzerinde geçirir. Sabah erken saatlerde ?ehre gelen Mehmet Usta cami önlerine giderek hocalardan derdine çare bulunmasyny ister ama bir sonuç alamaz. At üzerinde dola?yrken, tanydy?y biri Ulu cami önündeki güney müftülerine dany?masyny söyler. Cami avlusunun güney bölümünde güne?lenerek dini konularda ahkam kesen bir ya?ly, derdini dinledi?i Mehmet Ustaya:
-Buradaki arkada?lara ö?le yeme?inde fyryn a?zy yedirirsen seni bu dertten kurtaryrym, der.
Teklifi kabul eden Mehmet Ustanyn atyny bir sö?üt a?acyn ba?layarak bir dala tutunmasyny söyler. Sö?üt a?acyndaki bir dala tutunan Mehmet usta bindi?i atyn yularyndan çekilerek yürütülmesinden sonra tyrmandy?y a?açtan a?a?yya dü?er ve attan a?a?yya inmedi?i için de hanymyny bo?ama zorunlulu?undan kurtulur. Dini pratik çözümler üreten güney müftüleri ise bedavaya getirdikleri fyryn a?zyny afiyetle yerler. (Vedat DO?AN)



164- PASTIRMA SUCUK FABRYKASI
Kayserili bir tüccar, mal almak için Ystanbul’a gider. Aly?veri? yapty?y bir Yahudi tüccar, övünmek için bir fabrikayy gösterir ve:
-Bu fabrikanyn bir ucuna demir sac koyuyorlar, öbür ucundan otomobil, kamyon çykyyor, der.
Altta kalmak istemeyen Kayserili ise ?u cevaby verir:
-Kayseri’de de büyük bir sucuk pastyrma fabrikasy var. Bir ucuna koyun ve inek koyuyorlar, öbür ucundan pastyrma ve sucuk çykyyor. Bir gün deneme yapmak için fabrikayy ters çaly?tyryp, bir ucuna pastyrma sucuk koymu?lar, fabrikanyn öbür ucundan koyun ve inek çykmy?.
(Vedat DO?AN)

165- DELYKLY KABAK
Kayseri’nin Tavlusun köyüne Talas ilçesinden kabak getiren Ahmet Emmi, bozuk paralary delerek oydu?u bir kaba?yn içine atar. Kabaklary bitiren Ahmet Emmi, içerisinde paralary saklady?y kaba?y da yanly?lykla terazide tartyp satty?yny anlayynca köyün tellalyny yardyma ça?yryr. Köy tellaly, Tomsu ady verilen köy meydanynda ve sokak aralarynda ba?lar ba?yrmaya:
Tomsuya kabak gelmesin mi?
A?alar, beyler kabak yemesin mi?
Delikli kaba?y bulan getirsin
Delikli kaba?y bulan getirsin
Köy tellalynyn ça?rysyndan bir sonuç çykmaz ve Talasly Ahmet Emmi, satty?y kabaklaryn parasyny saklady?y delikli kaba?y bulamaz. (Vedat DO?AN)

166- DI?ARIDA ORTA?IM VAR
Yncili Çavu?un padi?ahyn sarayynda çaly?an ve padi?ahy e?lendiren,
güldüren komik bir insan oldu?u herkesçe bilinmektedir. Bir gün padi?ah Yncili Çavu?u yanyna ça?yryr ve der ki:
-Yncili Çavu? sen artyk ya?landyn, senin yerini dolduracak birisini bul.
Bu emir üzerine Yncili Çavu? çykar yola. Ylk önce kendi memleketi olan Kayseri’ye gelir. Köy köy kasaba kasaba gezer. Bir gün bir köy çe?mesinde su içerken bir adamla tany?yr. Biraz sohbet eder ve arady?y adamy buldu?una inanyr. Ba?lar adamy ikna etmeye:
-Seni padi?ah istiyor, der.
Uzun bir u?ra? sonucu adamy ikna eder. Adam “peki” der ve e?eklerine biner yola çykarlar. Yolda giderlerken Yncili Çavu? adama der ki:
Seninle biz artyk ortak olduk, seni bu makama ben getirdim. Padi?ah sana ne kadar altyn verirse benimle payla?acaksyn, der.
Gece-gündüz demeden yol alyrlar, Ystanbul’a gelirler. Sarayyn yolunda ilerlerken Yncili Çavu? kendi kendine konu?maya ba?lar:
Ben bu adamy buraya getirdim ama padi?ah benim yerime bu adamy alyrsa ben ne olaca?ym, der. Bu adamdan kurtulmaly ama nasyl olacak bu i?, der.
Adama dönerek:
-Arkada? sen burada bekle, benim ?urada birini görmem gerekir, i?im bitince gelirim, der.
Yncili Çavu? oradan uzakla?yr. Adam bekler, aradan bir gece bir gündüz geçer. Yncili Çavu? gelmez. Adam aç susuz peri?an olur. Elini cebine sokar bakar ki yedi buçuk kuru? parasy var. Yki buçuk kuru?una yiyecek alyr, geri kalan be? kuru?u sermaye yapayym der. Adam dü?ünür, ne alayym ne satayym? Aklyna tuz satmak gelir. Biraz kar edersem yol param çykar ve memleketime giderim deyip bir tuz satycysyna gider. Biraz tuz alyr, e?e?ine yükler ba?lat “tuzcu geldi” diye ba?yrmaya. Fakat adam tuzcu demeye ba?lamadan e?ek zyrlar. Adam tu... demeden e?ek zyrlar. Adam e?e?e kyzar ve sopayla vurmaya ba?lar: “Bu tuzu sen mi satacaksyn, ben mi” diye söylenmeye ba?lar. Bu durumu padi?ah görür, hemen emir verir. Askerler adamy alyp getirirler. Tam kapyda Yncili Çavu? ile kar?yla?yr. Yncili Çavu? adamy görünce,
-Aman benim orta?ym seni kayyp ettim, kusura bakma, diye yalan söyler.
Adamyn arkasyndan ko?ar ve kula?yna e?ilir:
-Bak arkada?, biz seninle orta?yz unutma. Padi?ah ne verirse yarysy benim, der.
Adam padi?ahyn huzuruna çykar. Padi?ah kyzar:
-Neden hayvany dövüyorsun, der.
Adam ba?yndan geçenleri bir bir anlatyr. “Bu tuzu ben mi sataca?ym, yoksa e?e?im mi” der. Padi?ahyn ho?una gider:
-Dile benden ne dilersen, der.
-Sa?ly?yny, der adam.
Birkaç kez padi?ah tekrarlar, yine:
-Sa?ly?yny.
Son kez soruyorum. Adam:
-Bir ?ey isteyece?im. Yerine getirece?inize söz verin padi?ahym, der.
-Peki.
-Benim aya?ymym altyna yüz adet sopa vurulsun.
Padi?ah emir verir:
-Yüz adet sopa vurun bu asi adama, der.
Ba?larlar vurmaya .... 30-40-45..48-49-50 deyince hemen “durun” diye ba?yryr. Padi?ah “ne oldu” diye adama sorar. Adam:
-Dy?aryda orta?ym var, der.
Alyrlar Yncili Çavu?u geri kalan 50 adet sopayy vurular ayaklarynyn altyna. (Atilla TEMUÇYN)

167- E?E?YNY ARAYAN ADAM
Bir gün adamyn biri e?e?ine biner ve Ystanbul’a gelir. Adam e?e?ini çok sever, hiç yanyndan ayyrmaz. Nereye gitse onu da götürür. Haydarpa?a istasyonuna gelir, ?ehrin caddeleri çok kalabalyk oldu?u için e?ekle gitmesi zor olaca?yndan dolayy e?e?i kime emanet edeyim nereye ba?layayym diye dü?ünüp karar verir. En sa?lam ?u duran vagonun demirleri diyerek ve e?e?i yularyndan sykyca vagonun demirine ba?lar. Y?erini takip etmek üzere yola koyulur. Y?lerini bitirince istasyona gelir. Birde ne görsün ne e?ek var ne de vagon. Ba?lar herkese sormaya:
-Aman benim e?e?i gördünüz mü”.
Kimi güler, kimi üzülür. Bu sokak ?u cadde derken ak?am olur. Çok yorulur. Bir sokakta yürürken bakar ki bir evin kapysy yary açyk duruyor. Hemen içeri girer b kimseler yok. Odanyn birinde bir karyola, üzerinde yatak hemen yatyp uyuyayym diye dü?ünür. “Üzerine yatarsam beni görürler, en iyisi ben karyolanyn altyna yatayym” diyerek hemen yatar. Aradan epey zaman sonra evin sahibi bir kyz ve erkek gelir. Karyolanyn üzerine otururlar. Yki genç sevgili ba?lar güzel sözler söylemeye. Kyz:
-Canymsyn.
Genç ba?lamy? kyzyn güzelli?inden bahsetmeye:
-Canym benim, öyle güzel gözlerin var ki, inan gözlerinde Ystanbul’u seyrediyorum.
Adam karyolanyn altyndan fyrlar:
-Aman o?lum iyi bak bakalym benim e?e?i de görebiliyor musun?
(Atilla TEMUÇYN)

168- SYZYN ORALARININ KY...
Karadenizlinin biri Kayseri’den bir otobüs almy?. ?ehir çyky?yna kadar otobüsü Kayserilinin kullanmasyny rica etmi?. Kayserili direksiyona geçmi?. ?ehir dy?yna do?ru gidiyorlarmy?. Fakat otobüs o kadar yava? gidiyormu? ki e?ekler bile otobüsü geçiyormu?. Karadenizli dayanamamy? sormu?:
-Ya hem?ehrim bu otobüs daha hyzly gitmez mi? Baksana e?ekler bile bizi geçiyorlar, deyince bizim Kayserili:
-Bunlar Kayseri e?e?i sen merak etme, sizin oralaryn e?e?i geçemez, demi?. (Mustafa BAYRAM)

169- REST
Avukat Rahmi Bey iyi bir poker oyuncusuydu. Poker oynamayy da
pek severdi. Bir gün ak?amdan sabaha kadar oyun partisinde kaldyktan sonra önceden hazyrlady?y ve çantasynda unuttu?u bir mektubu postaya vermek üzere oyun mahallinden yazyhanesine giderken postaneye u?rady. O yyllar mektuplary 6 kuru?a gönderildi?i yyllar. Gi?eye yana?an Rahmi Bey zarfyn üzerin 5 kuru? koyarak memura uzatty. PTT memuru Mustafa Gany?yh:
-Bir kuru? daha.
Rahmi bey ak?amdan kalma aly?kanlykla cevaby yapy?tyrdy:
- Rest. (Asym YAHYABEYO?LU)

170- YARISINI SEN YARISINI BEN
Beyaz e?ya ticareti ile u?ra?an S.P. nin buzdolaby satty?y bir mü?terisi önceden borçlandy?y halde borcu ödemek istememi? ve hatta imzasyny inkar etmi?. Olaydan çylgyna dönen S.P. bir öfkeyle dükkanyndan fyrlayyp solu?u yakyn dostu O.A. nyn yazyhanesinde almy?.
- Garda?ym O.A., ?u senette imzasy olan pezevenk hem borcunu vermiyor, hem de imzasyny inkar ediyor. Vallahi de billahi de imza o dürzünün. Ama benim de?il diyor. Al ?u senedi bu ahlaksyzy syçyrt, yarysyny sen ye yarysyny ben. (Asym YAHYABEYO?LU)

171- ONLARDA SENYN
Geyik Ali A?a koyu bir CHP muhalifi, karysy da koyu bir CHP’li. 27 Mayys ihtilalinin CHP’lilerin ky?kyrtmalary sonucu meydana geldi?ine inandy?yndan olacak 27 Mayys sabahy elinde tespih evin içinde bir ileri bir geri öfkeli öfkeli yürüyor. Bir yandan da ihtilali yapanlara, CHP’lilere ana avrat küfrediyormu?. Kocasynyn küfürlerine dayanamayan e?i ayny öfkeyle Ali A?aya diklenmi?:
-Onlarda senin evradyny.... (Asym YAHYABEYO?LU)

172- AHYRETTE GÖRENLER
Adamyn ödünç ve borç aldy?y ?eyleri geri vermemek gibi bir huyu
varmy?. Borç takty?y bir dükkan kom?usu alaca?yny istemi? tahsil edemeyince:
-Ayyp ayyp boyundan posundan utan. Ahirette alacaklary pe?ine dü?se, görenler bu hangi peygamber diye ?a?yryr kalyrlar, demi?.
(Asym YAHYABEYO?LU)

173- GÜL ÇAVU? MEHMET A?A
Köyünden kalkyp aly?veri? için ?ehre gelmi?ti. Hacy efendi
çar?ysynda bir manifaturacynyn önüne heybesini byrakyp selam verdi.
Dükkancy:
-Ho? geldin a?a. Adyn ne senin bakalym?
-Gül Çavu? Mehmet A?a...
-Bak arkada?, gül mevsimi geçti. Çavu?luk askerde kaldy. A?a ananyn uydurmasy. Sen ?una do?ruca Mehmet de...
(Asym YAHYABEYO?LU)

174- O?LAN DO?URACAK KIZI
Nev?ehirli Mal Müdürü Süleyman bey Kayseri’den evlenmi?. Pe?
pe?e be? kyzy olmu?. Bir gün sohbet esnasynda yakyn dostu Cyngyllyo?lu Salih Efendiye bu durumdan ?ikayetçi olunca, Salih Efendi:
-Kayserili o?lan do?uracak kyzy sana hiç verir mi? Demi?.
(Asym YAHYABEYO?LU)

175- BE? HASTA VAR
Semih Lütfü Kitapevi Ethem Yzzet Benice’nin “Üç Hasta Var” adly
Eserini yayynlamy?. Hem?ehrimiz Behçet Kemal Ça?lar kitaby hicvetmek amacyyla ?öyle yazmy?: “Be? hasta var, üçü kitapta, biri yazary, biri na?iri”.
(Asym YAHYABEYO?LU)



176- PYDENY YERYM PYDENY
Zeki Yahyabeyo?lu Ystasyon lokalinden çykarak bir taksiye biner.
Aylardan Ramazan vakit iftara yakyn. Taksi biraz hyzlyca gitmekte iken Arif Molu’nun apartmanynyn önünden bir genç kyz ellerinin üzerinde iki pideyle kar?yya geçmek üzere yola atlar. Otomobil büyük bir cayyrty ile durduysa da kyzca?yz hiç istifini bozmadan yolu geçiyor. ?oför çylgyna döner ama küfredemez. Hem ramazan hem iftar vakti. Ön kapyyy açarak bir aya?yny yere basyp öfkeyle kyzyn arkasyndan seslenir:
-Pideni yerim pideni. (Asym YAHYABEYO?LU)

177- SOFA DAMINDAN UÇ
Ali A?anyn karysy tarikata girmi?. Gözü ne ev ne kova ne evlat
görmüyormu?. Gece gündüz vaktini hu çekerek geçiriyormu?. Adamyn canyna tak deyince bir gece sabaha kar?y usulca zerzeniye inerek oradan:
-Ya Ay?e sen eri?tin, uç uç, diye seslenmi?.
Ay?e hanym büyük bir heyecanla gaipten gelen sese sormu?:
-Nereden uçayym ya Resul Allah?
-Sofa damyndan uç, sofa damyndan uç
Ay?e hanym pür heyecan sofa damyna çykmy?. Sonuç malum...
(Asym YAHYABEYO?LU)

