Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
KELİME MASIL ÜRETİLİR
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Kelime üretme konusunda site müdavimlerinin samimi çalışmalarını gördükçe bu yönde çabalar olduğuna şahit oluyoruz.Bu sevindirici bir çabadır,kutluyorum.

Ancak arkadaşlarda gördüğüm bir eksikliği belirtmek gerekiyor,bir sözcük-kelime üretilirken,o sözcüğün anlatmak istediği kavram anlatılmalıdır,bu kavramı düşünmeyen ,o sözcüğün alanını kuşatmayan üretilmiş sözcükler bir anlam ifade etmezler.
Örnek;Lise 3 feksefe kitaplarında Apriori bilgi kelimesinin karşılığı olarak, Önsel bligi üretilmiş,bu dili bilmeyen ,felsefeyi bilmeyen ve ne yaptığını bilmeyen bir çalışmadır.Bu çabayı destekliyoruz ama üretilen sözcükler abuk subuk hale gelmemelidir.

Öyleyse yapılacak ilk iş,üretilecek sözcüğün işaret edeceği kavramı belirlemektir,bu zor değildir, çünkü kavramlar evrenseldir-universalis,terimler herhengi bir dile aittir,singülaris.

Sevgiyle kalın
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Kelime üretme kon usundaki kısa yazıma devam etmek istiyorum;

Yukarıda kelime üretmek için ,üretilecek kavramın düşünülüp o kavramı ifade etmek gerekir diye yazmıştım,bu doğrudur fakat daha öncde yapılması gereken bir şey daha vardır.
O da üretilecek kavramın içeriği düşünülecekken,bu yola girmeden önce bu kavramın ihtiyaç olmasını gerektiren SORUNU-problemi belirlemek gerekir ki bu problem belirlendikten sonra o problemi ifada edecek olan kavramın sınırları-içeriği oluşmuş olur,bu aşamadan sonra her dil kendi reflexlerine göre bu problemin oluştuğu alanı belirleyen kavramı ortaya koyabilir.

Bu kavram-kelimede artık öz o dilde bir kelime -kavramdır.
Türkçe kelime ler üretme konusuunda ki değerli katkılara yöntem önererek bende bu çalışmaya bir katkı sağlamak istedim.

Site müdavimlerine selamlar
KELİME MASIL ÜRETİLİR
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Nasıl kelime üretilir konusundaki yazıma devam...

Yukarıda ki iki paragrafta ilk önce problem tesbit edilmeli sonrada tesbit edilen problemin çözmeye çalıştığı sınırları belirlenen yeri-hali kavramlaştırılı ve bu kavram o dile ait reflexlerle ifade edilir.

Problem nerelerde tesbit edilebilir,bu çok acıklı bir cevabın sorusudur;ne yazıkki problemler ya felsefe ile yada bilim ile oluşturulup araştırılır ve alan belirlenip o alanı ifade eden sözcük üretilir.

Bizim bilimde Felsefe de üretmediğimiz için problem de tesbit etmediğimiz den dolayı,yeni kavramlar da asla üretemiyoruz.

Tarihe baktığımız zaman sadece İbn-i Haldun problem ortaya koymuş ve dolayısyla de o problemi ortaya çıktığı alanı ifade edecekkavramıda üretmiştir.
Büyük toplum bilimci,çağlar aşan ayrıştırıcı değerlendirmesiyle sadece toplum yaşamını araştıran bir bilim olmalıdır ,diyerek ÜMRAN İLMİ ni kurmuştu.

ÜMRAN İLMİ bugün SOSYOLOJİ olarak ifade ettiğimiz kavramdır.
TDK nın yeni sözcükleri
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
TDK sözlüğünden bir kaç örnek;
Faks: Bilgigeçer
Ultrason:Yansılanım

Bu iki sözcüğün karşılığında TDK nın üettiği iki karşılığı görüyoruz,
TDK dan daha doğru dürüst çalışmalar beklerdim,sokaktan geçen herhangi bir Türkçe bilgisi eksik kişiye bile sorsanız,sizeancak bu kadar saçma karşılıklar üretebilirdi..
Otobüs:Çok oturgaçlı götürgeç
İstiklal Marşı: Ulusal Düttürü

Eskiden bu karşılıkları üretmiş bir kurumdan daha ne bekleyebiliriz.

