Ana Sayfa
DİLİMİZİ KORUYALIM, ONA SAHİP ÇIKALIM
TÜRK DİLİ SEVDALILARININ BULUŞMA YERİ
Cevap Gönder
İngilizce konuşan Fransızlar!
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Mar 2005
Bildiriler: 125
Şehir: Vako-şi, Japonya
Alıntıyla Cevap Gönder
Bugünlerde Paris'te yapılan 26. Uluslararası Epilepsi Kurultayı'ndaki bildirilerden biri dikkat çekici: Bu bildiride dört Fransız hasta üzerinde yapılan bir çalışma tarif ediliyor. Bu Fransız hastalar karmaşık kısmi nöbet olarak adlandırılan sara nöbetleri esnasında İngilizce konuşmakta idiler. Dört hastanın da anadili Fransızca idi ve dördü de İngilizceyi ortaokul/lise sırasında öğrenmişti. Hastaların dördü de sağ ellerini kullanmaktaydı.

Hastaların elektroensefalografi (EEG) ve manyetik rezonans (MR) incelemeleri yapılmış. İki erkek hastanın nöbet esnasındaki incelemelerinde beyinlerinin sağ yarısında etkinlik gözlenmiş. İki kadın hasta ise nöbet ertesinde incelenmiş ve bu hastaların da beyinlerinin sol yarısında etkinlik saptanmış. Bu iki hasta kendilerine yöneltilen Fransızca sorulara İngilizce cevap vermişler.

Sağ ellerini kullanan kişilerin beyinlerinin sol yarısı baskındır. Nöbet esnasında yabancı dil kullanımı da beynin baskın olmayan yarısındaki etkinlikten kaynaklanır. Bahsi geçen ilk iki hastanın durumu buna uygundur. Nöbet ertesindeki yabancı dil kullanımı ise beynin baskın yarısındaki etkinlikten kaynaklanmaktadır. Bu da yukarıdaki ikinci iki hastanın durumunu açıklamaktadır.

Fakat satır aralarında Fransızların dil konusundaki hassasiyetini de görebiliyoruz: Nöbet esnasında dahi İngilizce konuşulmasına tahammülleri yok ki adamları bilimsel çalışmaya konu etmişler! Laughing

(Kaynak: Epilepsia 2005; 146: 139)


En son Çağrı Yalgın tarafından Prş Eyl08, 2005 22:52 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı kimliğini gösterÇağrı Yalgın tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 06 Hzr 2005
Bildiriler: 117
Alıntıyla Cevap Gönder
Gerçekten çok ilginç. Fransyzlaryn bu konudaki hassasiyetlerini biliyordum ama bu kadaryny bilmiyordum. Bu arada konusu açylmy?ken bendeki eksik bir bilgiyi (ilgilendi?in konulara bakynca) tamamlayabilece?ini dü?ünüyorum sevgili Ça?ry.

Bir zamanlar bir yerlerde "anadilin beynin sa? yarysynda çok özel bir bölgede i?lendi?ini" duymu?tum. Sonradan ö?renilen yabancy dillerin ise (kaç tane olursa olsun) beynin bir ba?ka yerinde ve çok daha küçük bir bölgede i?lendi?ini duydum.

Bundan yola çykarak bir kaç yorum yapylmy?ty:

1.E?er küçük ya?ta yabancy dil ö?renilmeye çaly?ylyrsa, beyindeki yabancy diller için açylan özel birim açylmyyor ve yabancy dilleri de ana dilin i?lendi?i kysymda i?lemeye ba?lyyor beyin. Bunun sonucunda da ne ana dilini ne de yabancy dili sa?lykly konu?amyyor. Yani diller birbirine giriyor. (Örnek: Bizim Alamancy çocuklarymyz. Ne Almancayy ne de Türkçeyi gerekti?i gibi konu?abiliyorlar.)