178- HAYRET EMMYNYNKYNDE DE BÜYÜ?Ü VARMI?
Bünyanly Hasan Hüseyin Emmi “Kayseri’yi bir göreyim” demi?, e?e?ine binmi? Kayseri’ye gelmi?. Kayseri’ye varynca bir a?anyn kona?ynda, konuk olaca?ynyn hayalini kuruyormu?. ?ehre girince bir a?a kona?y sormu?. Kendisine civardaki hany göstermi?ler. Hana girip, e?e?ini ba?lamy?. “Hayret, Hasan Hüseyin a?anynkinden de büyü?ü varmy?”, diye aklyndan geçirerek ahyrdan çykarken hancy arkasyndan yeti?mi?. A?anyn omzuna dokunmu?:
-A?a para vermeyecen mi?
-Ne parasy?
-Han parasy
-Ne kadar?
-60 para.
Hasan Hüseyin A?a 60 parayy vermi? ve arkasyndan seslenmi?:
-Ymanymyn uyanyk Kayserilisi. Ben de seni bir a?a sanmy?tym.
(Asym YAHYABEYO?LU)

179- DEFTERDE YER OLURSA
Yakyn bir arkada?y rahmetli Taki Cebeci’ye sorar:
-?u ?u haltlary, ?u ?u kusurlary i?ledim. Acep Allah günah yazar my?
Arkada?yny iyi tanyyan Taki bey cevap verir:
-Yazmasyna yazar da defterinde yer bulursa...
(Asym YAHYABEYO?LU)


180- BYR GECE ONDASIN BYR GECE BENDE
Yki katly bir evde mutlu bir ya?antylary varmy?. Hatice Hanym büyük bir ?anssyzlyk eseri felç olmu?. Yatalak hale gelmi?. Evine, e?ine, i?ine bakamady?y gibi kendisi bakyma muhtaç bir duruma dü?mü?. E?i Mustafa A?anyn çok zorda kaldy?yny gözleyen yakynlary onu evermeye karar vermi?ler. Amaçlary eve, a?a, bu arada yatalak hastaya bakacak biri olsun. Münasip bir aday bulmu?lar. Ba? göz etmeyi ba?army?lar. Evin üst katy eski hanymy alt katy yeni hanyma tahsis edilmi?. Gerekli düzenlemeler yapylmy?. Mustafa A?a gerde?e girecek arkada?lary kapydan içeri itmi?ler. Karanlykta aya?yna bir ?ey dola?my?. Felçli karysy sürünerek a?a?y kadar inmi? kocasyny bekliyormu?. Yalvaran bir sesle kocasyna:
- Bak sonra hakkymy helal etmem. Yki elim yakanda, bir gece ondasyn bir gece bende.... (Asym YAHYABEYO?LU)

181- ANNEN NE DEDY KIZIM
Ö?retmen Muzaffer Hekimgil ilkokul birinci synyfa ba?layan ö?rencilerin ilk dersinde kalem, defter, silgi gibi malzemelerini denetler.
Bir kysym ö?rencilerin kur?un kalem yerine kopya kalem getirdi?ini görünce ö?rencilere tembih eder:
-Kopya kalem kullanmayacaksynyz. Getirenler yaryn onu kur?un kalem ile de?i?sin.
Ertesi gün yapty?y kontrolde sadece bir kyz ö?rencinin kopya kalem getirdi?ini görür ve:
-Kyzym hani kur?un kalem getirecektin. Söylediklerimi annene söylemedin mi?
Çocuk safiyane cevap verir:
- Söyledim.
-Peki ne dedi?
-Ö?retmeniyin lafyna oss.......yym dedi ö?retmenim.
(Asym YAHYABEYO?LU)

182- BYR NAMIK KEMAL’YN BABASI OLABYLYRYM
Kayseri Halkevinde vatan ?airi Namyk Kemal’i anma toplantysy yapylyyordu. Bilindi?i gibi Namyk Kemal’in babasynyn ady Asym’dyr. Ön syralarda oturan halkevi ba?kany Kazym Yedekçio?lu bloknotundan kopardy?y ka?yda bir ?eyler yazarak arka syrada oturan Asym Yahyabeyo?lu’na uzatty. Ka?ytta “Bak Asymcy?ym bir Namyk Kemal olamadyn” yazyly idi. Yahyabeyo?lu oracykta ayny ka?ydyn arka yüzüne yazdy?y notu Kazym beye uzatty: “Namyk Kemal olamadym ama belli olmaz. Bir Namyk Kemal’in babasy olabilirim.”
(Asym YAHYABEYO?LU)

183- B.K.DE?YRYN GELYN
Ahmet ve Mehmet 8-10 ya?yndalar ba?da göçülüler. Ba?larda çocuklar sy?yrlaryny kurumu? dy?kylaryny (tezek) toplayyp eve getirirler. Anneleri onu yakacak olarak kullanyr. Kyr oca?ynda yakyp üzerinde yemek yapar, ekmek (bazlama) pi?irir.
Yine böyle bir ak?amüzeri tezek stokunun tükendi?ini gören Adviye Hala ba?da oynamakta olan çocuklaryna seslenir.
-Ulan Ahmet, ulan Mehmet... B.k. de?irin (toplayyn) gelin, ?imdi babanyz gelecek ne yiyecek? (Asym YAHYABEYO?LU)

184-YÇYNDEN DEVE ÇIKACAK DE?YLDY YA!
Valilerimizden rahmetli Nazmi TOKER denetim ve gezi amacyyla Erkilet buca?yna gitmi?.Bucak halky vali beyi kar?ylayyp gereken hürmeti göstermi?ler. Mevsim yaz köy kahvehanesinin önünde sohbet ba?lamy?. Vali beye Türk kahvesi ikram edilmi?. Aksilik buya kahveden bir sinek çykmasyn my? Vali bey öfkelenmi? ve ba?lamy? söylenmeye ileri gelen ya?lylardan:
- Biri ne kyzyyon Vali Bey 100 paralyk kahveden deve çykacak de?il ya.
(Asym YAHYABEYO?LU)

185- YRTYFA KAÇ?
Kayseri Hava Ykmal Merkezinin Havagücü Spor Kulübü vardy. Mahalli ligde birinci olunca maç yapmak üzere Adana’ya gitmesi gündeme gelmi?. Hava Ykmal Merkezi Genel Müdürü ve Komutany Pilot Tu?general Mehmet Ali PEKMAN, Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Ybrahim BAMYACIO?LU ve Beden Terbiyesi Bölge Saymany Zeki YAHYABEYO?LU birlikte takymla Adana’ya gitmi?ler. Maçy Havagücü kazanmy?. Keyifli bir ?ekilde Kayseri’ye dönmekte iken Yncesuyu geçtikten sonra Pa?a’nyn otomobili yeni sürülmü? herk bir tarlaya uçmu?. Bereket 4 tekerli?inin üstüne dü?mü?. Bu nedenle de topra?a gömülmü? kapylary açylmaz olmu?. Mehmet Ali Pa?a ön koltukta uyuyormu?. Ybrahim ve Zeki beyler tela?la Pa?a’ya:
-Pa?am uçtuk uçtuk uyanyn, diye seslenmi?ler.
Pa?a kayytsyz bir ?ekilde sormu?.
-Yrtifa kaç? (Asym YAHYABEYO?LU)

186- KIBLE NE TARAF
Rahmetli Mehmet Turnacyo?lu uçakla Ankara’ya gidiyormu?. Uçak
havalandyktan biraz sonra Turnacyo?lu zile basyp hostesi ça?yrmy?:
-Namaz vakti geldi kyzym kyble ne taraf?
Hostes hanym meslek ya?amynda hiç kar?yla?mady?y bir soruya muhatap olmu?. Bir an duralamy?, sonra:
-Bir dakika müsaade edin kaptana sorayym, demi?.
Kokpite kadar gidip döndükten sonra:
-Kaptanyn selamy var, Ankara’ya kadar sabretsinler. Orada kaza ederler diyor, demi?. (Asym YAHYABEYO?LU)



187- ALDI?INI GETYRSEYDYN
Hacy Seyit Mehmet A?a yardymsever, kimseyi incitmeyen, insanlara iyilik ve yardym edinmeyi ?iar edinmi? ki?ili?i ile ün edinmi? bir insanmy?. Bir gün bir tanydy?y hocadan be? lira ödünç istemi?. Hoca efendi dükkanyn ön kysmynda üzerinde oturdu?u minderin ucunu kaldyryp oradan aldy?y be? lirayy adama uzatmy?. Aradan zaman geçmi?, ayny ki?i yine gelmi?. Hocadan bir be? lira daha ödünç istemi?. Hoca minderin ucunu kaldyryp bakmy? ve:
-A evladym, burada para yok. Geçenlerde aldy?yn parayy getirseydin yine buradan alyp götürürdün, demi?. (Asym YAHYABEYO?LU)

188- ARMENEK
Mehterin Yunus A?anyn Armenek adynda gayrimüslim bir katibi
vardy. Bir gün Armenek’in karysy hastalandy. Armenek a?anyn huzuruna çykyp ilaç almak için para ihtiyacyny söyleyince a?a büyük bir iyi niyetle :
-O?lum Armenek, ?imdi ilaca niye para vereceksin. Geçenlerde kadynym hastalanmy?ty. Doktor bir sürü ilaç verdi. Ama hiç birini içmedi. Eve git o ilaçlary al hastana içir. (Asym YAHYABEYO?LU)

189- KAFI GAYIN OKUYANLARDANIK
Yüzba?y birli?ine yeni gelen erleri tanymak istiyormu?. Sabah
içtimasynda erleri dizmi? ve:
- Sivaslylar bir adym öne çyksynlar.
Birkaç Sivasly çykty.
- Nev?ehirliler bir adym öne çyksyn. çyktylar.
- Kayserililer bir adym öne çyksynlar.
Birkaç er öne çykmy?lar. Tam bu esnada arkadan bir el kalkmy?.
-Yüzba?ym ?u yany ba?ynda duran arkada? Kayserili de?il.
Yüzba?y i?aret edilen çocu?u yanyna ça?yrdy.
-Sen nerelisin?
-Gonyalyyym.
-Niçin Kayserililer ile çykyyorsun?
Er muzip bir ?ekilde cevap verdi:
- Ne fark eder yüzba?ym. Ha Gayseri ha Gonya ... Kaf’y Gayyn okuyanlardanyk. (Asym YAHYABEYO?LU)

190- NE ÇABUK UNUTTUN
Ku?o?lu Bekir Efendi ö?retmen okulunu bitirip geldikten sonra
Billur Ba?larynda otururken kar?y tepeleri i?aret ederek:
-?u ta?lar, ne ta?lary, diye güya dil kyrmy?.
Yakyn arkada?y pastyrmacy Faik Saryyazgan:
-Ne çabuk unuttun Bekir, b.k de?irdi?imiz (tezek) da?lary.
(Asym YAHYABEYO?LU)



191- KAPIYA BASTIRILACAK ALET DE?YL
Rahmetli Ahmet Hilmi Güçlü Düvenönün’de Asym YAHYABEYO?LU’na rastlamy?. Yahyabeyo?lu hocanyn elini öpüp hatyryny sormu?. Hoca:
-Kulak asma iyi de?ilim.
Yahyabeyo?lu:
-Hayrola hocam, diye sormu?.
Hoca:
-Doktorlar damar sertli?i diyorlar. Ya?lylyktan ileri gelirmi?. Yhtiyarlyk kapyya bastyrylacak bir alet de?il. Niye dersen? Ynsan ihtiyarlayynca yumu?ak durmasy gereken yerleri sertle?iyor. Sert durmasy gereken yerleri yumu?uyor.
(Asym YAHYABEYO?LU)

192- EKMEK MY KETE MY YERSYNYZ?
Hacy Seyit Mehmet A?a Hisarcyktaki ba?yny belletmek için amele götürmü?. Bir süre çaly?an i?çiler:
-A?a karnymyz acykty. Bize biraz yemek ekmek getirsen, demi?ler.
Hacy:
-?imdi ekmek mi yersiniz yoksa biraz bekler kete mi yersiniz, diye sormu?.
Ameleler:
-Çoktandyr kete yemedik, biraz daha sabredelim kete yiyelim, demi?ler.
Bir vakit sonra hacy efendi sofrayy kurmu? ekmekleri getirmi?. Kete bekleyenler umduklaryny bulamamanyn dü? kyrykly?y ile:
-Hacy efendi hani bize kete yedirecektin ne oldu?, diye sorunca hacy efendi cevaby kondurmu?.
-O?lum insan acykynca ekmek kete olur, der. (Asym YAHYABEYO?LU)

193- ESKY ZAMANLARIN HATIRASINA BYR DAYAK
Uzunyayla’da etnik kabileleri bir arada tutan kültürler mozai?idir. Pynarba?y’nyn Yukary Boran köyü daha önce Çerkezlerin ço?unlukta oldu?u bir köydür. Ali Çavu? kabilesi de bu köye göçmü?. Köyde büyük zorluklarla kar?yla?my?. Her gün kavga nizah... Yyllar bu ?ekilde akyp gitmi?. Artyk Ali Çavu? ve akranlary ya?lanmy?lar. Köyde kavga etti?i kom?ulary, arkada?lary birer iki?er bu dünyadan göçüp gitmi?ler.
Harman zamany bakmy? ki Ali Çavu?, kendini yyllar önce döven bir kom?usu geliyor. Çocuklaryny, kabilesindeki gençleri toplamy?.
-Bakyn, ?u gelen adam zamanynda bana çok kötülük etti. Bizim harmanyn yanyndan geçerken, harmanymyzy niye çi?niyorsun diye bir bahane atyn ortaya, dövün adamy. Ben size höt hüt der, biraz kyzarym, demi?.
Adam, harmanyn yanyndan geçerken gençler:
-Ulan harmanymyzy niye çi?nedin, diyerek yabalarla dirgenlerle adama vurmaya ba?lamy?lar. Ali Çavu? saklandy?y yerden çykarak:
-Ulan namussuzlar, babanyz dedeniz ya?yndaki adamy dövmeye utanmyyor musunuz, diye ba?yryp ça?yrmaya ba?lamy?.
Yerde yatan adam eliyle a?zynyn kenaryny silerken:
-Vallaha Ali Çavu? büyük adam diyordum da kimse inanmyyordu, demi?.
(Ziya ?ahin)

194- BASTONA DAYANA DAYANA
Kayseri e?rafyndan Cyngyllyo?lu’nun Nuh Naci A?a, ba?yna bir Kybrys e?e?i ile gider gelirmi?. Bir aya?y aksayan ve baston kullanan Esat A?a ise katyrla. Bir gün Nuh A?anyn e?e?i aksamaya ba?lamy?. Esat A?a yolda yeti?ti?i Nuh A?aya saygyda kusur göstermek istemedi?i için geçmezmi?. Yanynda durur ama takylmadan da edemezmi?:
-Nuh A?a e?e?in yi?it derdin. Sürsene niye a?yrdan alyyorsun?
Nuh A?a dostuna cevabyny yapy?tyrmy?:
-Esat A?a bizim e?ek a?a adamdyr. Bastonla yürümek istiyor bugün. Y?in acele ise sen sür git. (Nevzat TÜRKTEN)