Türkçeyi ancak alay edilebilen bir dil haline getirdikleri için dava edilmelidirler.Bu kadar sorumsuz ,bu kadar kavramlardan ve sözcüklerin nasıl üretileceğinden habersiz bir çalışma yapılarak kamuoyuna açıklanmasını reddediyorum.
Lütfen ciddiyet,Türkçeyle alay etmeyiniz,ettirmeyiniz.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 16 Eyl 2005
Bildiriler: 312
Alıntıyla Cevap Gönder
Eh be Mithat Bey kardeşim, böyle de olmaz ki ama...

Dil konusunda yapılabilecek en üst düzey çalışmalardan birine heveslendiniz, hevesinizi kırmak istemedik, düşünce fırtınasında yarar vardır dedik, belki aradan güzel bir şeyler çıkar dedik ama bu olmadı işte.

Düşünce fırtınalarında üretilen en saçma düşünce bile kimi zaman bir ışık yakar önünüze. Daha önce görmediğiniz şeyleri aydınlatır. Her ne kadar şu andaki TDK'yi (TDK'yı değil, Türkçede K işareti Ke diye okunur. Ka diye okumak Arapça Kaf Kef ayrımından kaynaklanır ki bizler Arap işaretleriyle öğrenmedik okuma yazmayı. Belki dedelerimizin böyle bir alışkanlığı olabilir, ilk öğrendikleri işaretleri unutamamış olabilirler ama, gözünüzü seveyim, seksen küsur yıl oldu 1353 sayılı yasanın kabul edilişinden bu yana, öğrenin artık ne olur...) kimi çalışmalarından ötürü eleştirsek de en azından o dönemdeki TDK gerçekten nitelikli çalışmalar yapıyordu.

Size bugüne kadar neredeyse benim dışımda bir yanıt verilmemiş olmasının nedenlerinden biri de çalışmalarınızın olgunlaşmasını beklemekti. Biz çalışmalarınızın olgunlaşmasını beklerken garip bir şey olmaya başladı. İyice gerçek bilginin dışına çıkmaya başladı. Bunlara bir örnek de yukarda verdiğiniz sözcükler oluşturuyor.

Öncelikle bir kaç küçük madde sıralamak istiyorum ve bilmenizi istiyorum ki bunları sizin hevesinizi daha da körüklemek ve bu yolda yapacağınız küçük ama etkili yanlışları azıcık da olsa engellemek amacıyla yapıyorum.

1. Türk diliyle uğraşan, bu konuda araştırmalar yapmaya çalışan biri olarak her şeyden önce sizin Türk dili kurallarına daha çok özen göstermeniz gerekiyor. Yazdıklarınızı göndermeden önce bir yazım kuralları açısından denetlemelisiniz. İnsanın gözünden kaçan çok şey olabiliyor yazım sırasında. Sonradan düzeltilebiliyor bunlar.

2. Kimi tümcelerinizde kurulum yanlışları, mantık hataları, anlatım bozuklukları olabiliyor. Bunları da bir gözden geçirmelisiniz.

3. Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Önce bunu kabul edip yola böyle çıkmalısınız. Bu konuda kendinizi iyice geliştirdikten sonra hâlâ açıklayamadığınız, bugüne kadar sizden başkasının da açıklayamadığı bir kök varsa o zaman başka seçenekler de düşünmelisiniz. Yoksa "Neden önden eklemeli bir dil olmasın?" diyerek yola çıkarsanız, sizi doğrulara ulaştıracak yollardan uzaklaşmış olursunuz. Hani bir eylemi yapmış olabileceğini düşündüğümüz kişiyi suçlamak amacıyla kanıt toplamak gibi bir şey olur bu. Birinden kuşkulanıp suçu onun işlediğine dair kanıtlar araştırmak gibi bir şey.