2. E?er ana dili ile ilgili olan bölüm iyi i?letilirse, sonradan açylan yabancy dille ilgili birim de görevini iyi yapyyor ve kaç tane olursa olsun mükemmel düzeyde yabancy dil konu?abiliyor. Hem de birini ötekine kary?tyrmadan.

?imdi, beni aydynlatmany istedi?im yer ?u iki konu:

1. Beyinde gerçekten böyle ayry birimler var my ve bunlaryn tam olarak yeri neresi?

2. Bu birimler ne zaman göreve ba?larlar?

Te?ekkürler.
Kullanıcı kimliğini gösterDorukhan tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 30 Mar 2005
Bildiriler: 125
Şehir: Vako-şi, Japonya
Alıntıyla Cevap Gönder
Sayın Dorukhan,

Bu sorduğunuz özgül soruların yanıtını bilmiyorum ama müsait bir zamanımda ilgili kaynaklardan tarayacağım. İlginiz ve sorularınız için teşekkür ederim.
Kullanıcı kimliğini gösterÇağrı Yalgın tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönder
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Gerçekten ilginç bir konu ve yaklaşım.

Bildiğimiz bir gerçek varsa, kişinin önce anadilini tam anlamıyla özümsemesinin gerekliliğidir. Bundan sonra başka dillerin öğreniminin kolay olduğu bilimsel verilerle doğrulanmıştır. Mantık da bunu gerektirmektedir.

Konu edilen yurt dışındaki çocuk ve gençlerin dil kullanımlarındaki yetersizliği bunun en güzel örneğidir. Sayın Dorukhan'ın da belirttiği gibi dil yetersizliği yüzünden iki dilin sözcükleri karışık olarak kullanılmaktadır. Bu da gittikçe yaygınlaşmakta ve Almanya'daki Türkçeyi tanınmaz bir hâle getirmektedir.

Dil kullanımı için beyinde hangi bölgenin kullanıldığından ziyade zaten küçük bir bölümü kullanılan beynimize gereken değerin verilmesi dileklerimle. Very Happy

_________________
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ DİLİMİZ İÇİN. tm
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Türk Dili Sevdalısı

Kayıt: 06 Hzr 2005
Bildiriler: 117
Alıntıyla Cevap Gönder
Madem konu derinle?iyor, o halde bu konuda edindi?im bilgileri biraz daha açayym diyorum. Belki de i?in en do?rusu, bu savy ortaya atan ki?iden do?rudan bir alynty yapylmasy olacak sanyrym. Y?te buyrun:

Alıntı:


Türkçe teknik açydan mükemmel bir dildir. Bu mükemmelli?in nedeni matematik ile olan iç içeliktir. Keza, ne yazyk ki Türkçe'nin, bu dili konu?anlara kurdu?u tuzak da buradadyr.

Kentli - köylü, e?itimli - e?itimsiz, do?ulu - batyly, vb... kültür çaty?malary dünyanyn her yerinde vardyr. Gene dünyanyn her yerinde iyi, kötü i?leyen bir "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci bu çaty?mayy kendi içinde bir takym sentezlere götürür. Türkiye bu açydan dünya genelinin biraz dy?yndadyr. Bizde "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci ya hiç çaly?maz, ya da akyl almaz bir yava?lykta çaly?yr. Sorun, ba?ka sebeplerin yany syra kullandy?ymyz dilden de kaynaklanmaktadyr. Dü?ünme, kendi kendine sözsüz konu?ma olarak kabul edilirse (bence öyledir), anadilin ki?ilerin dü?ünce yapysy üzerinde etkili oldu?unu da kabul etmek gerekir; insanlar kendi anadillerinde dü?ünürler. Türklerin büyük paradoksu i?te buradadyr. Teknik açydan mükemmel bir dil olan Türkçe, kendi dy?ymyzdaki dünyayy kendimizce de?i?tirmeden, oldu?u gibi algylamaktaki en büyük engelimizi olu?turmaktadyr.