195-ASKER ARKADA?LAR
Kayserili Mehmet A?a, Çanakkale’ye askerlik görevine gider. Orada
Trabzonlu Cengiz ile ayny bölükte görev alyr ve onunla tany?yp candan arkada? olurlar. 36 ay askerlik süresince birbirlerine kenetlenir kan karde?i olmaya karar verirler. Derken askerlik bitiminde Mehmet A?a Kayseri’ye, Cengiz A?ada Trabzon’a döner. Aradan 25 yyl geçer. Birbirleri ile sadece mektupla ileti?im kurarlar. Cengiz A?a bir gün yol güzergahy Adana’ya giderken Kayseri’de iner ve askerlik arkada?yny ziyaret için evine gider. Ho?-be?ten sonra hal-hatyr sorulur. Cengiz A?a üç tane çocu?u oldu?unu bunlaryn ziraat ile u?ra?ty?yny söyler. Kayserili Mehmet A?a ise dört tane o?lu oldu?unu bunlary iki tanesinin akylly iki tanesinin de akylsyz oldu?unu söyler.
-O nasyl oluyor diye Cengiz A?a sorar.
Mehmet A?a akylly olan bir tanesi kundura dükkany açty?yny di?erinin ise giyecek üzerine dükkany oldu?unu , di?er ikisinin ise birinin ö?retmen di?erinin ise memur oldu?unu söyler. Cengiz A?a kyzar:
- Ulan sen nasyl konu?uyorsun okuyan my okumayan my akylly?. Ben bu i? anlayamadym der. Mehmet A?a ticaretle u?ra?anlar has Kayserili okuyanlar ise Trabzonludur, der. (Dursun KIZILI?IK)

196- OSMANLI KADINI
Anadolu’da Osmanly diye tabir edilen kadynlarymyzdan biri ilçemize
ba?ly Gani?eyh köyünde aile içerisindeki otoriteyi eline almy?. Bu anamyz sadece otoriteyi de?il parayy da eline almy?. Bir gün beyine 10 lira para vererek Akky?la’ya gidip bozdurmasyny tembih etmi?. O da Akky?la’ya gelerek parayy bozmasy için bakkala uzatmy?. 10 lirayy alan bakkaldaki ki?i 7,5 lira vererek amcayy göndermi?. Amca köye gitti?inde parayy karysyna vermi?. Karysy parayy sayyp 2,5 liranyn eksik oldu?unu görmü? ve paranyn 2,5 lirasyny ne yapty?yny sormu?. Ana Osmanly da baba Osmanly de?il mi! O da hemen cevaby vermi?:
-Hey avradyny ... kyzy elin adamy parayy bedavaya my bozacak.
(Turan AK?YT)

197- ÇANA?IN MARYFETY
Ticarette ün yapmy? Kayserili i? adamlarymyzyn yurt içinde oldu?u
gibi dünyada da ünü duyulur. Bunu duyan Ysrailli bir esnaf :
-Bu nasyl olur, dünyada ticarette bizim üzerimize insan yoktur.
Bunun için Kayseri’ye gelir. Tam çar?y ortasynda yürürken eski bir bakkalyn önünde bir kedi bir çanaktan karnyny doyuruyor. Ysrailli bir çana?a bakar, bir de kediye. Çanak çok pahaly antika bir tas. Hemen, Kayseriliyi bir kandyrayym diye dü?ünür:
- Efendim ?u kediyi bana satar mysyn?
- Satarym.
Ysrailli kediyi alyr. Fakat gözü çanaktadyr. Biraz gezer dola?yr:
-Efendim bu kedi bu çanaktan yemeye aly?kyn. Ne olur ?u çana?y da verin, der.
Kayserili:
-Efendi ben o çana?yn yüzü suyu hürmetinde günde 20 tane kedi satarym, der. (Ahmet KILIÇLI)

199- TANRI ULUDUR, TANRI ULUDUR
Camikebir Mahallesinde Cin Padi?ahy namyyla bilinen merhum Mustafa Bediz, Camikebir’de müezzinlik yapmaktadyr. Caminin biraz yakynynda Sadilerin Kayanyn altynda da kendisinin bahçesi vardyr. O devirde de ezan Türkçe okunuyor.
Padi?ah Emmi, minareye çykar vaktin ezanyny okumaya ba?lar:
-Tanry uludur, Tanry uludur!
Bu arada gözü bahçeye ili?ir ki ba?ybo? hayvanlar bahçesinde dola?yyor. Bu durumu karysy Nazile Hanym’a duyurmak için ezanyn devamyny ?öyle getirir:
-Nazile gedene (bahçe) hayvanla doludur! (Ali Cengiz)

200- BU RENK, BU GÜN OLMASIN
Develi’de ya?ayan Seyrani Babanyn ine?i ölür. Ni?de’deki ahbaby
Kuddisi babaya mektup yazar. “Karde?im çocuklaryn ine?i öldü, bana bir inek bul. Yalnyz sary olmasyn, kyrmyzy, siyah v.b. bütün renkleri sayarak zikredilen renklerden olmasyn” der. Kuddisi Baba mektuba bir göz atarak cevap yazmaya ba?lar. “Dostum istedi?in ine?i buldum. Almaya Pazartesi gelme, Saly gelme, bütün günleri sayarak bu günlerde gelme” der. Seyrani Baba mektubu alyr bakar, haftanyn bütün günlerinde gelme diyor. Seyrani Baba dü?ünür ne zaman gitsem diye. Hemen zekasyny kullanarak bayram günü gider. Kuddisi Baba:
-Neden bugün geldin, bugün Saly, der.
Seyrani Baba:
-O zaman yola çykalym gelene gidene soralym bugün ne?
Yola çykmy?lar gelene gidene sormu?lar. Herkes bugün bayram demi?. Böylelikle Seyrani baba iddiasynda hakly çykmy?.
(Musa GÜNAÇ)

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
201- SÜKSÜN’ÜN E??E?Y BYLE SEVYYOR
Bünyan’yn Süksün Kasabasynda Sadettin Bozkurt ö?retmenlik yapmaktadyr. Sadettin Bozkurt’un mükemmel bir ki?ili?i ve ahlaky çevrede o kadar taktir toplamy?tyr ki, kasaba halky onu her seferinde ne kadar sevdiklerini beyan etmekten geri durmazlar. Hatta bir gün kasabanyn yolunda Sadettin Bey gezerken pe?inden bir e?e?in aheste aheste yürüdü?ünü görürler. Kendi fark etmez ama kasabalylar fark ederler ve hemen bu durumu de?erlendirirler:
-?una bak ya... Bu ö?retmeni bizim kasabanyn e?e?i bile seviyor arkada?!! (S.Burhanettin AKBA?)

202- YE?YL BOYALI KIRIK CAMLAR
Geçmi? zamanlarda Kayseri’de kytlyk olmu?. Hayvanlara yedirecek ne bir ye?illik ne de kuru bir ot kalmamy?. Tarlada kalan anyzlardan, a?aç kabuklaryndan çaly-çyrpy ne varsa toplayyp hayvanlara yediriyorlarmy?. Ama bir tanesinin e?e?i daha önceden ye?il ve bol bol yemeye aly?ty?yndan bu kuru çaly çyrpylary, a?aç kavuklaryny be?enmiyormu?. Açlyktan ölecek duruma gelmi?. Buna üzülen sahibi buna bir hal çaresi bulmaya çaly?my?. Uyanyk Kayserili kafasyny çaly?tyrarak bulmu?ta. Yki tane cam parçasyny bulup ye?ile boyuyor ve e?e?in gözlerine takyyor. Böylece gözüne takylan ye?il camlarla otlary ye?il görmeye ba?layan e?ek ba?lyyor i?tahla çaly çyrpylary yemeye. Böylece ölmekten kurtuluyor ve ye?il ot yedi?ini sanyyor. (Musa AYDO?AN)

201- YDDYA
Yahudi Kayserili ile iddiaya girer. Yddia göz ysyrma konusundadyr.
Yahudi:
-Kim gözünü ysyryrsa 5000 lira alacak, der.
Yahudi takma olan gözünü çykaryr ysyryr:
- Y?te ysyrdym ver bakalym 5000 lirayy, der.
Basar, Kayseriliden parasyny alyr. Kayserili de bunun altynda kalmak istemez. Der ki:
-Benimle bir konuda iddiaya giri?irsen bir önceki paranyn iki mislini sana öderim. Kazanan iki kat para alacak.
-Peki, der Yahudi.
Yddia konusu kulak ysyrmadyr. Yahudi u?ra?yr didinir, bir türlü kula?yny ysyramaz:
-Ben yapayym, der Kayserili.
Takma olan di?lerini çykaryr, kula?yny takma olan di?leri ile ysyrtyr ve yary?mayy ayny zamanda bir öncekinden daha fazla parayy alyr:
-Ben Kayseriliyim. Kiminle dans etti?ine bir bak ona göre yary?, der.
(Ali AK)

203- ORTAKLIK
Kayserili ile Karadenizli ortak tarla almy?lar. Bu tarlaya ortak
pancar ekelim demi?ler. Kayserili:
- Pancaryn alty benim, üstü senin, demi?.
Karadenizlide kabul etmi?. Hasylattan sonra Kayserili kar, Karadenizlide zarar etmi?. Ykinci sene Karadenizli:
-Bu?day ekelim. Bu sefer alty benim üstü senin olacak senin demi?.
Hasylattan sonra Karadenizli yine zarar etmi?. Bundan sonra Karadenizli bizim Kayseriliyi kuyu içinde dövü?e davet etmi?. Karadenizli kuyuya büyük bir sopa ile inmi?. Kayserili ise küçük bir sopayla inmi?. Kuyu içinde uzun sopayy döndüremeyen Karadenizli Kayseriliden bir güzel dayak yemi?. Sonra dy?aryda dövü?elim demi?ler. Bu sefer Karadenizli küçük sopayy Kayserili ise büyük sopayy almy?. Bundan da daya yiyen yine Karadenizli olmu? ve Karadenizli Kayserili ile ortak i? yapylmaz diyerek ortaklyktan vazgeçmi?.
(Mustafa AV?AR)

204- HAYVAN VERGYSY (A?NAM)
1945 yyllarynda alynan hayvan vergisini ödemek için Hale Hale diye anylan saf bir ki?i 10 tane koyununu vergi memurlaryna yazdyrmamy?. Mahalle sürüsü her gün memurlar tarafyndan sayyldy?yndan sürüye sürmeyip evin damynda beslermi?. Bir gün onba?y diye anylan kom?usunun o?lu resmi elbise üzerinde oldu?u halde askerden izinli geliyormu?. Hale Halenin o?lu Mydyk bunu uzaktan görüp jandarma sanyp eve gelir:
-Ana ana jendermeler geliyor, diye ba?yryr.
Bunun üzerine kadyn gidip bütün koyunlaryny damdan a?a?y atar. Koyunlary ço?unun aya?y kyrylyr. O syrada kom?usunun o?lu da gelir. Kadyn durumu ö?renince ba?lar a?lamaya. A?yt sesini duyup gelen kom?ulary sorunca:
-Onba?y Mehmet’i jenderme sandyk. Bizim kötü Mydyk’yn sözüne kandyk. 10 koyunu damdan attyk. (Ryza ARABACI)

205- BYLET DAVASI
Zamanyn birinde iki Kayserili ve iki Ermeni trenle yolculuk
yaparlar. Trene binmeden Kayserililer iki ki?ilik için tek biletle yolculuk yaparyz diye iddiaya girerler. Trende bilet kontrolü esnasynda iki Kayserili bir WC ye girerler. Kondüktöre bir bileti uzatyrlar ve yolculu?u bir biletle tamamlayyp iddiayy kazanyrlar. Dönü?te yine iddia ile Kayserililer biletsiz yolculuk yapacaklaryny söylerler. Yki Ermeni’de tek biletle binerler. Ermeniler Kayserililerden gördükleri gibi WC ye girerler. Fakat kondüktör yerine Kayserili biletler deyince Ermeniler bileti uzatyrlar. Bileti alan Kayserililer de ayny sistemle yolculu?u bitirirken, Ermeniler biletsiz yolculuk yapmaktan cezaly duruma dü?erler. (Yusuf ODABA?I)

206- SO?AN KOKARSA NY?DELY SARIMSAK KOKARSA KAYSERYLY
Kayseri ile Ni?de arasynda bir trafik kazasy olur ve iki ki?i ölür.
Üzerlerinde kimliklerini belirten herhangi bir belge bulamazlar. O syrada ya?ly bir adam oradan geçmektedir. Kalabaly?yn yanyna varyp:
-Ne oluyor? diye sorar.
Oradakilerde:
-Yki ki?inin öldü?ünü fakat hangisinin Kayserili hangisinin Ni?deli oldu?unu bilemiyoruz.
Ya?ly adam ?öyle der:
-A?yzlaryny koklayyn e?er so?an kokuyorsa Ni?deli sarymsak kokuyorsa Kayserilidir.
Böylece durum açy?a çykar. (Mehmet EKYNCY)

207- HACI MUSA
Bünyanly avcylardan Hacy Musa Ballyk mevkiine avlanmaya gidiyor. Biraz arandyktan sonra önünden bir tav?an fyrlyyor. Hemen tüfe?i kaldyryp ni?an alyyor. Teti?i çekiyor. Çyt diye tetik dü?üyor ama tüfek patlamyyor. Bu durumda Hacy Musa bakyn ne yapyyor:
-Arkada?, namluyu çevirip içine baktym ki saçmalar kyvyl kyvyl namlunun ucuna do?ru geliyor. Tüfe?i tekrardan ni?an aldym, güm bir patlama ve tav?an yerde! (Ali Cengiz)


208- ENSEYE TOKAT
Kayserili birinin ensesine bir tokat atar. Mahkemeye dü?erler. Hakim: tokady vurana 25 kuru? ceza verir. Adam:
-Yanymda para yok, evden alyp geleyim.
Kayserili itiraz eder, gidip geri dönmeyece?ini söyler. Hakim adamy gönderir, beklerler adam gelmez. Bunun üzerine Kayserili hakimin ensesine bir tokat atar ve :
-25 kuru?u kendisinin sen al
der ve çykar gider. (Lütfü EKER)

209- GENCYN DUASI
Kayserili bir genç camide dua ediyordu.
-Allahym kendim için bir ?ey istemiyorum. Anneme iyi bir gelin nasip eyle. (Lütfü EKER)

210- PARANIN FAYZY
Kayserili bir i?adamy tatilini geçirmek üzere bir köye gider. Burada
cüzdanyny dü?ürür. Yçerisinde yüz milyon lira vardyr. Bir zaman sonra cüzdany bulan bir köylü Kayseriliye mektup yazar ve cüzdanyny gelip almasyny söyler. Kayserili gelir ve cüzdany alyr. Yçini açyp parayy sayar ve alnyny kyry?tyryr. Bunu gören köylü:
-Ne o? Yüz milyondan fazla my para vardy? diye sorar.
Kayserili:
- Bu para iki aydyr bende de?il, bunun faizini kim verecek? (Lütfü EKER)