4. Bu amaçla dil üzerine yapılmış çalışmaları herkesten daha çok karıştırmalı, idik didik etmelisiniz. Böylece bir sözcüğü ve kökünü araştırırken de yanlış yollara sapmamış olursunuz. Şu daha önce konuştuğumuz adhak ve ahdak karışması buna güzel bir örnek olacaktır.

5. Öncelikle en eski kaynakları yani yazıtları iyice karıştırmalı, oradaki sözcüklerin günümüze hangi şekilde geldikleri, nasıl değiştikleri, hangi aşamalardan geçtikleri konusunu iyi bilmelisiniz ki diğer sözcüklerin geliş yollarıyla ilgili varsayımlarınız nitelikli olabilsin.

6. Köken araştırmalarıyla ünlü insanlarımız var. Aslında onlarla bağlantı kurmalısınız.

7. TDK faks için bilgigeçer değil belgeç karşılığını üretmiştir. Her ikisi de kısaltmadır. Faksimile sözcüğüne karşılık belgegeçer (yine bilgigeçer değil) sözcüğü türetilmiştir. Bunlar sizin özgür iradenize bırakılmıştır. Kullanma zorunluluğunuz yoktur. Beğenirseniz kullanırsınız, beğenmezseniz yenisini türetir kullanıma sunarsınız.

8. Çok oturgaçlı götürgeç, ulusal düttürü, gök götürü konuksal avrat gibi zırvalar da TDK tarafından değil, TDK'nin özleştirme çabalarını baltalamak için bir takım aklı evvel kişiler tarafından uyduruldu ve bu milyonlarca kez insanlara doğrusu anlatıldı bu sayfalardan bile... hâlâ neden habersizmiş gibi davranılır anlamıyorum. Yoksa bundan bir şeyler elde etmeye çalışanlar mı vardır?

Sözü daha fazla uzatmaya gerek yok. Önce kendi araştırmalarımızı sağlam kaynaklara dayandırmalıyız ki insanlar bizi ciddiye alsınlar.
Kullanıcı kimliğini gösterMehmet Çömez tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Sayın Mehmet Çömez
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Yazılarıma verdiğiniz cevaplar için tekrar teşekkür edeirm.

Öncelikle yapılan çalışmaları takdir etmediğim eleştirilebilir,
İkincisi bulunan sözcüklerin Türkçeye uygun olduğu iddia edilip ,kanıtlanabilir,
Üçüncüde sen kimsin de bizi eleşti,riyorsu denebilir
Tüm bu şeyler doğru da olabilir,ancak tüm bu şeyler bulunan sözcüklerin komik olmasını engelleyemiyor.
Ayrıca Türkçe neden önden eklemeli bir dil olmasın diye değilde Sondan eklemeli iddia edilen bu dili çalışanlar sondan eklemelidir diye ortaya koyulan şeyler de yeterince derinleştirilmeden,olsa olsa hipotezine göre oluşturulduğu
görülen bir kabullenmeden başlıyor,
Batmak sözcüğünün kökü bat olarak iddie edildiği zaman,bu çok yüzeysel olmaktadır,Dünyada hiç bir dil bu kadar çok sesin bir arada olduğu köklerden oluşmuyor,ama ne hikmetse Türkçe üç sesten oluşan köklerden oluşuyor,bu bile yeterince araştırılıp,hipotezlerin dayandığı argümanlar tek tek yanlışlanmaya çalışılmadan kabul edilmiş bir doğrulama yöntemiyle yapılmış çalışmadır.
Bilimsel yönden bile yanlış bir yöntemle yapılan bu çalışma ancak reddedilebilir.
Burada yapılacak doğru şeylerin neler olduğu örneklerle vardır,ancak yapılması gereken ilk ve tek şey,doğruluğu eskiden kanıt-tanıtlanmış bu bilgilerden şüphe etmektir.
Otoritelere teslim olalım,onşar ne dediyse şüphe etmeden kabul edelim diyemezsiniz.