Örne?in, Türkiye dy?yna yabancy i?çi olarak giden ilk nesil gerek bulunduklary ülkenin dilini ö?renme, gerekse oradaki ya?am biçimine ayak uydurma konusunda muhte?em bir direni? gösterdiler. Bu direni?in boyutlary o denli büyük oldu ki, ba?ka hiç bir diasporada gözlenmeyen geli?meler ya?andy. Türk diasporasy, gettola?yp kendi kültürünü gene kendi içine kapanyk bir çevrede ya?ayacak yerde, kendi kültür kurumlaryny o ülkeye ithal etti. Asimile olmaya en dirençli kültürlerden biri kabul edilen Yspanyollar, gittikleri yere sadece gazetelerini ve bazen de radyolaryny ta?ymakla yetinirken; Türklerin bunlara ek olarak (hem de birden çok) televizyon kanallary ve hatta kendi fast-food'lary (lahmacun, döner, vs...) oldu. Bunlary ba?aran insanlaryn yeteneksiz olduklaryna, uyum sa?lamayy da bu yeteneksizlikleri yüzünden beceremediklerine hükmetmek en azyndan adil ve gerçekçi olamaz. Keza, böylesine önemli bir kültür direni?i gösterenlerin, orada do?an çocuklaryny e?itirlerken, bunca sahip çyktyklary kültürlerini göz ardy etmi? olmalary da dü?ünülemez. Ancak gözlemlenen o ki, orada do?an ikinci nesil, gene sözgelimi Yspanyollar arasynda hiç görülmedi?i kadar hyzla asimile oldu. Bunun nedenini evdeki Türkçe'nin yany syra okulda ö?renilen ve ev dy?ynda ya?anan, o ülkenin dili faktöründe aramak çok yanyltycy olmayacaktyr.

Biz Türkler, konu?mayy ö?renirken farkly durumlaryn farkly kavramlar olu?turdu?unu, bu farkly kavramlaryn da farkly adlary olmasy gerekti?ini ö?renmeyiz. Ayny ady ta?yyan farkly kavramlary birbirinden ayyrmaya yarayacak sezgisel (sezgisel => do?al => matemetiksel) yöntemin kurallaryny ö?renmeye ba?laryz. Sezgiselli?e ko?ullanmy? beyinler ise dy? dünyayy hiçbir de?i?ikli?e u?ratmadan, oldu?u gibi algylamayy bilemediklerinden, bildikleri tek yönteme yani kendilerince anlam çykarsamaya veya ba?ka bir ifadeyle "sezdikleri gibi algylamaya" yönelirler.

Algyladyklary kavramlaryn tümü kendi çykarsamalary do?rultusunda ?ekillenmi? olan, kendilerince tanymlanmy? bir dünyada ya?ayan insanlara ula?an mesajlardaki kodlar ne kadar "herkesçe bir örnek" algylanabilir? Üzerinde emek harcanmaya de?er temel sorulardan biri budur. Bu sorunun yanyty belirginle?tikçe, neden batydaki sistemlerin bir türlü Türkiye'de olu?turulamady?y sorusunun yanyty da belirginlik kazanabilir.

Türkçe'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bu özel durum ku?kusuz tüm ileti?im alanlary için geçerlidir. Yunus Emre'nin okumasy, yazmasy olmayan göçebe Türkmen boylary arasynda 700 yyl boyunca bir nesilden di?erine büyük bir sadakatle, sözlü kültür ürünü olarak aktarylmasynyn ardynda Türkçe'nin sezgiselli?ini sonuna kadar kullanmadaki becerisi vardyr. Tanzimat ve Cumhuriyet aydynlarynyn bir türlü geni? kitlelere seslerini duyuramamalarynyn nedeni de gene ayny denklemin içinde aranmalydyr. Fransyz gibi, Alman gibi dü?ünmeyi ö?renenler, meramlaryny anlatyrken bunu yeni ö?rendikleri dü?ünce sistemati?i içinde yapmaya kalky?my? ve Türk gibi anlatmayy becerememi? olduklaryndan ba?arysyz kalmy?lardyr.