211- BYZE EKMEK YEDYRMEZLER
Malatya ilinin Darende Ylçesinden birisi Kayseri’ye yerle?meye
karar verir. E?e?ine e?yalaryny yükler yanyna da o?lunu alarak Kayseri’ye gelir. Bir mahallede çadyr kurar. Ak?am olunca o?luna bir miktar para verip manava gönderir:
-Bu parayy al ve manava git. Kendimize biraz yiyecek al. E?e?imize biraz yem, kendine de bir miktar e?lencelik al.
Çocuk bir manava gider ve manava:
- Efendim babamyn selamy var,bu parayy al bize ak?am yemek için bir ?ey ver. E?e?imize de bir miktar yem ver, bana da bir miktar e?lencelik ver.
Manav bir karpuz alyp çocu?un eline tutu?turur:
- Git babana selam söyle, karpuzun içini siz ak?ama yiyin kabuklaryny e?e?inize yedirin, çekirde?ini de sen e?lence edin.
Çocuk gelir karpuzu babasyna verir ve durumu anlatyr. Adam:
- Haydi o?lum bize burada ekmek yedirmezler.
E?e?ini, yükler yola koyulur. (Mahmut BORSA)

212-ÖRT DE ÖLEYYM LAN
Seneler önce Talas’ta bir evin büyü?ü hastalanmy?. O?lu atla dörtnala ?ehre gelip ?ehirden bir doktor getirmi?. Büyü?ün ba?ynda artyk yasinler okunuyor. O?ul babasyna yava?ça e?ilip :
-Baba doktor getirdim, demi?.
Hasta kafasyny do?rultup:
-Gaça getirdin?
O?ul:
-On lira istiyor, deyince:
-Üstümü ört de ölüyüm lan, hiç doktora on lira verilir mi, deyip yorgany üstüne çekmi?. (Ziya ?ahin)

213- BYZ DAHA O KADAR YAKAYI ELE VERMEDYK
Eski zamanlarda Adana’ya yöremiz insanlary çaly?maya gidermi?. Durmu? Emmi, arkada?laryyla Çukurova’da bir köye gelmi?ler. Baksalar ki kadynlar tandyrda yufka pi?iriyorlar. Sacyn ba?ynda da ihtiyar bir adam elindeki e?ri a?açla yufkalary çeviriyor. Yhtiyar adam lafa dalynca yufkalary yakmy?. Kadyn bu duruma hiddetlenmi?, adamyn kafasyna oklava ile vurunca adamyn kafasyny yarmy?. Yhtiyar, kafasyny tutarak ba?lamy? a?lamaya. Durmu? Emmi, ihtiyary teselli etmeye çaly?yyormu?:
-Emmi, ne a?lyyon, bizim avratlar vurunca biz içimize atyp ölüyok. Sen ne güzel sesini gövürüp a?lyyon, biz onu da yapamyyoruz.
Yhtiyar a?lamayy bir anda kesip cevaplamy? Durmu? Emmiyi:
-Eeee... Biz daha sakaly ele vermedik! (Ziya ?ahin)


214-BAKKALIN DEFTERY
Pazarören Ö?retmen Okulu, o zamanlar bin ö?rencisiyle köyün önemli bir gelir kayna?y imi?. Paydos saatinde ö?renciler çar?yya çykyp aly?veri? yaparlarmy?. Bakkallaryn içinde Abid Emmi, çok saf ve temiz birisidir. Yalnyz Abid Emmi’nin bir kusuru varmy?: Okuma yazmasy yokmu?. O günlerde Abid Emminin bakkaly saty? rekorlary kyryyor. Çaman ekmek, ?ekerli sucuk, lokum, bisküvi gyrla gidiyor. Ö?rencilerin parasy ay ba?ynda geldi?i için kocaman bir veresi defteri var. Abid Emmi aly?veri? yapan ö?rencilere saf saf:
-Yavrum yedi?inizi adynyzyn kar?ysyna yazyn, diyerek ö?rencilere defteri uzatyyormu?. Ö?renciler de yediklerini deftere yazyyorlar, yemediklerini dükkandan çalyp okulda yiyorlarmy?. Aradan iki ay geçmi?.Ö?rencilerden ses seda yok. Borcunu ödeyen kimse çykmamy?. Abid Emmi defteri alyp okul müdürünün yanyna varmy?:
-Aha Müdür Bey, senin ö?renciler yediler içtiler, parasyny vermediler.
Müdür defteri açyp baksa ki defter ba?tan sona artist isimleri ile dolmu?. Cüneyt Arkyn, Fikret Hakan, Yylmaz Güney, Danyal Topatan syra syra yer almy?. Tabii, Abid Emmi iflas etmi? ve dükkany kapatmy?. (Ziya ?ahin)



215- ANAM ÖLDÜ, BABAMIN YANINDA KALIYORUM
Bir gün köyde gece ortalyk kary?yr. Eline tüfe?i alan ko?ar. Bir hyrsyzy ahyrda kystyryrlar. Hyrsyz varyr e?e?in yanyna yatar. Tüfekler ona do?ru do?rulmu?tur.
-Kalk lan, teslim ol.
-Niye teslim olayym, ben bu e?e?in sypasyyym.
-Ulan kefere, bu e??ek erkek, ne yalan söylüyon?
-Anam öldü, ben babamyn yanynda kalyyorum!!! (Ziya ?ahin)

216- BYZ BU ARADA NYYE DURUYORUZ KY
Ke?lio?lu Mustafa bir gün Talas’a giderken yanyna bir ke?i? katylyr. Yolda giderken aniden bir ya?mur ya?ar. Ke?i? der ki:
-Arkada? nedir bu?
-Sizin peygamber ile bizim peygamber yukary da kavga ediyor onun için. (Ali PEKER)

217- YEDYK YEDYK ÖLMEDYK
Hoca talebelerini toplayarak davete giderler. Orada yemek yedikten sonra baklava ikram ederler. O syrada cenaze zuhur eder. Talebelere ?u tavsiyede bulunur:
-Bakyn ben gelene kadar baklavalary yemeyin zehirlidir, der ve cenazeye i?tirak eder.
Hoca gedikten sonra talebeler baklavayy yer bitirirler. Hoca cenazeden dönünce baklavanyn yendi?ini ve testinin de kyryldy?yny görünce çocuklara kyzar. Bir tanesi hocaya ?öyle cevap verir:
- Hocam bir kaza oldu. Bunun sizin için çok kyymetli oldu?unu biliyorduk, onun için intihar etmeye karar aldyk. Tek yol olarak da senin zehirli baklavandan yemeye karar verdik ama yedi?imiz halde ölmedik. (Ali PEKER)

218- ARABA?I
Kayseri’de uzun ky? geceleri Araba?y denilen bir yemek pi?irilir. Hatta kom?ular arasynda Araba?y partileri yapylyr. Araba?ynyn özel bir yapyly?y vardyr. Undan yapylyr ve özel bir kyvamda tepsilere dökülen hamur, tavuk suyundan yapylan bir çorba ile çi?nenmeden yutularak yenir.
Bir ak?am hastanenin acil servisine bir hasta getirilir. Adam ölmek üzeredir, hemen rontgeni çekilir, çe?itli tahliller yapylyr. Nöbetçi doktor, adamyn midesine bakar ki tuhaf bir görüntü var. Ne oldu?unu anlayamaz, çünkü böyle bir ?eye o güne kadar rastlamamy?tyr.
Doktor arkada?laryny ça?yryr, adamyn midesinde duran kat kat görüntüyü onlar da çözemezler. Hasta sahipleri ça?rylynca durum anla?ylyr. Adam o gün bir tepsi manty yutmu? ve midesi iflas edip onu nefes alamaz hale getirmi?tir. (Ziya ?ahin)

219- EVLYYA OL DA BYL
Kayserinin Gülük mahallesinden namy de?er manty suyu ile yykanan ve Becende göçünlü ba?cylardan Hacy Halil A?anyn üstüne hastalyk kondurmaz hanymy Havva halayy ba?yndaki a?rydan dolayy genç bir doktora götürürler. Doktor Havva halaya neresinden ?ikayetçi oldu?unu sorar:
-Gadasyny aldy?ym, dal ö?len syca?ynda tepe penceremden bir yel giriyo, alayy azalarymda debirana dövdükten sonra yekinip gidiyor. Icyk sekide uzanim disem kepuze çöküyo. Zerzembiden tur?u çykariyim disem bacaklaryma nacak çalynyyo, senin anlayacan byldyrdan beri böle.
Doktor bir ?ey anlamasa da konu?ur:
-Peki teyze senin hemen bir kafa filmini çekelim.
Havva hala hemen atylyr:
-Voo gadasyny aldy?ym, biyanan gög ci?erim gö?eriyo. Hepsi bu.
-?u halde ci?erlerinize bir bakalym. Neymi? bu öksürük.
Havva hala yine duramaz:
- Voo yavrym. Annacyma dikildin de ince a?rydan my (verem) gumannanyyon. Ortacykta ?incik ine dert mi var kele.
Doktor ne diyece?ini ?a?yrmy?tyr:
-Hazymsyzlyktan olabilir. Mideniz nasyl mideniz?
Halanyn susmaya hiç niyeti yoktur.
-Tövbee. Çok yrahatym çok. Düdü?üm çukurdady my kur?un a?y yirim, manty yirim, Esikli diye masimezler amma ya?ly?ymda gavurga eksik olmaz.
Genç doktor yava? yava? sinirlenmektedir.
-Yahu teyzeci?im ?u halde ayaklarynda romatizmal bir hastalyk var. Eh biraz da ya?lylyktan.
Havva halayy durdurmak ne mümkün.
-Okelenme gadasyny aldy?ym. Sepli sepli bak, dolap et derdimi bul. Rabbime ?ükür bir yekindim mi ba?yn gedi?ine varyrym.
-Ya sabyr. Peki ya kalbin?
Halanyn cevaby hazyr:
-Gül gibi ma?allah.
-Peki anacy?ym, der genç doktor. Bana ?ikayetini bir daha anlatyr mysyn?
Bu kez hala kyzar gibi olur:
-Voo ila o?lum. Horata my ediyon bana, içesine diysene bana. Dal ö?len vaktinde depe penceremden bir yel giriyo, alayy azalarymda debirana dövdükten sonra yekinim gidiyo.
Doktor Havva halanyn kendini gülmemek için zorlayan o?luna ?öyle bir bakar ve sonunda patlar:
- Gel sen evliya ol da bil ?unun derdini. (Ahmet SIVACI)

220- ALTIN ENEK
Kayserili çocuklar sokakta büyükçe bir altynla enek oynuyorlarmy?. Bunu gören bir Ermeni papazy çocuklara:
-O ene?i bana verirseniz size çok para veririm.
Çocuklar:
-Olmaz. Bir ?artla sana veririz. E?ek gibi anyracaksyn.
Ermeni papaz altyn için anyrmaya razy olmu?. Ba?lamy? anyrmaya, ama çocuklar altyny vermemi?. Ermeni papaz nedenini sordu?unda çocuklar ?öyle demi?:
-Sen koca e?ek halinde altynyn kyymetini biliyorsun da çocuk olarak biz mi bilmeyelim. (Kemal ?ENDYL)


221- KURNAZ YAHUDY
Günün birinde Yahudi, Kayserili çocuklaryn gazoz kapaklaryna benzer ?eylerle oynadyklaryny görür. Daha sonra bunlaryn çok kyymetli ?eyler olduklaryny fark eder. Hemen çocuklaryn yanyna yanyna gider:
-Çocuklar siz bana ne isterseniz yaptyryn. Fakat bu oynadyklarynyzy bana verin.
-Tamam beni syrtyna al. E?ek gibi anyrarak ?uraya götürüp getir.
Yahudi hemen kabul eder. Çocu?u götürüp getirir. Çocuk kaçar ve paralary vermez. Yahudi sinirlenir:
-Hey hani verecektin.
-Sen Yahudi olarak bunlaryn kyymetini biliyorsun da ben Kayserili olarak bilmez miyim. (Fatma GEMYCYO)

222- BEN KAYSERYLYYYM
Günün birinde bir asker toplulu?u toplanyr. Komutan:
-Okuma yazma bilenler öne çyksyn, der.
Kayserili Ahmet de çykar. Fakat komutan onun okuma-yazma bilmedi?ini bilir. Sorar:
-Neden çyktyn o?lum?
-Okumam yazmam yok ama Kayseriliyim,der. (Mustafa GEMYCYO)

223- ÖVÜNMEK GYBY OLMASIN DYYE
Bir gün Milli E?itim Bakanly?y tarafyndan Kayserili Ali’nin okuluna gönderilen müfetti? dola?ty?y synyftaki ö?rencilere “nereli oldu?unu” v.b. sorular soruyordu. Syra Ali’ye geldi. Müfetti? Ali’ye nereli oldu?unu sordu:
-Manisalyyym efendim, dedi.
Müfetti? gittikten sonra Ali’nin ö?retmeni Ali’ye:
-Sen Kayserili oldu?un halde neden Manisalyyym dedin? Diye sorunca Ali:
Övünmek gibi olmasy diye Manisalyyym dedim ö?retmenim. (Bü?ra DURANAY)


224- KAYSERYLY ZEKASI
Uzaya gönderilmek üzere adam aranyyormu?. Gazetelere ilan verilmi?. Ba?vurular de?erlendirilmi?. Ylk elemeyi kazanan Alman, Fransyz ve Kayserili mülakat için tekrar ça?rylmy?lar. Üçü de ayny odaya getirilmi?.
Ba?kan bu üç ki?iye:
-Beyler bu i? için her yönüyle uygun oldu?unuza karar verdik. Y? uzaya gönderilecek adama ödenecek para konusuna geldi. Bu konuda görü?lerinizi almak istiyoruz. Siz bu i? için ne kadar alacaksynyz, diye her üçüne de sorulmu?.
Soruya Alman ?öyle cevap vermi?:
-Ben bu i? için 20 bin dolar ücret isterim. 10 bin dolary benim için 10 dolary ise ben uzaya çykynca burada geçimlerini sürdürsünler diye ailem için.
Fransyz soruya ?öyle demi?:
-Ben 30 bin dolar alyrym. 10 bin dolary bana, 10 dolary aileme ve 10 bin dolary da metresime.
Cevap syrasy Kayseriliye gelince bakmy?lar ki Kayserili haryl haryl hesap yapyyor. Kayserili hesaby tamamlayyp ?öyle cevap vermi?:
-Ben bu i? için 40 bin dolar isterim. 10 bin dolaryny ba?kana rü?vet olarak, 20 bin dolary uzaya gitmesi için Almana veririm. Kalan 10 bin dolary da kysa günün kary Allah bereket versin. (Kübra TAMOKUR)