Yoksa "Neden önden eklemeli bir dil olmasın?" diyerek yola çıkarsanız, sizi doğrulara ulaştıracak yollardan uzaklaşmış olursunuz.
KELİME MASIL ÜRETİLİR
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Mehmet Çömez

Eğer Türkçe yeterince eleştirilir ve yeterince araştırlırsa, tüm dünya dilleri kadar yetenekli olduğu görülür.
Bunu nasıl yapacağımız konusu ise Türkçenin söz dizimi-kökleri ve bir araya gelme özellikleri neler olabilir diye ,her bilgi parçası, kendisini oluşturan her bir parçasına kadar bölünür ve bu en son parçaların neler olduğu ortaya konup belirlenebilirse ondan sonra geleceğe daha umutla bakılabilir.
Türkçenin sadece sondan eklemeli bir dil olarak var olması mümkün değildir,bunu imkansız hale getiren şey ise köklerin üç sesten oluştuğunu iddia etmektır.
Türkçe ses dizilişi sesliler 1 sessizler 0 olarak kodlarsak
101 sesli -sessiz-sesli
010 sessiz -sesli-sessiz
100 sesli -sessiz sessiz

Bu dizilişi köklerde de kabul etmek sadece kabul etmektir,gerçeğin kendisi değildir.
Köklerin dizilişi tüm dünya dillerinde
10 sesli-sessiz
01 sessiz -sesli
100 sesli-sessiz -sessiz

Bu ses dizilişine önden ve sondan ,sesli ve sessiz ler eklenerek,kökten kök üretilir,ama bu kökten üretilen köklerin anlamları çok karmaşık bir düşünce sisteminiz yansımasını verir.

Nedir bu karmaşık düğünce sistemi; şudur,
Sözcükler ya kavramdır yada ilişkidir,
İşte toplumun baş edilmez biriken zekasının yansımasını burada görüyoruz
10
01
100
olarak dizilen köklerin her biri iki yada üç anlama gelmektedir,bu üretilecek sözcük miktarını inanlımaz ölçüde arttırmaktadır.
Türkçe de mümkün olan 8 çarpı 21 artı 8 çarpı 21 tane olan yani 336 adet olan köklerin miktarı sadece iki sesliler olarak 672 adede ulaşmaktadır.

Bu inanlımaz bir miktardır,çünkü en az 672 adettir,ama daha fazlasıdırda. çünkü her bir iki sesli kök anlam olarak üç adet anlama geliyorsa bu miktar bir misli daha artar.
Bu miktara daha 100 yani sesli-sessiz-sessiz lerden oluşan potansiyel dahil değildir.

Şimdi en başa dönersek; bu köklerden oluşan Türkçe,ihtiyaç duyduğu ve duyacağı her kavram ve ilişkiyi kendi özelliklerine göre komik olmadan saçmalamadan,yeniden üretebilecektir.
Bu üretme TDK da değil varlığı araştıran, üniversitelerde araştırma yapan ve yeni bilgiler bulan bilim adamları tarafından yapılacaktır,TDK bu bağlamda Türkçenin matematiğini ortaya koyarak üretmenin sistematiğini belirleme çalışmasını kendime misyon olarak seçmelidir.
Yoksa, Ultrason için yansılanım gibi acaiplikler üretmek gibi, durumdan vazife çıkartmamalıdır.