Mesajlar sadece algylanabildikleri kadar etkili olurlar. Mesajlary üretenlerin kendi konularyna ne kadar hakim olduklary mesajyn bütünlü?ü açysyndan önemlidir ama, hitap edilen ki?ilerin kendilerine yönelen mesajlary nasyl algyladyklary her ?eyden daha önemlidir.
Yazan : Ahmet Akar




Yazy aslynda biraz daha uzun ve "TÜRKÇE ÜZERYNE MATEMATYK BYR MODELLEME" adyny ta?yyor. Türkçenin matematik ve mantyk yapysyny çok ince bir ?ekilde anlatyyor. Ylgilenen olursa yazynyn di?er bölümlerini de daha sonra gönderirim. Bence muhte?em bir inceleme olmu?.
Kullanıcı kimliğini gösterDorukhan tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderMSNM
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Makalenin tamamy için a?a?ydaki ba?lantyyy tyklayynyz.

http://www.dilimiz.com/forum/viewtopic.php?t=408


Not: Bu makele daha önce sitemiz içinde yayynlanmy?ty ama bulamyyorum. E?er gözünüze ili?irse lütfen bildirmenizi rica ediyorum.

Teknik olarak ayny konulary içeren tekrarlar, gereksiz alyntylar (örne?in: Bir üst yorumun aynen alynty olarak yeni bildirilere eklenmesi gibi.) yazy?malyk alanymyzy zorlamaktadyr. Zamanla yer sykyntysy ya?anabilece?i endi?esiyle bu konuya özen gösterilmesi rica olunur. Takip etmekte zaman zaman zorlandy?ym bu gibi durumlarda uyaryda bulunmanyzy rica ediyorum. Bu sayede konu bütünlü?ü ve güncellemeleri izleme olana?ymyz, ar?ivimiz daha da de?er kazanacaktyr.

Saygylarymla
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
Misafir


Alıntıyla Cevap Gönder
Sayyn Tahsin Melan,
A?elimizdeki (sitemizdeki) "ALINTI" uygulamasyna son verirsek sanyrym i?lerimiz daha kolay yürüyecektir. Çünkü zaten alynty yapylmasy gerekiyorsa istenen bölümler kopyalama yoluyla alynty yapylabilmektedir. Örne?in ben de alynty gereksinimi duydu?umda hep öyle yapyyorum. Aksi takdirde, bir satyrlyk alynty yapayym derken yazynyn tamamy alynmakta, bu da sözünü etti?inz sykyntylara neden olmaktadyr. Arkada?lar da uygun görürlerse böyle yapalym my?
Site Sorumlusu

Kayıt: 29 Ekm 2004
Bildiriler: 1514
Şehir: Frankfurt
Alıntıyla Cevap Gönder
Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkürler. Benim anlatmaya çalıştığım da buydu. Aslında elimden geldikçe bu tür alıntıları siliyorum. Belki arkadaşlar farkındadır. Very Happy Eğer bunu uygularsak beni teknik açıdan çok rahatlatmış olursunuz. Gerektiğinde elbette alıntı yapılacaktır.

Saygılar
Kullanıcı kimliğini gösterTahsin MELAN tarafından gönderilen tüm bildirileri bulÖzel bildiri gönderE-mek gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
İngilizce konuşan Fransızlar!
Bu yazışma ortamında yeni konular açamazsınız
Bu yazışma ortamında bildirilere cevap veremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri değiştiremezsiniz
Bu yazışma ortamında bildirileri silemezsiniz
Bu yazışma ortamında anketlerde oy kullanamazsınız
Tüm saatler GMT +2 Saat  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  

  
  
 Cevap Gönder  
Yeni Sayfa 2