225- ULAN KUDURUK
Adamyn birisi açlyktan feri sönmü?, yolun kenarynda a?acyn gölgesine uzanmy?. Bir de bakmy? ki, çocu?un biri e?ekle geliyor. Adam do?rulmu? ve çocu?a:
-Nereye gidiyorsun demi?.
-Tarlaya azyk götürüyorum.
-Yavrum acymdan öldüm, bir parça ekmek ver.
Çocuk olmaz der ba?ka bir ?ey demez. Adam ne dese olmaz demi?. Adam bakmy? ki iyilikle i? olmuyor:
-Bana bak ulan, beni otuz dokuz gün önce kuduz köpek ysyrdy. Bugün kyrkyncy gün, aha kudurdum demi? ve e?e?in kula?yny ysyrmy?. Çocuk korkudan e?ekten atlady?y gibi kaçmaya ba?lamy?. Adam, heybeden sycak bazlamalary çykarmy?, sofrayy açmy?, aç kurt gibi yerken, çocuk tepenin ba?yna çykmy? oradan adama ba?yryyormu?:
-Ulan kuduruk... Birem birem ye, hepici?ine salyany bula?tyrma... (Ziya ?ahin)
226- ZYHYN AÇICI
Kayserili bir adam hamsi kafasy satyyormu?. Karadenizli biri gelmi?,
fiyatyny sormu?. Kayserili adam da:
-2 milyon demi?.
Karadenizli ?a?yrmy?:
-Ben tamamyyla 1 milyona alyyorum da hamsi kafasy neden pahaly deyince Kayserili:
- Hamsi kafasy zihin açty?y için pahaly, demi?. (Merve KAYABA?I)


227- SOFRANIN HASI
Kayserili bir adamyn evine bir misafir gelir. Sofrayy öyle donatyr ki
Zekeriya Sofrasy görse imrenir belki. Yoksul Kayserili de yoksullu?u sevdirir, uçan ku?lary sa?ar yo?urdunu yedirir. Kendisi tuza banar so?anyn cücü?ünü konu?una ikram eder. Tek kangal sucu?unu konu?a ikram eder. Sonra da hele tatmaya gör su ve ya? mantysyny, pehliyi de?i?mezsin dünyanyn tatlysyny, demi? misafirlerine. (Merve KAYABA?I)

228- GÖZ KYRASI
Kayserili bir adam ilk defa Ystanbul’a gider, yüksek bir binanyn
önünde durur ve ba?yny yukary kaldyryr. O anda yanyna bir adam gelir. Adam Kayseriliye:
-Kaçyncy kata bakyyorsun?
Bizim uyanyk Kayserili:
-5. Kata bakyyorum, der.
-O zaman 5 bin lira vereceksin.
Kayserili 5 bin lirayy verir ve adam parayy alyr gider. Kayserili adamyn arkasyndan ?öyle der:
-Nasylda kandyrdym, aslynda ben 5.kata bakyyordum.
(Merve KAYABA?I)

229- ÇEYYZ
Kayserili genç kyz a?layarak babasyna yalvaryyordu:
-Beni niye vermek istemiyorsun baba. Çok iyi bir çocuk, ayryca beni çok seviyor.
Kayserili baba sertçe:
-Byrak bu laflary, sersemin biri o. Üstelik gözü sende de?il beni servetimde ve senin çeyizlerinde.
-Kör olayym baba, be? param olmasa da beni alacak.
-O halde dü?ündü?ümden de sersemmi?. Ben öyle adama kyz filan vermem. (Erkan KAYA)

- BO?ULAN LAZ
Lazyn biri denize dü?mü? bo?ulacakmy?. “Ymdat” diye
ba?yryyormu?. Hiç kimse kurtarmyyormu?. Laz ba?yrmy?:
-Beni kurtarana 5 altyn.
Kayserilinin biri Lazy kurtarmy?.
-Ver altynlarymy, deyince Laz:
-Biz biz Laz idik, ne dedi?imizi bilmez idik, attym sana bir kazyk haydi alasmarladyk. (Erkan KAYA)

231- BABAMA DE?YL BO?AYA
Bir gün bir Kayserili kyz ine?i kuyru?undan çeki?tirip götürmeye
çaly?yyormu?. Muhtar bunu görünce:
-Bu ine?i nereye götürüyorsun?
Kyz da:
-Bo?aya.
-Bu i?i baban yapamaz my?
-Bu ine?i babam yapamaz, bo?aya götürüyorum.
(Yasin KARADURMU?)

232- KAYSERYLY KALAYCI
Kayserili Kalaycy, o?lu ile birlikte gurbet gurbet gezmi?, hiçbir Kayserilinin olmady?y yere gitmek istememi?. Semt semt, mahalle mahalle dola?my?lar ve ak?am olmu?, o?luna:
-Hem bizi, hem e?e?imizi eyleyecek yiyecekler al.
O?lu bakkala gitmi?:
-Amca karnymyzy doyuracak ve e?e?imizi eyleyecek bir yiyecek ver, demi?.
Bakkal da dü?ünmü? ve çocu?a bir tane karpuz vermi?:
-Hem sizlerin ate?i dinsin hem de e?e?inizin karny doysun.
Babasy karpuzu görünce çocu?a seslenerek:
-O?lum çabuk toplan burada da Kayseriliye rastladyk.
Arkalaryna bakmadan ko?arcasyna gitmi?ler. (Adnan EMEN)

233- KAYSERYLYNYN ASKERLYK DÖNEMY
Bir gün komutan Kayserili Ahmet’i yanyna ça?yryp birkaç soru sorar:
-Dü?man arkandan gelirse ne yaparsyn?
-Silah sykarym.
-Dü?man önünden gelirse ne yaparsyn?
-Bomba atarym.
-Hem önden hem arkadan gelirse ne yaparsyn?
-Komutanym burada benden ba?ka asker yok mu da hep bana geliyorlar? (Mustafa YERLYKAYA)


234- SEN E?EK OLARAK KIYMETYNY BYLYRSYN DE
Kayseri’de çocuklar bir mahalle meydanynda ellerindeki antika
paralarla bilye oynarlar. Oradan geçen Yahudi çocuklaryn oynadyklary paranyn antik de?erinin yüksek oldu?unu anlayynca, bunlary çocuklardan satyn almak ister:
-Oynady?ynyz paralary bana verin, size bir avuç dolusu para vereyim.
Yçlerinden birisi:
-Amca bunlaryn parayla satylmasyna ne gerek var? E?er çok be?endinse beni syrtyna al ?u kar?y ki a?aca götür. Ben bunlary sana bedava vereyim. Yahudi keyiflenir çocu?u kapty?y gibi omzuna alyr, dedi?i yere do?ru götürür. Çocuk Yahudi’nin syrtynda bir teklif daha yapar.
Bu paralardan cebimde de var. A?acyn yanyna kadar anyryrsan onlary da sana veririm.
Yahudi cevap olarak anyrmaya ba?lar. A?acyn dibine gelirler, çocu?u indiren Yahudi parayy beklerken çocuk kaçar. Arayy biraz açtyktan sonra kar?ysyna geçip gülmeye ba?lar. Yahudi neye u?rady?yny ?a?yrmy?tyr. Parayy alamayaca?yny anlady?y içinde yapaca?y bir ?ey yoktur. Yalnyz niçin byrakyp kaçty?yny merak eder ve sorar:
-Evladym syrtynda ta?yttyn kendini parada vermedin. Üstelik anyr dedin onu da yaptym peki niçin kaçyyorsun?
Çocu?un cevaby orijinaldir.
-Bre ahmak adam sen e?ek olarak bu paranyn de?erini biliyorsun da ben Kayserili olarak bilmez miyim. (Dilek KOÇAK)

235- SANA YLY?MEZLER KORKMA
Yine büyük ?ehirde Kayserili ile kar?yla?an adamyn birisi
muhatabyna takylyr:
Yakynda Kayseri’ye gidece?im. Orada e?ek etinden pastyrma yapyyorlarmy?. Bunun asly var my?
Kayserili buna öfkelenir ama hiç çaktyrmadan cevabyny verir:
Vallahi e?ek etinden pastyrma yapyp yapmadyklaryny bilmiyorum. Öyle de olsa sen giderken korkma. Sana ili?mezler. Senden pastyrma yapmazlar.
(Pakize PATAT)

236- ÇO?U YABANCIDIR
Trende yolculardan birisi yanynda oturan gencin Kayserili oldu?unu ö?renince ona takylmak ister:
-Ben Kayseri’yi hiç görmedim. Ama orada e?e?in çok oldu?unu söylerler, do?ru mu?
Kayserili genç bu sözden huylanyr ve hemen sözü gedi?ine koyar:
-Onlar yerli de?ildir bey ço?u yabancydyr. (Pakize PATAT)

237- YARIN HAK SAYMAYANIN
Topal Hayri bir bahar günü heybesine azy?yny koyar, e?e?ine
biner ve ba?yna gider. Heybesini bir dala asar. E?e?i de dala ba?lar ve çaly?maya ba?lar. Ö?leye do?ru karny acykyr “iki lokma bir ?ey yiyeyim” diye a?acyn altyna gelir. Bakar ki e?ek ipini kyrmy?. Onu bir ba?ka a?aca yeniden öreler, ba?lar. Bir defa daha heybesini almaya gelir. Daldan indirir bakar ki e?ek heybede azyk namyna bir ?ey byrakmamy?. Yki eli yanyna dü?er. E?e?e iyi bir dayak attyktan sonra kybleye döner, ellerini açar:
Yaryn ramazan gelince bunu ona kar?y hak sayyp icabyna bakyp hak saymayanyn ?urasyny burasyndan getireyim. (Tu?ce EMYRYMAM)

238- YLE?EN
Kadynyn birinin içkiye müptela bir o?lu varmy?. Kadyn ?urup almasy
için o?luna para vermi?. O?lan içkiye harcamy?. Aradaki raky ?i?esini çykarmy? ?urup diye anasyna içirmi?. Sormu?:
-Nasyl iyi mi?
-He gadasyny aldy?ym, içimi ysytty.
Anasy da o syrada önünde le?enle çama?yr yykyyormu?. Kadynyn ba?y dönmeye ba?lamy?. Le?eni gözü görmez olmu?. Le?endeki çama?yrlardan sonra evin her tarafyny sykyp çitilemeye ba?lamy?. O?lan bu durumu görünce:
-Ana ne ediyon, demi?.
-Anan gadany alsyn, ?imdi anana her yer ile?en görünüyor demi?. (S.Burhanettin AKBA?)

239- KAYSERYNYN ÖZELLY?Y
Kayseri’de görev yapan bir devlet memuru bir ba?ka yere tayin
olmu?. Oradaki mesai arkada?lary ona sormu?lar:
-Kayseri nasyl bir il, nasyl bir yer?
-Vallahi arkada?lar ben Kayseri’de birkaç sene kaldym. Fazla bir özelli?i yok. Sadece ?unu gördüm. En büyük özelli?i ramazan bitiyor ky? ba?lyyor, ky? bitiyor ramazan ba?lyyor. (Tu?ca TOY)

240- KURNAZ YAHUDYNYN MARYFETY
Bir gün Yahudi pazara topal bir e?ek getirir. Ancak e?e?in do?u?tan
sakat oldu?unun belli olmamasy için naly ters takar ve sataca?y mü?terilerine:
-Nal ters oldu?u için hayvan aksyyor, der.
E?e?i pazarda bir Kayserili alyr. Pazarlyk bitip e?ek ve para yeni sahiplerini bulunca Yahudi Kayseriliye takylyr:
-Kayserili hani kurnazdynyz. Bak sana satty?ym e?e?in aya?y naldan aksamyyor. Hayvan aslynda sakatty, seni aldattym.
Kayserili güler ve cevabyny kondurur:
-Var git i?ine, benim de sana verdi?im paralar sahteydi.
(Feryat ONBA?I)

241- KAYSERYLY YLE TRABZONLU
Kayserili ile Trabzonlu zengin olmak için Amerika’ya gitmi?ler.
Orada Trabzonlu i? bulamamy? ve aç kalmy?. Bir gün Amerika’nyn sokaklarynda dola?yrken tam yanynda güzel bir araba durmu?. Yçinden çok ?yk giyimli bir adam inmi?. Adam bakmy? ki bu Kayserili arkada?y. Ona sormu?:
-Yahu arkada?ym. Sen nasyl oldu da bu kadar zengin oldun? Ben daha karnymy bile doyuramyyorum, ?u yapty?yn i?i anlat ta ben de zengin olayym, demi?.
Kayserili:
-Makine ile adamlaryn fallaryna bakyyorum, demi? ve oradan uzakla?my?. Bir gün Kayserili çar?yda dola?yrken Trabzonlu arkada?yna rastlamy?. Arkada?y o kadar ?yk giyinmi? ki ayny artistlere benzemi?. Kayserili ona sormu?:
Daha dün açken bugün birden bire nasyl zengin oldun? Demi?.
Sadece senin makineyi biraz daha geli?tirdim. Adamlar ellerini koyduklary zaman elleri içinde kalyyor. Ben de adamlaryn ellerini kurtarmak için el ba?yna 500 dolar alyyorum, demi?.
Kayserili ?a?kyn:
-Yahu daha önce benim aklyma gelmedi, demi?. (Safiye ÖKSÜZ)


242- ERCYYESYN KARI
Adamyn birinin birine borcu varmy?. Adam:
-Erciyes’teki kar eriyince sana borcumu öderim, demi?.
Adam yaz geldi, karlar eriyecek diye sevinmi?. Bütün karlar erimi? fakat Erciyes’teki karlar erimemi?. Bu böyle 2-3 sene sürmü?. Adam borcunu ödeyecek diye bekliyormu?. Bir çocuk:
-Amca Erciyes’teki kar erimez. Sen git de borcunu al, demi?.
Adam bunlary gidip söylemi?. Borcu olan:
- Görüyor musun, küçük çocuk bile Erciyes’teki karyn erimedi?ini biliyor da sen bilmiyorsun. (Mehmet DYNÇEL)

243- KAYSERYLYYYM
Kayserilinin biri i?sizmi?. Yine bir gün evinden i? aramak için çykmy?. Sonunda bir ilan görmü? ve dalmy? içeri. Y? sahibi:
-Niçin geldiniz?
-Y? ilany için.
-Nerelisiniz?
-Kayseriliyim.
-Tahsiliniz ne kadar?
-Kayseriliyim.
-Nereli oldu?unuzu sormadym, tahsiliniz?
-Kayseriliyim. (Ay?e ÜNAL)

244- UYANIK KAYSERYLY
Kayserili do?udan hayvan almaya gitmi? ve almy?. Pazarly?a bir senet imzalayarak Erciyes da?ynyn karynyn kalkynca parayy verecekmi?. Adam günlerce gelmi? gitmi? fakat kar kalkmyyormu?. Günlerce sonra bir arkada?yna rastlamy?. Arkada?y:
-Kayseri’de ne aryyorsun?
Kayserilinin birine hayvan satmy?tym. Parasy da Erciyes da?ynyn karynyn kalkmasyna bir senet imzalamy?tyk.
-Arkada?ym Erciyes da?ynyn kary kalkmaz.
Adam da parasyny ister ancak alamaz. (Neslihan SARIDAL)



245- KAYSERYLYNYN OYUNU
Gezginin biri Türkiye’yi dola?my? ve Kayseri’ye gelmi?. Bir çocu?a rastlamy?. Az miktarda para vermi?. Hem kendine hem atyna hem de e?lencelik bir ?ey almasyny istemi?. Çocuk giderek bir karpuz getirmi?:
-Amca karpuzun içini sen ye, dy?yny atyna yedir, çekirde?ini de e?lencelik et, demi?.
Gezgin bu duruma çok ?a?yrmy?:
-Kayserilinin küçü?ü böyle ise büyü?ü nasyldyr,
demi? ve çekip gitmi?. (Neslihan SARISDAL)