Burada belirsiz olan en karmaşık yer ise,köklerin kaç anlama geldiği belirlenirken,bu çok anlamlılığı oluşturan kurallar nelerdir,bu kurallar belli bir sistem içerisindemidir,yoksa dahilindemidir.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 16 Eyl 2005
Bildiriler: 312
Alıntıyla Cevap Gönder
Söylediklerinizde haklılık payı var elbette. Anlattıklarınızın bir bölümünden de şu ortaya çıkıyor: "Türkçe üzerine araştırma yapanlar Türkçe ve kuralları hakkında bir şey bilmiyorlar, yalnızca olsa olsa deyip kural üretiyorlar." ve yine aklınızın bir köşesinde şu kalmış: "TDK çok oturgaçlı götürgeç demiş." TDK'yi (kimi çalışmalarını eleştiren biri olarak) savunmak bana düşmez elbette ama -tekrar etmekten usandık artık- TDK HİÇBİR ZAMAN BÖYLE KARŞILIKLAR TÜRETMEDİ. Yansılanıma sözcüğüne gelince; bu da dilin kuralları çerçevesinde türetilmiş bir sözcüktür. Kullanma zorunluluğunuz yoktur. TDK bunları türetir ve ortalığa salar becerebildiği ölçüde. Yaygınlaşırsa ne güzel, yaygınlaşmazsa yenisini türetir veya siz türetirsiniz.

Dilin kurallarını uzmanlar koymaz Sayın Mithat Yıldız. Kuralları o dili konuşan insanlar koyar ve uzmanlara düşen yalnızca bu dilin bu topluluk tarafından nasıl kullanıldığını saptamak ve bu kuralları akademik düzeyde belgelemektir.

"Dünyanın hiçbir dilinde üç sesten oluşan kök yoktur." düşüncenize gelince. Arapça bunun en yakın örneğidir. Bütün sözcükler üç ünsüzden oluşan bir köke sahiptir. Aralarında ünlü bile yoktur. Önüne arkasına bir şeyler getirilir ve türlü sözcükler üretilir. Sözgelimi:

nkl: nakil, menkul, nakliye...
nzm: nizam, nizami, nazım, nizamiye, nazmi...
hls: halis, hülasa, muhlis...

Elbette eleştireceksiniz, elbette araştıracaksınız, elbette önerileriniz olacak ve bunları yaparken iddia ettiğiniz şeylerin daha sağlam bir dayanağı olacak...

Türkçedeki köklere gelince.

Türkçede kökler bir ünlüden oluşabilir ama bir ünsüzden oluşmaz. Önünde veya arkasında mutlaka bir ünlü vardır. Bununla birlikte seslendirdiğiniz o tek ünlü bile seslendiriş biçimine göre birbiriyle hiç ilgisi olmayan anlamlara gelebilir.

Konuşmasını öğrenmeye çalışan ilkel insanı örneklemeye çalışırsak: Bu kişi şaşkınlığını belirtmek için "A" sesini çıkarabilir. Bunun yanında bu adam kızgınlığını belirtmek için de A sesini çıkarabilir. Ne kadar bıkmış olduğunu da bu sesle ifade edebilir. Bu adam şaşkınlığını veya sevincini de aynı sesle anlatabilir. Bu durumda bu ses yeterince kök olabilir mi sizce? Kökün tanımında şu vardır. Çıkarabileceğiniz anlamlı en kısa sestir kökler. Bunlar birkaç sesten oluşabilirler. Bununla birlikte şunu da bir kez daha söylemekte yarar var: "Türkçe'nin köklerini araştırmak istiyorsanız iki şey işinize yaramaz: 1. Türkiye Türkçesi 2. Osmanlıca."

Yine söylemekte yarar var: "Araştırmalarınızı desteklemek, bu konuda yardımcı olabilmek isterim ancak bunlar çok ayrı, inanılmaz derecede uzmanlık gerektiren şeylerdir. Hatta hatta bu konuda araştırma yapan uzmanlar yazdıklarımı okurlarsa belki de kendi içlerinden ne kadar sığ bir anlatım olduğunu bile düşünebilirler. Bana sorarsanız yapılacak ilk şey, sözcüğün bugünkü söylenişinden geriye doğru gidip asıl söylenişine ulaşmak, hangi değişimlere uğradığını görmek ve diğerlerine de ışık tutmak olacaktır.

Bağırsak sözcüğünü küçük bir örnek olarak vereyim:
Bağırsak sözcüğü sindirim organı olarak bilinir. Oysa göbek kordonu demektir. Sindirim organı olan bağursuktur.