246- YEDYK YEDYK ÖLMEDYK
Hoca talebelerini toplayarak bir gün bir davete gider. Orada yemek yedikten sonra baklava ikram edilir. Bu syrada bir cenaze zuhur eder ve hoca baklavayy byrakarak cenazeye gitmek mecburiyetinde kalyr. Fakat talebelerinin de baklavayy yiyece?ini tahmin eder. Böyle bir durum olmamasy için ?öyle bir tembihte bulunur:
-Sakyn ha baklavayy yemeyiniz, zehirlidir. Ben gelene kadar bekleyin.
Hoca gittikten sonra talebeler baklavada zehir olmady?yny bildikleri için yemeye kara verirler. Aralarynda tarty?ma olur ve sonra da bir tanesi onlara garanti vererek der ki:
-Siz korkmayyn baklavayy yiyin. Ben hocayy idare ederim.
Talebeler baklavayy ortaya alyr ve tamamen yerken tepside hiç baklava byrakmazlar. Bu arada kalkar i?i üstlenen talebe. Hocaya ait bir kenardaki testiyi alyp kyrar. Hoca cenazeden döndü?ünde baklavanyn yendi?ini, testinin kyryldy?yny görünce sinirlenir:
-Bre adamlar hemen baklavayy yemi?, hem de testiyi kyrmy?synyz. Bu ne küstahlyk böyle.
Y?i üstlenen talebe hemen hocaya ezile büzüle cevap verir.
-Hoca kaza oldu, testiden su içerken kyryldy. Bunun sizin için kyymetli oldu?unu da biliyorduk. Onun için intihar etmeye karar verdik. Tek yol olarak da senin zehirli baklavany gördük. Yiyerek ölmeye karar verdik. Ama yedi?imiz halde ölmedik. Size kar?y mahcup hale dü?tük. Ne yapalym kusur baklavadaymy?. (Aysel YZMYRLY)

247- HEPSY DI?ARIDAN
Kybrys’a gitmekte olan vapurda Kayserli de bulunmaktadyr.
Yolculardan biri yanyndaki ki?inin Kayserili oldu?unu ö?renince sorar:
-Kayseri’de e?e?in çok oldu?unu söylüyorlar. Do?ru mu?
Kayserili yolcu bu sorudan sonra sinirlenir. Zekasyny çaly?tyrarak cevap verir:
-Onlaryn bir ço?u Kybrys’tan gelmektedir, der. (Alper DO?AN)

248- PATRON DA KAYSERYLY
Kayserilinin biri çaly?maya Amerika’ya gitmi?. Uzun bir süre sonra
memleketine ziyaret için geri dönmü?. O dönünce akrabalar, tanydyklar hepsi evlerine gelmi?. Sormu?lar:
-Amerika’da bir ?irkette genel müdür müsün?
-Hayyr.
-O zaman müdür yardymcysysyn?
-Hayyr. Ben ?irkette i?çi olarak çaly?yyorum.
-Ne hem Kayserilisin hem de i?çi olarak çaly?yyorsun. Utanmyyor musun?
-Kayserili i?çi cevap vermi?:
-Ee ne yapalym patron da Kayserili. (Alper DO?AN)

249- BU KYMYNDUR?
Trabzonlular ile Kayserililer sava?yyorlarmy?. Kayserililerin
aklyna bir fikir gelmi?.
-Bunlaryn ady ya Temeldir, ya da Dursun. Temel diyelim kalkana vuralym, Dursun diyelim kalkany vuralym. Temel, diye seslenmi? Kayserililer.
Üç ki?i aya?a kalkmy?, hepsini de vurmu?lar. Temellerden bir tanesi aya?a kalkmamy?. Akyllylyk edip:
-Ula bunlar parayy sever. Para bulduk diyelim aya?y kalkany vuralym, demi?. Ula 5000 lira para buldum kaybeden var my? Deyince Kayserililerin hepsi birden:
-Benim param,
diyerek aya?y kalkmy?. Trabzonlularda Kayserililerin hepsini vurmu?.
(Nurhan BULUT)

250- GENE YYY SÜRDÜ
Pynarba?y ilçesinde ya?ayan Çerkezlerin imam nikahy yaptyrynca imama bol bah?i? verme gibi bir adetleri varmy?. Bir gün imamyn biri nikah kyymy?, bah?i?ini beklemi? ama vere vere imama bir havlu vermi?ler. Ymam, boynunu bükmü?, ne desin garibim. Lakin aradan bir hafta geçmeden nikahyny kyydy?y gençler ayrylynca, köylüler imama takylmy?lar:
-Nasyl imamlyk böyle, kyydy?yn nikah bir hafta sürmedi.
Ymam da ?öyle cevaplamy?:
-Verdikleri bir havlu, bir havluya bu nikah gene uzun sürdü.
(Ziya ?ahin’den )

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 26 Eyl 2005
Bildiriler: 408
Şehir: KAYSERİ
Alıntıyla Cevap Gönder
251-REJYM
Kadynyn biri bir gün doktora gitmi?. Doktor:
-Sen çok ?i?manladyn. Hamur i?i yeme, demi?.
Kadyn:
-Gezmedeki keteyi de mi yemeyeyim doktor bey? (Zeynep ÖZEN)


252-PAZARLI?A TUTU?URSAK
Kayseri de artyk pazarlyk de?i?mez bir adet haline gelmi?tir. Hemen
her dükkanda yyllardyr süre gelen bir gelenektir. Bu durum ilkokul çocuklaryna bile yansymy?tyr. Yki çocuk bahçede konu?uyorlarmy?:
-Be? kere be?in yirmi be? oldu?unu bildi?in halde neden ö?retmene yirmi sekiz dedin?
Ö?renci çok olgun bir ?ekilde cevap verir:
-Öyle oldu?unu biliyorsun da belki ö?retmen ile pazarly?a tutu?uruz diye dü?ündüm. Onun için yirmi sekiz dedim. (Merve DEMYREL)

253-BEN DE BYLMYYORUM
Kayserili trende çaly?ty?y zoologdan ne i? yapty?yny sorar. Zoolog
hayvanlara ait bilgi sahibi oldu?unu kysa yoldan anlatyr, Kayseriliye. Fakat bu i? bir türlü Kayserilinin aklyna yatmaz:
Siz dünyadaki tüm hayvanlary biliyor musunuz?
-Evet, der zoolog.
Kayserili biraz dü?ündükten sonra:
-Peki senin bilmedi?in hiç hayvan yok mu?
-Evet benim bilmedi?im hiç hayvan yok.
-Ya varsa?
-Olamaz.
-Olur olmaz derken i? iddiaya biner. Kayserili:
Bilirsen 10 lira verece?im. Bilmezsen 100 lirany alyrym. Sen de bana bir hayvan soracaksyn. Bilirsen 100 lirany alyrym, bilmezsem 10 lira veririm.
Kayserilinin bu çyky?yna biraz sinirlenen zoolog:
-Kabul ediyorum sor.
Kayserilinin sorusu ?u olur:
-Söyle bakalym üç ayakly hayvan nerede ya?ar?
Zoolog dü?ünür, ta?ynyr:
-Bilemedim, der.
Kayserili:
-Bilemedi?ine göre ver bakalym 100 lirayy.
Zoolog 100 lirayy verir ve hemen soruyu yapy?tyryr:
-Siz söyleyin üç ayakly hayvan nerede ya?ar?
Kayserili dü?ünmeden paranyn 10 lirasyny uzatyr zoologa ve:
-Al ?u 10 lirany ben de bilmiyorum. (Tuba ÖKSÜZKAYA)

254-GÖRMEDY?YNYZ YSTANBUL’A YNANIYORSUNUZ DA...
Kayserili Dervi? Efendi kom?usuna bir miktar borç para
vermi?. Zaman gelmi? adam parayy getirmemi?. Dervi? Efendi adamdan parasyny istemi?, adam inkar etmi? ben senden para almadym ?ahidin var my? demi?. Bunun üzerine Dervi? Efendi yakyn kom?ularyndan birkaç ki?iye kendisine ?ahitlik yapmasyny istemi?. Kom?ulary:
- Dervi? Efendi biz sana nasyl ?ahitlik yapalym, para verdi?ini görmedik ki demi?ler.
Bunun üzerine Dervi? Efendi kom?ularyna dönerek:
-Ystanbul var my? demi?.
Kom?ulary:
-Var demi?ler.
-Pekiyi gördünüz mü? Demi?.
Kom?ulary :
-Görmedik demi?ler.
Öyleyse var dedi?iniz ve görmedi?iniz Ystanbul’a inanyyorsunuz
da neden benim para verdi?ime inanmyyorsunuz demi?. (Bünyamen ÇAY)

255-VETERYNER YLE KAYSERYLY
veteriner ile bir Kayserili ayny trenin kompartymanynda
yolculuk yaparlar. Epeyce sessiz bir ?ekilde yolculuk yaparlar. Veteriner konu?mak için bahane arar:
-Beyefendi nerelisin? Ne i? yapyyorsun? Der.
Adam da :
-Kayseriliyim , ticaretle u?ra?yyorum der.
Veteriner de sormadan böbürlene böbürlene :
-Ben de veteriner hekimim der.
Sohbet koyula?yr, epeyce konu?urlar. Herkes kendi maharetini uzun uzadyya anlatyr. Anlatyrlar ama öyle bir an gelir ki konu?ulacak bir ?ey kalmaz. Ortaly?y bir sessizlik bürür. Bir müddet sonra ,veteniner, Kayseriliye:
-Böyle vakit geçmiyor, gel kar?ylykly birbirimize soru soralym, cevap verelim der.
-E?er ben sana sordu?um sorunun cevabyny alyrsam 100 kuru? vereyim,
sen benim soruma cevap veremezsen 10 kuru? vereceksin der.
Ylk soru sorma hakkyny Kayseriliye verir:
-Söyle bakalym me?er veterinersin ben sana mesle?inle ilgili bir soru sorayym. Bana üç ayakly bir hayvan söyle der.
Veteriner dü?ünür dü?ünür bir cevap veremez
- En sonunda al 100 kuru?u ben bu sorunun cevabyny bilemedim der.
Syra veterinere gelir.
Veteriner pekiyi öyleyse ?u üç ayakly hayvany sen söyle der.
Kayserili de:
- Al ?u 10 kuru?unu bende sorunun cevabyny bilmiyorum der. Tabii ki bu arada 90 kuru? kar ederek Kayserililerin uyanykly?yny ispatlamy? olur. (Bünyamen ÇAY)

256- AKILLI DOKTOR
Bir doktorun tabelasynda, muayene ücretinin yüz, kontrolünün elli kuru? oldu?u yazylyymy?. Bir Kayserili kurnazlyk yapmy?, doktorun yanyna varynca:
-Doktor, i?te yine ben geldim,
demi? ve muayeneden sonra da tabii ki elli kuru? vermi?. Fakat doktor da daha kurnaz çykmy?:
-Pekiyi öyleyse yeni reçeteye hacet yok, eskilerine devam et demi?. (Bünyamen ÇAY)

257-UYANIK MI KAYSERYLY MY?
Çok eski zamanlar da Kayseri’de bu günkü otellerin yerinde hanlar
varmy?. Kayseri’ye gelen yabancylar bu hanlarda kalyrlarmy?. Handa kalan bir tüccar, hancynyn yanynda duran çocu?u yanyna ça?yrarak:
-O?lum 10 kuru?u al, bize öyle bir ?ey al ki, hem biz yiyelim, hem hayvanlarymyz yesin, hem de biz e?lenelim demi?.
-Çocuk 10 kuru?u almy? gitmi? ve birkaç tane karpuz almy? gelmi?. Adam ?a?yrmy?:
-O?lum biz bunu ne yapaca?yz?
- içini siz yiyeceksiniz, kabu?unu hayvanlarynyza yedireceksiniz, çekirde?i ile de e?leneceksiniz. (Bünyamen ÇAY)

258-VATAN HASAN’IN ANASIDIR
Bölük komutany ak?am dersinde askerlerinden vatanyn tarifini
yapmalaryny ister. Her asker kendisine göre syrayla tarifi yapar. Fakat Kayserili askere gelinceye kadar yapylacak tarif kalmaz. Kayserili dü?ünürken, kendinden önce ki arkada?ynyn yapty?y tarif aklyna gelir. Kendinden önceki arkada?ynyn ady Hasan’dyr ve vatanyn tarifini yaparken “vatan benim anamdyr” demi?tir.
Komutan:
-Evet Kayserili vatanyn tarifini sen yap.
Kayserili asker hemen aya?a kalkar kendini kysa künye yaparak tanytyr ve,
-Komutanym vatan Hasan’yn anasydyr der.(Bünyamen ÇAY)

259-UYANIK KAYSERYLY
Adamyn bir tanesi Kayserili tüccardan veresiye mal almy?. Zamany
gelmi? Kayserili parasyny istemi?. Fakat adam vermek taraftary de?ilmi?. Kayserili e?er biraz daha adamyn üstüne gitse adam neredeyse inkar edecekmi?. Kayserili bakar ki adam inkar edecek i?i oluruna byrakmy?. Borçlu olan adam Kayseriliye dönerek:
-Arkada?, Pazartesi günü gelme, Saly günü gelme, Çar?amba gelme, Per?embe gelme, Cuma gelme, Cumartesi gelme, Pazar gelme Allah’yn bir günü gel diyerek haftanyn her gününü saymy?.
Kayserili kara kara dü?ünürken aklyna parlak bir fikir gelmi?. Bu adam bana haftanyn her gününü saydy ama Bayram günü gelme demedi demi?. Bir bayram günü adamyn yanyna gitmi?, borcunu istemi?. Adam:
Arkada? bu gün ne günlerden,
-Saly
-Ben Saly günü sana gelme demedim mi? Demi?.
Kayserili de:
- Öyleyse arkada? gel ?u yoldan geçen insanlara soralym onlar ne derse ben razyyym sen de razy mysyn? Demi?.
Adam da razy olmu?. Yola çykarak oradan geçen adamlara her ikisi de sorarlar.
-Arkada? bu gün ne?
Geçen adamlaryn tamamy da:
-Bu gün Bayram demi?.
-Sen bana bayram günü gelme demedin ki demi?.
Adam da ikna olarak borcunu ödemi?. (Bünyamen ÇAY)

260-KUYUYA BYLEZYKLE A?IZLIK TAK
Merkezin ?ükrü Efendi ?ekerdeki ba?yna bir kuyu in?a ettirir. Ancak
kuyunun bilezi?i ile a?yzly?yny yaptyryp i?i bitiremez. Bir gün kom?ulardan Hacylarly ta? ustasy Akliye Baba, hoca efendiye ho? geldine gelir. Sohbet esnasynda kuyunun in?aatynyn bitirilmedi?inden söz açylynca, ?ükrü Efendi misafire hitaben:
Hüdanyn i?ine bak.
Atty bizi buraya Hak
?u ba?yn kuyusuna
Bilezikle a?yzlyk tak
Dörtlü?ünü söyleyerek in?aatynyn tamamlanmasyny Akliye Babadan ister.
(Bünyamen ÇAY)

261-VAH YAVRUM VAH
Kayserili ya?ly nine bir gün belediye otobüsüne biner. Bakar ki
koltu?un birisinde kyz gibi uzun saçly bir erkek oturuyor. Yanyna gelir, kendi kendine bir ?eyler söylemek ister ama bir türlü söyleyemez. Nihayetinde:
-Kyzym ?öyle biraz çekil de ben oturayym.
Koltuktaki uzun saçly erkek:
-Teyze ben kyz de?ilim erke?im, der.
Ya?ly teyze bunun üzerine:
-Vah yavrum vah! Sen de benim gibi genç ya?ta dul mu kaldyn ha!
(Bünyamen ÇAY)

262- HEYBENYN BO? ZAMANI
Mehmet ?ükrü Efendi, bir gün ?ekerdeki ba?yna giderken yolda ahbaplaryndan biri:
-Hoca efendi ev yakynyna buyurun, der.
-Heybem dolu
Yolum do?ru
Ne ideyim
Sa?y solu
Heybemin bo? zamany
Gönlümün ho? zamany
Davet etmez misiniz
Mysralaryny söyleyerek bu samimiyetsiz daveti hicveder. (Bünyamen ÇAY)

263- TUZSUZ HELVA GYBY SALLANMAK
Taze geline kocasy helva pi?irmesini söyler. Gelin ise helvaya tuz konulup koyulmayaca?yny bilmiyor. Kom?ulara da sormayy kendine yedirememekte. Kapyya çykar, sokaktan geçen bir adama:
-Tuzsuz helva gibi ne sallanyyorsun, der.
Adamca?yz halden anlayan biriymi?. Geline:
-Hadi kyzym helvaya tuz konmaz.
Böylece gelin helvaya tuz koyulmayaca?yny ö?renmi?. (Bünyamen ÇAY)

264- ISPIDINLI YSEN GEÇ YUKARIYA
Adamyn biri Ispydyn da bir eve misafir olur. Köye misafir geldi?ini haber alan köylüler ho?geldine varyrlar. Her gelen odanyn ba? kö?esine selam verip oturur. Gelenlerin ba? tarafa oturmasynda alt tarafta kalan misafir yer açmak için çekile çekile kapynyn a?zyna kadar gelir. Kimsenin aldyrmady?yna bakarak cany sykylsa da bir ?ey diyemez. Tam bu syrada içeri bir köpek girer. Adam dayanamaz aya?y kalkar:
-Ispydynly isen geç yukaryya, der. (Bünyamen ÇAY)

265- BYLMEDY BELLEME EMMY, PEKMEZYN TADI DA KITTI
Köylünün biri kente geldi?inde eskicinin tav çana?yndaki kirli suyu pekmez zannederek:
-Emmi ?uradan bana 5 paralyk pekmez ver, der.
Adam i?i bozuntuya vermez. Ma?rapayy çanaktan doldurdu?u gibi uzatyr. Bir solukta ma?rapayy tepesine diken köylü eskiciye parayy uzatyrken saf saf :
-Bilmedin belleme emmi pekmezin tady da kytty, der. (Bünyamen ÇAY)

266- ONDA DA BAKILACAK YÜZ KALMADI
Develili saz ?airi Seyrani gözleri kör olmu? eski bir dostuna rast gelir:
-Ne var ne yok ,diye hatyryny sorunca dostu:
-Ne bileyim. Ben de artyk dünyayy görecek göz kalmady ki.
?air Seyrani eski dostuna ?u zarif cevaby verir:
-Esef etme onda da bakylacak yüz kalmady. (Bünyamen ÇAY)

267-YÜKÜ ?EKER OLSAYDI
Kayserili adamyn biri evinde oturmu? ailesi ile çay içiyormu?. Fakat
ne yazyk ki adamyn çayynyn ?ekeri kytmy?. Hanymyndan ?eker istemek için konu?madan barda?yny durmadan kary?tyryyormu?. Öyle kary?tyryyormu? ki: hanymy dayanamayyp:
-Bey nedir senin yapty?yn, durmadan barda?y kary?tyryyorsun. Gören de ?angyr ?ungur deve kervany geçiyor sanyr.
Bunun üzerine adam:
-Yn?allah devenin yükü ?eker olur, demi?. (Bünyamen ÇAY)

268-YEMEKLERYN PADY?AHI
Kayserili vaiz ... hoca efendi baklavayy çok severmi?. Bir gün vaiz
efendiyi yeme?e davet ederler. Fakat vaiz efendinin baklavayy çok sevdi?ini bilen ev sahibi ve davetliler baklavayy saklayarak ne yapaca?yny merakla beklerken bütün yemekler gelir ve yenir. Vaiz efendi etrafa bakarak ba?ka yemek kalmady?yny zanneder “elhamdülillah” der ve kalkar. Bu arada baklava sofraya konur. Vaiz efendi bakar bakar ama sofradan kalkty?y için bir türlü oturamaz. Ancak Kayserili zekasyny kullanarak orada bulunanlara hitaben:
-Arkada?lar bir dakika. ?u anda padi?ah gelse ne yaparsynyz?
Orada bulunanlar:
-En güzel ikram ve izzette bulunur, ba? kö?eye oturturuz, derler.
-Öyleyse baklava da yemeklerin padi?ahydyr. Durun ba? kö?eye oturtayym.
Ve tekrar sofraya oturur ve baklavayy yeme?e ba?lar. (Bünyamen ÇAY)



269- UMARIM DENYZDE YOKSUNUZ
Kayseriliden kazyk yiyen bir Ermeni, Kayserilinin olmady?y bir yere
yerle?meye karar verir. Dünyanyn bir çok ülkesini ve ?ehirlerini dola?yr. Tüm gezdi?i yerlerde bir Kayserili ile kar?yla?yr. En sonunda Amerika’nyn New York ?ehrine gelir ve burada Kayserili yoktur diye buraya yerle?ir. Aradan bir süre geçtikten sonra topal bir adamla tany?yp ahbap olur. Konu?malary syrasynda bu adamyn da Kayserili oldu?unu ö?renince:
-Sizin toplanyz burada ise topal olamayanynyz bilmeme nerede...
Diye kendisini denize atar.
-Sanyrym burada Kayserili yoktur, der. (Halil TOKER)

270- YKYNCYSY YAKINDA
Beyazyt meydanynda Bir Kayserili kendi yazdy?y “Anynda Kö?e Dönmenin 38 Kuraly” adly yüzlerce kitabyny tezgaha yy?my?. Anynda zenginle?mek isteyen vatanda?lar anynda kitaplary tüketmi?ler. Bir hafta sonra adamyn biri Kayserilinin yanyna gelerek:
-Yahu bu kitapta kö?e dönmekle, zenginle?mekle ilgili bir cümle bile yok. Burada sadece i?neden ipli?e hatta ybryktan tyrpana kadar her ?eyin Kayseri’den alynmasy gerekti?inden ba?ka bir ?ey yazmyyor.
-Bu aldy?yn kitap birinci cilt. Yani ticareti anlatan cilt. Hele bekle yakynda yatyrym konusunu ele alan ikinci cildi yazaca?ym, demi?.
(Duygu AKSOY)

271-KOLAY SAYARSIN
Kayserili küçük Ahmet bir gün gitti?i bakkal sahibine ?öyle der:
-Bakkal amca niçin her gün bana küçük yumurta veriyorsun?
Bunun üzerine bakkal sahibi:
-Kolay ta?yyasyn diye, der.
Ahmet aly?veri?ini yapar ve parasyny vererek dy?ary çykar. Paralary sayan bakkal, paralary eksik oldu?unu görür. Ko?arak Ahmet’in pe?inden gider ve:
-O?lum! Paralary eksik vermi?sin.
Ahmet’in cevaby bakkalyn daha önceki cevabyny aratmayacak derecededir:
-Kolay sayasyn diye... (Sevda KARAER)

272- BU GYTMEZ
Kayserili Trabzon’a gitmek için uça?a biner. Uçak görevlileri ve
orada bulunan herkes Temelin koltu?a yanly? oturdu?unu söylerler. Ancak bir türlü koltu?undan kaldyramazlar. Kayserili:
-Bana 50 milyon lira verin onu yerinden kaldyrayym.
Görevliler teklifi kabul eder ve 50 milyon lirayy vermeye razy olurlar. Kayserili Temelin kula?yna bir ?ey fysyldar ve Temel yerinden hemen kalkar. Kayseriliye bunu nasyl yapty?yny sorarlar. Kayserili de:
-Bu koltuk Trabzon’a gitmeyi, bu koltuk gidiy dedim.
(Lütfiye BERBER)

273- OTUZ YKY DY?
Typ Fakültesinde ve di?er okullarda okumakta olan ö?renciler,
TUS (Typta uzmanlyk synavy) ve sonrasy seçmek istedikleri uzmanlyk alanlarynda konu?urlar. Kimi ö?renciler beyin cerrahisini, kimileri kalp uzmanly?yny, kimileri kulak-burun-bo?az uzmanlyklaryny tercih edeceklerini belirtirler. Syra Kayserili ö?renciye gelir, kendisinin di? doktoru olmak istedi?ini söyler. Sebebini soranlara ise:
-Ynsanlaryn bir beyni, bir kalbi, bir burnu, bir bo?azy var ama 32 di?i var.
(Lütfiye BERBER)

274- OLMAZ
Kayserili bir gün ma?azaya gider. Bir ceket almak ister. Ceketi
gösterip:
-Ne kadar?
Ma?aza sahibi:
- 20 milyon.
- Çok pahaly, baksana rengi filan soluk.
- Tamam 15 milyon olsun.
- Yahu bunun markasy filan belli de?il, astary da kaymy?.
- Tamam abi 10 milyona götür.
- Hayyr baksana dü?meleri uyumsuz, omuzlary dü?ük.
Bunun üzerine ma?aza sahibi :
-Al bedavaya götür,
Deyince Kayserili:
-Olmaz 2 tane isterim der .(Lütfiye BERBER)

275-TUZ VE EKMEK
Göçmenlerden Ramazan Ankara’ya çaly?maya gider. Oldukça pinti
olan Ramazan 6 ay sonra bir mektup yazar. “baba dedi?in gibi çaly?yyorum yemekte ise sadece tuz ve ekmek yiyorum” der. Mektubu okuyunca çok sinirlenen baba hemen bir mektup yazar. “O?lum buradan gideli amma da müsrif olmu?sun, tuz ile ekmek bir arada yenir mi? Ya tuzu byrak ya ekme?i yoksa para artyramazsyn” der. (Yylmaz ALIMCI)

276- DÜNÜRCÜ
Akkyzyn Ay?e a?abeysi Akkyzyn Alinin yanyna gelerek:
Ali A?a Sinangil Fatma’ya dünür geldi. Gerçi sen ver desende
verece?im verme desen de verece?im. Yine de dayysyna bir sorayym dedim sen ne dersin? (Yylmaz ALIMCI)

277-AYDA KARALTI
Amerikalylar aya ilk çykty?ynda Vahit A?a anasynyn yanyna gelerek der ki:
-Ana ana Amerikalylar bugün aya çykmy?lar.
Ya?ly ?erif ana cevap verir:
-Hele ben orada bir karalty görmü?tüm. Her halde onlardy.
(Yylmaz ALIMCI)

278- GÜNE?Y TA?ALAMAK
Hayriye Mahalleli yrgatlar tarlada çaly?yrken iyice yorulmu?lar.
Irgatlardan birisi:
- Güne?in hemen batmasy için güne?i ta?layalym arkaya dü?sün, demi?.
Hep birlikte güne?i ta?lamy?lar. Halil A?a ortaya çykar der ki:
-Durun yahu ya ta?lar güne?in alt tekine de?er de tekrar sabaha dönerse ne yapaca?yz.
-Bunun üzerine Halil A?a do?ru söylüyor diyerek güne?i ta?lamayy byrakyrlar.
(Ercan ALIMCI)

279- TEFYNEN YNEK SA?MAK
Hayriye Mahallesinden Ay?e Kara ve Ahmet Kara’nyn inekleri buza?ylamy? ama sa?dyrmyyormu?:
-Herif bizim inek sütü sa?dyrmyyor.
Kolayy var avrat ine?i rahatlattyrarak sütü sa?aryz, demi? ve bir tef almy?.
Ba?lamy? tef çalmaya. Yne?in yanyna süt sa?maya varynca ine?in uslanyp sütü sa?dyrdy?y görülmü?tür.
-Bak avrat inekten süt böyle sa?ylyr. (Sadettin TÜRKYLERY)

280- YUFKA SACI
Özvatan’da Hasan A?anyn hanymy yufka yapmak için sac aramy?.
Ahmet A?anyn çatysynda saca benzer çanak anteni görünce merdiven kurup anteni indirmi?:
-Hatun, sacy buldum, ekme?i yapabilirsin.
Ahmet A?a eve gelir çatyda anten yok. Ekmek yapanlar dahil mahalleden sorar ve hiç birisinin antenden haberi olmady?yny ö?renir. Ahmet A?anyn hanymy bir gün yufka yapmak için sac aramaya çykar. Hasan A?anyn evine vardy?ynda çanak anteni ekmek sacy diye verirler. Ahmet A?a:
-Biz bu çanak antenini aramy?tyk. Size de haber vermi?tik. O zaman niye biz haber vermediniz?
Dediklerinde Hasan A?a
-Biz bu ekmek sacyny sizin çatydan aldyk. Biz bu sacyn çanak anten oldu?unu bilmiyorduk. (Sadettin TÜRKYLERY)

281- ORADAN TANIMAZLAR
Bünyan’da gençler her zaman oldu?u gibi Pynarba?y suyunda
yykanmaya gitmi?ler. Suda yykanyrlarken iki muzip arkada? di?erlerinin giysilerini alarak kaçmy?lar. Bir süre suda bekleyen gençler ?akanyn sonunu beklemi?ler ama elbiseleri getiren olmamy?. Onlar da çaresiz bir ?ekilde elleri ile önlerini kapatarak Bünyan’a do?ru ko?maya ba?lamy?lar. Yolda ya?ly bir amca bunlara rast gelmi?. Amca bunlaryn haline gülmü? ve demi? ki:
-Evlatlar, sizi oradan tanyyan çykmaz. Siz oranyzy de?il yüzünüzü kapatyn yüzünüzü. (S.Burhanettin AKBA?)