Yarak ise yararlı iş veya silah anlamındadır. Kimi yerde savaş giysisi anlamına bile gelir. Oysa siz bugün kullandığımız anlamdan yola çıkarsanız çok daha başka yerlere ulaşırsınız.

Size bu konuda söyleyebileceğim tek şey var. Araştırmalarınızı varsayımlar üzerinden değil (ki bunu siz de eleştiriyorsunuz) daha sağlam kaynaklar üzerinden yapmalısınız.

Çalışmalarınızda başarılar dileğiyle...
Kullanıcı kimliğini gösterMehmet Çömez tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
KELİME MASIL ÜRETİLİR
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Yarak ;köken araştıma denemesi
Kök AR olmalıdır.
bAR
cAR
dAR
hAR
kAR
lAR
nAR
pAR
sAR
tAR
vAR
yAR
zAR

Sayın Mehmet Çömez yukarıdaki üretilmiş sözcükleri üreten Türk dilidir,
ama ben ;bu nasıl oluyorun cevabını vermeye çalışıyorum,
yani
Türkçe nasıl bir dildir
,özellikleri nelerdir,
kökleri nelerdir
ve dizilişi nasıldır,
Geleneksel açıklamalardan bulduğum cevaplar Türkçenin sanki, uzaydan geldiği hissini veriyor,ama uzaydan gelmedi,bu dünyada üretildi ve konuşuluyor,öyleyse ,otoritelere bağlanıp,bulunan doğruları mutlak olarak kabul etmeden,bunların zamanla yanlışlanabileceğini göz ardı etmeden,doğru kabul etmek gerekiyor.

Benim sorularımdan ikiside şudur;
1-Köklerin çok anlamlılığının belirleyen kurallar nelerdir?
2-Bu kuralların bir sistemi varmıdır?

İşinizde ve hayatınızda başarılar dilerim
KELİME MASIL ÜRETİLİR
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Yarmak sözcüğünün kökünün YAR olduğunu bu tanımı doğru olarak bize öğretenlerin targtışma götürmez şekilde ortaya koymaları gerekir.
Benim gibi etimoloji konusunda bilgi bakımından bebek bile sayılamayacak birinin eleştirisine dahi dayanamayan bu tanımlar ,ciddi eleştiriler gelince ne yapacak merak ediyorum.
Mesela YARMAK sözcüğünün kökünün YAR olduğunu söyleyen zevat bu haklılığı kendinde nelere dayanarak görüyor,iddialarını destekleyen veriler nelerdir.
Bu sözcüğün kökü neden YAR da ,neden AR değildir.
İkiside anlamlıdır,
Hatta birisi en küçük anlamlı sözdür?
Yapılan tanımlart tanım dahi değildir,çünkü yanımın mantıksal biçimine uymamaktadır.
Tanım efradını mani,ağyarını cami olmalıdır,
Ama heyhat
çok acele edilmiş,çok baştan savma, asla bilimsel olmayan çalışmalarla Türkçenin yapısı çalışılmış,ama ortaya büyük bir boşluk çıkmış.
KELİME MASIL ÜRETİLİR
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
''Size bu konuda söyleyebileceğim tek şey var. Araştırmalarınızı varsayımlar üzerinden değil (ki bunu siz de eleştiriyorsunuz) daha sağlam kaynaklar üzerinden yapmalısınız''

Yukarıdaki cümle size aittir sayın M. Çömez

Türkçenin köklerinin yapısı olsa olsa:))
ya önden eklemelidir
ya sondan eklemelidir
ya iki yandan da eklemlidir
yada hiç eklemli değildir.

Mümkün olan seçenekler bunlardır,yani ben bir varsayomda değilde bir hipotezde bulunuyorum,bu hipotezide tespit ettiğim bir sorundan(problem) sonra ortaya koyup bu geçici çözüm taslağının doğru olup olmadığını çalışmaya çalışıyorum.
Bu konuda tüm filologlara defalarca çağrıda bulundum.