282- SEN BÜYÜKLÜKTE MY?
Bir Kayserili boyacy, saraya boyacy ba?y olur. Günlerden bir gün
padi?ah, Kayserili boyacy ba?yna kapy e?iklerini boyamasyny buyruk verir. Kayserili i?e koyulur ve i?i bitirir. Padi?aha haber verilir, gelir görür, be?enir:
-Aferin Kayserili e?ikleri iyi boyamy?syn,
diye gönlünü alyr. Oradaki zevattan biri padi?ahyn e?ik sözünü e?ek anlar. O günden sonra Kayserili boyacy ba?yna zaman zaman takylyr. Kayserili bunun e?ek de?il e?ik oldu?unu her defasynda söylese de adam anlamazlyktan gelir. Günün birinde:
-Hey boyacyba?y söyler misin bir e?e?e ne kadar boya gider?
Kayserilinin artyk tepesi atmy?tyr. Adamy ?öyle bir alttan yukary kyyasyya süzer ve der :
-E?e?in kalybyna göre de?i?ir. Mesela sen büyüklükte olanyna bir cezve yeter. (Sabit Özdemir ÖZENÇ)

283- AZ ÖNCE BYTTY
Bir Kayserili ve bir Trabzonlu çöl gibi yssyz yerde mahsur kalmy?lar
Ellerin de de bir tane ekmek varmy?. Belki bir araba geçer diye yol kenaryna çykmy?lar. Arabayy beklerken oyalanmak için bir oyun oynamaya karar vermi?ler ve dükkancyly?a ba?lamy?lar. Syrayla birimiz dükkan sahibi birimiz mü?teri olalym demi?ler. Kayserili:
-Önce ben dükkan sahibi olayym, demi?.
Trabzonlu “tamam” deyip dola?yp gelince:
-Bir ekmek alabilir miyim? Demi?.
-Ekme?i yedim az önce bitti, demi?. (Fatma YMDAT)

284- KAZMANIN KABI
Yki Kayserili tarla sularken bir tane çizme bulmu?lar. Hayatlarynda
hiç çizme görmemi?ler, ne oldu?unu merak etmi?ler. Köyün en ya?lysyna sormu?lar. Bilse bilse Mehmet A?a bilir diye ona götürmü?ler. Mehmet A?a sa?yna bakmy? soluna bakmy?:
-Aman bunu bilemediniz mi kazmanyn kaby, demi?. (Gülten BA?ER)

285- KAYSERYLY PYKNYKTE
Kayserili, Adanaly, Antepli ve Rizeli bir gün pikni?e gitmeye karar
vermi?ler. Herkes pikni?e yanynda bir ?eyler getirmi?. Rizeli çayyny, Antepli baklavasyny, Adanaly ?i? kebabyny getirmi?. Kayserili de karde?ini getirmi?. (Gülten BA?ER)

286- ELMA
Kayserilinin biri bir gün Ystanbul’a gitmi?. Pazarda dola?yyormu?. Elma satyn almak istemi?. Satycyya:
-Elma kaç para, diye sormu?.
-200 lira diyince satycy,
Aboovv demi? Kayserili.
Hemen elmacynyn yanynda ayva satylyyormu?. Satycyya:
-Ayva kaç para, demi?.
-400 lira,
diyince Kayserili iki kere:
-Abovv, demi?. (Esra BURUK)

287- TÜRK MALI
Zamanyn birinde Amerikalylar kyldan ince bir metal icat etmi?ler.
Bunu çok üstün ba?ary sayarak bazy dünya ülkelerine yollayyp bunun üzerinde ne gibi de?i?iklikler yapylaca?yny merak etmi?ler. Esas amaçlary kendilerinin üstünlü?ünü kanytlamakmy?. Yngiltere de bunun ucunu vida haline getirmi?ler. Fransyzlar bir delik açmy?lar. Di?er ülkelerde de bir takym i?lemler yapyldyktan sonra Türkiye’ye göndermi?ler. Yetkililer Kayserililerin üstün zekalary ve sanayideki ba?arylaryndan dolayy bunu ancak Kayseri’de bir i?lem yaparlar diyerek Kayseri’ye yollamy?lar. Kayserililerde Türk Maly damgasyny vurup Amerika’ya geri yollamy?lar. (Fatma YMDAT)

288- BYRYNCY SINIF
Kayserili küçük bir çocuk okula yeni ba?layacakmy?. Okullar açylmy?, okulun ilk günü annesi götürmü? ve tekrar eve dönmü?. Çocuk okludan çyktyktan sonra eve gitmi?. Annesi:
-O?lum okulda ilk günün nasyldy?
-Her ?ey iyiydi ama bir ?ey kötüydü.
Annesi merak etmi?:
-Kötü olan neydi?
-Synyf kapysynyn üstünde birinci synyf yazyyordu ama içeri girdi?imde her ?eyin tahtadan oldu?unu gördüm. (Mustafa GÖKBULUT)

289- E?EK YLE ANTENYN DAVALARI
Özvatan’yn iki tane mahallesi varmy?. Bir mahallenin ady Köse köy,
di?erini ki ise Çukur mahallesiymi?. Buralaryn adamlary birbirlerini hiç sevmezlermi?. Bir gün Köse köylü olan adam pazara giderken kar?ydan da Çukurlu olan adam geliyormu?. Çukurlu olan adam hemen davranyp Köse köylüye:
-Niye?
-Duymadyn my?
-Yanyndaki de
-Yoo...
-Dur anlatayym da dinle.
Köseköylüler e?e?in baca?y ü?ümesin diye tül çoraby giydirirler ya, eksik akylly Köse köylüler ne olacak, demi?.
Adam kendi kendine:
-Allah Allah!
Köseköylüde hemen atlayyp haa hha, diye gülmü?.
-Sizin bizden ne eksi?iniz var ki, demi?. Siz de televizyon iyi göstersin diye çatynyn ba?yndaki antenin üstüne naylon geçirdiniz ya, demi?.
Çukurlu seslenmemi?, ikisi de oradan uzakla?my? gitmi?ler. (Jalecan BAHÇELY)

290- KAHRAMAN KAYSERY
Subay bir gün askerlere nereli olduklaryny, anne ve babalarynyn adlaryny sormu?. Bütün askerler çykyp syrayla kendilerini tanytmy?. Askerin biri çykyp subaya:
-Mara?lyyym, demi?.
Subay askere bir tokat atmy?:
Yeniden tekrarla.
Asker yeniden:
-Mara?lyyym, demi? ve tokady yemi?.
Üçüncü sefer asker Kahramanmara?lyyym demi? ve tokattan kurtulmu?. Syra Kayserili askere gelmi?. Asker, subay bana da tokat atar diye aklyndan geçirmi? ve subay nerelisin diye sorunca:
-Kahraman Kayseriliyim, demi?. (Esra BURUK)

291- KAYSERYLYYMY?
Kayserilinin biri çocuklaryny birer i? sahibi olsun diye çaly?maya
yollamy?. Hepsi bir i?e girip aradan belli bir zaman geçtikten sonra babasy çocuklaryny ziyaret etmeye gitmi?. Çocuklaryndan biri beyaz e?ya fabrikasynyn sahibi olmu?. Di?er çocu?u ise mobilya fabrikasynyn sahibi olmu?. Di?er çocu?unun yanyna varynca onu hala i?çi olarak görmü?:
O?lum sen niye fabrikanyn sahibi olmadyn, deyince
- Baba çünkü buranyn sahibi de Kayserili de ondan, demi?.
(Aydyn AKDEMYR)


292- HELVA
Kayserilinin biri askere gitmi?. Askerde cany helva istemi?. Çar?yya çykmadan komutany ça?yrmy?:
-O?lum bana bir i?ne ile iplik al,
diye para vermi?. Kayserili kapydan çykmy? unutma bahanesi ile komutanyn odasyna girerek:
-Ne alacaktym.
-Y?ne ile iplik.
Kapydan çykmy? tekrar içeri girmi? bir daha sormu?. Komutan bir daha:
-Y?ne ile iplik, demi?.
Kapydan çykmy? komutanyn odasyna tekrar girerek:
-Komutanym o dedi?in yoksa helva alayym my?, demi?.
-Al da ne alyrsan al. (Aydyn SARIBALIK)


293- ÖRT DE ÖLEYYM
Talasly bir adamyn babasy hastalanyr. Talas’tan Kayseri’ye kadar
kan revan içinde gelir ve bir doktor bularak at üstünde çala kyrbaç Talas’a döner, eve varyr:
-Baba baba doktor getirdim sana. Seni muayene edecek.
Babasy doktora ?öyle bir bakar:
-Kaça getirdin?
-10 lira istiyor, deyince adam:
-Ört de öleyim 10 lira verilir mi? (Hasan YÜKSEL)

294- BEN BEN BEN
Adamyn birisine karysy ile birlikte kar?ydan kar?yya geçerken araba
çarpar ve ölür. Kadyn kocasynyn ba?yna vararak hem a?lar hem de ölmü? olan kocasyna bir ?eyler söyler:
-Hani evimize e?yalar alacaktyn, evimizi dö?etecektin. ?imdi bunlary kim yapacak?
Kadynyn arkasyndan kendileri ile ayny binada oturan bir erkek sesi “ben” der. Kadyn ölmü? olan kocasyna:
-Çocuklarymyz büyüdü?ü zaman onlary evlendirecektik. ?imdi onlary kim evlendirecek?
Adam “ben” der. Kadyn:
-Sapy samany kim kaldyracak, tarlayy kim sürecek?
Adam “ben” der. Kadyn:
-Bankalara, oraya buraya olan borcumuzu kim ödeyecek?
Adam:
-Bak i?te ?imdi o boka ben kary?mam, der. (Hasan YÜKSEL)

295- OLMAZ KUPKURU
Bünyanly gencin evlenme ça?y gelmi?tir. Bu gence anne ve babasy
geleneklere göre kyz ararlar. Etraflaryna da kyz aradyklaryny duyururlar. Bu haberi duyan babanyn arkada?y köyün birinde o?luna uygun bir kyz oldu?unu söyler. Kyzy da ?öyle över:
-At gibi ko?ar, it gibi yer (At gibi çaly?ty?yny, itin yedi?i gibi az yedi?ini ima eder) der.
Ertesi gün bu kyzy görmek için ailece köye giderler. Köye vardyklarynda evin reisi ho? bir ?ekilde kar?ylar. Yemek yenilip sohbet edilir. Ardyndan da kyzy görmek isteyen o?lan babasy bir ho?af ister. Kyz kapydan elinde ho?af dolu bir tepsiyle içeri girer. Dünürcü giden o?lanyn babasy kyzy görünce be?enmez. Bunu da herkesin içinde açykça ifade edemedi?i için kyzy be?enmedi?ini ?u kelimelerle söyler:
-Duttan ho?af olur mu? Dupduru yavrum dupduru. Bundan gelin olur mu? Kupkuru yavrum kupkuru, der. (Hasan YÜKSEL)



296- ABDESTSYZ NAMAZ
Namaz kylmasyny bilmeyen bir köye bir gün bir çerçi gelir. Köylüler
bu çerçiden kendilerine namaz kylmasyny ö?retmesini isterler. Çerçi önceleri namaz kyldyramayaca?yny söyler. Fakat bir ayda 30 dana kar?yly?ynda namaz kylmasyny ö?retece?ini söyler. Köylüler de razy olur. Çerçi cemaati her gün camiye toplayarak namaz kyldyrmaya ba?lar. Bu böylece sürüp gider. Günün birinde gene ayny köye bir müezzinin yolu dü?er. Namaz kylmak için camiye gitti?inde bir de ne görsün. Cemaatin “yatyn pezevenkler kalkyn pezevenkler” sesi ile yatyp kalktyklaryny görür. Çerçinin bu aldatmasyny ortaya çykarmak için arkadan “öhü öhü” diye öksürür. Namaz kyldyran çerçi oyununun anla?yldy?yny anlar ve:
-öhü öhü deme, öhü b.k yeme. Otuz günde otuz dana, yarysy sana yarysy bana diye seslenir. Daha sonra müezzini yalnyz olarak yakalar ve ses çykarmamasyny otuz günün sonunda otuz dananyn yarysyny kendisine verece?im diye razy eder. Bir ayyn sonunda çerçi danalary alarak ve müezzini atlatarak köyden kaçar. Aldatylan müezzin ise köylüleri ba?yna toplayarak olanlary anlatyr ve kyldyklary namazyn yanly? oldu?unu bildirir. Köylüler de ona bu durumu zaten bildiklerini söyleyerek ?öyle derler:
-Biz kyldy?ymyz namazyn yanly? oldu?unu biliyorduk. Bu yüzden biz de abdestsiz namaz kylyyorduk, derler. (Hasan YÜKSEL)

297- ?EHRE GELYNCE...
Köylü kadynyn biri bir gün ?ehre gelir ve gezerken kuruyemi?çinin
önünde leblebiyi görür. Ömründe hiç leblebi görmeyen kadyn yanyndakilerden bunun nohuttan yapyldy?yny ö?renince leblebinin kar?ysyna geçer ve ?öyle der:
-Vuu ekti?im nohut, dikti?im nohut. Gün gelip dibine s...ty?ym nohut. ?ehre geldin de leblebi mi oldun. (Hasan YÜKSEL)

298- ALLAK
Kayserilinin biri bir papazla yolda arkada? olur, epeyce yol yürüdükten sonra biraz dinlenmek üzere otururlar. Her ikisi de azyk çykynyny açar. Kayserilinin ki biraz ekmek biraz da çökelektir. Papazyn çykynynda bal, ya?, yumurta, ka?ar peyniri ve daha neler oldu?unu görünce içini çekerek:
-Papaz efendi bir tane Allah de bakalym, der.
-Allak, der papaz.
Kayserili bunu fyrsat bilir der ki:
-Do?ru dürüst adyny bile söyleyemiyor. Bu kadar yiyece?i ona ver yesin. Beni de çökeli?inen avut bakalym ne olacak, der. (Esat KARAKAYA)

299- BEN NELER ANLADIM NELER
Kayserili manifaturacylardan Ahmet A?a Ystanbul’a mal almaya gidece?i zaman orta?y Mehmet A?aya:
-Bak ortak ben Ystanbul’a varynca piyasayy kolaçan ederim. E?ere mallara zam gelecek gibi ise sana “aman ha aman” diye telgraf çekerim. Sen buradaki maly zamlandyr, der ve Ystanbul’a gider.
Yki gün sonra Mehmet A?aya postacy bir telgraf getirir. Mehmet A?a postacyya:
-Karde?im benim okumam yok, açta hele bir telgrafy oku, der.
Postacy istek üzerine telgrafy okur:
-Orta?ym Mehmet A?a aman ha aman.
Mehmet A?a ba?lar fyndyk kyryp oynamaya. Postacy sorar:
-Ne anladyn ki bundan fyndyk kyryyorsun, deyince Mehmet A?a:
-Ben neler anladym neler, sen bilemezsin, der. (Esat KARAKAYA)

300- KAYSERYLY ESNAF VE YANKESYCY
Kayserili esnaftan biri Ystanbul’a mal almaya giderken koyun
cebinin birini yan kesicileri yanyltmak için saksy kyryklary ile iyice doldururmu?. Yine bir seferinde böyle yapyp trenle giderken kompartymanda arkada? oldu?u birine:
-Trende çok yankesici var diyorlar, ama bana hiç rast gelmedi. Koyun cebim para dolu oldu?u halde korkusuzca gidiyorum, der.
Arkada?y ona:
-Biraz evvel biri onu yoklady da saksy kyry?y oldu?u anla?yldy. Üzülme sen biz i?imizi biliriz, der ve gider.
Kayserili öbür cebindeki paralary yoklar ki yerinde yeller esiyor. (Esat KARAKAYA)

_________________
Ne mutlu Türkçe konuşana
Kullanıcı kimliğini gösterS.Burhanettin AKBAŞ tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 21 Ksm 2007
Bildiriler: 99
Şehir: Ankara
Alıntıyla Cevap Gönder
Burhanettin bey Kayserililerin çok zeki olduklarını ve bunu ticarette çok iyi kulandıklarını biliyordum ama bu denli mizahi bir tarafları olduğunu bilmiyordum. Sayenizde bu yönlerini de öğrenmiş olduk.

_________________
O?uzsoylu, Kayyboylu Türkmenim.
Kullanıcı kimliğini gösterOğuzsoylu tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Kayseri Fıkraları üzerine
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2