Yani yapmaya çalıştığım bir varsayım peşinde koşmak değil,bir hipotezin doğruluğunu oprtaya koymak ve daha sonra mümkünse bu doğrulanmış hipotezsi tüm gücümle yanlışlamaya çalışmaktır.

İşte bu durumdan sonra tüm yanlışlamalara rağmen hipotez ayakta olursa doğruluğuna o zaman inanmaktır,taa ki yanlışlanana kadar.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 16 Eyl 2005
Bildiriler: 312
Alıntıyla Cevap Gönder
Alıntı:
Yarak ;köken araştıma denemesi
Kök AR olmalıdır.
bAR
cAR
dAR
hAR
kAR
lAR
nAR
pAR
sAR
tAR
vAR
yAR
zAR

Sayın Mehmet Çömez yukarıdaki üretilmiş sözcükleri üreten Türk dilidir,
ama ben ;bu nasıl oluyorun cevabını vermeye çalışıyorum,


Ne diyeyim bilmiyorum." Kök AR olmalı" diyorsunuz. Bunu üretenin de Türk dili olduğunu savunuyorsunuz. Türkçenin bunu ar kökünden türettiğine nasıl emin oluyorsunuz? Nedir sizi bu olmalı tahminine götüren şey? Sağlam kanıtlar istiyorsunuz. Nedir sizin kanıtlarınız? Bir yönteminiz var ve bunu sevmişsiniz, ne güzel...

Sizin yönteminize göre eğitim sözcüğünün kökü nasıl hesaplanacak? E midir, EĞ midir, yoksa Ğİ midir? Ğ ses midir ve nasıl seslendirilir? Bunun sizin yönteminizle açıklamasını gerçekten merak ediyorum.
Kullanıcı kimliğini gösterMehmet Çömez tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
KELİME MASIL ÜRETİLİR
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
EĞİTİM sözcüğünün kök EĞ olmalıdır.diğer sesler ektir.
Bneı bu sonuca götüren şey tüm dilleirn ortak yanlarının Türkçe içinde var olduğunu düşünmektir,ve geleneksel açıklamanın çok yüzeysel olmasıdır,ancak daha derin çalışmaları Filologlar yapacaktır.İşte bu çalışmalar bilim reflexine uygun olmalı ve araştırılan şey gerçek yani reel olarak var bulunan bir problem olmalıdır.

Türkçe gerçekten nasıl bir dildir sorusunu sorarsak, toplayacağımız veriler gerçeklğin etrafı olacaktır,bir misyon değil.

Geleyim YARMAK sözcüğünün kökünün AR olmasına;
Geleneksel açıklama bu kökün YAR olduğunu söyler

Ben ise bunun da üretilmiş bir sözcük olduğunu söylüyorum,çünkü kök ün tanımı bize şunu söyler; en küçük anlamlı sözcüktür.
Öyleyse AR en küçük anlamlı sözcüktür.
Bu kökten ise
bAR
çAR
dAR
hAR
lAR
kAR
pAR
nAR
sAR
şAR
tAR
vAR
yAR
Sözcükleri üretilmiştir,bu sözcüklerin üretilmiş olduğunu doğrulayan sesler baştaki farklı seslerdir,baştaki seslerden sonra ki sesler tüm sözcüklerde ortaktır,bu ortak sesler onların en küçük ve anlamlı olmasıyla kök durumuna gelir.

Tüm bu yazdıklarımda benım AR kökünün neden kök olarak kabul ettiğimin argümanlarıdır.
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 16 Eyl 2005
Bildiriler: 312
Alıntıyla Cevap Gönder
İşte anlatmak istediğim buydu Sayın Mithat Yıldız...

Eğitim sözcüğünün kökü ne EĞ ne de Ğİ'dir. Hatta içinde Ğ bile yoktur. Önce biraz köken bilgisi araştırmaları yapmanız gerektiğini bu nedenle defalarca söyledim. Bu konuda bilginiz henüz çok yetersiz. Sözcüğün aslı İGDİ'dir. Kimi lehçelerde İDİ olarak söylenir. Bu durumda hangi kullanılışından hareket ederek köke ulaşacaksınız? İDİ mi yoksa İGDİ mi? Buna doğru karar verebilmenin tek yolu, daha önce de söylediğim gibi diğer Türk dillerini de adam akıllı bilmekten geçer. Yoksa böyle komik durumlara düşebilirsiniz. Diğer yazılarımı yeni baştan okuyacak olursanız sizi hep bu konuda küçük küçük uyarmaya çalıştım. Bir yandan da sizi ve hevesinizi kırmamanın yollarını düşünerek yazmaya çalıştım.

Yaptığınız çalışma anlamdan uzak, yalnızca ses bilgisine, ses benzerliklerine dayanan bir çalışma olarak kalıyor. Dili bir sözcükler ormanına benzetirsek eğer, her sözcüğü bir ağacın dalları olarak kabul edebiliriz. bu ağacın bir kökü vardır. Bu kökten bir gövde oluşur. Gövdeden dallar, yapraklar, meyveler çıkar. Her mevyve, her yaprak, her dal bu ağacın kökünden beslenir. Başkalaşmaz, kökünden ne alırsa, bu ne ağacıysa ona tıpatıp benzeyen şeyler üretir. Gö kökünden gör de çıkar, kör de çıkar, göz de ve onlarcası... Türeyen bütün sözcükler görmekle ilgilidir işitmekle, dokunmakla veya başka bir şeyle değil. Üstelik başlangıçta kullanılan görmek değil körmektir.


Bu şekilde ilerleyerek ulaşacağınız sonuçların kimilerinin doğru çıkması yalnızca tesadüf olacaktır. Savunduğunuz bilimsellik temelinden tamamen uzak kalacaksınız. Ne olur biraz daha zaman harcayın köken bilgisiyle ve araştırmalarınızı daha sağlam temellere oturtun böylece. Biz de yararlanalım çabalarınızdan. Belki Türkçenin bu uçsuz bucaksız derinliklerini tamamen çözemezsiniz ama en azından doğru adımlar atmış olursunuz. Boşuna kızmıyoruz "yıllardır Türkçe ile ilgili adam gibi bir köken bilgisi sözlüğü hazırlanmadı" diye.

Çalışmalarınızın sonucunu merakla bekliyoruz.
Kullanıcı kimliğini gösterMehmet Çömez tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
mithat yıldız
Misafir

Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Çömez

Bende size şunu anlatmakta zorlanıyorum,bazı tuzaklar kurarak benim hatamö yapmamı sağlayarak,önerdiğim sistemin hatalı olduğu kanısını oluşturmanız,Türkçenin kökenlerin doğru olarak belırlenmesını8 sağlamıyor.

Şunu da unutmayın ; neden IGDİ yada İDİ demiyorsunuz da EĞİTİM diyorsunuz.EĞİTİM olmayan bir sözcük değildir,ama değişmiştir,burada da değişen sadece ve sadece seslerdir,YAPI DEĞİLDİR.

Hala söylemeye çalışayım ,Türkçe kökleri üç sesten oluşan sözcük olarak varolamaz.tüm dünyada örneği yoktur.
Dolayısıyla kökler iki sesten oluşur,
10,
01
100
Bu şekilde ki ses dizilişleri tüm dillerin köklerinin yapısıdır.Bu dizlişie aslında aykırı olan birkaç örnek ortak özellikleri olan birkaç örnek i,se şunlardır.
ÖRT
ALT
ÜST
ART
kökleridir,bu durumda aslında ilk hipotez de geçerlidir,çünkü verilen örneklerdeki sözcüklerin son sesleri aynı sestir,bu ise bu sesin başka bir kelimeden sesler düşmesi sonucunda eklenmesiyle oluşmuştur.
Komik duruma düşmediğimi biliyorum ama bunu nedense açıklayamıyorum.
KELİME MASIL ÜRETİLİR
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2